Aralık 2004 itibarıyla, Almanya'da yaklaşık 7 milyon yabancı, Alman vatandaşlığına geçmiştir.Décembre : Près de 6 millions d'Allemands sont au chômage.
Duveyri aynı zamanda Fransa vatandaşlığına sahiptir.Đelić possède également la nationalité française.
Vatanın cesur evladı ebediyete kavuştu.Le Fils procède du Père par génération éternelle.
Federasyonda, sadece federal hizmetini tamamlamış vatandaşların oy hakkı vardır.La Fédération ne permet qu'à ceux qui terminent une période de Service fédéral de voter.
1924'te 284 Yahudi 62 Müslüman vatandaşlık talebinde bulundu.En 1924, ils sont 284 contre 62 musulmans à demander la naturalisation.
Birçok Arap vatandaşı da, savaşa felaket olarak bakar.De nombreux Allemands se sentent coupables de la guerre.
Bir yıl sonra ise, 1877’de matbaanın kapıları halka açılmış olup, vatandaşların ziyaretine sunulmuştur.Un an plus tard, en 1877, il était possible de visiter l'imprimerie et la maison d'habitation attenante.
Yun Suk-Young (13 Şubat 1990) doğumlu, Güney Kore vatandaşı futbolcudur.Yun Suk-young, né le 13 février 1990, est un footballeur sud-coréen.
18 yaşındayken Fransız vatandaşı olabilmiştir.Il prend la nationalité française à 18 ans.
Jay daha sonra Amerika Birleşik Devletleri vatandaşı oldu.Peu après, Perry devient un citoyen israélien.
Yabancı, bulunduğu ülke ile vatandaşlık bağı olmayan kişi.Un étranger est une personne qui n'a pas la nationalité du pays où il se trouve au moment concerné.
Şu anda ABD vatandaşıdır.Il est maintenant citoyen américain.
Bazı vatandaşlarımız diyor ki, "sen benim istemediğim bir şeyi yapamazsın.Il dit : mes frères, je vous en prie, ne me faites pas de mal.
İngiltere'de vatana ihanet suçu 1351 tarihli Treason Act ile tanımlanmıştır.Une autre législation importante incluait le Treason Act de 1351, concernant l’acte de trahison.
Suriye asıllı Alman vatandaşıdır.Zammar est un citoyen allemand né en Syrie.
Çocukluğu Londra ve Chicago arasında geçmiş ve hem İngiliz hem de Amerikan vatandaşlığına sahiptir.Son enfance a été partagée entre Londres et Chicago, il a les deux nationalités, britannique et américaine,,.
Bütün Alman vatandaşları eşit haklara ve yükümlülüklere sahiptir.Tous les citoyens ont les mêmes droits et les mêmes devoirs.
Kanunda vatandaşlığın kaybedilmesi hükmünü içeren cezalar neticesine Türk vatandaşlığı kaybedilebilir.Le rejet de l'islam peut être sanctionné par la perte de la citoyenneté.
Yunan'lar yasal lord olan IV. Aleksios'u öldürdüklerinden beri vatan haini ve katildiler.Tout d'abord, les Grecs sont des traîtres et des assassins, car ils ont tué leur seigneur, Alexis IV.
Aynı zamanda Avustralya vatandaşıdır.Il est également international australien.
1969 yılında İspanya'ya yerleşen Betty, 1972 yılında İspanyol vatandaşlığına geçmiştir.Elle s'installe en Espagne en 1969, et obtient la nationalité espagnole en 1972.
Abramoviç Rus ve İngiliz çifte vatandaşlığına sahiptir.Novoselov détient la double nationalité Russe et Britannique.
Bu sayede Umman vatandaşları Dünya'da seyahat özgürlüğü açısından 72. sırada yer almaktadır.Il reste ainsi au 22e rang mondial par trafic total de marchandises.
Bu adam da onlar gibi vatanperverdir.Ce dernier est aussi son parrain.
Arsa bize göre bizim vatanımızdı çünkü."Le terrain, c'est notre raison d'être. ».
Beyler Bu Vatana Nasıl Kıydınız? 09.Hein ?... qu'en dites-vous, mes maîtres ?
Kendisi Rusya vatandaşı.Il est de nationalité russe.
Carpe diem) Concordia civium murus urbium Vatandaşlar arasında uyum, işte bir şehrin surları budur.Concordia civium murus urbium « La concorde entre les citoyens, voilà la muraille des villes. » (Proverbe ? ).
Yahudiler onun zamanından bir süre sonra, kurtuluşa ermek yerine vatanlarından sürüldüler.Les juges reviennent sur leurs jugement et lui attribue la victoire.
Altmışlı yılların başında Sovyet vatandaşlığına kabul edildi.Dans les années 1960, elle reçoit la citoyenneté soviétique.
Ortak bir vatandaşlık olmayacak.Il n’y a pas de condition de nationalité.
1807 - Amerika Birleşik Devletleri eski Başkan Yardımcısı Aaron Burr, vatana ihanet iddiasıyla tutuklandı.1807 : Aaron Burr est arrêté, accusé de conspiration.
Vatandaşların halk oylaması çağrısı yapabilmesi için ise 430.000 seçmenin imzası istenir.Le référendum d’initiative populaire est possible à partir de la demande de 30 000 électeurs.
Bu ilandan kısa bir süre sonra, İngiliz vatandaşı olmuştur.Il est bientôt naturalisé britannique.
Proje için birçok ülke vatandaşları tarafından para yardımı yapılmıştır.Beaucoup d'habitants de la ville donnèrent de l'argent pour le projet.
2011 yılında Amerika Birleşik Devletleri vatandaşı oldu.Il est devenu un citoyen américain en 2011.
Bu çağrıya yaklaşık 300 bin vatandaş uymuş ve kilise inşası için bağışta bulunmuşdür.Près de 700 professionnels ont répondu présents et sont venus célébrer la création européenne.
Ortalama bir Amerika vatandaşı yıllık ortalama 3 mSv doza maruz kalmaktadır.Par exemple, l'exposition moyenne est de 3 mSv par an par personne aux États-Unis.
Kanada ve ABD vatandaşıdır.Il est également citoyen du Canada et des États-Unis.
Bu görevin yerine getirilmesini denetlemek ise vatandaşın hak ve görevleri arasındadır.Elle est précédée d'une Déclaration des Droits et Devoirs du citoyen.
Aynı zamanda Türk vatandaşıdır.Il est également international turc.
Bu nüfusun önemli bir kısmı, yaşadığı ülkenin vatandaşıdır.Ils doivent tous posséder la nationalité du pays qu’ils représentent.
Belenyaka mahallesi, farklı bölgelerden gelen vatandaşlardan oluşmaktadır.En fait, son conseil d'administration est composé de personnes originaires de différentes régions acadiennes.
Avrupa Parlamentosu AB vatandaşlarını temsil eden seçme organıdır.Le Parlement européen est le corps élu représentant les citoyens européens.
Seedorf'un Surinam vatandaşlığı da bulunuyor.C'est également le cas de la cuisine du Surinam.
Ertesi yılın Temmuz ayında başlayarak, Kanada pasaportları yalnızca Kanada vatandaşlarına verildi.En juillet 1948, les premiers passeports canadiens commencèrent à être délivrés aux citoyens canadiens.
Olayda beş sivil Türk vatandaşı hayatını kaybetti.Ce sont 5 civils enfants qui y perdront la vie.
Çeşitli cephelerde Büyük Vatanseverlik Savaşı'nda görev aldı.Il a été commissaire de plusieurs expositions nationales sur la Grande Guerre.
Ayrıca arkadaşı azatlı köle-yönetici Polybius'un da vatana ihanet suçundan idam edilmesini engelleyememiştir.Il ne parvint pas non plus à empêcher l’exécution en 47 de son compagnon affranchi Polybe pour trahison.
Bu tüm vatandaşlar için geçerliydi.Cela suffisait pour l'ensemble des populations.
Tüm vatandaşların en az dokuz sene okul eğitimi görmesi şart.Tous les citoyens ont droit à 9 ans d'enseignement général obligatoire.
1987 - Macaristan'ın sınırı açmasıyla, binlerce Doğu Alman vatandaşı ülkelerinden ayrılmaya başladı.Hongrie : ouverture des frontières avec l'Autriche; l'exode des Allemands de l'Est devient massif.
Vatanseverlik bir mezhep haline gelmişti.Il devient un emblème patriotique.
Uyrukluk tabiyet, vatandaşlık yurttaşlık yerine kullanılmaktadır.Les droits politiques s'exercent au lieu du domicile.
Vize gerektiren ülke vatandaşları ise tek bir giriş için vize ve 30 gün kalmalarına izin verilir.Le système s'appelle ASAN Visa et les visas sont délivrés pour une visite à entrer unique jusqu'à 30 jours.
Almanya doğumlu olan Schuster, 1870 yılında Manchester'a göç etti ve 1875 yılında Britanya vatandaşı oldu.Schuster est naturalisé citoyen britannique en 1875.
Küçük yaşlarında ailesi ile Amerika Birleşik Devletleri'ne göçüp Amerikan vatandaşlığına geçmiştir.Très jeune, il s'installe dans sa famille américaine et prend la nationalité du pays.
Fransız vatandaşı olur ve Fransız bir hanımla evlenir.Il se marie à une Française.
Savaştan sonra mahkûm edildi ve vatana ihanet suçundan idam edildi.Capturé à la fin de la guerre, il est exécuté pour haute trahison.
27 Mart 1935 tarihinde Gestapo görevlilerince vatana ihanet suçlamasıyla tutuklanmıştır.Le 23 mars 1970 Tashi est formellement accusé de trahison.