varsayım ile cümle
varsayım kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bu varsayım daha sonra The New York Times tarafından reddedilmiştir.Позднее эта информация была подтверждена информационным агентством New York Times.
1927 yılında Heisenberg bu varsayımların doğru olmadığını kanıtlamıştır.في عام 1927 أثبت هايزنبيرغ عدم صحة هذه الفرضيات.
(Sonraki araştırmacılar bu varsayıma tekrar başvurmuşlardır.)(قام العلماء في وقت لاحق بإعادة النظر في هذا الافتراض).
Bu "eşit olasılık" varsayımı, derin şekilde kökleşmiş bir sezgidir (Falk 1992:202).إن افتراض "الاحتمالات المتساوية" لها جذور بديهية (Falk 1992:202).
Bu hipotez atomların bölünmez olduğunun antik varsayımını çürütmek için önemli bir adım oldu.كانت تلك الفرضية خطوة هامة في دحض الافتراض القديم بأن الذرات غير قابلة للانقسام.
Bu iddialar artık yerel gerçekçilik olarak bilinen teşkil doğası hakkında varsayımlar üzerine kurulmuştur.تستند هذه الادعاءات على افتراضات حول الطبيعة وتشكل ما يعرف الآن بالواقعية المحلية.
Ancak bu sadece bir varsayımdır.)بما يعني أن الموقف اتسم بالتحفظ.)).
Unutma eğrisi bellekte tutmanın zamanla azalması varsayımıdır.والآن دعونا نفترض أننا نتخلي عن فرضية أن الساعات متزامنة.
Varsayım belirgin olmalıdır.الحقائق أكدت حدسي.
Dolayısıyla herhangi bir varsayım yönünde kanıt aramak muhtemelen başarılı bir sonuç verecektir.إذًا فإنّ أيّ بحث عن أدلّة لصالح افتراض ما، غالبًا ما ينجح.
Başka varsayımlarda da bütün evrenin, gözlemlenebilir evrenden 250 kat büyük olduğu şeklindedir.وهنالك تقديرات أقل تُدلي بأن حجم الكون بأكمله يتجاوز حجم الكون المرصود بـ 250 ضعفاً.
Bu durum ‘gri cisim varsayımı’ olarak bilinmektedir.ويعرف هذا الافتراض "بفرضية الأجسام الرمادية".
(Bu sonuç, 150 yıl sonraki Weil varsayımlarının da çıkış noktası olmuştur.)(قرأت في صحف اليوم التالي أن 150 عمودًا قد سقطت).
Bu da çelişkiye yol açar ve Varsayım (X) olarak söylediklerimizin doğru olmadığını gösterir.يوجد لدينا هنا تناقض، وبالتالي فقد عرضنا أن افتراضنا بأن ل موجودة غير صحيح.
Bu varsayımın yanlış olduğu ortaya çıktı.وأثبتت النتائج خطأ هذا الافتراض.
Bu sonuca varmak için herhangi bir bağımsızlık varsayımına gerek duyulmamaktadır.عند هذه النقطة، لا ينبغي تجاهل أي فرضية.
Fransa'da yaşayan Müslümanların sayısı konusundaki varsayımlar oldukça değişkendir.As estimativas do número de muçulmanos na França variam amplamente.
Kanıtları daha kolay ve kısa tutmak için bu varsayım genellikle yapılır.Esta suposição muitas vezes é usada por tornar as provas mais curtas e fáceis.
Varsayıma göre insanlar doğru olmayan bir şeye inanırlarsa sürekli kuşkular yaşayacaklardır.A assunção é que, se as pessoas acreditam em algo falso, irão ser constantemente assoladas por dúvidas.
Varsayım gezegen ortamının yapay yollarla değiştirilmesine dayanır.O conceito baseia-se no pressuposto de que o ambiente de um planeta pode ser alterado por meios artificiais.
Gerçekten, Boolos'un üçüncü açıklaması bu varsayımı çürütmektedir.E, de fato, a terceira observação de esclarecimento de Boolos explicitamente refuta essa hipótese.
Whybray, varsayımların mantıksız ve çelişkili olduğunu ileri sürer.Nele, Caplan mostra que ambas, escolhas e decisões, são inerentemente irracionais.
Bu sonuca varmak için herhangi bir bağımsızlık varsayımına gerek duyulmamaktadır.Note-se que nenhuma suposição de independência é requerida.
Ancak, bu varsayım yıkılabilir.Esta suposição pode ser enfraquecida.
Bir sonlu varyans Var(X1) = Var(X2) = ... = σ2 < ∞ varsayımına ihtiyaç yoktur.A suposição da variância finita Var(X1) = Var(X2) = ... = σ2 < ∞ não é necessária.
Demir yıldız, Evrende 101500 yıl sonra oluşabilen varsayımsal yıldız türüne verilen ad.Em astronomia, uma estrela de ferro é um tipo de estrela que pode ocorrer no universo em 101500 anos.
Bu varsayım, bazı akademisyenler tarafından sorgulanmıştır.Essa atribuição, contudo, foi discutida por alguns acadêmicos.
Beatrix on yaşındayken Hollanda tahtının varsayımsal mirasçı oldu.Assim, Beatriz tornou-se herdeira presuntiva da coroa real neerlandesa aos dez anos de idade.
Bu varsayım daha sonra The New York Times tarafından reddedilmiştir.Foi preso somente após invadir o New York Times.
Ancak, bu iki yaklaşım farklı varsayımlara dayandırılmıştır.As duas perguntas são sutilmente diferentes.
Varsayımlar bir dilin içindeki saklı anlamlardır.Uma das supostas razões pode ser um substrato céltico nestas línguas.
Bir varsayımın kullanılabilir bir varsayım olması da gerekmektedir.Qualquer suposição será uma adivinhação.
Bu davranışa sahip akıma, varsayımsal akım denir.Este tipo de suposição pessoal é chamada de suposição discreta.
Revaleleri kitlesel yok oluşlara bağlayan varsayımlar da geliştirildi.As questões relacionadas à perseguição das pessoas que possuem superpoderes também foram ampliadas.
Süpereş(İngilizce:Superpartner veya Sparticle), parçacık fiziğinde bir varsayımsal temel parçacıktır.Em física de partículas uma s-partícula (ou superpartner em inglês) é uma partícula elementar hipotética.
Dilsel yeniden yapılandırma kullanarak, Proto-Hint-Avrupa dilinin varsayımsal özellikleri çıkarılmıştır.São reconstruídos os fonemas apresentados abaixo para a língua protoindo-europeia.
Bu varsayımlar aşağıda anlatılmıştır.Essas regras estão descritas nas subseções abaixo.
Varsayım sağlam bir mantığa dayanmalıdır.O processo lógico exige uma razão suficiente.
Dolayısıyla herhangi bir varsayım yönünde kanıt aramak muhtemelen başarılı bir sonuç verecektir.Assim, qualquer pesquisa por evidências em favor de uma hipótese está propensa a ter sucesso.
(Star Trek gezegeni ile ilgisi yoktur, fakat belki varsayımsal gezegenden esinlenilmiştir).(O soprano começa, muito apropriadamente: Sinto o ar de outro planeta...
Basılmamış bir kitapla ilgili varsayım üzerine gelmişler" diye konuştu.“Por uma edição de livros sem preconceitos”.
Bu varsayımlar, günümüzde pek geçerli değildir.Embora estes tenham pouca relevância prática hoje.
Portekiz ve Galiçya'yı birleştiren varsayımsal haritaMapa hipotético, unindo Portugal e Galiza.
Onun bir varsayımı vardı.Alapin was een vorser.
Bu varsayım herhangi bir katı fosil kanıtına dayanmamaktadır.Deze hypothese wordt echter niet onderbouwd door fossiel bewijs.
Kanıtları daha kolay ve kısa tutmak için bu varsayım genellikle yapılır.Dit is meestal een indicatie dat de voorslag snel en kort gespeeld moet worden.
Süpereş(İngilizce:Superpartner veya Sparticle), parçacık fiziğinde bir varsayımsal temel parçacıktır.Een superpartner (of sparticle) is een hypothetisch elementair deeltje.
Fransa'da yaşayan Müslümanların sayısı konusundaki varsayımlar oldukça değişkendir.De mate waarin Chinese moslims vrome gelovigen zijn kan sterk variëren.
Varsayım yeni bilgiler üretmelidir.De uitvinding moet nieuw zijn.
Ancak 1990'lı yıllarda alınan gözlem sonuçları bu varsayımla çelişmektedir.Echter, gericht onderzoek in de jaren 1990 leverde hiervan geen bevestiging.
Varsayım belirgin olmalıdır.Enige geoefendheid is aan te raden.
Bir varsayıma göre ise Alman denizaltı avcısı tarafından batırıldığı söylenmektedir.Het vermoeden bestaat dat het vliegtuig is neergeschoten door een Duitse jager.
Ancak, bu varsayımın bir yüksek boyutlu analogu çözüldü.In deze werken kwam zijn scherp analytisch oordeel naar voren.
Ancak, süreklilik varsayımı yerine ayrık daha sürekli olarak sıvıları görmektedir.Doch daarnaast heeft hij de zeldzame gave om dat wat hij zien laat, op zijn voordeligst te doen uitkomen."
Bu davranışa sahip akıma, varsayımsal akım denir.De stijl doet die echtheid echter wel vermoeden.
Bu konuda tartışmalar sürmekte olup, çeşitli varsayımlar ortaya atılmıştır.Bij de redenering die hiertoe leidde, zijn diverse vraagtekens geplaatst.
Örneğin "Karını dövmeyi bıraktın mı?" tarzında bir soru karını geçmişte dövdün varsayımını içerir.Np. pytanie „kiedy przestał pan bić żonę?” zakłada, że osoba pytana biła żonę.
Ancak bu sadece bir varsayımdır.)To tylko rzeź.).
Varsayımda kullanılan kavramlar açıkça tanımlanmalıdır.Dlatego musimy mieć pewność, że posługujemy się pojęciami o precyzyjnie ustalonym znaczeniu.
Varsayım 2: İnsanın çocuğu insandır.2: Prolog ludzkiego życia.