varlıklı ile cümle
varlıklı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Sonunda Berlin'de boyama işi yapmak için varlıklı Alman hayırseverler tarafından desteklenen kredi aldı.Németországi kiállításait Bertold Heimbürge festőművész és galériatulajdonos segítségével rendezi.
Varlıklı bir ailenin oğlu olarak dünyaya gelmiş ve iyi bir eğitim almıştır.Gazdag családból származott és jó nevelést kapott.
Modest Musorgski: Varlıklı bir ailenin çocuğudur.Gazdag moszkvai nemesi család gyermeke.
Varlıklı insanlar tedavilerini genellikle yurtdışında gerçekleştirmektedirler.A munkalehetőség nagyon szegényes, a lakosok többnyire külföldön keresnek munkát.
Kent seçkinleri dinsel önderler, varlıklı toprak sahipleri ve yüksek rütbeli sivil memurlardan oluşmakta idi.Családtagjai gazdag földbirtokosok voltak és magas kormányzati tisztségeket is betöltöttek.
Sanatçı varlıklı bir aileye sahip değildi.Toimeentulosta ei ollut huolta, olihan hän varakkaasta perheestä.
İstanbul'da geçen öykülerinde ise güzel ve varlıklı kadınlara rastlanır.Bondin seikkailuihin kuuluu aina kauniita ja eteviä naisia.
Varlıklı kesim, şeker yönünden zengin besinler tüketmekteydi ve bu durum dişeti hastalıklarına neden oluyordu.Aine ärsyttää voimakkaasti silmiä aiheuttaen kyynelvuotoa.
Lukacs, varlıklı bir Yahudi ailesinden gelmektedir.Zweig syntyi varakkaaseen juutalaiseen perheeseen.
İstanbullu, varlıklı bir ailenin kızıydı.Prohorova), oli rikkaan tehtaanomistajan tytär.
Eski Mısır toplumunun varlıklı sınıfları, ayrıca tekne gezileri ve avcılıktan hoşlanırlardı.Τα πλούσια μέλη της αρχαίας Αιγυπτιακής κοινωνίας απολάμβαναν επίσης το κυνήγι και τα ταξίδια με πλοία.
İhtiyar ise varlıklı bir kişidir.Ο αντίθετος όρος είναι persona grata.
Sanatçı varlıklı bir aileye sahip değildi.Ένας τεχνίτης δεν μπορούσε να έχει υπαλλήλους.
Wolfram varlıklı bir çevrede büyüdü.Η Γκάρνερ μεγάλωσε σε ένα συντηρητικό περιβάλλον.
Annesi varlıklı bir Viyana ailesindendi.Οι γονείς του ανήκαν στην καλή κοινωνία της Βιέννης.
İhtiyar ise varlıklı bir kişidir.Den voksne er et bedre menneske.
Bu arada varlıklı ipek tüccarı Otto Wesendonck ve eşi Mathilde ile tanıştı.Den anden inspirationskilde var forfatterinden Mathilde Wesendonck, silkehandler Otto von Wesendoncks kone.
Lukacs, varlıklı bir Yahudi ailesinden gelmektedir.Lukács kom fra en velhavende familie fra det jødisk-ungarske borgerskab.
Kendi evine sahip olacak kadar varlıklı olduğu görülmüştür.Han modtog det nærmest for at kunne stifte sit eget hjem.
Bu Yahudiler Avrupa'daki en varlıklı ve en entegre olmuş Yahudilerdi.Sammen hjalp de Berlins fattigste jøder.
Katliamlar sadece üçüncü dünya ülkelerinde değil varlıklı batı ülkelerinde de görülmektedir.Dette gjelder ikke bare i den tredje verden, men også i vestlige land.
Yine de subayların çoğu varlıklı Kartacalılardı.Flere av seriens offiserer hadde levende forbilder i virkeligheten.
Varlıklı kişiler için pek çok şey daha farklıydı.Berbagai hal adalah berbeda bagi orang kaya.
Lukacs, varlıklı bir Yahudi ailesinden gelmektedir.Lion berasal dari keluarga Yahudi yang kaya raya.
Eski Mısır toplumunun varlıklı sınıfları, ayrıca tekne gezileri ve avcılıktan hoşlanırlardı.Orang-orang kaya di Mesir Kuno juga gemar berburu dan berlayar untuk hiburan.
Kendi kaynakları üzerinde denetim sağladıkları andan itibaren taşra giderek daha varlıklı oldu.Setelah menguasai sumber daya mereka sendiri, provinsi-provinsi menjadi lebih kaya.
Yine de subayların çoğu varlıklı Kartacalılardı.Namun, kebanyakan perwira yang mengkomandokan tentara adalah penduduk Kartago.
Sadece bazı varlıklı aileler çocuklarına özel öğretmen tutabilecek durumdaydı.Hanya keluarga tertentu atau yang berkecukupan untuk dapat memberikan pendidikan tinggi untuk anaknya.
Louis (Pitt) varlıklı bir gençtir.Charlie Bucet adalah seorang anak yang miskin.
Eski Mısır toplumunun varlıklı sınıfları, ayrıca tekne gezileri ve avcılıktan hoşlanırlardı.Những thành viên giàu có của xã hội Ai Cập cổ đại rất thích săn bắn và chèo thuyền.
Mesela rico; zengin, varlıklı anlamına gelmektedir.Ân Phú, theo nghĩa chữ Hán 殷富 là giàu có thịnh vượng.
Varlıklı bir ailenin çocuğudur.Ông là con của một gia đình giàu có.
Varlıklı insanlar tedavilerini genellikle yurtdışında gerçekleştirmektedirler.Người giàu Afghanistan thường đi ra nước ngoài khi tìm cách chữa trị.
Her geri dönüşlerinde daha da varlıklılaştılar.Khi quay trở lại, chúng trở nên hợp tác hơn.
Nate Archibald St. Jude's Erkek Okulunun varlıklı, iyi görünümlü bir lakros oyuncusu.Nate Archibald là tay chơi bóng vợt đẹp trai, giàu có của trường nam sinh St. Jude's School for Boys.
Babası varlıklı bir eyer yapımcısıydı.Cha của cậu là một chủ nhà máy giàu có.
Severus, Equestrian sınıftan seçkin ve varlıklı bir ailesinden geliyordu.Severus xuất thân từ một gia đình giàu có và cao quý, thuộc tầng lớp kị sĩ.
Anna doğduktan sonra Marina, Mısır'ın İskenderiye şehrine taşındı ve varlıklı bir Avusturyalı ile evlendi.母マリーナはアンナを生んだ後、娘を実母に預けてアレクサンドリアへ渡り、裕福なオーストリア人と結婚した。
Âilesi, gübre üretimi yapan sanayici, oldukça varlıklı bir aileydi.生家は米穀・肥料を扱う商家で、裕福な家庭だった。
Varlıklı bir ailede dünyaya geldi.金持ちの家で育った。
Emmy, varlıklı bir fabrika sahibinin beş çocuğundan biri olarak doğdu.エフィーはパースの裕福なビジネスマンの家庭に、15人兄弟の長女として生まれた。
Ailesi varlıklı değildi.家庭は裕福ではなかった。
Kendi evine sahip olacak kadar varlıklı olduğu görülmüştür.どうやらまだ自分の家の中に居るものと思わされているらしい。
Daha önce varlıklı olan sonradan yoksullaşmış bir ailenin çocuğuydu.先頃亡くなった大富豪の甥。
Maidalchini'nin ailesi çok varlıklı olmamasına rağmen iki zengin adamla evlendi.オリンピアの生家は裕福とは言えなかったが、彼女は資産家の男性と2度の結婚をした。
Ailesi varlıklı değildi.他的家庭并不富裕。
Mesela rico; zengin, varlıklı anlamına gelmektedir.利:即「富」,指富有。
80 yaşında varlıklı ve nüfus sahibi biridir.38歲的壯年男性。
Anna Sergeyevna Odintsova – Varlıklı bir dul olan Anna, nihilist arkadaşlarını malikanesinde ağırlamaktadır.安娜·谢尔盖耶芙娜·奥金左娃(Anna Sergeevna Odintsova):一位富有的寡婦,她用她的遺產來招待那些虛無主義的朋友。
Édouard Manet, 23 Ocak 1832'de Paris'te varlıklı ve birbirine bağlı bir ailenin üyesi olarak doğdu.1832年1月23日马奈出生于巴黎的一个富裕家庭。
Ailesi Kütahya'da dönemin en varlıklı ailelerindendi.贝拉斯科家族是中世纪时卡斯蒂利亚最有权利的家族之一。
Maderi varlıklı bir sanayici ailesi kökenliydi.这就是一个企业家的爱国情怀。
Varlıklı bir ailenin oğlu olarak dünyaya gelmiş ve iyi bir eğitim almıştır.부유한 세무 관리의 아들로 태어나 다양한 교육을 받았다.
Mesela rico; zengin, varlıklı anlamına gelmektedir.부: 부유하게 사는 것을 의미한다.
Varlıklı bir ailede dünyaya geldi.부유한 가정에서 성장하였다.
Édouard Manet, 23 Ocak 1832'de Paris'te varlıklı ve birbirine bağlı bir ailenin üyesi olarak doğdu.에두아르 마네는 1832년 1월 23일 프랑스 파리의 부유하고 화목한 가정에서 태어났다.
Sadece bazı varlıklı aileler çocuklarına özel öğretmen tutabilecek durumdaydı.רק משפחות עשירות יכלו להרשות לעצמן מורה.
Nicholas Bulstrode — Mr. Vincy'nin kız kardeşi Harriet ile evli olan varlıklı bankacı.ניקולס בולסטרוד - בנקאי עשיר שנשוי לאחותו של מר וינסי, הארייט.
Epey varlıklıydı, bir evi, arazisi ve en az iki atı vardı.הכפר היה עשיר ועתיר נכסים והיו בו שני מכוני מים ומגדלי מים.
Takahaşi, Japonya'nın en varlıklı manga sanatçılarından biridir.טקהאשי היא אחת מהנשים העשירות ביותר ביפן.