varlıklı ile cümle
varlıklı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Ressamın ailesi varlıklı sayılırdı.A família de Publícola era muito rica.
Eski Mısır toplumunun varlıklı sınıfları, ayrıca tekne gezileri ve avcılıktan hoşlanırlardı.Os membros ricos da sociedade egípcia praticavam caça e davam passeios de barco também.
Varlıklı kişiler için pek çok şey daha farklıydı.As regras são diferentes para mais pessoas.
Wolfram varlıklı bir çevrede büyüdü.Clarissa cresceu em um ambiente político.
Sanatçı varlıklı bir aileye sahip değildi.O compositor não tinha parentes.
19. yüzyılda şamanlar güçlü, varlıklı ve prestijli kişilerdi.Os Almeida Santos, no fim do século XIX, foram ricos e poderosos.
Anna Sergeyevna Odintsova – Varlıklı bir dul olan Anna, nihilist arkadaşlarını malikanesinde ağırlamaktadır.Anna Sergejevna Odintsova – een rijke weduwe die de nihilisten vaak vermaakt in haar huis.
Ailesi varlıklı değildi.Het gezin was niet rijk.
Tüccar olduklarından kısa zamanda varlıklı hale geldiler.Ze stichtten daar al snel eigen rijken.
Epey varlıklıydı, bir evi, arazisi ve en az iki atı vardı.Om de molen was een erf met twee huizen, twee paardenstallen, een hooizolder en een schuur.
Varlıklı bir senatörün oğlu.Hij was de zoon van een heidense senator.
Çünkü, Darıdere Köyü öylesine varlıklı bir köy olmamıştır.De Blesse is nog niet zo'n oud dorp.
Varlıklı kişiler için pek çok şey daha farklıydı.Bij de voeding voor de rijken was dat anders.
Tom varlıklı bir adamdır.Tom is een rijke man.
Yıllar geçtikçe Cezayir'in her yerine yerleştiler ve varlıklı sınıfa aitler.Ze hebben zich in de loop der jaren overal in Algerije gevestigd en behoren tot de welvarende klasse.
Ailesi varlıklı değildi.Rodzina nie była zamożna.
Sadece bazı varlıklı aileler çocuklarına özel öğretmen tutabilecek durumdaydı.Zamożnych rodziców stać było na wykształcenie córki.
1137'de Katalonya ve Aragon'un birleşmesiyle kentte ticaretle uğraşan varlıklı sınıfların siyasi gücü arttı.W 1137 r. zawarta została unia personalna ze wzrastającą w siłę Aragonią.
Sanatçı varlıklı bir aileye sahip değildi.Muzeum nie miało prawnego właściciela.
Varlıklı bir ailenin oğlu olarak dünyaya gelmiş ve iyi bir eğitim almıştır.Będąc synem bogatego senatora otrzymał dobre wykształcenie.
"Çullu" varlıklı, "Görece" görünür, tepe üstünde anlamlarına gelir.Słowo „Har” oznacza górę, wysoką górę, szczyt widoczny z daleka.
Varlıklı bir aileden geliyor.Kommer från en förmögen familj.
Çizgi romana göre, Cecily, varlıklı bir ailede büyümüştür.Enligt legenden växte Anastasia upp som dotter i en rik familj.
Varlıklı bir aileden geliyordu.Hon var från en förmögen familj.
Takahaşi, Japonya'nın en varlıklı manga sanatçılarından biridir.Urasawa är en av de mest framgångsrika tecknarna i Japan.
Ferdinand de Brinon, Libourne kentinde varlıklı bir ailenin çocuğu olarak doğdu.Simone de Beauvoir föddes i en högborgerlig familj i Paris.
Eserler genellikle varlıklı bir kadın protagonistin kasvetli bir şatoda başına gelenleri konu edindi.I dag används det oftast om en kvinna som leder verksamheten i ett storkök.
Sadece bazı varlıklı aileler çocuklarına özel öğretmen tutabilecek durumdaydı.Tidigare har många rika familjer haft privatlärare för det ändamålet.
Varlıklı gençlerden bazıları kendilerinden yaşça büyük akıl hocaları tutuyorlardı.Därför har många av hans vänner trott att de måste vara ganska rika.
Ailesi varlıklı değildi.Його сім'я не була заможною.
Anna Sergeyevna Odintsova – Varlıklı bir dul olan Anna, nihilist arkadaşlarını malikanesinde ağırlamaktadır.Ганна Сергіївна Одинцова — багата вдова, яка приймає друзів-нігілістів у своєму маєтку.
Umum berberlerinin yanı sıra geçmişte varlıklı kimselerin şahsî berberleri bulunurdu.За іншою — в селі чоловіки гордилися своїми бородами.
Varlıklı bir ailenin çocuğudur.Хлопець з багатої сім'ї.
Biz Tom olmadan daha varlıklıyız.Ми могли би бути багатшими без Тома.
Tom varlıklı bir adamdır.Том — заможна людина.
Lukacs, varlıklı bir Yahudi ailesinden gelmektedir.Oskar pocházel z bohaté židovské rodiny.
80 yaşında varlıklı ve nüfus sahibi biridir.Byl o dvacet let starší, bohatý.
Ailesi varlıklı değildi.Nešlo o nijak zámožnou rodinu.
1905'te Galat'tan boşandı ve Natalia Konstantinovna Uşkova'yla, varlıklı bir çay tüccarının kızıyla evlendi.V roce 1905 se rozvedl a znovu oženil s Natálií Uškovou, dcerou obchodníka s čajem.
Büyük ihtimalle varlıklı bir aileye mensuptu ve açıkça iyi eğitim gördüğü anlaşılmaktadır.Pravděpodobně pocházela z urozené rodiny a měla dobré vzdělání.
Arkeolojik kazılar bu önemin İsrail'in en varlıklı dönemi olduğunu gösterir.Archeologické vykopávky v Caesareji patří k nejvýznamnějším v dnešním Izraeli.
Her geri dönüşlerinde daha da varlıklılaştılar.Pokaždé, když se vrátili však byl jejich rozmach ještě větší.
Epey varlıklıydı, bir evi, arazisi ve en az iki atı vardı.Pe atunci devenise deja un om înstărit, având casă, pământ mult și cel puțin doi cai.
Penny Grant Penny okuldaki en varlıklı kızdır.Penny Grant este cea mai cuminte și populară fată din clasă.
Eski Mısır toplumunun varlıklı sınıfları, ayrıca tekne gezileri ve avcılıktan hoşlanırlardı.Membrii bogați ale societății egiptene antice se bucurau de vânătoare și de canotaj.
Çizgi romana göre, Cecily, varlıklı bir ailede büyümüştür.Născut în București, Rebengiuc a crescut într-o familie modestă.
Toprak sahibi varlıklı bir Katolik aileden geliyordu.Provenea dintr-o familie bogată de arabi catolici.
Ressamın ailesi varlıklı sayılırdı.Familia poetului era săracă.
Ailem varlıklı değildir.Familia mea nu este bogată.
Epey varlıklıydı, bir evi, arazisi ve en az iki atı vardı.Viszonylag tehetős embernek számított, mivel saját háza, földje és legalább két lova is volt.
Varlıklı bir Ohio ailesinin kızı olan Cornelia Lane ile evlendi ve üç çocukları oldu.Felesége a gazdag családból származó Cornelia Lane volt, akitől három gyermeke született.
Wolfram varlıklı bir çevrede büyüdü.Adams egy ahhoz közeli vidéken nőtt föl.
Sadece bazı varlıklı aileler çocuklarına özel öğretmen tutabilecek durumdaydı.Csak gazdag családok engedhettek meg maguknak egy tanárt.
Yün ticareti yapan birçok varlıklı tüccar, kasabanın gelişmesine katkıda bulundu.Számos kereskedőcsalád is megtelepedett, hozzájárulva a város gazdasági fejlődéséhez.
Varlıklı bir senatörün oğlu.Egy nagy hatalmú szenátor unokaöccse.
Penny Grant Penny okuldaki en varlıklı kızdır.Penny Grant – Penny a legcsendesebb tanuló az osztályban.
Adnan Bey: Varlıklı, 50 yaşlarında bir İstanbul beyefendisi.Stefi néni: Szegény, elözvegyült ötven év feletti hölgy.
Sinclair’in büyükbabası oldukça varlıklıydı, Sinclair çoğu zaman onlarda vakit geçirirdi.Sinclair-nek gazdag nagyszülei voltak, gyakran tartózkodott náluk.
Varlıklı bir tüccar ailedendi.Gazdag kereskedőcsalád sarja volt.
Roman karakteri Ali Bey, varlıklı bir ailenin tek çocuğudur.Egy utas hiányzik, Allen Colby, egy hatalmas örökség egyetlen örököse.