varlıklı ile cümle

varlıklı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Varlıklı bir burjuva ailede doğan Ferrario, memur olarak çalıştı.Born into an affluent bourgeois family, Ferrario worked as a clerk.
Daha sonra emlak işine girmiş ve varlıklı hale gelmiştir.He then became a real estate developer and became prosperous.
Muhtemelen Messara Ovası'ndaki Siba'da varlıklı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi.John was born to wealthy family at Siba, probably the modern village of Sivas on the Messara Plain.
Leonard Darwin, 1850'de Down House, Kent'te varlıklı Darwin-Wedgwood ailesinde doğdu.Leonard Darwin was born in 1850 at Down House, Kent, into the wealthy Darwin–Wedgwood family.
Kureyş'in aristokrat Emevi kabilesine mensup olan Osman, Taif'in varlıklı bir tüccarıydı.Belonging to the Quraysh's aristocratic Umayyad clan, Uthman was an affluent merchant of Taif.
Cerrah, Beyrut, Lübnan'da varlıklı bir ailede dünyaya geldi.Jarrah was born in Beirut, Lebanon, to a wealthy family.
Rüstem, 1810'da Floransa'da varlıklı, İtalyan Latin Katolik bir ailede doğdu.Rüstem was born in 1810 in a wealthy, Italian Latin Catholic family in Florence.
İbrahim Hananu, Kafr Takharim'de varlıklı bir ailenin çocuğu olarak doğdu ve Halep'te büyüdü.Ibrahim Hananu was born to a wealthy family in Kafr Takharim and raised in Aleppo.
El-Aseli, Şam'da toprak sahibi varlıklı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi.Al-Asali was born into a wealthy landowning family in Damascus.
Büyük ihtimalle varlıklı bir aileye mensuptu ve açıkça iyi eğitim gördüğü anlaşılmaktadır.Er stammte wahrscheinlich aus wohlhabender griechischer Familie und war offenbar sehr belesen.
Wolfram varlıklı bir çevrede büyüdü.Wells wuchs in einer armen Umgebung auf.
Ailesi varlıklı değildi.Seine Familie war nicht wohlhabend.
Kendi evine sahip olacak kadar varlıklı olduğu görülmüştür.Trotzdem ist sie stolz auf die eigene Wohnung.
Varlıklı bir ailenin çocuğu olarak doğan Lauda, ailesinin onaylamamasına rağmen bir yarış sürücüsü olmuştur.In dem Zug wird Belu von einer reichen Familie aufgenommen, kann aber ihren Bruder nicht vergessen.
Sonraki her bir sınıfsa bir öncekinden daha az varlıklı ve daha yoksul gereçleri olanlardan oluşmaktaydı.Down to Earth war insgesamt weniger erfolgreicher als die Vorgängeralben.
Epey varlıklıydı, bir evi, arazisi ve en az iki atı vardı.Dazu gehörte ein Langhaus, eine kleine Kirche und zwei kleinere Gebäude.
Mesela rico; zengin, varlıklı anlamına gelmektedir.Im Altenglischen bedeutet ’rice’ mächtig, wohlhabend.
Varlıklı bir ailenin oğlu olarak dünyaya gelmiş ve iyi bir eğitim almıştır.Als Sohn aus vornehmer Familie genoss er eine sorgfältige Erziehung.
1946'da varlıklı bir bankacı olan İbrahim Gencer ile evlendi ve Gencer soyadını aldı.1946 heiratete sie den Bankier Ibrahim Gencer.
Daha önce varlıklı olan sonradan yoksullaşmış bir ailenin çocuğuydu.Er wurde als Sohn armer Eltern geboren, die er früh verlor.
Varlıklı kişiler için pek çok şey daha farklıydı.Les choses étaient différentes pour les riches.
Nicholas Bulstrode — Mr. Vincy'nin kız kardeşi Harriet ile evli olan varlıklı bankacı.Nicholas Bulstrode — riche banquier, marié à la sœur de Mr. Vincy, Harriet.
Eski Mısır toplumunun varlıklı sınıfları, ayrıca tekne gezileri ve avcılıktan hoşlanırlardı.Les membres les plus riches de la société égyptienne antique aimaient la chasse et la navigation de plaisance.
Augsburg'da varlıklı bir ailede dünyaya geldi.Il fonda à Augsbourg une maison de banque fort importante.
Sanatçı varlıklı bir aileye sahip değildi.Aucun membre de sa famille ne proviendrait d'un milieu artistique.
Ailesi varlıklı değildi.Notre famille n’était pas riche.
Varlıklı insanlar tedavilerini genellikle yurtdışında gerçekleştirmektedirler.Les troupes artistiques effectuent régulièrement des voyages à l'étranger.
Nicholas Bulstrode — Mr. Vincy'nin kız kardeşi Harriet ile evli olan varlıklı bankacı.Nicholas Bulstrode — Banquero adinerado casado con la hermana del Sr. Vincy, Harriet.
Subaylar, varlıklı Romalılardı fakat, askerler daha alt sınıftan Romalılardan oluşuyordu.Poseían caballería, pero los romanos eran superiores en aquel momento.
Sadece bazı varlıklı aileler çocuklarına özel öğretmen tutabilecek durumdaydı.Solamente las familias adineradas podían contratar un maestro.
Babası varlıklı bir toprak sahibi olan Lev Pavlovich Chebyshev'di.Su padre era el rico terrateniente Lev Pávlovich Chebyshov.
Bu kadar varlıklı insanların böyle küçük şeylere tamah ettiklerini görerek şaşırır.No me caso de admirar que un hombre tan común hiciese cosas tan extraordinarias.
Fener'de Osmanlı döneminde Rumlar ve varlıklı Museviler oturuyordu.En Valparaíso nacieron los 8 Bolas y Trato Bestial.
Varlıklı kişiler için pek çok şey daha farklıydı.Le cose erano naturalmente diverse per i ricchi.
Kendi evine sahip olacak kadar varlıklı olduğu görülmüştür.A quanto pare era abbastanza ricco da avere una sua proprietà.
Nicholas Bulstrode — Mr. Vincy'nin kız kardeşi Harriet ile evli olan varlıklı bankacı.Nicholas Bulstrode — Un banchiere benestante spostato con la sorella di Mr. Vincy.
Maderi varlıklı bir sanayici ailesi kökenliydi.Erano eccezionali le famiglie proprietarie del fondo che lavoravano.
Epey varlıklıydı, bir evi, arazisi ve en az iki atı vardı.Un contadino molto povero, possedeva un po' di terra e due buoi.
Kent seçkinleri dinsel önderler, varlıklı toprak sahipleri ve yüksek rütbeli sivil memurlardan oluşmakta idi.L'élite era composta dai sacerdoti, dai ricchi proprietari terrieri e dagli impiegati statali d'alto rango.
Varlıklı ve zengin bir patronun, epeyce cimri oluşu ailesinde problem yaratmaktadır.Per un lurido frate goloso di ricchezze c'è una brutta giornata che l'aspetta.
Varlıklı bir ailenin oğlu olarak dünyaya gelmiş ve iyi bir eğitim almıştır.Era figlio di un ricco speziale e ricevette un'eccellente educazione.
Babası Krakovlu bir tüccar, annesi de varlıklı bir ailenin kızıydı.Il padre di Masato era il presidente di una fabbrica di armi e la sua famiglia è abbastanza ricca.
Pasolini, bu 'teoremini' varlıklı bir aile üzerinden anlatır.Paolo qui parla del "metodo" per assicurarsi questa giustizia.
Ressamın ailesi varlıklı sayılırdı.Семья художника была состоятельной.
Bir varlıklı Müslüman 1 ton, vali 2 ton ve baş müftü 400 kg ekmek bağışladı.Один богатый мусульманин послал тонну хлеба, губернатор послал две тонны, главный муфтий — 400 кг.
Sadece bazı varlıklı aileler çocuklarına özel öğretmen tutabilecek durumdaydı.Лишь богатые плантаторы могли нанимать учителей для своих детей.
Epey varlıklıydı, bir evi, arazisi ve en az iki atı vardı.Отец содержал небольшое хозяйство: имел лошадь, жеребёнка и двух коров.
Sanatçı varlıklı bir aileye sahip değildi.У архитектора не было семьи.
Ailesi varlıklı değildi.Семья была небогата.
Yeni patronu varlıklı, genç ve yakışıklı aristokrat Tony (James Fox) ile olan randevusuna tam zamanında gelir.Неудивительно, что в него по уши влюблена юная и очаровательная Манетта (Клод Жад).
Bu Yahudiler Avrupa'daki en varlıklı ve en entegre olmuş Yahudilerdi.Евреев использовали на самых тяжелых и грязных принудительных работах.
Annesi varlıklı bir Viyana ailesindendi.Её мать была родом из богатой испанской семьи.
Varlıklı kişiler için pek çok şey daha farklıydı.كانت الأمور مختلفة بالنسبة للأثرياء.
Varlıklı ailesinin biricik kızı...ابنة إحدى أغنى العائلات فيها..
Bir varlıklı Müslüman 1 ton, vali 2 ton ve baş müftü 400 kg ekmek bağışladı.وأرسل أحد المسلمين الأثرياء طنًا من الخبز، والحاكم طنين، والمفتي الرئيسي 400 كيلوجرام إضافي.
Ailesi varlıklı değildi.لماذا لم يكن غنيا.
Mesela rico; zengin, varlıklı anlamına gelmektedir.مثل : الثرى و تعني الرماد و الثري و هو الغني .
Varlıklı bir ailede dünyaya geldi.نشأ في أسرة غنية.
Katliamlar sadece üçüncü dünya ülkelerinde değil varlıklı batı ülkelerinde de görülmektedir.يعتبر الاغتصاب مشكلة في البلدان المتقدمة وليس في العالم الثالث فحسب.
Nicholas Bulstrode — Mr. Vincy'nin kız kardeşi Harriet ile evli olan varlıklı bankacı.Nicolas Bulstrode – Banqueiro rico casado com a irmã do Sr. Vincy, Harriet.

İlgili Sayfalar