varlıklı ile cümle
varlıklı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Tom, her zaman olduğundan daha varlıklı.Tom is better off now than he's ever been.
Tom Mary olmadan daha varlıklı.Tom is better off without Mary.
Tom varlıklı bir adam.Tom is a wealthy guy.
Sami, Leyla'nın varlıklı bir adamın kızı olduğunu kabul etti.Sami assumed Layla was the daughter of a wealthy man.
Tom'un varlıklı olduğunu biliyorum.I know Tom is wealthy.
Buranın en varlıklısı Tom.Tom is the richest one here.
Epey varlıklıydı, bir evi, arazisi ve en az iki atı vardı.He was reasonably well off, owning a house, land, and at least two horses.
Her geri dönüşlerinde daha da varlıklılaştılar.Each time they returned to prosper even more.
Varlıklı kişiler için pek çok şey daha farklıydı.Things were different for the wealthy.
Ayrıca la Magdelena'da varlıklı Yeni Hristiyanların evlerine de saldırıldı.They also attacked the residences of wealthy New Christians in the quarter of la Magdelena.
Eski Mısır toplumunun varlıklı sınıfları, ayrıca tekne gezileri ve avcılıktan hoşlanırlardı.The wealthy members of ancient Egyptian society enjoyed hunting and boating as well.
Domitius varlıklıydı ancak görünüşe göre Roma ve Antium'da yaşamayı seçmişti.Domitius was wealthy but apparently he and Agrippina chose to live between Antium (Anzio) and Rome.
Kendi evine sahip olacak kadar varlıklı olduğu görülmüştür.She was successful enough to own her own house.
Bayan Josephine Barry - Diana'nın varlıklı teyzesidir.Miss Josephine Barry: Diana's great-aunt.
Sarmiento gibi varlıklı ve eğitimli kişiler Üniter Parti'nin merkezi hükümetini tercih ettiler.The wealthy and educated of the Unitarian Party, such as Sarmiento, favored centralized government.
Buca'da yaşayan ancak Alsancak'ta çalışan varlıklı işletme sahipleri her gün şehre gelmekteydi.Wealthy business owners who lived in Buca but worked in Alsancak, commuted to the city every day.
Bu Yahudiler Avrupa'daki en varlıklı ve en entegre olmuş Yahudilerdi.These were the wealthiest and most integrated Jewish communities in Europe.
Ahmed Bey'in uzun süren iktidarlığı boyunca Yahudiler varlıklı yaşamın tadını çıkardılar.During the long reign of Ahmed I Bey, the Jews enjoyed prosperity.
İntikam olarak Romalılar Jonathan ile birlikte Sirene'deki varlıklı Yahudileri öldürdü.In vengeance, the Romans killed him and many wealthy Jews in Cyrene.
Nilüfer ve Neşe hem çok güzel hem de çok varlıklı ailelerin kızlarıdır.Pain and pleasure are jealous sisters.
Ressamın ailesi varlıklı sayılırdı.The family Peeters was colossalement rich.
Bazı Yahudi aileler Hırvatistan'ın varlıklı ailelerindendi.Several Jewish families were amongst Croatia's wealthiest families.
19. yüzyılda varlıklı Yahudiler; giysi, ipek, kükürt ve reçine ticareti yapmaktaydı.By the 19th century, the wealthier Jews were merchants in cloth, silk, sulfur, and resins.
Bahman Nirumand, 18 Eylül 1936'da varlıklı bir memur ailesinin oğlu olarak Tahran'da Dünya'ya geldi.Bahman Nirumand was born on 18 September 1936 to a wealthy family of civil servants in Tehran, Iran.
Sinclair’in büyükbabası oldukça varlıklıydı, Sinclair çoğu zaman onlarda vakit geçirirdi.Sinclair had wealthy maternal grandparents with whom he often stayed.
Sadece bazı varlıklı aileler çocuklarına özel öğretmen tutabilecek durumdaydı.Only wealthy families could afford a teacher.
Varlıklı bir ailenin tek çocuğuydu.He was the only son of a wealthy family.
Rus toplumuna asimile olmuş varlıklı ve kültürlü bir Yahudi ailesine mensuptu.His family was a culturally assimilated German Jewish family.
Ailesi varlıklı değildi.His family was not wealthy.
Mesela rico; zengin, varlıklı anlamına gelmektedir.There's rich, then there's crazy rich.
Daha önce varlıklı olan sonradan yoksullaşmış bir ailenin çocuğuydu.A public benefit was then later held for his already impoverished family.
Varlıklı insanlar tedavilerini genellikle yurtdışında gerçekleştirmektedirler.The wealthy Afghans usually go abroad when seeking treatment.
İstanbul'da geçen öykülerinde ise güzel ve varlıklı kadınlara rastlanır.In her capacity in Kuwait, she treated rich and poor women.
Severus, Equestrian sınıftan seçkin ve varlıklı bir ailesinden geliyordu.Lonnie is from a wealthy, upper-class family.
Nate Archibald St. Jude's Erkek Okulunun varlıklı, iyi görünümlü bir lakros oyuncusu.Nate Archibald is a wealthy, good-looking lacrosse player from St. Jude's School for Boys.
Louis (Pitt) varlıklı bir gençtir.Louis Jerome is a rich young man.
Adnan Bey: Varlıklı, 50 yaşlarında bir İstanbul beyefendisi.Old Mack: A 65-year-old, wealthy man.
"Bayat" kelimesinin Eski Türkçedeki anlamı varlıklı, zengin veya devletli'dir.Currently "Bay" is Turkish for Mr., gentleman or wealthy.
Sanatçı varlıklı bir aileye sahip değildi.He did not belong to an artistic family.
Barışçıl ve varlıklı olan imparatorluğu yıkar, kargaşa ve çatışmaların içine düşürür.You must also keep your kingdom fairly prosperous and quell civil disturbances and unrest.
Varlıklı ülkeler bu resimde hiç olmasalardı bile, biz yine de kriz yaşardık.If the wealthy countries were completely missing from the picture, we would still have this crisis.
Dünyanın en varlıklı ülkelerinde bile yaşam süreleri arasındaki fark 20 yıla kadar çıkabiliyor.Even in the best-resourced countries in the world, this life expectancy gap is as much as 20 years.
Onları çok daha varlıklı yapacaksın.You're going to make them a lot wealthier.
Onlar oldukça zengin, varlıklı ve bunun gibi şeyler.They're also fairly wealthy and affluent and all these other sorts of things.
Eğer benimle çalışırsan hiç bir zaman elde edemeyeceğin kadar çok varlıklı ve prestijli olacaksın.If you become my partner, you'll have all the wealth and prestige that you could ever desire.
Aynı zamanda zengin ve varlıklılar için madeni para havuzları tasarlıyoruz.We're also designing coin ponds for the rich and affluent.
Varlıklı mı yoksullaştırılmış mı olduklarına bağlı.It's going to depend if they're wealthy or impoverished.
Bunlar çok varlıklı insanlar. Hakim olduğu bu ülkede onlar güçlü vergiden muaf vakıfGerald Ford, Jimmy Carter, and William Jefferson Clinton.
Nihayet varlıklılarını azab ile yakaladığımız zaman, hemen feryada başlarlar.So that when We seize the affluent among them with affliction, they will begin to implore for help.
Sonunda şımarık varlıklılarını azabla yakaladığımız zaman feryat ederler.So that when We seize the affluent among them with affliction, they will begin to implore for help.
Doğrusu zengin eden de varlıklı kılan da O'dur.That it is He who makes you rich and contented;
Onlardan önce, daha varlıklı ve daha gösterişli nice nesilleri yok ettik.How many generations that had far more wealth and ostentation have We laid low before them!
Varlıklılarını cezaya çarptığımızda, yakınmaya başlarlar.So that when We seize the affluent among them with affliction, they will begin to implore for help.
Varlıklı kimse varlığı oranında nafaka yardımında bulunsun.Let the man of plenty expend out of his plenty.
Oysa onlar sizden daha güçlü, kuvvetli, mal ve evlatça sizden daha varlıklı idiler.They were more powerful than you, and had more wealth and children.
KSayIt, dış varlıklı DocBook dosyalarına destek vermemektedir.KSayIt does not support DocBook files with external entities.
Daha varlıklı olanlar, bir nevi mini kasabalarda toplanmayı tercih ediyor.The wealthier are choosing to group in a kind of mini towns.
Ben Anadolu'yu bir köylü olarak değil, varlıklı bir şehir delikanlısı olarak gördüm ve anlattım."I have seen and told Anatolia not as a peasant but as a wealthy city boy."
Bundan önce oldukça pahalıydılar ve sadece varlıklı insanlar onlara sahip olabilirlerdi.Before this, they were quite expensive and only wealthy people could afford to have them.
Dardanos’tan Erikhtonios doğdu, kral oldu, en varlıklı adamı oldu ölümlü insanların.And Dardanus in turn begat a son, king Erichthonius, who became richest of mortal men.