varlık ile cümle

varlık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
"Onlar, bazı müstesna varlıklar dışında kimseye görünmezler."I saw nothing to prove they were anything other than false allegations."
Bu sayede ilk melez varlık ortaya çıktı.This is how our first intermediate host becomes infected.
Avrupa Birliği 25 Haziran 2018'de Jaua'nın varlıklarını dondurdu ve seyahat yasağı getirdi.On 25 June 2018, the European Union sanctioned Jaua, freezing his assets and imposing a travel ban.
Bu dönemde aile mal varlıklarını satarak geçinmiştir.The family sold it to non-family members at this time.
Bazı Yahudi aileler Hırvatistan'ın varlıklı ailelerindendi.Several Jewish families were amongst Croatia's wealthiest families.
İnsanoğlunu yoldan çıkaran ve kötülüğün simgesi olan varlık.When a man is unregenerate, it is his essence that sins and does evil.
19. yüzyılda varlıklı Yahudiler; giysi, ipek, kükürt ve reçine ticareti yapmaktaydı.By the 19th century, the wealthier Jews were merchants in cloth, silk, sulfur, and resins.
Kendisinin nedeni olmayan varlık tanrıdır.God's way is not man's way.
"Varlık sorusu", onun tüm felsefi çalışmalarının özü ve özetidir.This, gentlemen, is the sum and substance of all philosophy.
Çok sayıda canlı varlıklar yoğunlaşmayla erişebilen suyu kullanır.Numerous living beings use water made accessible by condensation.
Sartre'ye göre iki tülrü varlık (être). vardır.Timbaland said: "Sample and stole is two different things.
Dünya dışı bir gezegene ait olan bir varlıktır.He comes from an invisible planet.
Ancak bu konseptler hayal ürünüdür ve fiziksel bir varlıkları yoktur.The beings in this plane only have mind and no physical body.
Bu âlemlerin katlarında, aynı yeryüzündeki insanlar gibi bir hayat sürdüren varlıklar vardır.He describes these men as daemons upon the earth.
Genellikle, her tablo / ilişki bir varlık türünü (müşteri veya ürün gibi) temsil eder.Generally, each table/relation represents one "entity type" (such as customer or product).
Od iyesine benzer bir varlıktır.Penance as a virtue resides in the will.
Bir görüşe göre Ak Ana ile benzerliği nedeniyle aynı varlıklar olduğu iddia edilir.I chose my name because I admire the breed for the same reasons.
Bahman Nirumand, 18 Eylül 1936'da varlıklı bir memur ailesinin oğlu olarak Tahran'da Dünya'ya geldi.Bahman Nirumand was born on 18 September 1936 to a wealthy family of civil servants in Tehran, Iran.
Sinclair’in büyükbabası oldukça varlıklıydı, Sinclair çoğu zaman onlarda vakit geçirirdi.Sinclair had wealthy maternal grandparents with whom he often stayed.
Kayseri Taşınmaz Kültür Varlıkları EnvanteriKırklareli Kültür Varlıkları Envanteri.
Sadece bazı varlıklı aileler çocuklarına özel öğretmen tutabilecek durumdaydı.Only wealthy families could afford a teacher.
Varlıklı bir ailenin tek çocuğuydu.He was the only son of a wealthy family.
Bu varlıkların ruhları ezelden beri vardırlar.They have since kept this soul of travelers.
İlk şiiri Varlık dergisinde yayımlandı.Her first film was Real Sex Magazine.
Ayrıca alemdeki tüm varlıkların Allah'ın birer parçaları olduğu varsayılarak onlara değer verilirdi.One should realize that all living things are forms of God.
Fizik dışı tüm varlıkları net bir şekilde reddeder.It rejects any unilateral disarmament on its part.
Bölgede 700'den fazla arkeolojik varlık tespit edilmiştir. ^More than 700 individual archaeological features have been identified.
Rus toplumuna asimile olmuş varlıklı ve kültürlü bir Yahudi ailesine mensuptu.His family was a culturally assimilated German Jewish family.
İslam inancına göre Allah, her varlık için bir yaşama süresi belirlemiştir.Faith is what makes each individual equal before God.
Ailesi varlıklı değildi.His family was not wealthy.
Cromwell adadaki Katolik İrlandalı halka oldukça zorlu varlık koşulalrı dayatır.Cromwell imposed an extremely harsh settlement on the Irish Catholic population.
91 ^ Varlık Dergisi.41°N Magazine.
Mesela rico; zengin, varlıklı anlamına gelmektedir.There's rich, then there's crazy rich.
Daha önce varlıklı olan sonradan yoksullaşmış bir ailenin çocuğuydu.A public benefit was then later held for his already impoverished family.
Cisimsiz varlıklardır.Nonexistent Objects.
Kut, bütün canlı varlıkların ruhu ve yaşam enerjisidir.The Spirit is the energy component of God and all beings.
Şüpheli olan varlıklarına bir kez inanıldıktan sonra dönemlere göre resmedilişleri değişmiştir.When he is rescued, suddenly that belief changed.
İnsan toplumsal bir varlıktır."Man is a social being.
Bu Dünya'daki bütün varlıklar ve olaylar aynı sevgi ve yardımseverlikle karşı karşıya getirilmiştir.People in need from all around the country benefited from the same type of assistance and support.
Tek öğretici ve yol gösterici Brahma (Mutlak Varlık) dan başkası olamaz.Since then none of the head is visible except for the beard.
Varlıklı insanlar tedavilerini genellikle yurtdışında gerçekleştirmektedirler.The wealthy Afghans usually go abroad when seeking treatment.
Roma'lılar varlıkları dahil olarak hesaplamışlardır.Roma people were counted according to their native language.
Bir mücevher, tılsım ya da yaşayan varlık olarak temsil edilmiştir.They can be represented by a jewel, a talisman or a living being.
Nicolae Rădescu hükumetinde varlıklarını biraz daha arttırdılar.NIAflow raises an error when those limits are exceeded.
Üye olmayan gözlemci devletler, egemen varlıklar olarak tanınmaktadırlar.The states that do not directly emit observations symbols are called internal states.
Boszorkány: Zarar verici, tehlikeli dişi varlık.Chapter 11: Toxic and Dangerous Herbs.
Bir birim bağımsız olarak var olabilen mesala program modülü en küçük varlıktır.A unit is the smallest entity which can independently exist, e.g. a program module.
Bu ilkede de varlıkların birbirinden farklı olduğu vurgulanmaktadır.Therefore, it is important to show them that things can be different.
Ayıhı, tüm varlıkların yaratıcısı olan, hayırsever bir güçtür.Have benevolence for all living beings..
Bu yasa koyucu da yüce bir varlıktır.Torm is a Lawful Good greater deity.
Varlık Yayınları.Varlık Yayınevi.
İşte o öz varlıktır.So (this ranking is) deserved.
Yağmalanmasa da, "çok değerli ve sanatsal varlıkları"'nı kaybetti.Though not pillaged, it lost "many valuable and artistic objects."
Bir varlık da değildir.Nor it is a company.
Öteden beri ölümsüz olduğunu sanan Gılgamış böylece ölümlü bir varlık olduğunu hissetmiş.He tries to escape from what he, unspokenly, feels to be a morbid atmosphere.
Varlık oluşurken, gerçek de inanca dönüşür."When Belief Creates Reality".
İstanbul'da geçen öykülerinde ise güzel ve varlıklı kadınlara rastlanır.In her capacity in Kuwait, she treated rich and poor women.
Sırf şer işleyen, insanları yoldan çıkarmakla meşgul olan varlıklardır.Humans are a proud species who will do anything to avoid being humbled.
Buna rağmen varlıklarını sürdürmeye devam etmişlerdir.They have, thus far, been unsuccessful in their pursuits.
Varlıkları günümüzde arkeolojik buluntular sayesinde keşfedilmiştir.Their existence was recently discovered by archeological findings.

İlgili Sayfalar