varlık ile cümle
varlık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
"Büyük Çin", Avrupa Birliği ya da ASEAN gibi kurumsallaşmış bir varlık değil.It is not an institutionalized entity such as the EU or ASEAN.
Ayrıca la Magdelena'da varlıklı Yeni Hristiyanların evlerine de saldırıldı.They also attacked the residences of wealthy New Christians in the quarter of la Magdelena.
İnsanın düşünen ve duyan bir varlık olduğunu hesaba katarak," demişti.Who hath ears to hear, let him hear."
Bugün varlıkları zayıflamış ve insanlar tarafından az yerleşilmiş bölgelere indirgenmiştir.The way they are dressing today, they are leading young men astray".
Bonduelle, Macaristan'daki Kelet Gıda varlıklarını ve Rusya'daki Cecab Grubu varlıklarını devraldı.Bonduelle took over the Kelet Food assets in Hungary and the Cecab Group assets in Russia.
Kiliselerin mal varlıkları (banka hesapları da dahil) hazineye aktarıldı.The properties of the Church (including bank accounts) were expropriated.
Martin Heidegger: Varlık ve Zaman.Martin Heidegger, Being and Time.
Bir azınlık tüm dünya varlıklarını eline geçirdi."A minority has taken possession all of the wealth of the world."
S60 , Symbian Foundation'ın UI seçimiydi; UIQ varlıklarını vakfa katkıda bulunmuştur.S60 was the UI choice of Symbian Foundation; UIQ would contribute its assets to the foundation.
Karbonifer sonlarında ortaya çıkıp Permiyen boyunca varlıklarını sürdürmüşlerdir.Then, they find the perp and go after him.
Eski Mısır toplumunun varlıklı sınıfları, ayrıca tekne gezileri ve avcılıktan hoşlanırlardı.The wealthy members of ancient Egyptian society enjoyed hunting and boating as well.
Öncelikle dünya yaşayan bir varlıktır.First of all, the world is a living creature.
Bunalımlı varlıklar.Depressed assets.
Bunların varlıkları garnizon tarafından fark edildi.Their assets were spotted by the garrison.
Yani, bu gök katı, varlıkların görülüp gözetlendikleri yerdir.The beings of hell and heaven (devas) are said to possess clairvoyance by birth.
Diyagramın ana bileşenleri varlıklar ve ilişkileridir.The main components of the diagram are the entities and relationships.
Yoksa yaratılmamış (ezelî ve ebedî) bir varlık mıdır?Or who hath stretched the line upon it?
Bu düşünceye göre Allah tek varlıktır.In this case, God has just one property: himself.
Domitius varlıklıydı ancak görünüşe göre Roma ve Antium'da yaşamayı seçmişti.Domitius was wealthy but apparently he and Agrippina chose to live between Antium (Anzio) and Rome.
2007 yılına kadar, CoolBrands temel varlıkları satıyordu.By 2007, CoolBrands was selling off core assets.
Diprotodon'ların varlıklarını sürdüren en yakın akrabaları vombatlar ve koala'dır.The closest surviving relatives of Diprotodon are the wombats and the koala.
Kendi evine sahip olacak kadar varlıklı olduğu görülmüştür.She was successful enough to own her own house.
Üretici taraf bir şirket, işveren veya başka bir varlık olabilir.The provider can be a company, employer or any other entity.
Yüzlerce Yahudi tutuklanmış ve mal varlıklarına el konmuştur.Hundreds of Jews were arrested and had their property confiscated.
Bayan Josephine Barry - Diana'nın varlıklı teyzesidir.Miss Josephine Barry: Diana's great-aunt.
Subject (Özne): Sertifikanın ait olduğu varlık: bir cihaz, birey, ya da kurum.Subject: The entity a certificate belongs to: a machine, an individual, or an organization.
Bu varlıkları tekrar birbirine yakınlaştırır.This drew them closer together again.
İnsan, varoluşun ortasına öylece, orada bir varlık olarak (Dasein) atılmıştır.There a man possessed by an evil spirit came from the caves to meet him.
Sarmiento gibi varlıklı ve eğitimli kişiler Üniter Parti'nin merkezi hükümetini tercih ettiler.The wealthy and educated of the Unitarian Party, such as Sarmiento, favored centralized government.
7. kat gökte, Allah'a yaklaşmada varlıkların ulaşabileceği son sınır olarak kabul edilir.Seven for the seven that all went to Heaven; or the day God laid down his head, in some versions.
Yaratma sanatının sırlarını öğrendi ve yeni bir varlık yaratmayı denedi.He learned the secret language of Creation and tried to create a new being.
Bunlar, geç 6. yüzyıla kadar Doğu Roma İmparatorluğu'nda varlıklarını sürdürdüler.These continued in existence in the Eastern Roman Empire until the late 6th century.
Varlık yeryüzünde ölünce ka’sına geçer.Thus when Hell's earth breaks, it is his blood that gushes out.
Libya’da Yahudilerin vatandaşlıkları ellerinden alındı ve Irak’ta mal varlıklarına el konuldu.In Libya, Jews were deprived of citizenship, and in Iraq, their property was seized.
Buca'da yaşayan ancak Alsancak'ta çalışan varlıklı işletme sahipleri her gün şehre gelmekteydi.Wealthy business owners who lived in Buca but worked in Alsancak, commuted to the city every day.
Bu Yahudiler Avrupa'daki en varlıklı ve en entegre olmuş Yahudilerdi.These were the wealthiest and most integrated Jewish communities in Europe.
Varlıkları bağımsız fonksiyonları, nesneleri ve olayları temsil eder.The entities can represent independent functions, objects, or events.
Ahmed Bey'in uzun süren iktidarlığı boyunca Yahudiler varlıklı yaşamın tadını çıkardılar.During the long reign of Ahmed I Bey, the Jews enjoyed prosperity.
Varlıklar hiyerarşisinde meleklerden sonra insanlar gelir.You have to be ready with angels when demons come.
Padişah oğlusun sen, Cebrâil'in bile secde ettiği varlıksın sen.Şahbaba: Osmanoğulları'nın son hükümdarı VI.
Varlıkların kendisinden çıkıp yine kendisine döndüğü en yüksek Varlık anlamındadır.This led to a greater appreciation of the group upon their return to it.
Benzer şekilde, ekonomi bir varlık zenginliğini tutulabilen bir formdur.Similarly, in economics an asset is any form in which wealth can be held.
Nitekim günümüzde hâlen Boğazlıyanoğulları varlıklarını sürdürmektedirler.Through their sons, they have surviving descendants living to this day.
İntikam olarak Romalılar Jonathan ile birlikte Sirene'deki varlıklı Yahudileri öldürdü.In vengeance, the Romans killed him and many wealthy Jews in Cyrene.
Nilüfer ve Neşe hem çok güzel hem de çok varlıklı ailelerin kızlarıdır.Pain and pleasure are jealous sisters.
Özel varlıklar bir CEO olarak Eduard Ogay tarafından Kazakhmys Şirketi altında çalıştırılmıştır.The assets will be privately run under the name Kazakhmys Corporation with Eduard Ogay as a CEO.
Afgan Yahudi cemaatleri bugün en çok İsrail'de ve bir kısmı da ABD'de varlıklarını sürdürmektedir.Afghan Jewish communities now exist mostly in Israel, and the United States.
Bilanço Eşitliği Varlıklar = Sermaye+ Borçlar 'dır.This statement best demonstrates the basic accounting equation - Assets = Liabilities + Equity.
Ressamın ailesi varlıklı sayılırdı.The family Peeters was colossalement rich.
SMBC varlık açısından Japonya'nın en büyük ikinci bankasıdır. ^ siteSMBC is the second largest bank in Japan by assets.
Cenaze töreninde babasının karısıyla ve varlıklarından bile haberdar olmadığı dört kızıyla tanıştı.At the funeral, he met his father's wife and their four daughters whom he never knew existed.
Zeki canlı varlıklar tarafından yapılmış insansı makinelere verilen addır.It is an intelligent car built by intelligent people.
Bu varlıkların toprakları üzerinde sahip oldukları de facto kontrol derecesi farklılıklar gösterir.The degree of de facto control these entities exert over the territories they claim varies.
Deus (Latince yazılış ve okunuş ) Latince "tanrı" veya "kutsal varlık".Deus (Classical Latin: ) is Latin for "god" or "deity".
"Kolaylıkla Bükülebilen Pozitif Görünür Varlık"."The Apparent Existence of Easily Deflectable Positives".
Çocuklar saf varlıklar olarak kabul edildikleri için kurban seçilirlerdi.Children were selected as sacrificial victims as they were considered to be the purest of beings.
Bilim varlık var mıdır gibi sorularla ilgilenmez.There's No Such Thing as a Social Science.
Varlık veya nesneleşmiş insandır.Is he an authority or just an insane unknown?
Yarı kadın yarı balık olan varlık.Mermaid - A creature that is half-woman, half-fish.
Aristoteles Aristotelesçilik Varlık felsefesi Doğa felsefesiAristotle Ontology Natural philosophy