varlık ile cümle

varlık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
O olmadan daha varlıklısın.You're better off without him.
Tom varlıklı olmalı.Tom must be well off.
Amip tek hücreli bir varlıktır.The amoeba is a unicellular organism.
Ben dünya dışı varlıklara inanmıyorum.I don't believe in extraterrestrials.
Hayvanlara saygı gösterelim çünkü onlar duyarlı varlıklardır.Let's respect the animals, because they are sentient beings.
İnsanlar bilinçli varlıklardır.Humans are conscious beings.
Bilinmeyen varlıklara yalvarmak akıllıca değil.Begging from unknown entities isn't wise.
Tom ben olmadan daha varlıklı.Tom is better off without me.
Tom varlıklı bir adam oldu.Tom has become a wealthy man.
Biz Tom olmadan daha varlıklıyız.We're better off without Tom.
Doğaüstü varlıklar var.Supernatural beings exist.
Bir insan, bilinçli bir varlıktır.A human is a conscious being.
Yeryüzündeki tüm yaşayan varlıklar karbon içerirler. Sen bile karbon içeriyorsun.All living things on Earth contain carbon. Even you contain carbon.
Nasıl bu kadar varlıklı oldun?How did you become wealthy?
Tom varlıklı bir adamdır.Tom is an affluent man.
Tom şimdi varlıklı.Tom is well off now.
Tom tüm varlıklarını kaybetti.Tom lost all his belongings.
Tom çok varlıklı.Tom is very well off.
Ben varlıklıyım.I'm well off.
Varlıklı olmak ahlaka aykırı değildir.It is not immoral to be wealthy.
Bu duyarlı bir varlık, tıpkı senin gibi.It's a sentient being, just like you.
Duyarlı bir varlık olduğumu nasıl biliyorsun?How do you know I'm a sentient being?
Duyarlı bir varlık olduğunu nasıl biliyorum?How do I know you're a sentient being?
Sağlıklı olmak, varlıklı olmaktan çok daha iyidir.It is much better to be healthy than wealthy.
Başka birinin duygusal bir varlık olduğunu nereden bilirim?How do I know that anyone else is a sentient being?
Biz mantıksız varlıklarız.We are irrational beings.
Leyla'nın mal varlıkları donduruldu.Layla's assets were frozen.
Varlıklı bir bayan olarak Leyla'nın yaşamı bir seraptı.Layla's life as a wealthy lady was a mirage.
Leyla ve Sami küçük varlıklarını ayırıp bölüştüler.Layla and Sami separated and split their small assets.
Tom varlıklı bir aileden geliyor.Tom's parents are wealthy.
Sami bütün varlıklarını geride bıraktı.Sami left all of his possessions behind.
Eğer diğer gezegenlerde varlıklar olsaydı, neye benzerlerdi?If there were beings on other planets, what would they look like?
Tom varlıklıydı.Tom was wealthy.
Varlıklı doktor mutlu değildir.The doctor, who is wealthy, is not contented.
Tom varlıklı görünüyordu.Tom seemed to be wealthy.
Tom, her zaman olduğundan daha varlıklı.Tom is better off now than he's ever been.
Tom Mary olmadan daha varlıklı.Tom is better off without Mary.
Doğada canlı varlıklar sürekli bir savaş halindedir.In nature, living beings are in a perpetual state of war.
Tom varlıklı bir adam.Tom is a wealthy guy.
Sami, Leyla'nın varlıklı bir adamın kızı olduğunu kabul etti.Sami assumed Layla was the daughter of a wealthy man.
Tom'un varlıklı olduğunu biliyorum.I know Tom is wealthy.
Buranın en varlıklısı Tom.Tom is the richest one here.
Kültür ve Turizm Bakanlığı – İstanbul III Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu.Kültür ve Turizm Bakanlığı – İstanbul III Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu.
Yazılı tarih boyunca, birçok kişi evreni yaratılmış bir varlık olarak gördü.Throughout recorded history, many people have viewed the universe as a created entity.
Ericsson nihayetinde ABD varlıklarını sattı.Ericsson eventually sold its U.S. assets.
Bazen bu varlıklar yeryüzünü ziyaret ederler ama insanlara görünmezler.Sometimes these beings visit the earth, but are invisible to people.
Hükümet onları stratejik varlık olarak tutmakta veya doğal tekel oldukları için korumaktadır.The government keeps them as strategic assets or because they are natural monopoly.
'Akıllı olmayan' varlıklar.'Non-intelligent' entities.
O zamanda varlıkları bilinmekte fakat kaynakları ve doğaları çok spekülatif kalmaktaydı.At the time, their existence was known but their origin and nature remained speculative.
Zaman içerisinde yedi günahtan her biri bir şeytanî varlıkla ilişkilendirilmiştir.Each is related to one of the seven deadly sins.
Bu varlıklar daha sonra Deutsche ve Dresdner bankaları dahil çeşitli Avrupa bankalarına yatırıldı.The assets were then funneled to European banks, including Deutsche and Dresdner banks.
Epey varlıklıydı, bir evi, arazisi ve en az iki atı vardı.He was reasonably well off, owning a house, land, and at least two horses.
Günümüzde, bu miras hem bir varlık hem de bir sorumluluktur.Today, this heritage is both an asset and a liability.
Her geri dönüşlerinde daha da varlıklılaştılar.Each time they returned to prosper even more.
Dağları ve üzerinde yaşayan varlıkları korur.He protects the mountains and the creatures that live there.
Her şeyin içinde bu öz varlıktan vardır, o gerçektir.There every single truth gets revealed.
Dehr (Kâinat), bütün varlık türlerini kuşatan bütündür.Almus: he who nourishes all things.
Akmolinsk Oblastı ise ayrı bir idari varlık olarak varlığını sürdürdü.Akmolinsk Oblast was ceased to exist as a separate administrative entity.
Gračanica Manastırı, Kral Milutin'in son anıtsal varlıklarının biridir.The Gračanica Monastery is one of King Milutin's last monumental endowments.
Varlıklı kişiler için pek çok şey daha farklıydı.Things were different for the wealthy.

İlgili Sayfalar