varlık ile cümle
varlık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Wolfram varlıklı bir çevrede büyüdü.Adams egy ahhoz közeli vidéken nőtt föl.
Sadece bazı varlıklı aileler çocuklarına özel öğretmen tutabilecek durumdaydı.Csak gazdag családok engedhettek meg maguknak egy tanárt.
Ayrıca çok sayıda ‘daha alt seviyede’ varlıklara da inanırlar.Ezen kívül még más lények is vannak "errefelé".
Yün ticareti yapan birçok varlıklı tüccar, kasabanın gelişmesine katkıda bulundu.Számos kereskedőcsalád is megtelepedett, hozzájárulva a város gazdasági fejlődéséhez.
Varlıklı bir senatörün oğlu.Egy nagy hatalmú szenátor unokaöccse.
Penny Grant Penny okuldaki en varlıklı kızdır.Penny Grant – Penny a legcsendesebb tanuló az osztályban.
Hatta, fizik dünyanın varlık sebebi de budur.Így keletkezett a földi fizikai élet.
Adnan Bey: Varlıklı, 50 yaşlarında bir İstanbul beyefendisi.Stefi néni: Szegény, elözvegyült ötven év feletti hölgy.
Mezarlığı korunması gereken tabiat varlıkları kapsamında 2002 yılında alınmıştır.A Farkasréti temetőben található sírját 2002-ben védelem alá helyezték.
İnsan toplumsal bir varlıktır.Az emberi lényeg az emberek igazi közössége .
Bu varlıkları tekrar birbirine yakınlaştırır.Ezen találkozás alkalmával ismét közelebb kerültek egymáshoz.
Her üç parçacık da yaklaşık 3×10−25 s'lik yarı ömürleri ile çok kısa bir süre varlıklarını sürdürür.Mindhárom részecske nagyon rövid életű, felezési idejük nagyjából 3·10‒25 másodperc.
Varlık (kavram); varlık kavramı.A térképrajzolás); a Természettud.
Sinclair’in büyükbabası oldukça varlıklıydı, Sinclair çoğu zaman onlarda vakit geçirirdi.Sinclair-nek gazdag nagyszülei voltak, gyakran tartózkodott náluk.
Varlıklı bir tüccar ailedendi.Gazdag kereskedőcsalád sarja volt.
İflasa gitmeden önceki dönemde şirketin yönetimi altındaki varlıkların değeri 275 Milyar Dolar'ın üstündeydi.A portfólióban kezelt cégek összes árbevétele az irányítása alatt meghaladta az 500 millió dollárt.
Gözle görünmeyen varlıkları gösterir.A többiek nem látják a láthatatlan lényt.
Soyut bir ilahi varlıktır.Az esszénusok istenfiúságot vallottak.
Roman karakteri Ali Bey, varlıklı bir ailenin tek çocuğudur.Egy utas hiányzik, Allen Colby, egy hatalmas örökség egyetlen örököse.
Aslında varolan tek bir varlık vardır ve o da tözdür.Ebből a fajból, csak egy kövület került elő, és az is, csak egy tapogatólábból áll.
Sonunda Berlin'de boyama işi yapmak için varlıklı Alman hayırseverler tarafından desteklenen kredi aldı.Németországi kiállításait Bertold Heimbürge festőművész és galériatulajdonos segítségével rendezi.
91 ^ Varlık Dergisi.93. lap.
1943 - Varlık Vergisi ödemesinin son günüydü.1943 Az adóerkölcs.
Bunalımlı varlıklar.Örökölt dilemmák.
Onda o, kendi - kendine önemli varlık olmazdı.Így nem tudta kihasználni jelentős létszámfölényét.
Varlıklı bir ailenin oğlu olarak dünyaya gelmiş ve iyi bir eğitim almıştır.Gazdag családból származott és jó nevelést kapott.
Modest Musorgski: Varlıklı bir ailenin çocuğudur.Gazdag moszkvai nemesi család gyermeke.
Varlıklı insanlar tedavilerini genellikle yurtdışında gerçekleştirmektedirler.A munkalehetőség nagyon szegényes, a lakosok többnyire külföldön keresnek munkát.
2008 yılında Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu hem planı ve hem de tasarımı onaylandı.2008-ban a Malta Environment and Planning Authority jóváhagyta a terveket, elkezdődhetett az építkezés.
Jeanne inanılmaz hareketli bir varlıktı, dünya kadar konuşurdu." dedi.Goldman „túl döbbent volt, hogy bármit is szóljon.”
Dil, canlı bir varlıktır.In: Éltető anyanyelvünk.
İnsanlara gökyüzü ve yeryüzü yolculuklarında refakat eden varlıklar kuş şeklindedir.A szövőmadarak és a nyűvájók is a földrész madárvilágának részei.
Kent seçkinleri dinsel önderler, varlıklı toprak sahipleri ve yüksek rütbeli sivil memurlardan oluşmakta idi.Családtagjai gazdag földbirtokosok voltak és magas kormányzati tisztségeket is betöltöttek.
Fiziksel bedenden çıkıldığında öte-âlem varlıklarının görülebileceği de ileri sürülmektedir.Mikor elhagyja régi testét megmutatkozik valódi alakja is.
1970’lerde şiirleri daha çok Varlık dergisinde görüldü.Az 1970-es években a Jelenlét c. folyóiratban jelent meg sok verse.
Martin Heidegger: Varlık ve Zaman.Heidegger, Martin: Oleminen ja Aika.
Ticaret hesabı varlıkları ^ Sullivan, Arthur; Steven M. Sheffrin (2003).Tasapainohinta Työttömyys Sullivan, Arthur; Steven M. Sheffrin (2003).
Londra Maratonu 29 Mart 1981 yılında varlık haline geldi.Ensimmäinen Lontoon maraton järjestettiin 29. maaliskuuta 1981.
Varlık ve Zaman (Almanca: Sein und Zeit), Alman filozof Martin Heidegger'in 1927 yılında yayınlanmış eseridir.Sein und Zeit) on saksalaisen filosofin Martin Heideggerin pääteos vuodelta 1927.
En önemli varlık Isten’dir.Ainoa nautittava asia on Jumala.
Sanatçı varlıklı bir aileye sahip değildi.Toimeentulosta ei ollut huolta, olihan hän varakkaasta perheestä.
Bunların hepsi daha sonradan bu varlıklara dönüşmüştür fakat ruhları yine de içlerindedir.Näin tapahtuikin, mutta heistä kaikista tulikin kuolemattomia olentoja.
Cisimsiz dişil varlık.Puutteeton hammasrivistö.
Bu varlıklar üstveriler (metadata) ile açıklanır.Siyəzənin piirikunta (azer.
Devlet vasıta olup üstünlüğü olan varlık, devlet değil halktır.Valtiota johtaa laki, ei hallitsija.
İstanbul'da geçen öykülerinde ise güzel ve varlıklı kadınlara rastlanır.Bondin seikkailuihin kuuluu aina kauniita ja eteviä naisia.
Platon'a göre "gerçek varlık idea, 'düşünce varlığı'dır."Jo Platon katsoi, että sana on idean aineellinen muoto.
Hepsi birlikte ABD'de yaklaşık 85.000 siyasi varlık olduğu kestirilebilir.Kirkolla on Yhdysvalloissa noin 85 000 jäsentä.
Banka, 1991 yılında kurulmuş olup varlık bakımından Rusya'nın üçüncü büyük bankasıdır.Se oli vuoden 2013 alussa lainakannaltaan Venäjän 3. suurin pankki.
Skuld - (varlık, ya da gelecek) Üç norn tanrıçadan biri.Kolmivoima tai Triovoima) on kolmen jumalattaren luoma pyhä esine.
Bir başka anlamı ise tüm yaşayan varlıkların özünde mevcut olandır.Ainoa varma asia on se, että kaikki ovat oikeasti eläneet.
Bazıları tüm varlıklarını hibe etmiş olan binlerce izleyici umutla bekledi.Tuhannet menettivät kaiken omaisuutensa assignaateilla keinottelun vuoksi.
Bölgede 700'den fazla arkeolojik varlık tespit edilmiştir. ^Maakunnassa on yli 300 arkeologista kohdetta.
Afgan Yahudi cemaatleri bugün en çok İsrail'de ve bir kısmı da ABD'de varlıklarını sürdürmektedir.Juutalaisia elääkin nykyään eniten Yhdysvalloissa ja toiseksi eniten Israelissa.
Varlıklı kesim, şeker yönünden zengin besinler tüketmekteydi ve bu durum dişeti hastalıklarına neden oluyordu.Aine ärsyttää voimakkaasti silmiä aiheuttaen kyynelvuotoa.
Böylece Âdem yaşayan varlık oldu.Vasta silloin lapsesta tuli todellinen ihmisolento.
Cansız varlıkları buyruğuna alabilme.Älä kuule elämän räpytteleviä lupauksia.
Pek çok mitolojik varlık kuş olup uçabilir.Useimmat linnut osaavat lentää.
Bu nedenle insan, yaşama ara veren, başka bir varlık ortamına geçiş olan ölüm karşısında sarsılmamalıdır.Tämän takia on oltava raja erottamaan elämään tarvittavat prosessit muusta, ei elävästä ympäristöstä.
Bu sayede ilk melez varlık ortaya çıktı.Tästä syntyivät ensimmäiset elolliset olennot.