varlık ile cümle

varlık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Ailesi varlıklı değildi.Nešlo o nijak zámožnou rodinu.
1905'te Galat'tan boşandı ve Natalia Konstantinovna Uşkova'yla, varlıklı bir çay tüccarının kızıyla evlendi.V roce 1905 se rozvedl a znovu oženil s Natálií Uškovou, dcerou obchodníka s čajem.
Lefter 17 yaşındayken gayrimüslimlere karşı Varlık Vergisi yasası çıkarıldı.Ve 27 letech mu byl přiznán invalidní důchod.
Büyük ihtimalle varlıklı bir aileye mensuptu ve açıkça iyi eğitim gördüğü anlaşılmaktadır.Pravděpodobně pocházela z urozené rodiny a měla dobré vzdělání.
Varlık Dergisi.Magazín zdraví .
Ailenin varlıkları günden güne azalmaktadır.Z jeho pohledu se přirozený svět zmenšuje každým dnem.
Bilgi, üç aşamalıdır: Duyular aşağı varlık katlarının bilgisini verir.Holotropní vnímání: tři úrovně lidského vědomí, formující naše životy.
Ev iyesi ile bağlantılı olarak değerlendirilen bir varlıktır.Žije jako hmotně velmi dobře zabezpečená žena v domácnosti.
Varlıkların “atkı”larını (dokumacılıktaki bir terim) ezellerinden ebedlerine kadar dokumaktadırlar.Svýma předníma nohama se dotýkají tykadel mravenců, jak to oni činí mezi sebou.
Kelime anlamı "Kutsal Varlıklar"dır.Její název doslovně znamená "posvátné písmo".
Hesaplanması için malî geçmiş, cari varlık ve cari borçlar incelenir.V jeho pravomoci bylo vyhledávat a trestat padělatele.
23 Aralık 2006'da Kars Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu anıtın yapımına onay verdi.22. května 2000 získal dochovaný vůz od Ministerstva kultury status movité kulturní památky.
Bu varlıklar mu? (ne?) sorusu ile bulunur.To musíte ty stromky lámat? - výzva ve formě otázky.
Arkeolojik kazılar bu önemin İsrail'in en varlıklı dönemi olduğunu gösterir.Archeologické vykopávky v Caesareji patří k nejvýznamnějším v dnešním Izraeli.
1924 - Nakit sıkıntısına giren şirket, mal varlıklarının bir kısmını satışa çıkardı.Roku 2000 umazal část svých dluhů prodejem některých pozemků.
Tek varlık olan Allah kendisini görecek gözler, sevecek gönüller istemiş ve kâinatta bilinmek istemiştir.Bůh vyzývá Jóba, aby se podíval na svět (Boží stvoření) z jiného úhlu pohledu, nezaujatě a s odstupem.
LaVeyan satanizm, Şeytan kavramını doğaüstü bir varlık olarak kabul etmez.Nemá rád lidi, které jakožto démon považuje za podřadné bytosti.
O romanda ölümsüz bir varlık olarak tarif edilmiştir.Pro tuto svou schopnost je nazývána nesmrtelnou.
Varlık Yayınları. ss. sayfa 42.Kapitola Železní muži, s. 42.
Yarı kadın yarı balık olan varlık.Půl žena a půl ryba s ocasem...
Her geri dönüşlerinde daha da varlıklılaştılar.Pokaždé, když se vrátili však byl jejich rozmach ještě větší.
Epey varlıklıydı, bir evi, arazisi ve en az iki atı vardı.Pe atunci devenise deja un om înstărit, având casă, pământ mult și cel puțin doi cai.
Penny Grant Penny okuldaki en varlıklı kızdır.Penny Grant este cea mai cuminte și populară fată din clasă.
Eğer varlıklar eksiksiz olsalardı onlar da Tanrı olurdu.Dacă ar fi fost doar oameni care cred în Dumnezeu, atunci n-ar conta.
Shinigamiler gibi hollowlarlar da ruhani varlıklardır ve sıradan insanlar tarafından sezilemezler.Ca și Shinigami, hollows sunt facuți din materie spirituală și nu pot fi detectați de către oamenii normali.
O zamanda varlıkları bilinmekte fakat kaynakları ve doğaları çok spekülatif kalmaktaydı.La acea dată, existența lor era cunoscută, dar natura și originea lor rămâneau subiect de speculații.
Bu varlık, Tanrı'nın oğludur.Cine este acel fiu al lui Dumnezeu?
Ayrıca, edebiyat dergisi Varlık'ta yaklaşık 20 yıldan bu yana desenleriyle yer alıyor.Controversa continuă în literatura de specialitate de mai mult de 20 de ani.
Bir oyunda şahsi maddi varlıklarını (genellikle para) risk etmeye kumar oynamak denir.Bunurile din viața reală (de obicei banii) pot fi puse în joc.
Yarı kadın yarı balık olan varlık.Când stă în apă, este jumătate femeie, jumătate pește.
Dil, sosyal bir varlıktır.Limbajul este un fapt social.
Eski Mısır toplumunun varlıklı sınıfları, ayrıca tekne gezileri ve avcılıktan hoşlanırlardı.Membrii bogați ale societății egiptene antice se bucurau de vânătoare și de canotaj.
Hesaplanması için malî geçmiş, cari varlık ve cari borçlar incelenir.Examinarea cererii de creditare și interiorul cu debitorul.
Güvenlik risk yönetimi kasti hareketlerden kaynaklanabilecek zararlardan varlıkların korunmasını içermektedir.Managementul riscului de securitate implică protecția unor bunuri de prejudiciul cauzat prin acte deliberate.
Ancak üşterinin ödediği ücretin karşılığını alabilmesi sadece maddi varlıklara dayanmamaktadır.Într-adevăr, cheltuielile pe care le are de efectuat statul nu se pot efectua decât în bani.
Vupkan bir köpek olarak temsil edilir ve yıkıcı bir varlıktır.El ar merita să fie omorât ca un câine turbat.
Yüksek sayıda varlıkları mantar enfeksiyonunun işaretidir.Numărarea ouălor este importantă pentru a estima nivelul de infestare.
Dinsel bağlamda lort, çeşitli tanrı ya da tanrısal varlıklara atfen kullanılabilir.În unele cazuri, ei se pot crede de origine regală sau chiar divină.
Buna göre, tanrı en yetkin varlıktır.Deci Dumnezeu este o ființă necesară.
Bu evrenin yaratıcısı ve yöneticisi olan bir Yüce Varlık yoktur.O Ființă Supremă ca un creator sau operator al acestui univers nu există.
Aslında varolan tek bir varlık vardır ve o da tözdür.Aceștia au devenit în final un singur serial, Eu sunt Nevăstuică.
Devlet vasıta olup üstünlüğü olan varlık, devlet değil halktır.În fapt, conducătorul este în primul rând vasal, nu statul însuși.
Çizgi romana göre, Cecily, varlıklı bir ailede büyümüştür.Născut în București, Rebengiuc a crescut într-o familie modestă.
Toprak sahibi varlıklı bir Katolik aileden geliyordu.Provenea dintr-o familie bogată de arabi catolici.
Varlık Dergisi, 1 Eylül 1966.Film review, 6 septembrie 1960.
Bu varlık Tibet Budizminin devamında Budist bir figür olarak ortaya çıkmıştır.Religia este încă practicată pe scară largă, alături de Budism Tibetan.
Zaten kainatın varlık sebebi de insandır.Apariția infecției pe această insulă se datorează omului.
Pastafaryan inanç sistemine göre, korsanlar "mutlak kutsallıktaki varlıklar"dır ve gerçek Pastafaryanlardır.Dupa credința pastafariană, pirații sunt ființe divine și primii pastafarieni.
Eru ,Gizli Ateş'e sahip olan tek varlıktır.SUA erau singura putere care deținea arma atomică.
Aşapatman dünya çapında denge, refah, adalet ve düzeni destekleyen bir varlık olarak kabul görür.El a creat in lume numai ce este bun, curat, drept.
Ressamın ailesi varlıklı sayılırdı.Familia poetului era săracă.
Diğer dinsel varlıkların adı eski yazıtlarda geçmemektedir.Pronaosul nu poate fi precizat din vechile fotografii.
Ailem varlıklı değildir.Familia mea nu este bogată.
Martin Heidegger: Varlık ve Zaman.Martin Heidegger Lét és idő.
Bu varlık ise Firavun 90'ın geçmesi için kapı açmalıdır.Feladata, hogy megnyissa az utat mestere, Pharaoh 90 előtt, hogy eljöjjön a Csend Korszaka.
Bu evrenin yaratıcısı ve yöneticisi olan bir Yüce Varlık yoktur.A világnak nincs a világegyetemen túli teremtője vagy irányítója.
Titanyum neredeyse tüm canlı varlıklarda, kayalarda, sularda ve toprakta bulunur.A titán szinte az összes élőlényben, a vizekben, sziklákban és a talajban is megtalálható.
Epey varlıklıydı, bir evi, arazisi ve en az iki atı vardı.Viszonylag tehetős embernek számított, mivel saját háza, földje és legalább két lova is volt.
Varlıklı bir Ohio ailesinin kızı olan Cornelia Lane ile evlendi ve üç çocukları oldu.Felesége a gazdag családból származó Cornelia Lane volt, akitől három gyermeke született.
Varlık ve Zaman (Almanca: Sein und Zeit), Alman filozof Martin Heidegger'in 1927 yılında yayınlanmış eseridir.A Lét és idő (németül Sein und Zeit) Martin Heidegger német filozófus 1927-ben megjelent könyve.

İlgili Sayfalar