varlık ile cümle
varlık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Diprotodon'ların varlıklarını sürdüren en yakın akrabaları vombatlar ve koala'dır.Eles pertencem à ordem Diprotodontia e são parentes dos vombates e coalas.
Bu sayede ilk melez varlık ortaya çıktı.Assim apareceu a primeira Fonte da Arrábida.
Yoksa yaratılmamış (ezelî ve ebedî) bir varlık mıdır?Hij of zij schept plezier in creëren.
Julia'nın ailesine tüm finansal varlıklarıyla birlikte Suriye'ye dönme izni verildi.Julia's familie kreeg toestemming om naar Syria terug te keren met al hun eigendommen.
Ondan başka varlık yoktur.Van de single is nimmer meer iets teruggevonden.
Varlık yeryüzünde ölünce ka’sına geçer.Toen God de Aarde schiep was die nog zonder leven.
İnsan toplumsal bir varlıktır.De mens is een sociaal wezen.
Anna Sergeyevna Odintsova – Varlıklı bir dul olan Anna, nihilist arkadaşlarını malikanesinde ağırlamaktadır.Anna Sergejevna Odintsova – een rijke weduwe die de nihilisten vaak vermaakt in haar huis.
Her şeyin içinde bu öz varlıktan vardır, o gerçektir.Alle dingen (of hoedanigheden) zijn in hem en niets is buiten hem.
"Onlar, bazı müstesna varlıklar dışında kimseye görünmezler."Weer anderen (waaronder gelovigen) zagen niets.
Ailesi varlıklı değildi.Het gezin was niet rijk.
Mutlak Varlık hangi isimle anılırsa anılsın (Allah, Tanrı, Brahma, God) sonsuz ve tektir.De naam zou afgeleid zijn van de mansnaam Abbe en wier (= wierde).
Var olan ya da var olduğu söylenen şey, varlık kavramının içeriğini oluşturur.Het bestaan, of zijn, van iets is dat wat het een entiteit maakt.
En önemli varlık Isten’dir.De eerste beweger is God.
Londra Maratonu 29 Mart 1981 yılında varlık haline geldi.De Londen Marathon 1981 werd gelopen op zondag 29 maart 1981.
Heraklitos'a göre, varlıklar sürekli değişmektedir.Volgens Herakleitos' filosofie is alles constant aan verandering onderhevig.
Sırf şer işleyen, insanları yoldan çıkarmakla meşgul olan varlıklardır.Deze wordt alleen tegen kwaadwillende mensen uitgevoerd.
Kaçıran ruh veya doyumsuz varlık demektir.De mens heeft geen onstoffelijke ziel of geest.
Yüksek sayıda varlıkları mantar enfeksiyonunun işaretidir.Een verhoogd aantal staven is een teken van infectie.
Nedenler zincirini başlatan varlıktır.In het eerste geval bestaat er een noodzakelijk wezen aan het begin van de keten dat de oorzaak ervan is.
1803 tarihinden bu yana bu aileler varlıklarını sürdürmektedirler.Sinds 1841 hebben de volgende personen deze functie vervuld:
Bu çatlak evrendeki varlıkları silebilmektedir.Deze oneffenheden kunnen het bestaan van andere werelden laten zien.
Grandmaster Marvel Evreni'nin en güçlü varlıklarından biridir.De Mandarin is een van de grootste genieën uit het Marvel Universum.
Bazen bu varlıklar yeryüzünü ziyaret ederler ama insanlara görünmezler.Nee, het koninkrijk is uitgespreid over de aarde maar de mensen zien het niet.
Babasının üzerinde bir seyahat yasağı ve varlıklarını dondurma kararı verilmişti.Zij kregen een reisverbod opgelegd en hun buitenlandse banktegoeden werden bevroren.
Buna göre, varlıkları bize oldukları gibi veren bilgi, sezgidir.Dit maakt hen te heet om leven zoals wij het kennen mogelijk te maken.
Böylece Âdem yaşayan varlık oldu.Uiteindelijk wordt dit een levend wezen.
Tüm aile mal varlıklarını kaybettiği için geçim sıkıntısı çekerek büyüdü.De familie is door allerlei ellende aan lager wal geraakt.
Bu topluluklar buralarda, kendi şeflerinin idaresinde yarı bağımsız olarak varlıklarını sürdürmektedir.De Torgut vormden vrijwel autonome gemeenschappen onder hun eigen leiders in het gebied.
Soyut bir ilahi varlıktır.Gebo-rune) een goddelijke kracht.
Tüccar olduklarından kısa zamanda varlıklı hale geldiler.Ze stichtten daar al snel eigen rijken.
Epey varlıklıydı, bir evi, arazisi ve en az iki atı vardı.Om de molen was een erf met twee huizen, twee paardenstallen, een hooizolder en een schuur.
Ancak üşterinin ödediği ücretin karşılığını alabilmesi sadece maddi varlıklara dayanmamaktadır.De toelage voor Harvard gewoon betalen is financieel alleen sowieso niet haalbaar voor hem.
1924 - Nakit sıkıntısına giren şirket, mal varlıklarının bir kısmını satışa çıkardı.De beurskrach van 1929 bracht het gezin in moeilijkheden en men moest grote delen van het landgoed verkopen.
Ona göre bir tek ebedî varlık vardı.Hij had daar een eenzaam bestaan.
Ölüp tekrar dirilen varlıktır.Dat hij of zij wedergeboren wordt.
Varlıklı bir senatörün oğlu.Hij was de zoon van een heidense senator.
Buna göre toplumun bünyesindeki tüm varlıklar ülke savunması için kullanılır.Al hun bezittingen werden ten voordele van de Staat verbeurd verklaard.
Çünkü, Darıdere Köyü öylesine varlıklı bir köy olmamıştır.De Blesse is nog niet zo'n oud dorp.
Varlıklı kişiler için pek çok şey daha farklıydı.Bij de voeding voor de rijken was dat anders.
İnsanoğlunu yoldan çıkaran ve kötülüğün simgesi olan varlık.Wat daarentegen de mond uitgaat komt uit het hart, en die dingen maken een mens onrein.
Şeytani varlıkların dolaştığı bir yer olarak da anılır.Dit is het hiernamaals waar vernietigde demonen naartoe gaan.
Böylece Tûsî'nin aksine Allah Konevî'ye göre, zorunlu varlık olarak ileri sürülemez.In zijn visie was Allah (God) niet de voortzetting van de Bijbelse God, maar van de maangod van de Sabeërs.
Bu sayede ilk melez varlık ortaya çıktı.Zo ontstond de eerste distilleerderij.
Birkaç yıl "Varlık" dergisi ile işbirliği yapmıştır.Er bestaat ook al enkele jaren een "Tijdschrift voor Herstelrecht".
Çocuklar saf varlıklar olarak kabul edildikleri için kurban seçilirlerdi.Slaven werd door families als gewoon bezit gehouden.
Mezarlığı korunması gereken tabiat varlıkları kapsamında 2002 yılında alınmıştır.Het oude gedeelte van de begraafplaats werd in 2002 als site beschermd.
Avul İyesi ile bağlantılı varlıktır.Deugd is onlosmakelijk verbonden met geluk.
Bu varlık, Tanrı'nın oğludur.Hij was daarmee de zoon van god.
Ona göre katiller farklı boyuttan varlıklardır.Zijn motetten zijn gevarieerd van stijl.
Bu inançların birçoğunda ölmüş kişiler ruh varlıklar şeklinde yaşamlarını sürdürmeye devam ederler.Mensen die aan deze aandoening lijden, gaan op den duur in hun eigen leugens geloven.
Cromwell adadaki Katolik İrlandalı halka oldukça zorlu varlık koşulalrı dayatır.Cromwell veroverde het katholieke Ierland daarentegen met bruut geweld.
Tom varlıklı bir adamdır.Tom is een rijke man.
Yıllar geçtikçe Cezayir'in her yerine yerleştiler ve varlıklı sınıfa aitler.Ze hebben zich in de loop der jaren overal in Algerije gevestigd en behoren tot de welvarende klasse.
Bu yüzden insanlığın doğaüstü varlıklardan korkmamaları gerektiğini belirtir.Dlatego uważał, że ludzkość nie powinna się obawiać nadnaturalnego.
Üretici taraf bir şirket, işveren veya başka bir varlık olabilir.Usługodawcą może być firma, pracodawca lub inny podmiot.
Öncelikle dünya yaşayan bir varlıktır.Świat, po pierwsze, jest żywym stworzeniem.
Gözle görünmeyen varlıkları gösterir.Zakrywam to, co niewidoczne.
Ailesi varlıklı değildi.Rodzina nie była zamożna.
İnsan toplumsal bir varlıktır.Człowiek – istota społeczna.