varlık ile cümle

varlık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bugün varlıkları zayıflamış ve insanlar tarafından az yerleşilmiş bölgelere indirgenmiştir.Tego dnia mężowie obdarowywali żony drobnymi upominkami, spełniali ich życzenia.
Bu varlıklar korudukları yerin dışında güçsüzdürler, o yüzden oraları terk etmezler.Przebywające w nim istoty są tylko cieniami (refaim) dawnych siebie i nie mają swoich dawnych możliwości.
Yarı kadın yarı balık olan varlık.Przedstawiana była jako pół kobieta, pół ryba.
Dil, canlı bir varlıktır.Język jest tworem żywym.
Rufus küçük bir varlıktır.Radowec posiada mały ratusz.
Londra Maratonu 29 Mart 1981 yılında varlık haline geldi.Pierwsza edycja maratonu odbyła się 29 marca 1981 roku.
Bunun nedeni Tanrı değildir, varlıkların eksik ve kusurlarıdır.Ponieważ pochodzi on od Boga, nie może zawierać błędu ani pomyłki.
Bir azınlık tüm dünya varlıklarını eline geçirdi."Cała władza w ręce ludu!”.
Roma'lılar varlıkları dahil olarak hesaplamışlardır.Rzymianie liczyli dni włącznie.
Sadece bazı varlıklı aileler çocuklarına özel öğretmen tutabilecek durumdaydı.Zamożnych rodziców stać było na wykształcenie córki.
Onda o, kendi - kendine önemli varlık olmazdı.Nie posiadał on jednak własnego umeblowania.
1137'de Katalonya ve Aragon'un birleşmesiyle kentte ticaretle uğraşan varlıklı sınıfların siyasi gücü arttı.W 1137 r. zawarta została unia personalna ze wzrastającą w siłę Aragonią.
Ruhanilerin bir kısmı korkulan varlıklardır.Część ogierów jest dzierżawiona .
Bu varlıklar mu? (ne?) sorusu ile bulunur.Czy to bezpłodność? – Pytania i odpowiedzi.
Finansal varlıkları fiyatlandırma modelinin (Capital Asset Pricing Model) yaratıcılarından biridir.Jest jednym z twórców modelu wyceny aktywów kapitałowych (CAPM).
Kendisinin nedeni olmayan varlık Tanrı'dır.Nie ma znaczenia jakim Bóg cię stworzył.
Sanatçı varlıklı bir aileye sahip değildi.Muzeum nie miało prawnego właściciela.
Varlıklı bir ailenin oğlu olarak dünyaya gelmiş ve iyi bir eğitim almıştır.Będąc synem bogatego senatora otrzymał dobre wykształcenie.
Varlıklar tanrıdan kopma bir parçadır.Piekło oznacza separację od Boga.
Bazı varlıkların ruhları başka bir yerde saklıdır.Dusze ludzkie przebywają w jej wnętrzu pomiędzy kolejnymi wcieleniami.
Yağmalanmasa da, "çok değerli ve sanatsal varlıkları"'nı kaybetti.Stolica „cierpiała” też na nadmiar bogactw i zasobów.
(Ayrıca bkn: Harut ve marut) Amesha Spentalar: Ahura Mazda beraberindeki yedi ilahi varlıkların ismi.Oznaczają trzy emanacje Ahura Mazdy z 7 dobrymi duchami Amesza Spenta z tychże wierzeń.
"Ulusal varlık fonları".Narodowy Fundusz Zdrowia. . .
Yakutların inançlarında sık sık bahsedilen varlıklardır.Frazy wypowiadane przez króliki często się powtarzają.
Heidegger ise Varlık meselesi üzerine odaklanmıştır.Surwiwal skupia się na zagadnieniach związanych z przetrwaniem osobniczym.
Tek ayaklı, tek gözlü, tek kollu kel varlıklardır.Nie posiada jednej ręki, jednej nogi i oka.
Platon'a göre "gerçek varlık idea, 'düşünce varlığı'dır."Dużo istotniejsze dla Platona jest studiowanie „samego siebie” w poszukiwaniu pamięci o prawdziwych ideach.
"Çullu" varlıklı, "Görece" görünür, tepe üstünde anlamlarına gelir.Słowo „Har” oznacza górę, wysoką górę, szczyt widoczny z daleka.
Ancak bunun karşılığındaysa büyücü kız olup cadı denen varlıklara karşı savaşmaları gerekmektedir.Ci wyjawili im jaka jest sytuacja, ale muszą sobie poradzić sami z Czarownicą z Oz.
Bir başka anlamı ise tüm yaşayan varlıkların özünde mevcut olandır.Duszę ma zatem wszystko, co żywe.
Çevresindeki canlı varlıkları kategorilemek için büyük zaman harcadı.Wokół jego postaci narosło wiele anegdot.
Böylece Âdem yaşayan varlık oldu.Stała się Istotą z Otchłani.
Buna rağmen ustasının diğer yaşayan varlıklar için hissettiği derin duygulardan yoksundur.Czy mogłoby Mu brakować cech, których wymaga od swych stworzeń?
Varlık Yayınevi, 1967.Instytut Wydawniczy, 1967.
Ülkelerinden çıkan Yahudiler evlerini, işlerini ve mal varlıklarını arkada bırakmak zorunda kaldılar.Uchodźcy musieli opuścić swoje domy, firmy i większość majątku.
Listedeki varlıklar uygun bulunmuş ve/veya tanınacaktır.Na liście członków Instytutu znajduje (lub znajdowało) się ok.
Her şeyin içinde bu öz varlıktan vardır, o gerçektir.Every är inkluderande (alla); each är exkluderande (var och en för sig).
Yapılardan dokuzu Japonya'nın ulusal hazineleri, diğer 94'ü ise Önemli Kültür Varlıkları'dır.Nio byggnader har status som Japans nationalskatt medan övriga 94 är klassade som Viktigt kulturobjekt.
İnsanın düşünen ve duyan bir varlık olduğunu hesaba katarak," demişti.Detta skall vara till minne av männen, så länge människor leva."
Yoksa yaratılmamış (ezelî ve ebedî) bir varlık mıdır?Har inte en och samma Gud skapat oss?"
İnsan, varoluşun ortasına öylece, orada bir varlık olarak (Dasein) atılmıştır.För att människan skulle kunna nå det goda paradiset var de tvungna att inse deras del i en ond skapelse.
Kelime anlamı "Kutsal Varlıklar"dır."Vi" betyder helgedom.
Varlık veya nesneleşmiş insandır.Är han en människa eller en ägodel?
Varlıklı bir aileden geliyor.Kommer från en förmögen familj.
Dua, bir İlah ya da ruhani varlıkla ilişkiyi etkinleştirmeyi amaçlayan çağırma veya eylemdir.Budskapet är att uppriktig omvändelse och bön om förlåtelse är vägen till försoning med Gud.
Devlet vasıta olup üstünlüğü olan varlık, devlet değil halktır.Det är medborgarna som har yttrandefrihet och inte staten eller dess myndigheter.
Ancak bunun karşılığındaysa büyücü kız olup cadı denen varlıklara karşı savaşmaları gerekmektedir.Vad som behövdes för att göra dem till häxor, var ett förbund med Djävulen.
Varlık bir nesne ya da bir şey değildir.Allt som existerar är ett föremål eller ting.
Varlıklarını duyurdular ve tilki kurnazlığıyla ekinleri ateşe kurban ettiler.De förebådade framtiden, och med rävens listighet offrade de skörd på elden.
Çizgi romana göre, Cecily, varlıklı bir ailede büyümüştür.Enligt legenden växte Anastasia upp som dotter i en rik familj.
Varlıklı bir aileden geliyordu.Hon var från en förmögen familj.
Buna rağmen, bulgulara göre Avarlar 10. yüzyıla kadar varlıklarını sürdürebilmişlerdir.Enligt berättelser från aboriginer kan arten ha överlevt fram till 1950-talet.
Herhangi bir tecrübesi yokken doğaüstü varlıklarla savaşmak hiç beklemediği bir şeydir.1, Ett liv utan superkrafter är väl inte värt att leva?
Takahaşi, Japonya'nın en varlıklı manga sanatçılarından biridir.Urasawa är en av de mest framgångsrika tecknarna i Japan.
Akıl sahibi varlıklar dışında her şey doğa nedenselliğine tabidir.Alla utom den sista är av naturligt ursprung.
En önemli varlık Isten’dir.Yttersta garanten för detta var gud.
Ona göre katiller farklı boyuttan varlıklardır.Temaskämt förekommer i varierande omfattning.
Gördüğü Dagon denen varlıklardı.För andra betydelser, se Desa Dagan.
"Dil Varlık'ın evidir", der Heidegger.T ex "Språk är språk" (Heidegger).
Söz konusu varlık bedenin eski sahibi olabileceği gibi, bir başkası da olabilir.Det kunde också bero på att någon släkting var gammal.

İlgili Sayfalar