var ile cümle

var kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Biz vardığımızda yağmur yağıyordu.It was raining when we arrived.
Vardığımızda bizi içten karşıladılar.They gave us a hearty welcome when we arrived.
Oynamamız için yeterli yer var.There is enough room for us to play.
Yapacak çok ev ödevimiz var.We have a lot of homework to do.
Tokyo'da ziyaret edecek çok arkadaşımız var.We have many friends to visit in Tokyo.
Hiçbirimiz zamanında limana varamadık.None of us could arrive at the harbor on time.
Futbol takımımızın iyi bir savunması var.Our football team has a good defense.
Okulumuzda 30 sınıf var.There are 30 classes in our school.
Kentimizde yerel bir gazetemiz var.We have a local newspaper in our city.
Bizim tren saat sekizde Osaka'dan ayrıldı, on bire kadar Tokyo'ya varacak.Our train left Osaka at 8:00, arriving in Tokyo by 11:00.
Çok iyi işim var.We have very good business.
Bizim paraya ihtiyacımız var.We need the money.
Oraya vaktinde varmak için biz bir taksi tuttuk.We took a taxi so as to get there on time.
Oraya aynı zamanda vardık.We got there at the same time.
Profesör Turner'a yüksek saygımız var.We have a high regard for Professor Turner.
Oraya zamanında varabildik.We managed to get there on time.
Fena halde suya ihtiyacımız var.We are badly in want of water.
Daha erken kalkmamıza gerek var mı?Should we get up earlier?
Londra'da yoğun bir sisimiz vardı.We had a heavy fog in London.
Farklı düşünme tarzlarımız var.We have different ways of thinking.
İngilizce kullanmak için az fırsatımız var.We have little opportunity to use English.
Eve vardıktan sonra öğle yemeği yiyeceğiz.We'll eat lunch after we get home.
Bizim acelemiz var.We're in a hurry.
Biz Londra'ya dün vardık.We got to London yesterday.
Vergilerimizi ödemek için yasal zorunluluğumuz var.We have a legal obligation to pay our taxes.
Öğretmenimize saygımız var.We have respect for our teacher.
Cesur yeni fikirleri olan birine ihtiyacımız var.We need somebody with bold new ideas.
Kural olarak, günde üç öğün yemeğimiz var.As a rule, we have three meals a day.
Mağazada onun için birkaç sürprizimiz var.We have a few surprises in store for her.
O kadar çok işimiz var ki alabileceğimiz her türlü yardımı kabul ederiz.We are so busy we'd take any help we could get.
Bizim açık havada bir partimiz vardı.We had a party in the open.
Biraz kağıda ihtiyacım var.I need some paper.
Benim kötü görüşüm var.I have poor eyesight.
Benim iyi görme yeteneğim var.I have good eyesight.
Sınavdan önce kalan sadece bir hafta var.There is only a week left before the examination.
Korkunç bir diş ağrım var.I have a terrible toothache.
Bir diş ağrım var.I've got a toothache.
Diş eti enfeksiyonun var.You have a gum infection.
Sanırım diş eti enfeksiyonum var.I think I have a gum infection.
Benim çarpık dişlerim var.I have crooked teeth.
Erkek çocuğu dişlerini fırçalamayı ihmal ettiği için kötü dişleri vardı.The boy had bad teeth because he neglected to brush them.
Sanırım pantolon askısına ihtiyacım var.I think I need braces.
Bir kaza oldu. Bir adam yaralandı. Aşırı kanaması var.There's been an accident. A man is hurt. He's bleeding badly.
Daha az kazalar yerine daha çok kazalar var.Instead of fewer accidents there are more.
Durumda ani bir değişiklik vardı.There was a sudden change in the situation.
Eğer zamanınız varsa, ara sıra birkaç satır yaz.If you have time, drop me a line now and then.
Zamanın varsa, geçerken galeriye uğrasan iyi olur.Better drop by his gallery if you have time.
Bir dakikan varsa, ben bazı sorunlar hakkında seninle konuşmak istiyorum.If you have a minute, I'd like to talk to you about some problems.
O kadar az zamanım vardı ki öğle yemeğini aceleyle yemek zorunda kaldım.I had so little time that I had to eat lunch in a hurry.
O, zamanında varmak için koştu.He ran, so as to arrive on time.
Ayıracak çok zamanın var mı?Do you have much time to spare?
Her türlü zamanımız var.We have all kinds of time.
Bol zamanım var, ama yeterli param yok.I have plenty of time, but not enough money.
Bol bol zamanım var ama yeterli param yok.I have plenty of time, but not enough money.
Yeteri kadar zamanım vardı, bu yüzden acele etmeme gerek yoktu.I had enough time, so I didn't need to hurry.
Bizim yeterince zamanımız var.We have enough time.
Biz zamanında eve varamayacağız.We won't be able to arrive home in time.
Zamanında varma olasılığımız var mı?Are we likely to arrive in time?
Biz zamanında limana varamayacağız. Kestirmeden gidelim.We won't be able to arrive at the harbor in time. Let's take a shortcut.
Zamanında oraya varmazsın.You won't get there on time.

İlgili Sayfalar