1720'de John Flamsteed'in varisi olarak ölümüne kadar sürdüreceği Kraliyet Astronomu görevine getirildi.Nel 1720, Halley successe a John Flamsteed come Astronomo Reale, impiego che mantenne fino alla sua morte.
Hoşkadem kendine bir varis seçmemişti.Non vi fu scelta di un nuovo arcivescovo.
Diğer şirketlerle kod-paylaşma düzenlemeleri yoluyla diğer 90 varış yerine uçuş düzenlemektedir.Tramite accordi di code sharing, inoltre, serve altre 90 destinazioni.
Konstantin'in taht varisi II. Constantius bu hareketi sürdürdü.Il successore al trono di Costantino, Costanzo II continuò questo movimento.
VIC-40 kod adlı bu ürün VIC-20'nin varisiydi.Tali caratteristiche sono ereditate direttamente dal VIC-20.
Honorius 423'te hiçbir varis bırakmadan ödemden öldü.Archelao morì nel 38 senza lasciare eredi.
Üçüncü yöntem ise, çok varışlı yönlendirmedir.E ora il secondo esempio facilmente realizzabile.
Sadece 20 bisikletçi varış noktasına ulaştı.Giunsero al traguardo 84 ciclisti.
Ebu Bekir ise onlara şöyle demiştir: "Resulullah’ın 'Bize kimse vâris olamaz.Muhammad replicò: “Non è opportuno per un Profeta fare cenni ingannevoli con gli occhi.”
Ona oğlu gibi davranıp onun kendisinin varisi olduğunu söylemiştir.Questi la trattarono come se fosse la loro figlia.
Buna göre bir oğul ve vâris evlat ediniyorlardı.Risulterebbe che, rimasto vedono e con un figlio, scelse la vita diaconale.
Ama bunların varisleri Lancasterliler olarak mücadeleye devam ettiler.Sostenne sempre la causa dei Lancaster contro quella di York.
Degas’nın 1917’de ölümünün ardından varisçileri, bronz dökümlere izin vermiştir.Alla morte di Degas (1917) le sue opere vennero messe in vendita.
Allessandro meşru bir varış bırakmamıştı.Di Alessio però, non ci fu' più traccia.
Hanover'deki Salic Kanunu altında, hiçbir kadın tahta varis olamazdı.Secondo la legge salica in vigore nell'Hannover, infatti, le donne non potevano ascendere al trono locale.
Varış zamanı ve fizik kanunlarının varlığı için kaçınılmazdır.Le normali leggi del tempo e della fisica cessano di esistere.
Başlangıçta, bütün yabancı varış yerli postalar Şanghay içinden gidiyordu.Inizialmente la posta internazionale veniva smistata solamente a Shanghai.
Hartley, başarılı iki nesil şarap tüccarı bir aileden kalan mirasın varisidir.Lo stemma di Brindisi rappresenta due covoni di spighe di grano sormontati da una croce.
Bu devletin varisi Macaristan Krallığı'dır.Il ponte sarà di proprietà dello Stato greco.
Damadı, oğullarının önünde tahtın varisi oldu.I suoi figli sarebbero diventati gli eredi al trono.
Hayal bile edemeyeceği servetin tek varisidir.La sua è la sottomissione di chi non spera.
Caligula'nın hiçbir vârisi olmadı.Carlo Calà non ebbe discendenti.
Ancak iki evliliğini de erkek varis olmadığı için bitirmiştir.Был дважды женат, но не оставил после себя потомства.
Hilton otellerinin varisidir.Владеет международной сетью Hilton Hotels.
Ailenin tek erkek varisi olarak babasının yerine geçmiştir.Он оказался единственным наследником отца по мужской линии.
Şu an Fransa'da yaşayan sözde varis Philippe, zaman zaman Mapuçeler adına konuşmaya çalışmıştır.Текущий наследник престола, Филипп, живущий во Франции, от случая к случаю говорит от имени народа мапуче.
Böylece, hikâyeye göre, Anastasius yeğenlerinin kendine varis olamayacağına karar kıldı.При этом неясно, смог ли его племянник в самом деле унаследовать Наварино.
31 Ekim 1448 tarihinde, VIII. İoannis öldü, belirlenmiş varisi Konstantin Mora'daydı.31 октября 1448 года, когда Иоанн VIII умер, а его наследник, Константин, находился в Морее.
V. Stefan Uroš çocuğu olmadığı için varisi de olmamıştır.При этом Ричард II не имел официального наследника.
Kendini, yıkılan Doğu Göktürk Kağanlığı'nın vârisi olarak görmüştür.С перевала видны вершины Восточного Алтая и Курайского хребта.
Honinbo hanedanı liderliğinin resmi varisi olarak Shusaku daha ünlü bir duruma geldi.Как официальный наследник дома Хонъимбо, Сюсаку занял в обществе более высокое положение.
Sezar'ın evlatlık vârisi olan Augustus, Sezar adıyla çağrılmayı tercih etmişti.Как приёмный сын и наследник Цезаря, Август предпочитал называться его именем.
Damadı, oğullarının önünde tahtın varisi oldu.Взошёл на трон как сын своего предшественника.
Küçük yaşta babası Ekber tarafından tahtın varisi ilan edildi.Десятилетним мальчиком унаследовал отцовский престол.
Tecrübeyle sabit bilgilere göre misyonerlerin bölgeye varışından önce kabilenin tamamı animistti.В конце концов был замечен мусор, как только вся команда проснулась.
Mississippi kültürünün varisleridir.Являются предками миссисипской культуры.
Bunun üzerine Fatıma: "O hâlde sana ne oluyor da, Resulullah’a bizden başkasını vâris yapıyorsun?" dedi.Тогда они вновь спросили его: «Ты — пророк?»
Caligula'nın hiçbir vârisi olmadı.На Василия тепла не видать.
Endonezyalı göçmen işçilerin en bilinen varış yeri Malezya'dır (yasadışı işçiler dahil).Фермы широко используют труд наёмных сезонных рабочих, в том числе нелегальных иммигрантов из Мексики.
Robb varisini atar.Русь в ожидании варягов.
Satıcının sorumluluğu malları belirtilen varış limanına getirene kadardır.Означает, что продавец несёт расходы по доставке в порт отправления.
Babaları öldüğü zaman her iki kardeş her birinin diğerinin varisi olduğuna dair bir anlaşma yaptılar.في وقت وفاة والدهم قدم الأخوين اتفاقا يكون وريث بعضها البعض.
VIC-40 kod adlı bu ürün VIC-20'nin varisiydi.تمت تسمية المنتج الجديد باسم رمزي وهو فيك-40 (VIC-40) ليكون خليفة لجهاز فيك-20 (VIC-20) عالي الشعبية.
ETA sahipleri havaalanında varışlarında vize beklemek zorunda değildir.العصافير لا تطلب تأشيرة دخول.
Caligula'nın hiçbir vârisi olmadı.لم يترك لوناليلو أي ورثة.
Üçüncü yöntem ise, çok varışlı yönlendirmedir.أما النموذج الثالث، فيطلق عليه التفاوض الفعال.
İzleme ve farklı milletlerden gezginlerin kalkış ve varışlarını kolaylaştırmak.ضبط حركة المسافرين القادمين والمغادرين من كافة الجنسيات وتسهيل ذلك.
Herhangi bir ülkenin vatandaşları ülkeye varışta vize alabilirler.ولا يجوز دخول بقية الدول بوجود تأشيرة كهذه.
Onun dört oğlu ve onun hemen ardından gelen vârisleri adları ve yaptıklarıyla şöhret sahibidirler.أربع من أعطيهن فقد أعطي خير الدنيا والآخرة: قلب شاكر، ولسان ذاكر، وبدن على البلاء صابر.
Gayri menkullerinin varisi olarak zengin oldu.فأصبح اللص صاحب ثروة..
Bu ağaç yasal olarak olmasa da asıl ağacın varisi olarak kabul edilmiştir.Esta árvore é considerada, popularmente se não legalmente, como herdeira completa da árvore original.
Edward, Kral Edgar'ın en büyük oğludur, ancak babası tarafından varisi olarak tasdik edilmemiştir.Era o filho mais velho do rei Edgar mas não seu herdeiro reconhecido.
Aminta'nin meşru varis olduğunu düşünmektedir.Ele pensa que Aminta é o herdeiro legítimo.
Küstah ve kibirli olan Cal Pittsburgh'da çelikten elde edilen bir servetin varisidir.Ele é arrogante e esnobe, herdeiro de uma fortuna de aço de Pittsburgh.
Konstantin'in taht varisi II. Constantius bu hareketi sürdürdü.O herdeiro de Constantino ao trono Constâncio II, continuou esse movimento.
Nero, Tiberius'un en büyük evlatlık torunuydu ve imparatorun en gözde varisi olarak görülüyordu.Nero passou então a ser o neto adotivo mais velho de Tibério e era visto como seu mais óbvio sucessor.
Honinbo hanedanı liderliğinin resmi varisi olarak Shusaku daha ünlü bir duruma geldi.Como herdeiro oficial do líder da Escola Honinbo, Shusaku tinha uma posição eminente.
II. Giovanna da ölmeden önce Renato'yu kendine vâris olarak kabul etti.Teria conhecido também Giordano Bruno antes de seu encarceramento.
Ancak o da 14 Eylül 23'de, İmparatordan önce ölerek Tiberius'u varissiz bıraktı.Porém, ele também morreu antes do imperador, em 14 de setembro de 23.
Tiberius, varis ve oğul olarak evlat edinildi.Tibério foi adotado como filho e herdeiro de pleno direito.