Julianus'un hiç çocuğu yoktu ve bir vâris de göstermemişti.Дітей князь не мав, а тому і не було заручників.
Satıcının sorumluluğu malları belirtilen varış limanına getirene kadardır.Вважається, що продавець виконав постачання, коли товар перетнув борт судна в порту відвантаження.
Sadece 20 bisikletçi varış noktasına ulaştı.На перші патрулювання приїздило близько 200 велосипедистів.
Küçük yaşta babası Ekber tarafından tahtın varisi ilan edildi.Із самого дитинства його було визнано спадкоємцем данського трону.
V. Stefan Uroš çocuğu olmadığı için varisi de olmamıştır.Він писав, що Роберт Гартпоул не мав спадкоємців чоловічої статі.
Robb Stark, Eddard Stark ve Catelyn Stark’nin en büyük oğulları, Kıştepesi'nin varisi.Робб Старк — найстарший законний син Едарда Старка, і спадкоємець Вінтерфелла.
Buna göre bir oğul ve vâris evlat ediniyorlardı.Byl vnuk Тüzil-begův (Zieghu) a syn Uti-begúv.
Nedeni, varisli yerde meydana gelen herhangi bir yaralanmadır.Ve staří se na něm vyskytují nahnědlé skvrny po poškození.
Genç yaşına rağmen Jens Lehmann'ın varisi olarak gösterildi.V mládí byl jeho velkým vzorem německý brankář Jens Lehmann.
Şirketin günümüzdeki varisi BAE Systems'dır.V současné době je společnost součástí BAE Systems.
1371'de Richard'ın ağabeyi olan " Edward Anglomelu" öldü ve Richard babasının varisi oldu.Jeho starší bratr Eduard z Angoulême zemřel roku 1371 a Richard se tak stal otcovým dědicem.
Ancak bunlar yalnızca vâris değildi.Hrad nebyl jen Klaus.
Arcadius doğudaki, Honorius ise batıdaki vârisiydi.Vládu po něm převzali Arcadius na Východě a Honorius na Západě.
Yerine oğlu ve varisi II. Wilhelm geçti.Jisté je, že jeho syn a nástupce Vilém II.
Kendisi de bu zenginliğin ve nüfuzun varisi oldu.Stal se zakladatelem slávy a bohatství rodu.
Honinbo hanedanı liderliğinin resmi varisi olarak Shusaku daha ünlü bir duruma geldi.Jako oficiální dědic Honinbóova domu, měl Šúsaku vysokou pozici.
Edward’ın oğlu veya varisi yoktur.Není známo, že by s Edmundem měli potomky.
Allessandro meşru bir varış bırakmamıştı.Jammeh neponechal nic náhodě.
Hanover'deki Salic Kanunu altında, hiçbir kadın tahta varis olamazdı.Podle práva uplatňovaného pro nástupnictví na hannoverský trůn nemohla být nástupkyní na trůnu žena.
1720'de John Flamsteed'in varisi olarak ölümüne kadar sürdüreceği Kraliyet Astronomu görevine getirildi.V roce 1720 vystřídal zesnulého Flamsteeda na místě královského astronoma a tuto pozici si udržel až do smrti.
Hilton otellerinin varisidir.Až na Hotel Hilton se jedná o kancelářské budovy.
Varış zamanı ve fizik kanunlarının varlığı için kaçınılmazdır.Sosirea sa este considerată inevitabilă ca urmare a existenței timpului și a legilor fizicii.
Edward, Kral Edgar'ın en büyük oğludur, ancak babası tarafından varisi olarak tasdik edilmemiştir.Eduard a fost fiul cel mare al regelui Edgar, dar nu a fost recunoscut ca moștenitor al tatălui său.
Küstah ve kibirli olan Cal Pittsburgh'da çelikten elde edilen bir servetin varisidir.Arogant și snob, el este moștenitorul unei rafinării de oțel din Pittsburgh.
Uçak için tahmin edilen varış saati yerel saatle saat 11:39'du.Ora estimată de sosire a bombardierelor în zonă era 13:10 ora locală.
2011 yılında, Amerikalılar 169 ülkeye vizesiz ya da varış-vizesi alarak seyahat edebilmekteydi.Lista principală numără, în anul 2011, 199 state memebre sau observatori în cadrul ONU.
Abisi Arthur, Galler Prensi, 1502'de ölünce Henry krallığın varisi oldu.Fratele său mai mare, Arthur, Prinț de Wales, a murit în 1502, lăsându-l pe Henric moștenitor al tronului.
Varisi olan oğlu Attolos küçük yaşta idi.Fratele cel mai mic, Aldo, a avut parte de aceeași soartă.
Birleşik Krallık tahtının 16. varisidir.Un posibil moștenitor al tronului 50.
Yaşamının son anlarında Hamlet Claudius'u öldürmeyi başarır ve Fortinbras'ı vârisi ilan eder.Hamlet, élete utolsó percében megöli Claudiust, és Fortinbrast nevezi meg örökösének.
Ama bunların varisleri Lancasterliler olarak mücadeleye devam ettiler.A győzelmet ezek a momentumok hozták meg a Lancastereknek.
Osmanlı tarihçileri ana ordunun Niğbolu önüne varışının akşam üstü olduğunu yazmaktadırlar.A rendi előírások között volt, hogy az nyájat estére vissza kell terelni a majorba.
Robb varisini atar.Bueller? - McCain-nek Rove kell.
Hoşkadem kendine bir varis seçmemişti.A nagyhercegi jóváírást azonban nem kapta meg.
Bu devletin varisi Macaristan Krallığı'dır.A rózsaszín terület a Magyar Királyság.
10 yıl sonra Dairus'un vârisi I. Serhas daha güçlü bir orduyla tekrar Yunan topraklarına girdi.Tíz évvel később Dareiosz utóda I. Xerxész sokkal erősebb hadsereget küldött szárazföldi úton.
Hayal bile edemeyeceği servetin tek varisidir.Az önmagának élő hívő ember elképzelhetetlen.
Katî bilgi olmamakla beraber, gerçekte İtalya Krallığı için varis kabul edilmişti.A látszólag szabad, valójában azonban fogoly királyt York visszakísérte Londonba.
Tunca Varış "Eski Daktilolar".Visszatérés az „ősi” állapothoz.
Ona oğlu gibi davranıp onun kendisinin varisi olduğunu söylemiştir.Árulónak tartja őt, és fiának is így beszél róla.
Bunlara genelce varis denmektedir.Mások ezt Püthagorasznak tulajdonítják.
Tiberius yeğeninin oğlu Caligula ile birlikte torunu Tiberius Gemellus'u ortak vâris ilan etmişti.Tiberius végül Caligulát és unokafivérét, Tiberius Gemellust tette meg társörököseivé.
Prens Rhaegar Targaryen, 2.Aerys’in büyük oğlu ve tahtın varisiydi.Prinssi Rhaegar Targaryen oli Aerys II:n vanhin poika ja kruununprinssi.
1692’de Brunswick Dükü Kutsal Roma İmparatorluğu’nun varis seçmen prensi oldu.Vuonna 1692 Braunschweigin herttuasta tuli Pyhän saksalais-roomalaisen keisarikunnan vaaliruhtinas.
Telsiz iletişim kullanımında bir karışıklık, ikinci bir mahkûm arabasının varışını erteledi.Sekaannus radioviesteissä viivästytti toisen partioauton saapumista.
Hilton otellerinin varisidir.Hotelli kuuluu Hilton hotelliketjuun.
Vincenzo ise sonradan Galileo'nun yasal varisi haline getirilmiş ve Sestilia Bocchineri ile evlenmiştir.Vincenzio, jonka isyyden Galilei myöhemmin tunnusti, meni naimisiin Sestilia Bocchinerin kanssa.
Bu işlemi aynı varış düğümüne gidecek paketler için tekrar tekrar yapmak anlamsızdır.Rahtikirjojen teettämistä varten oli sama matka tehtävä uudelleen.
Arioald asillerin yardımıyla birlikte Agilulf'un varisi Adaloald'ı azletti.Arioald syrjäytti ylimystön tuella hulluksi tulleen edeltäjänsä Adaloaldin.
V. Stefan Uroš çocuğu olmadığı için varisi de olmamıştır.Myöskään Filip V Pitkällä ei siis ollut kuin tyttäriä.
Eşi Anne Walton, Wal-Mart varisidir.Hänen vaimonsa Ann Walton Kroenke kuuluu Wal-Martin omistajasukuun.
Kral Roland'ın vârisleri oğulları Peter ve Thomasdır.Kuningas Rolandilla on kaksi poikaa, Peter ja Thomas.
Hoşkadem kendine bir varis seçmemişti.Haikala ei saanut yhtään valitsijamiestä.
Theodred, Rohan kralı Theoden'in tek oğlu ve varisi.Théodred oli Théodenin ainoa poika ja perillinen.
Endonezyalı göçmen işçilerin en bilinen varış yeri Malezya'dır (yasadışı işçiler dahil).Taajaman paikalla ovat sijainneet inkerinsuomalaisten asuttama Saamustin (ven.
1912) 2002 - Prenses Margaret, Birleşik Krallık taht varisi (d.1916) 2002 – Margaret, Yhdistyneen kuningaskunnan prinsessa (s.
VIC-40 kod adlı bu ürün VIC-20'nin varisiydi.Το κωδικό όνομα του προϊόντος ήταν VIC-40, παραπέμποντας έτσι στον επιτυχημένο προκάτοχο VC-20.
10 bin yaşındadır ve Dış Dünya tahtının gerçek varisidir.Βασίλεψε 17 έτη και ήταν ο έκτος βασιλιάς της δεύτερης δυναστείας.
İberia grup havayolu taşımacılıkları 39 ülkede 102 varış yerine uçar.Οι εταιρείες του Ομίλου Iberia πετούν σε 97 προορισμούς σε 40 χώρες.
Raporlara göre, gemideki tayfa içinde silah bulunan iyice kapanmış varilleri varışta indirecekti.Επίσης γνωρίζουμε ότι οι άνθρωποι που βρίσκονταν πάνω στο κατάστρωμα του πλοίου ήταν καλά οπλισμένοι.