Ben Jessi ve bu benim valizim.אני ג'סי, וזו המזוודה שלי.
Ben Jessi ve bu benim valizim.إسمي " جيسي " و هذه حقيبتي
Ben Jessi ve bu benim valizim.中に入っている物をお見せする前に
Boite en valise, yani valizdeki kutu.Cutia roșie, seria F.
Boite en valise, yani valizdeki kutu.Máme před sebou "červenou krabici", sérii F z kompozice "Krabice v kufru"
Bu belli ki işler benim küçük valizime uyacak şekilde gitmiyor.Evident că toate aceste lucruri nu se vor potrivi în mica mea valiză.
Bu belli ki işler benim küçük valizime uyacak şekilde gitmiyor.Jadi tentu saja semua ini tidak akan muat di koper kecil saya.
Bu belli ki işler benim küçük valizime uyacak şekilde gitmiyor.물론 이 옷들이 제 작은 여행가방에 다 들어갈 수는 없겠죠.
Bu belli ki işler benim küçük valizime uyacak şekilde gitmiyor.Manifestement, tout ça ne va pas rentrer dans ma toute petite valise.
Bu belli ki işler benim küçük valizime uyacak şekilde gitmiyor.Obviamente que isto tudo não vai caber dentro da minha pequena mala.
Bu belli ki işler benim küçük valizime uyacak şekilde gitmiyor.Obviamente todo esto no va a entrar en mi pequeña valija.
Bu belli ki işler benim küçük valizime uyacak şekilde gitmiyor.Offensichtlich wird das nicht alles in meinen winzigen Koffer passen.
Bu belli ki işler benim küçük valizime uyacak şekilde gitmiyor.Ora, è ovvio che tutto questo non entrerà nella mia minuscola valigia.
Bu belli ki işler benim küçük valizime uyacak şekilde gitmiyor.Rzecz jasna nie uda mi się pomieścić w tej walizeczce.
Bu belli ki işler benim küçük valizime uyacak şekilde gitmiyor.Selvästikin kaikki tämä ei tule mahtumaan takaisin matkalaukkuuni.
Bu belli ki işler benim küçük valizime uyacak şekilde gitmiyor.Szóval ez nem fog mind beleférni a pici bőröndömbe.
Bu belli ki işler benim küçük valizime uyacak şekilde gitmiyor.Takže je jasné, že sa mi toto všetko nevlezie do môjho maličkého kufríka.
Bu belli ki işler benim küçük valizime uyacak şekilde gitmiyor.Tất nhiên là không thể để vừa tất cả những bộ đồ này vào cái va li nhỏ xíu này được.
Bu belli ki işler benim küçük valizime uyacak şekilde gitmiyor.Uiteraard zal niet alles in mijn kleine koffer passen.
Bu belli ki işler benim küçük valizime uyacak şekilde gitmiyor.Zcela jistě se mi to všechno do mého malého kufříku nevejde.
Bu belli ki işler benim küçük valizime uyacak şekilde gitmiyor.Προφανώς όλα αυτά δε θα χωρέσουν στη μικροσκοπική μου βαλίτσα.
Bu belli ki işler benim küçük valizime uyacak şekilde gitmiyor.Итак, очевидно, что всё это не влезет в мой малюсенький чемодан.
Bu belli ki işler benim küçük valizime uyacak şekilde gitmiyor.І очевидно, це все не поміститься в мою маленьку валізку
Bu belli ki işler benim küçük valizime uyacak şekilde gitmiyor.Очевидно всичко това няма да се побере обратно в моя малък куфар.
Bu belli ki işler benim küçük valizime uyacak şekilde gitmiyor.אז כמובן לא הכל יתאים למזוודה הקטנה שלי.
Bu belli ki işler benim küçük valizime uyacak şekilde gitmiyor.حسناً .. على ما يبدو ... لن تتسع حقيبتي لكل هذه الملابس التي حصلت عليها ..
Bu belli ki işler benim küçük valizime uyacak şekilde gitmiyor.全部入れられないので ブルックリンに帰る前に
Deri bir valiz. Bunlar mekanik olarak tekrar üretilmiş objeler, evinde küçük çaplı üretim yapıyor.Tyto obrazy jsou totiž kopie z jeho domácí poloprofesionální tiskárny
Deri bir valiz.O valiză adevărată.
Deri bir valiz.Uma Valise de couro!
İlk versiyonu gerçekten de bir valiz.A versão mais antiga é, atualmente, uma Valise...
İlk versiyonu gerçekten de bir valiz.Cea mai veche versiune e chiar o valiză.
İlk versiyonu gerçekten de bir valiz.Původní verze byl skutečný kožený kufr.
İsterseniz valizlerinizi bagaja koyun.- Darin ist Platz für alle. Ihr könnt, wenn ihr wollt, euer Gepäck in den Kofferraum legen.
İsterseniz valizlerinizi bagaja koyun.Fnissar Jag måste förstås anförtro Isak att Anders och jag kilar stadigt.
İsterseniz valizlerinizi bagaja koyun.- Kaikille riittää tilaa. Laitetaan tavarat takaluukkuun, jos teille sopii.
İsterseniz valizlerinizi bagaja koyun.Les bagages derrière, si vous voulez bien.
İsterseniz valizlerinizi bagaja koyun.Puneþi lucrurile în portbagaj, dacã nu vã supãraþi.
İsterseniz valizlerinizi bagaja koyun.Si no os importa, poned vuestro equipaje en el maletero.
Ne? Yardım edeyim mi valizine? Ağır görünüyor음?
O da tam olarak 15 ton valizle Büyük bir Birleşik Devletler ulaşım uçağına binerNastoupil do amerického dopravního letadla s 15 tunami zavazadel.
O da tam olarak 15 ton valizle대통령 띤은 미국의 수송기에 타서
O da tam olarak 15 ton valizlesarebbe caduta nelle mani del Nord, si imbarca u un grosso aereo da trasporto statunitense
O da tam olarak 15 ton valizle荷物の文字通り 15 トン。
Ramana da şöyle söylemişti: "Tren'e bindikten sonra hala valizini kafanın üzerinde taşır mısın?"Ramana también dijo algo: "¿Te subirías a un tren y aun cargarías tu equipaje en la cabeza?"
Sizi, bu valizlerin ne kadar olduğunu düşünmeye bırakıyorum ve 15 milyon dolar değerinde altın-십오톤이나 되니 짐이 얼마나 큰 지 그 상상을 당신에게 맏기겠다. 그 짐에서는 15 000 000 달러 가치의 금이 포함되 있었다.
Sizi, bu valizlerin ne kadar olduğunu düşünmeye bırakıyorum ve 15 milyon dolar değerinde altın-1500 万ドル相当の金-- これは 1975 年に 1500 万ドル相当の金です。
Sizi, bu valizlerin ne kadar olduğunu düşünmeye bırakıyorum ve 15 milyon dolar değerinde altın-En 15 miljoen dollar aan goud, dat is 15 miljoen dollar goud in 1975.
Sizi, bu valizlerin ne kadar olduğunu düşünmeye bırakıyorum ve 15 milyon dolar değerinde altın-Tôi sẽ để các bạn tưởng tượng 15 tấn hành lý là bao nhiêu, và số vàng trị giá 15 triệu đô la.
Sizi, bu valizlerin ne kadar olduğunu düşünmeye bırakıyorum ve 15 milyon dolar değerinde altın-Uvědomte si, jak hodně to je. 15 milionů dolarů v hodnotě zlata v roce 1975.
Tam olarak bir haftalık iç çamaşırı valizime koydum hepsi bu.Chính xác là những cái quần lót đủ dùng cho một tuần là tất cả những gì tôi để trong va li.
Tam olarak bir haftalık iç çamaşırı valizime koydum hepsi bu.Des sous-vêtements pour exactement une semaine, c'est ce que j'ai mis dans ma valise.
Tam olarak bir haftalık iç çamaşırı valizime koydum hepsi bu.Esattamente una settimana di biancheria è tutto quel che ho messo in valigia.
Tam olarak bir haftalık iç çamaşırı valizime koydum hepsi bu.Exactamente o necessário para uma semana de cuecas foi tudo o que pus na minha mala.
Tam olarak bir haftalık iç çamaşırı valizime koydum hepsi bu.Exact necesarul pe o săptămână de lenjerie e tot ce am pus în valiză.
Tam olarak bir haftalık iç çamaşırı valizime koydum hepsi bu.Hanya celana dalam untuk satu minggu yang saya masukkan ke koper saya.
Tam olarak bir haftalık iç çamaşırı valizime koydum hepsi bu.Kalhotky na přesně jeden týden jsou všechno, co mám v tašce.
Tam olarak bir haftalık iç çamaşırı valizime koydum hepsi bu.정확히 일주일간 입을 속옷들만 여행가방에 챙겨 왔습니다.
Tam olarak bir haftalık iç çamaşırı valizime koydum hepsi bu.Majtki na tydzień to wszystko, co zapakowałam.
Tam olarak bir haftalık iç çamaşırı valizime koydum hepsi bu.Nohavičky presne na jeden týždeň sú všetko, čo som si do kufríka zbalila.