Tom spor salonunda çok vakit geçiriyor.Tom spends a lot of time at the gym.
Birlikte yeterince vakit harcamıyoruz.We don't spend enough time together.
Tom ve Mary Boston'da beraber vakit geçirdi.Tom and Mary spent time together in Boston.
Tom telefonunda çokça vakit geçiriyor.Tom spends a lot of time on his phone.
Ailemle vakit geçirmek istiyorum.I want to spend time with my family.
Tom bu tarz şeyler yaparak çokça vakit geçirir.Tom spends a lot of time doing stuff like that.
Boston'da çok vakit geçirmedim.I didn't spend much time in Boston.
Tom spor salonunda haddinden fazla vakit geçiriyor.Tom spends way too much time at the gym.
Arkadaşlarımla daha fazla vakit geçirmek istiyorum.I'd like to spend more time with my friends.
Keşke dışarıda daha fazla vakit geçirebilsem.I wish I could spend more time outdoors.
Bazıları uyumayı vakit kaybı olarak görüyor.Sleeping is considered a waste of time by numerous people.
Tom bunu yaparken hiç vakit kaybetmedi.Tom lost no time doing that.
O uygulamayı kaldır. Vakit kaybından başka bir şey değil.Uninstall that app. It's nothing but a waste of time.
Tez vakitte toparlanırım.I'll be back on my feet in no time.
Ne vakit yalan söyledim?When did I lie?
Tom açık havada vakit geçirmekten hoşlanır.Tom likes to spend time outdoors.
Tom dışarıda vakit geçirmekten hoşlanır.Tom likes to spend time outdoors.
Stefan ve Amelia orada çok iyi vakit geçirdiler.Stefan and Amelia had such a good time there.
Stefan kız arkadaşıyla vakit geçiriyordu.Stefan was spending time with his girlfriend.
Rabbimin tayin ettiği vakit gelince, bunu yerle bir eder.And inasmuch as my lord sent to me concerning the matter of Bet Harapid, there is no one there.
Biz ekip olarak stüdyoda fazla vakit geçirmeyi seviyoruz.We like to spend more time in the studio as a team.
Hasta her vakit bu fobiyi hissedebilir.The sufferer may feel this phobia all the time.
Temizlendikleri vakit, Allah’ın size gösterdiği yerden onlara varın..."But when they have cleansed themselves, go in unto them as Allah has commanded you.
Diğerleri için vakit ayırırım.I take time out for others.
Ernst 1934'te heykel yapmaya başladı ve Alberto Giacometti ile vakit geçirdi.Ernst began to sculpt in 1934 and spent time with Alberto Giacometti.
Bu filmin müzikleri için inanılmaz bir vakit geçirdim.I've had an incredible time making music for this film.
Çalışmayı seviyorum, fakat aynı zamanda iyi vakit geçirmeyi de seviyorum."I love working, but at the same time, I love having a good time."
Bu da araç için vakit kaybıydı.Surely this was a waste of time?
O sabah ise uykuya dalmış ve ancak son vakitte uyanabilmişti.He was overtaken by the night, so he slept in that place.
Craze, boş vakitlerinde balık tutmaktan hoşlanmaktaydı.Craze enjoyed fishing in his spare time.
1945 yılında Albrecht, Hitler'e yardımcı olarak görev yapacağı Führerbunker'de vakit geçirdi.In 1945, Albrecht spent time in the Führerbunker serving in his capacity as an adjutant to Hitler.
Daha sonra, Bugs ve Lola serileri, birbirleriyle vakit geçiren çok sayıda bölümde görülür.Later in the series Bugs and Lola are seen in multiple episodes spending time with each other.
“Beş vakit namazını kılar, fakat çok cimrice davranırdı.And, fifth, that the order shall be a lawful command which the servant is bound to obey.
Kopenhag’a gitmeden İngiltere Cambridge’de biraz vakit geçirdi.He spent a period in Cambridge, England, before going to Copenhagen.
Nem oranı ortalaması sabah saatlerinde 74% iken, öğle vakitlerinde 43% olarak ölçülmüştür.The rate of humidity in the morning stands by average at 74% and at noon at 43%.
Yeterince vakit yoktu.There wasn't enough time.
Pek çok insan gazeteciye, yayıncıya ve yönetmene bağlı olarak daha fazla vakit harcıyor."More people spend more time dependent on the journalist, the publisher, and the program director.
Yazmayı, okumayı, fotoğraf çekmeyi, film izlemeyi seviyor ve ailesiyle vakit geçirmekten hoşlanıyor.She enjoys shopping, movies, reading, and spending time with her family.
Fakat ısıtmaya vakit yoktu.There was no warmth.
Zaman veya vakit, ölçülmüş veya ölçülebilen bir dönem, uzaysal boyutu olmayan bir süreklilik.But at what time; or by what people; or for what memorial or significance, is unknown.
Claudius Nero ve senato tarafından hiç vakit kaybedilmeden tanrılaştırıldı.Claudius was deified by Nero and the Senate almost immediately.
Ayrıca köyde vakit namazlarının kılındığı bir cami daha mevcuttur.And this town shall be called Totnes.
(O vakit) kişi mü'min olarak sabaha erer de kâfir olarak akşama kavuşur.This Surah describes the faces of the believers on the day of judgement.
Lindelof, "Artık vakit kazanmaya çalışmıyoruz." dedi.Lindelof noted, "We're no longer stalling."
Bunda amacı yeni durumlar ortaya çıkana kadar biraz vakit kazanma isteğidir.The goal is to earn enough points to win before time runs out.
Sümerler'de namaz ibadeti beş vakit olarak tatbik ediliyordu.Beşdəli (as Beshdali) at GEOnet Names Server
Bunlar nasıl, ne vakit yapıldı, edildi?What have they agreed to do and by when?
Vakit öğlen olmuştur.It is noon.
Ailesiyle daha fazla vakit geçirmek istediğini söyledi.He said that he wanted to spend more time with his family.
Charlie, geç vakitte eve gelen bir sarhoştur.One day, he arrives home drunk.
Diğer çocuklarla vakit geçirmezdim." demiştir.I couldn't go down to the creek with the other kids."
Oruç ^ VakitleriMandarina anijimana.
Kuzey Kore Muhabirleri, başkan Kim'e iltifat makaleleri yazmakta vakit geçirmektedirler.The reporters in North Korea spend their time writing flattering articles about the Kim Dynasty.
Böylece bu küçük kızların okula devam etmeleri için daha fazla vakitleri oluyor.People including girls have more opportunities to go to school.
Bu program kullanıcılarına ekstra zaman vererek bomba sığınaklarına kaçmaları için vakit yarattı.The app allowed users extra time to run to bomb shelters.
Geleneksel Sünni fıkıhçılara göre Müslümanlar'a günlük olarak beş vakit namaz farzdır.Muslims are obliged to pray five times a day.
Sinclair’in büyükbabası oldukça varlıklıydı, Sinclair çoğu zaman onlarda vakit geçirirdi.Sinclair had wealthy maternal grandparents with whom he often stayed.
Erkeklerin bir kısmı boş vakitlerini Yenikonak merkezde bulunan 4 kahvehanede geçirirler.Four friends spend their time at a neighborhood café.
İzleyiciye eğlence vadederken hoşça vakit geçirmelerini diler.I wanted the audience to have fun.
Hayatının son döneminde, resim sanatına fazla vakit ayıramadı, ancak birkaç tablo yapabildi.At the end of his life, he was seriously ill and only painted a few pictures.