Ana içeriğe geç
Sözlük

vakit ile cümle

vakit kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Tom hapiste vakit geçirmek istemiyor.Tom doesn't want to spend time in jail.
Tom bahçede vakit geçirmekten hoşlanıyor.Tom likes to spend time in the garden.
Tom bunu yaparak vakit geçiriyor.Tom has been spending time doing that.
Hem Tom hem de Mary'nin hapiste vakit geçirdiklerini biliyorum.I know that both Tom and Mary have spent time in prison.
Tom ve Mary'nin her ikisinin de hapiste vakit geçirdiklerini biliyorum.I know that Tom and Mary have both spent time in prison.
Tom, Boston'da daha fazla vakit geçirmek istemediğini söyledi.Tom said he didn't want to spend any more time in Boston.
Tom'un Boston'da daha fazla vakit geçirmek istediğini sanmıyorum.I don't think Tom wants to spend any more time in Boston.
Tom, Boston'da daha fazla vakit geçirmek istemiyor.Tom doesn't want to spend any more time in Boston.
Tom, Boston'da daha fazla vakit geçirmek istemedi.Tom didn't want to spend any more time in Boston.
Ne Tom ne de Mary Avustralya'da vakit geçirmedi.Neither Tom nor Mary has spent time in Australia.
Tom Mary ile hiç vakit geçirmek istemedi.Tom didn't want to spend any time with Mary.
Tom çocuklarıyla vakit geçirmek istiyordu.Tom wanted to spend time with his children.
Tom gerçekten iyi vakit geçiriyor gibi görünüyor.Tom seems to be having a really good time.
Umarım Boston'da harika vakit geçirirsiniz.I hope you have a great time in Boston.
Tom hapishanede vakit geçirmek zorunda değildi.Tom didn't have to spend time in jail.
Bunu yaparken biraz vakit harcamalıyım.I need to spend some time doing that.
Tom, Boston'da güzel vakit geçiriyor.Tom is having a nice time in Boston.
Tom çok iyi vakit geçirmiyordu.Tom wasn't having a very good time.
Tom çok iyi vakit geçirmiyor.Tom isn't having a very good time.
Tom sadece iyi vakit geçiriyor.Tom is just having a good time.
Tom'un ana-babası onunla hiç vakit geçirmedi.Tom's parents never spent time with him.
Onu yapmadım çünkü vakit kaybı olacağını düşünmüştüm.I didn't do that because I thought it would be a waste of time.
Boston'dayken iyi vakit geçirdim.I had a good time when I was in Boston.
Tom'a geceleri geç vakitte dışarıda kalmamasını tavsiye ettim.I advised Tom not to stay out late at night.
Tom her pazartesi büyükanne ve büyükbabasıyla vakit geçirir.Tom spends time with his grandparents every Monday.
Tom ve Mary birlikte vakit geçirdiler.Tom and Mary spent time together.
Buraya bu sabah erken vakitte geldim.I got here early this morning.
Onu yaparken iyi vakit geçirdim.I had a good time doing that.
Tom, Boston'da iyi vakit geçiriyor gibi görünüyordu.Tom seemed to have a good time in Boston.
Tom iyi vakit geçiriyor gibi davranmaya çalıştı.Tom tried to pretend like he was having a good time.
Boston'da iyi vakit geçirdim.I had a nice time in Boston.
Ben iyi bir vakit geçirmiyorum.I'm not having a good time.
Kamp yaparken iyi vakit geçirdim.I had a good time camping.
Tom iyi vakit geçiriyormuş gibi görünmediğimi söyledi.Tom said I didn't look like I was having a good time.
Dün sahilde iyi vakit geçirdim.I had a good time at the beach yesterday.
Sence Tom iyi bir vakit geçirdi mi?Do you think Tom had a good time?
Sami yerel bir kilisede vakit geçirdi.Sami spent time at a local church.
Sami de Leyla ile kilisenin dışında vakit geçirdi.Sami also spent time with Layla outside of the church.
Sami daha önce burada vakit geçirdi.Sami has spent time here before.
Sami, Leyla'nın evinde giderek daha fazla vakit geçiriyordu.Sami was spending more and more time at Layla's house.
Tom, Mary'nin hapishanede vakit geçirdiğini bilmiyor.Tom doesn't know that Mary has spent time in prison.
Tom'un iyi vakit geçirmemesi umurumda değil.I don't care that Tom isn't having a good time.
Tom ile vakit geçiriyorum.I've been spending time with Tom.
Tom'la vakit geçirmiyorum.I don't spend time with Tom.
Tom iyi vakit geçiriyor gibi mi görünüyordu?Did Tom look like he was having a good time?
Tom partide iyi vakit geçiriyor gibi görünüyordu.Tom seemed to be having a good time at the party.
Tom ve ben birlikte vakit geçirmekten hoşlanırız.Tom and I like spending time together.
Tom ile vakit geçirmekten keyif aldım.I enjoyed spending time with Tom.
Ailenle ne kadar vakit geçiriyorsun?How much time do you spend with your family?
Ailenizle ne kadar vakit geçiriyorsunuz?How much time do you spend with your family?
Dün iyi vakit geçirdik.We had a good time yesterday.
Ancak "Mutlu"yu ziyaret ettiğim vakit mutsuz olduğumu fark ettim.Only when I visited “The Happy,” I realized that I'm unhappy.
Hoşça vakit geçirmeye çalış.Try to have fun.
Harika vakit geçiriyorum.I'm having a very a good time.
Boş vakitlerinde neler yapıyor?What does he do in his free time?
Yapacak bir şey olunca vakit daha çabuk geçiyor.Having something to do makes the time pass more quickly.
Yemek yapmaya vakit kalmadığından ton balığı konservesi yedik.Since we didn't have any time to prepare food, we ate a can of tuna.
Tom hastanelerde çok vakit geçirdi.Tom has spent a lot of time in hosptials.
Tom golf derslerine çokça vakit harcar.Tom spends a lot of time on golf courses.
Bu tarz şeyler yaparak çokça vakit harcarım.I spend a lot of time doing things like this.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod