Ana içeriğe geç
Sözlük

vakit ile cümle

vakit kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
O sabah ise uykuya dalmış ve ancak son vakitte uyanabilmişti.Die Nacht ist vorgerückt, der Tag aber nahe herbeigekommen.
Bu vakitte güneş ışınları zayıftır, güneş henüz doğmamıştır ve ufkun altındadır.Jene Sonne, von der im Unterricht die Rede ist, hat für ihn nichts gemein mit der Sonne, die er sieht.
Ayarlarla vakit kaybetmeyin.Warte nicht auf bessre Zeiten!
Bu sırada Henry kuzeni Katerin ile birlikte biraz vakit geçirmektedir.Daraufhin söhnte sich Sophie vorübergehend mit ihrem Cousin Heinrich aus.
Nύmenor insanları uzun vakitler onun himayesinde yaşadılar ve Valar'a sundukları saygıyı ona da gösterdiler.Viele wildfremde Menschen hätten ihn beglückwünscht und für seinen Mut gegenüber Alarcón gelobt.
Beni kafana esen her vakitte aramanı istemiyorum.Je ne veux pas que tu m'appelles tout le temps.
Gece geç vakitte evine dönerken, saldırıya uğradı.Il a été agressé alors qu'il rentrait chez lui tard dans la nuit.
“Beş vakit namazını kılar, fakat çok cimrice davranırdı.Puis print Domfront par force cinq meis (mois) l’assaillit.
Sözleri,iyi vakit geçirmeyi ve başka insanların yargılarını endişe etmemeyi anlatır.Les paroles parlent de passer du bon temps sans se soucier du jugement des autres.
Jacob Black ile vakit geçirirler.Cependant, ils doivent faire face à un obstacle, Jacob Black.
“Bir vakit, vakitler ve yarım vakit.Un temps, deux temps et la moitié d’un temps.
Vakit öğlen olmuştur.Il est midi.
Uzun bir vakit Arap Alfabesi kullanılmıştır.Auparavant, l'alphabet arabe était utilisé.
Diğer çocuklarla vakit geçirmezdim." demiştir.Je ne pourrais pas exposer avec d'autres ».
Sonra, Rose ve Mickey buluşup beraber vakit geçirirler.Pendant ce temps, Rose et Mickey veulent passer une soirée ensemble.
Bunlar nasıl, ne vakit yapıldı, edildi?Ils semblent y parvenir, mais pour combien de temps ?
Almanlar burada oldukları vakit geldi.Les Allemands arrivent.
Yeterince vakit yoktu.Il n'y avait pas de temps.
Geç vakitleri kadar yenilir, içilir.Elle est en retard, il boit en l'attendant.
Hasta her vakit bu fobiyi hissedebilir.Au cours de chacune des étapes de cette procédure, le patient peut éprouver des vertiges.
Araç duraklarda, yolcuların araca binmesi için vakit kaybetmemiş olur.Fort heureusement la totalité des passagers a eu le temps de quitter le véhicule .
Ayarlarla vakit kaybetmeyin.Ne pas confondre avec les sittelles.
İşte bu iki nâmin birisini kazanacak vakit geldi.Les deux hommes correspondirent ensuite sur le sujet dans les mois qui suivirent.
Bir süre eğlenceli vakit geçirirler.C'est une période de gaieté.
O vakitte yedi bin yıldan daha yaşlıdır.Son courroux est vieux de 7 000 ans.
Peygamberin vefat ettiği vakit, sayıları 124 binden fazla idi.Quand il est mort, ses biens ont été évalués à plus de 12 000 livres.
Böylece vakit kazanılacaktı.Vous gagnerez du temps.
Ailesiyle daha fazla vakit geçirmek istediğini söyledi.Elle décida de consacrer plus de temps à sa famille.
Fakat ısıtmaya vakit yoktu.Il ne faisait pas chaud.
Bu sırada Henry kuzeni Katerin ile birlikte biraz vakit geçirmektedir.Mark passe ses journées en compagnie de son cousin Henry.
Oruç ^ VakitleriRevault d'Allonnes
"Allahım vakit yetecek mi?Mais lui en laissera-t-on le temps ? ».
Müze öğrencilerin boş zamanlarında vakit geçirmelerine olanak sağlayacak şekilde dizayn edilmiştir.Ce musée est destiné aux étudiants afin de les préparer à leurs services dans les colonies.
Ancak tin bedenden ayrıldığı vakit, kişinin ölümü hemen gerçekleşmiş olur.Une fois le passage refermé, le corps physique de l’Ancien meurt.
Çalışmayı seviyorum, fakat aynı zamanda iyi vakit geçirmeyi de seviyorum."J'aime bosser, mais à la fin d'une journée, il vaut mieux bien prendre soin de soi »,.
İş gezilerinden dolayı eve çok uğramamış ve ailesine çok vakit ayıramamıştır.Comme depuis son entrée chez Sega, il travaille beaucoup et n'a peu d'occasion de rentrer chez lui.
Vakit geçirmek için kart oynadık.Jugamos a las cartas para pasar el tiempo.
O vakitler, Büyük Britanya savaş için hazır değildi.En aquel tiempo, Gran Bretaña no estaba lista para la guerra.
Dün gece güzel vakit geçirdik.Anoche pasamos un buen rato.
Vakit geldi.Ha llegado el momento.
Plajda arkadaşlarınla vakit geçirebilirsin.En la playa puedes pasar tiempo con tus amigos.
Seninle öğle yemeği yemeye bir türlü vakit bulamadım.De ningún modo pude encontrar tiempo para almorzar contigo.
Birlikte iyi vakit geçirdik.Nos lo pasamos bien juntos.
Tom gerçekten güzel vakit geçirdi.Tom pasó un rato realmente bueno.
Tom internette çok vakit geçiriyor.Tom pasa mucho tiempo en el internet.
Yemek yapmaya vakit kalmadığından ton balığı konservesi yedik.Como no teníamos tiempo para hacer la comida nos comimos una lata de atún.
Denizlerde tüccar olarak çalıştı ve yurtdışında biraz vakit geçirdi.Trabajó como cadete del mar comerciante y pasó algún tiempo en el extranjero.
O sabah ise uykuya dalmış ve ancak son vakitte uyanabilmişti.Cae la noche y se encuentran desorientadas.
Pek çok insan gazeteciye, yayıncıya ve yönetmene bağlı olarak daha fazla vakit harcıyor.Más personas pasan más tiempo dependiendo del periodista, el editor y el director del programa.
Chiron ve Juan birlikte vakit geçirmeye devam ederler.Chiron y Juan, por decisión del chico, pasan más tiempo juntos.
Mümkün olduğunca sabah vakitlerinde dışarı çıkarılmıyor, ihtiyaçları aracılar vasıtasıyla sağlanıyordu.No dejaba de practicar, en cuanto podía, las obras de misericordia.
Ayarlarla vakit kaybetmeyin.No pierdan su tiempo con lutos.
Temizlendikleri vakit, Allah’ın size gösterdiği yerden onlara varın..."Y si se desentienden, apoderaos de ellos y matadles donde les encontréis.
Vakit Çok Geç, şiir, 2001.Demasiada tarde, poesía, 1987.
Çocuklar oyuncaklarla vakit geçirir ve birdirbir gibi oyunlar oynarlardı.Los muchachos se apoderaron de las piezas y como si fueran juguetes se adornaron con ellas.
Çalışmayı seviyorum, fakat aynı zamanda iyi vakit geçirmeyi de seviyorum."A mí me gusta viajar, pero me gusta volver"».
Bundan dolayı filmin daha o vakit kaybolduğu sonucuna varılabilir.No podía esperar más para que llegase el final de esta película.
Yeterince vakit yoktu.No hay suficiente tiempo.
İzleyiciye eğlence vadederken hoşça vakit geçirmelerini diler.Sabe, además, divertir al espectador.
Claudius'a daha mesafeli olanların çoğunluğu vakit kaybetmeden Nero'nun adamları hâline geldiler.Muchos de los partidarios menos fieles de Claudio pronto se pasaron a la facción de Nerón.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod