Ana içeriğe geç
Sözlük

vaki ile cümle

vaki kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Gayet açık, önceden söylediğim gibi bir roadable uçak,... ...ve yolda daha fazla vakit harcamayacaksınız.Rõ ràng, như tôi đã nói, chiếc máy bay dùng trên đường bộ, và bạn sẽ không phí nhiều thời gian trên đường đi.
Gayet açık, önceden söylediğim gibi bir roadable uçak,... ...ve yolda daha fazla vakit harcamayacaksınız.Это однозначно, как я сказал ранее, дорожный летательный аппарат, дорога не займёт у вас много времени.
Gayet açık, önceden söylediğim gibi bir roadable uçak,... ...ve yolda daha fazla vakit harcamayacaksınız.זה מן הסתם, כמו שאמרתי קודם, כלי טיס עם מנוע מסתובב ולא תצטרכו לבלות יותר מדי זמן בדרך
Gayet açık, önceden söylediğim gibi bir roadable uçak,... ...ve yolda daha fazla vakit harcamayacaksınız.ومن الواضح أن هذه, كما قلت في وقت سابق, طائرة متحوّلة, وأنك لن تقضي الكثير من الوقت على الطريق.
Gayet açık, önceden söylediğim gibi bir roadable uçak,... ...ve yolda daha fazla vakit harcamayacaksınız.路上を沢山走ることはありません。 つまり飛ぶことができれば
Gayet iyi biliniyorlar. Bunlar üzerinde çok vakit harcamayacağım.다들 아시는 이야기니까 여기에 많은 시간을 할애 하지는 않겠습니다.
Gayet iyi biliniyorlar. Bunlar üzerinde çok vakit harcamayacağım.זה ידוע היטב. איני עומד לבזבז זמן רב על אלו.
Gayet iyi biliniyorlar. Bunlar üzerinde çok vakit harcamayacağım.إنها معروفة جدا. لن أمضي الكثير من الوقت عليهم
Gayet iyi biliniyorlar. Bunlar üzerinde çok vakit harcamayacağım.参考までに列挙しておきます
Gelin bay Rainsford. Vakit kaybetmeyelim. Ivan.Venez, Mr Rainsford, il n'y pas de temps à perdre
Gelin bay Rainsford. Vakit kaybetmeyelim.Kommen Sie, Mr Rainsford, wir dürfen keine Zeit verlieren.
Gezilerine devam ederlerken Vicky halen biraz kuşkuluydu. Cristina ise, mükemmel vakit geçiriyordu.Folyamatosan dokumentálták az utazásukat, és miközben Vicky szkeptikus maradt, Cristina csodásan érezte magát.
Gezilerine devam ederlerken Vicky halen biraz kuşkuluydu. Cristina ise, mükemmel vakit geçiriyordu.استمروا بتوثيق رحلتهم، و بينما ظلت فيكي شكاكة كريستينا حظيت بوقت رائع
Gˆlgelerde saklan˝yorum. Vakit ˆld¸r¸yorum. ›ntikam˝m˝ alaca˝m....Chowając się w cieniach, czekając na mój czas, na zemstę...
Gˆlgelerde saklan˝yorum. Vakit ˆld¸r¸yorum. ›ntikam˝m˝ alaca˝m....어둠에 숨어, 때를 기다린다... 복수를 위해...
Güzel vakit geçirin.Buona giornata.
Güzel vakit geçirin.Chúc anh chị vui vẻ.
Güzel vakit geçirin.Habt eine schöne Zeit.
Güzel vakit geçirin.Ha det så trevligt.
Güzel vakit geçirin.Lepo se imejte
Güzel vakit geçirin.Nog een prettige dag verder.
Güzel vakit geçirin.Passez un bon moment.
Güzel vakit geçirin.Sa aveti o zi buna .
Güzel vakit geçirin.Semoga hari anda menyenangkan.
Güzel vakit geçirin.Życzę miłego dnia.
Güzel vakit geçirin.Να περάσετε καλά.
Güzel vakit geçirin.Хорошо вам провести время.
Güzel vakit geçirin..أتمنى لكم يومًا رائعًا
Güzel vakit geçirin.今日が最後の日だよ
Haftasonları çok çalıştım ve kendi yapmak istediğim projelerin hiçbirine vakit bulamadığımı fark ettim.Ik had nooit tijd voor alle projecten waar ik zelf aan wilde werken.
Haftasonları çok çalıştım ve kendi yapmak istediğim projelerin hiçbirine vakit bulamadığımı fark ettim.그리고 저는 깨달았습니다. 제 스스로가 일하고 싶어했던 프로젝트들을 위해 시간을 보낸적이 없었다는 것을 말이죠.
Haftasonları çok çalıştım ve kendi yapmak istediğim projelerin hiçbirine vakit bulamadığımı fark ettim.Okazało się, że nigdy nie mam czasu na projekty, nad którymi chciałem popracować sam.
Haftasonları çok çalıştım ve kendi yapmak istediğim projelerin hiçbirine vakit bulamadığımı fark ettim.Pracoval jsem o víkendech a došlo mi, že nemám čas na všechny ty projekty, na kterých jsem chtěl pracovat sám.
Haftasonları çok çalıştım ve kendi yapmak istediğim projelerin hiçbirine vakit bulamadığımı fark ettim.Працював у вихідні і ніколи не мав часу на всі проекти, над якими я хотів працювати самостійно.
Haftasonları çok çalıştım ve kendi yapmak istediğim projelerin hiçbirine vakit bulamadığımı fark ettim.ומצאתי שאף פעם אין לי זמן לכל המיזמים שרציתי לעבוד עליהם באופן עצמאי.
Haftasonları çok çalıştım ve kendi yapmak istediğim projelerin hiçbirine vakit bulamadığımı fark ettim.ووجدت أنني لا أجد أبدا الوقت لكل مشاريعي التي كنت أرغب في القيام بها بنفسي.
Haftasonları çok çalıştım ve kendi yapmak istediğim projelerin hiçbirine vakit bulamadığımı fark ettim.時間なんて使っていませんでした そんなとき あるTEDトークに出会いました
Haydi acele edelim. Festivale az bir vakit kaldı. - Acele et!Thật không?
Haydi acele edelim. Festivale az bir vakit kaldı.On se dépêche, il nous reste peu de temps avant le festival.
Haydi acele edelim. Festivale az bir vakit kaldı.- V redu.
Haydi acele edelim. Festivale az bir vakit kaldı.Фестивалът е скоро.
Haydi acele edelim. Festivale az bir vakit kaldı.دعنا نعجّل هذا. لم يتبقّى الكثير للمهرجان
Hayır... buna vakit yok...Det har vi ikke tid til.
Hayır... buna vakit yok...Det har vi inte tid med.
Hayır... buna vakit yok...Não... não há tempo para isso...
Hayır... buna vakit yok...Nie ma na to czasu.
Hayır... buna vakit yok...No... no hay tiempo para eso...
Hayır... buna vakit yok...No, non c'è tempo per questo.
Hayır... buna vakit yok...Siihen ei ole aikaa.
Hayır... buna vakit yok...Όχι... δεν έχω χρόνο για αυτό...
Hayır... buna vakit yok...Нет... на это нет времени...
Hiç paramız yoktu ama çoğunlukla dışarıda vakit geçirirdik.Bár nem volt pénzünk de a szabadban lehettünk egész nap.
Hiç paramız yoktu ama çoğunlukla dışarıda vakit geçirirdik.대부분의 시간을 밖에 있었습니다.
Hiç paramız yoktu ama çoğunlukla dışarıda vakit geçirirdik.Non avevamo soldi, ma siamo stati fuori casa la maggior parte del tempo.
Hiç paramız yoktu ama çoğunlukla dışarıda vakit geçirirdik.No teníamos dinero, pero la mayoría del tiempo la pasábamos afuera.
Hiç paramız yoktu ama çoğunlukla dışarıda vakit geçirirdik.Nu aveam bani, dar eram în aer liber cea mai mare parte a timpului.
Hiç paramız yoktu ama çoğunlukla dışarıda vakit geçirirdik.Vi havde ingen penge, men vi var udenfor næsten hele tiden.
Hiç paramız yoktu ama çoğunlukla dışarıda vakit geçirirdik.Wir hatten kein Geld, aber wir verbrachten die meiste Zeit draußen.
Hiç paramız yoktu ama çoğunlukla dışarıda vakit geçirirdik.Нямахме никакви пари, но прекарвахме повечето си време на открито.
Hiç paramız yoktu ama çoğunlukla dışarıda vakit geçirirdik.У нас не было ни гроша, но мы проводили большую часть времени на свежем воздухе.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod