Âşıklar, seher vakitlerinde uyku yerine zikri tercih etmelidir.Samce vyhľadávajú svoje spacie dutiny skôr ako samice.
Geri döndüğü vakit ise köydeki samanlıkları, evleri yakar ve hayvanlara zarar verir.Po ceste domov začne ubližovať zvieratkám a ničiť všetko živé naokolo.
Bu vakitlerde uyunulması uygun görülmezdi.Ta zvečer ni hotel zaspati.
Yeterince vakit yoktu.Pomanjkanje časa.
Her vakitte nâfile sadaka verilebilir.Odlikovanje se lahko podeli posmrtno.
Ailesiyle daha fazla vakit geçirmek istediğini söyledi.Hoteli so preživeti več časa z družino in prijatelji.
Geleneksel Sünni fıkıhçılara göre Müslümanlar'a günlük olarak beş vakit namaz farzdır.Opravljanje molitve - Muslimanom je zapovedano, da petkrat dnevno opravljajo obvezno molitev.
O vakitte yedi bin yıldan daha yaşlıdır.Stare so več kot 17.000 let.
Çalışmayı seviyorum, fakat aynı zamanda iyi vakit geçirmeyi de seviyorum."Rada imam njen stil in mislim, da je zelo zanimiva."
Ve her vakit bu istikamette çalışacağız."Zato vem, da je to delo za vse večne čase. "
"Türkler Edirne'yi ne vakit aldılar?"."Ste že slišali za New Idrio?".
On beş yıl boyunca öğrencileri ile vakit geçirmeye devam etti.Na univerzah je preživel 15 let.
Bir evde cenaze olduğu vakit komşular hemen el birlik ederler.Na poti domov se Marjetki doma dogovorijo o pogrebu.
Almanlar burada oldukları vakit geldi.Vse to pa je izginilo takrat, ko so prišli Nemci.
Yeterince vakit yoktu.Taigi nėra absoliutaus laiko.
Katana ana kılıç, vakizaşi ise eş kılıç olarak anılırdı.Katana buvo vadinama kardu ar ilguoju kardu, o vakizašis – draugu kardu.
Geleneksel Sünni fıkıhçılara göre Müslümanlar'a günlük olarak beş vakit namaz farzdır.Per šią kelionę Alachas nurodė Pranašui, jog musulmonams yra privalomos penkios maldos per dieną.
Craze, boş vakitlerinde balık tutmaktan hoşlanmaktaydı.Laisvalaikiu mėgo žvejoti.
Haftanın günleri gece yarısı 24.00'da başlar ve ertesi gece aynı vakitte sona erer.Para prasideda vidurnaktį ir baigiasi kitą vidurnaktį, praėjus 24 valandoms.
Bu vakitlere kerahat vakti denir.Šis laikas dar vadinamas savuoju laiku.
Araç duraklarda, yolcuların araca binmesi için vakit kaybetmemiş olur.Įlipantieji nelauks, kol kiti keleiviai išlips iš traukinio.
Bu vakitlerde uyunulması uygun görülmezdi.Esant šiam dažniui miego metu nesapnuojama.
Ne var ki, bıçak vakizaşi kadar da uzun olabilir.Ant kaklo kailis gali būti saikingai ilgesnis.
Çiçek açtığı vakit toplanması gerekir.Jie renkami augalams pradėjus žydėti.
Bu da araç için vakit kaybıydı.Tai ir buvo panaudota mašinos konstravimui.
Diğer gecelerde ise Willow ile vakit geçirmektedir.Vieno iš antskrydžių metu jis pakyla į orą su Bruno.
Vakit öğlen olmuştur.On hilisõhtune aeg.
"Allahım vakit yetecek mi?Kas aeg on küps?
Ancak tin bedenden ayrıldığı vakit, kişinin ölümü hemen gerçekleşmiş olur.Pealegi, kui inimese kehale annaks vormi ainult hing, siis surma puhul keha kohe hajuks.
Uzun bir vakit Arap Alfabesi kullanılmıştır.Varem kasutati araabia kirja.
Böylece bu küçük kızların okula devam etmeleri için daha fazla vakitleri oluyor.Lubada lastele rohkem aega kooliskäimiseks.
Dost canlısı Kaka Klanıyla bir süre vakit geçirir.Mõis oli kaua aega Viljandi mõisa karjamõis.
Yeterince vakit yoktu.Aeg ei olnud selleks veel küps.
Ayrıca Fransa'nın Nice şehrinde bulunduğu vakitlerde, Antibes yakınlarında bir villa satın almıştır.Sama aasta mai algul asus elama Prantsusmaale, kus oli ostnud väikese farmi Nice'i lähedal.
1938 yılında Vakit gazetesinde "Seni Seviyorum" adlı romanı yayınlandı.1935. aastal ilmus päevikuvormis romaan „Ma armastasin sakslast“.
Bunlar nasıl, ne vakit yapıldı, edildi?Kuidas jõuda nende tulemusteni ja millal?
Hayatının son döneminde, resim sanatına fazla vakit ayıramadı, ancak birkaç tablo yapabildi.Elu lõpus ei näinud ta enam nii hästi, kuid suutis siiski joonistada.
Ama böyle bir durum vaki olmamıştır.Ma ei näe, et veel miski oleks nii paratamatu.
Bu son tanımlamaya göre Papa öldüğü ya da istifa ettiği vakit 'Papalık Makamı' devam eder.Konklaav toimub ainult juhul, kui paavst on surnud või tagasi astunud.
Geleneksel Sünni fıkıhçılara göre Müslümanlar'a günlük olarak beş vakit namaz farzdır.Viis korda päevas kutsutakse minarettidelt muslimeid palvele.
Bunda amacı yeni durumlar ortaya çıkana kadar biraz vakit kazanma isteğidir.Disaini auditi eesmärk on uute võimaluste väljaselgitamine.
Craze, boş vakitlerinde balık tutmaktan hoşlanmaktaydı.Tarmole meeldis elada maal ja käia kalastamas.
50 yasimdayim, ve okula geri donmek icin vakim yok su anda--제 50살 생일이 지났거든요. 지금 당장 학교로 돌아갈 시간은 없습니다.
50 yasimdayim, ve okula geri donmek icin vakim yok su anda-- Cok mesgulum.Am 50 de ani, și nu am timp să mă întorc la școală acum -- sunt prea ocupat.
50 yasimdayim, ve okula geri donmek icin vakim yok su anda-- Cok mesgulum.На 50 съм и нямам време да се връщам в училище сега... твърде зает съм.
50 yasimdayim, ve okula geri donmek icin vakim yok su anda--He cumplido 50 y no tengo tiempo de volver al colegio ahora mismo --
50 yasimdayim, ve okula geri donmek icin vakim yok su anda--Ich bin 50 und habe keine Zeit, jetzt wieder zurück zur Schule zu gehen.
50 yasimdayim, ve okula geri donmek icin vakim yok su anda--Ik ben net 50 geworden en ik heb geen tijd om weer naar school te gaan.
50 yasimdayim, ve okula geri donmek icin vakim yok su anda--Je mi 50 a nemám čas jít teď zpátky do školy.
50 yasimdayim, ve okula geri donmek icin vakim yok su anda--Tenho 50 anos. Não tenho tempo para voltar à escola.
50 yasimdayim, ve okula geri donmek icin vakim yok su anda--אני 50, ואין לי זמן כדי לחזור לבית הספר עכשיו -
50 yasimdayim, ve okula geri donmek icin vakim yok su anda--أنا ابن 50 ، وليس لدي الوقت للذهاب إلى المدرسة في الوقت الراهن --.
50 yasimdayim, ve okula geri donmek icin vakim yok su anda--忙しすぎるのです 誰かアイマックス映画のようなものを
Ablanla iyi vakit geçir.Amuses-toi avec Noona.
Ablanla iyi vakit geçir.Anya nemsokára visszatér.
Ablanla iyi vakit geçir.Baw się dobrze z Nooną.
Ablanla iyi vakit geçir.Bersenang-senang sama kakak yah.
Ablanla iyi vakit geçir.Con chơi vui với chị nha!
Ablanla iyi vakit geçir.Divertiti con questa Noona.
Ablanla iyi vakit geçir.Pidä hauskaa siskon kanssa.