Ana içeriğe geç
Sözlük

vaki ile cümle

vaki kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
“Bir vakit, vakitler ve yarım vakit.短期、中期、長期。
Bu vakitten sonra da Mütercim Âsım lakabıyla anılmaya başlar.この先、私はため息まじりに語り続けるつもりだ。
Fakat hala boş vakitlerini fotoğraf çekerek geçirdi.空いた時間にはイラストを描いて過ごしていたという。
Bu program kullanıcılarına ekstra zaman vererek bomba sığınaklarına kaçmaları için vakit yarattı.宇垣はより爆撃効果をあげるため、爆撃機に時限爆弾を搭載させて出撃させている。
Esenç o vakitler 81 yaşında.この時に広成は81歳とも伝わる。
Biz ekip olarak stüdyoda fazla vakit geçirmeyi seviyoruz.サッカーが大好きでスタジアムに観戦に行ったりしている。
Edirne'de sarayda içki alemleri ile iyi vakit geçirmeye kendini terk etti.野呂瀬の先輩分で、仲が良くプライベートで一緒に飲みに行ったりもしていた。
Hele hele bu vakit kapı döyülmezdi.この時点ではドアは稼動せず。
Vestfalya Wilhelm Üniversitesi öğrencilerine eğitim dışında boş vakitleri için de fırsatlar sunmaktadır.サマーヴィル・ホールは宗教などを問わずに学生を受け入れた。
Çalışmayı seviyorum, fakat aynı zamanda iyi vakit geçirmeyi de seviyorum."それで、「私は正直が好きだが、しかし、成功するのはもっと好きです」ということになる。
Craze, boş vakitlerinde balık tutmaktan hoşlanmaktaydı.マックンは大の釣り好き。
Birliklerin hazırlanması için yeterli vakit verilmediği gibi planlama da aşırı hızlı yapılmıştır.実行部隊からは準備が間に合わないと反対の声が大きかった。
Kur'ancıların aksine Sünni anlayış hadislerin de etkisi ile 5 vakit namazı farz saymıştır.堤防の高さを半分にまで切り下げたことから五合目洗堰(ごごうめあらいぜき)とも呼ばれたという。
Kurulun üyesi dokuz kişi hiçbir vakit bir araya gelip birlikte çalışmadı.審査員は毎回9名だったため、引き分けはなかった。
Bektaşi inançlı Dadaliler, camiye gider, vakit namazlarını kılar, oruç tutarlar.すると海神は出迎えて拝(おろが)み、招き入れて慇懃(ねんごろ)(丁重)に慰め奉る。
Jacob Black ile vakit geçirirler.ローザ・BLACKと同時に登場する。
Fakat ısıtmaya vakit yoktu.冷房化はされなかった。
Ve her vakit bu istikamette çalışacağız."また一旦動き出せば、ずっと動き続ける」。
Sadece 2 haftada bir yapılan maçlarla değil, insanların her gün, her saat vakit geçirebileceği bir alandır.メンバー全員が出演するのではなく、週ごとに2人ずつが出演するという形だった。
Drona ile giriştiği düelloda vakit kaybettiğini söyleyen Krişna Drona'yı geçmesini söyledi.行き場をなくした自分を迎え入れたクレインとドロッセルに忠誠を誓っている。
Eşi geldikten sonra Maydee ile vakit geçirmemeye başlar.その後、健太と別れ、以降登場せず。
Karakter ekranın alt kısmında kaybolduğu vakit oyun sona erer.彼がスクリーンに出てきたらもうおしまいだ。
Uyudukları sırada da vakizaşi yastığın altında bulunurdu.寝ている最中、ストーカーに毛布をかけられたことあり。
İyi katana ve vakizaşilerin büyük çoğunluğu bu tiptedir.讃岐平野のため池はこのタイプが多い。
Largeman, babasından uzak dururken eski arkadaşları ile vakit geçirir.ラフマンは神父のため、盲目の友人とともに奔走する。
Erkekler aileyi geçindirmekle yükümlü olduğundan evde pek vakit geçirmezlerdi.仕事人間で家庭をあまり顧みなかった。
Yeterince vakit var.まだ時間がある。
Temizlendikleri vakit, Allah’ın size gösterdiği yerden onlara varın..."當她們洗淨的時候,你們可以在真主所命你們的部位與她們交接。
Rabbimin tayin ettiği vakit gelince, bunu yerle bir eder.而在少泽隊長光临的那次布道会上,唱诗班演唱了《我的主》(My God)。
O sabah ise uykuya dalmış ve ancak son vakitte uyanabilmişti.鄭貴妃恚甚,夜令内使執之,聞者震慄,獻臣不稍屈。
Ve yine de onu seyretmek isterdiniz, onunla vakit geçirmek isterdiniz."但是你还是想要看到他,想要花时间和他在一起。
Oruç ^ Vakitleri子悅嗣。
Samuraylar uyanık oldukları süre zarfında vakizaşiyi üzerlerinde taşırlardı.原因是它們行動緩慢,僅出現在紅樹林範圍內也使他們易於被漁民們發現。
Paris, Dresden, Prag ve Viyana'da vakit geçirdikten sonra 1753'te memleketi Venedik'e döndü.此后卡萨诺瓦在巴黎,德雷斯顿,布拉格,维也纳四处游历旅行,直到1753年才回到故乡威尼斯。
Hasta her vakit bu fobiyi hissedebilir.患者可能一直都有这种恐惧感。
Geleneksel Sünni fıkıhçılara göre Müslümanlar'a günlük olarak beş vakit namaz farzdır.根据伊斯兰教的规定,穆斯林每天必须礼拜五次。
(O vakit) kişi mü'min olarak sabaha erer de kâfir olarak akşama kavuşur.敬則曰:「若爾,諸郎要應有信,且忍一夕。
Ayarlarla vakit kaybetmeyin.勿任稍有寄顿。
Vakitlerini eğlenerek geçirirler.舒长岁月。
Kendilerine yeterince vakit ayıramadıkları için birbirlerinden özür dileyen sevgililer sarılıp uyurlar.其欲治者,不知所由,以意穿鑿,各取一切,權譎自在,故一變之後不可復修也。
Uyudukları sırada da vakizaşi yastığın altında bulunurdu.在入睡前,他将私藏的书放在枕头下。
Ama böyle bir durum vaki olmamıştır.但是這樣的局面已經一發不可收拾了。
Bir süre eğlenceli vakit geçirirler.一時成為趣談。
Kur'ancıların aksine Sünni anlayış hadislerin de etkisi ile 5 vakit namazı farz saymıştır.於是五部淨來到佛所,旋繞行道,合掌禮拜,退坐一面,後世人即皆知禮則了。
Sümerler'de namaz ibadeti beş vakit olarak tatbik ediliyordu.位於五軒町(現西五軒町)東側而得名。
Grup, ilerleyen vakitte ise gece konaklamak için kamp kurar.選完後,隊伍要在這裡紮營過夜。
Ancak tin bedenden ayrıldığı vakit, kişinin ölümü hemen gerçekleşmiş olur.當人類被死體所咬死去後,便會立刻轉化為死體。
Uzun bir vakit Arap Alfabesi kullanılmıştır.历史上,库尔德语长期使用阿拉伯字母拼写。
Islama bağlı olanlar gökyüzündeki Güneş’in özel vakitlerinde günde 5 defa namaz kılmaya ihtiyaç duyar.伊斯蘭教中的禱告可算是獨特的;穆斯林必須在固定的時間進行拜功,每天五次。
Otto çocukluğunda arkadaşlarıyla birlikte boş vakitlerinde senaryolar yazar, kostümler ve afişler tasarlardı.童年时期的米兰达会在空余时间里和朋友们一起编写剧本,设计服装和传单。
Ernst 1934'te heykel yapmaya başladı ve Alberto Giacometti ile vakit geçirdi.恩斯特于1934年开始做雕塑,并开始和阿爾伯托·賈科梅蒂合作。
Hele hele bu vakit kapı döyülmezdi.故每遇此刻,家戶閉門不出。
Billy Cruz'un bu kadar vakit gelmemesinden endişelenmiştir ve aranmaya koyulmuşlardır.布魯斯·迪金森更是不堪負荷,曾揚言再不結束巡迴就要退出。
Peygamberin vefat ettiği vakit, sayıları 124 binden fazla idi.在范欽去世時,天一閣藏書的總數達到七萬卷。
Yeterince vakit yoktu.时间有长有短。
O sabah ise uykuya dalmış ve ancak son vakitte uyanabilmişti.두무지가 죽었을 때, 그녀는 밤낮으로 애도하였다.
Yeterince vakit yoktu.시간이 없었다.
İzleyiciye eğlence vadederken hoşça vakit geçirmelerini diler.진행을 재미있게 즐겁게 해서 시청자들을 즐겁게 해주기도 한다.
Ben öldüğüm vakit beni Bursa'da şu Gümüşlü Kubbe'nin altına koy."내가 죽더라도 이 은행나무를 잘 보살피도록 해라.
Bu vakitten sonra her şey tersine döner ve isyan bastırılır.그 후로 모든 것이 새로워지고 쇄신될 것이다.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod