Ana içeriğe geç
Sözlük

vaki ile cümle

vaki kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Otto çocukluğunda arkadaşlarıyla birlikte boş vakitlerinde senaryolar yazar, kostümler ve afişler tasarlardı.W latach dzieciństwa, z przyjaciółmi w wolnym czasie pisała scenariusze oraz projektowała kostiumy i latawce.
Dost canlısı Kaka Klanıyla bir süre vakit geçirir.Przez dłuższy czas trenował zespół amatorski Łokomotyw Smiła.
Onunla vakit geçirdikçe ejderhaların Vikinglerin zannettikleri gibi olmadığı fark etmiştir.Chciał natomiast pokazać innym wikingom, że smoki nie są takie, za jakie się je uważa.
“Bir vakit, vakitler ve yarım vakit.Jahrhundert", <Krzyż i półksiężyc.
O sabah ise uykuya dalmış ve ancak son vakitte uyanabilmişti.Powrócili więc do swoich domów i noc spędzili w strachu i przygnębieniu.
Avokadonun yetişmesinden sonra yenebilir hale gelmesi vakit alır.Należy go dokonać jak najszybciej po uzyskaniu przez ziarno stanu dojrzałości.
Uzun bir vakit Arap Alfabesi kullanılmıştır.Posługiwano się także alfabetem arabskim.
Buna göre, normal abdest alırlar, fakat bu abdestle sadece tek vakit namaz kılabilirler.Ktokolwiek zmówi te modlitwy, uzyska za każdym razem odpust cząstkowy.
Kalede bulunup ele geçirdikler diğer ganimet malları ile vakitlerini geçirdiler.Pozostałych palono na stosach, a ich majątki konfiskowano.
Vakit öğlen olmuştur.Było wczesne popołudnie.
Craze, boş vakitlerinde balık tutmaktan hoşlanmaktaydı.W wolnych chwilach lubi wędkować.
Ayarlarla vakit kaybetmeyin.Nie stosować środków odurzających.
İzleyiciye eğlence vadederken hoşça vakit geçirmelerini diler.Ich głównym celem jest dostarczenie widzom rozrywki.
Fakat ısıtmaya vakit yoktu.Nie posiada ogrzewania.
Yazmayı, okumayı, fotoğraf çekmeyi, film izlemeyi seviyor ve ailesiyle vakit geçirmekten hoşlanıyor.Lubi słuchać muzyki, czytać książki, oglądać filmy, spotykać się z przyjaciółmi.
Geri döndüğü vakit ise köydeki samanlıkları, evleri yakar ve hayvanlara zarar verir.Do domu wrócimy, w piecu napalimy, nakarmimy psa.
Peygamberin vefat ettiği vakit, sayıları 124 binden fazla idi.200 lat po śmierci proroka było ich już około 200 tys.
On beş yıl boyunca öğrencileri ile vakit geçirmeye devam etti.Przez 15 lat prowadził zajęcia z biologii dla studentów.
Böylece vakit kazanılacaktı.Musisz oszczędzać czas.
1944 ve 1946 yılları arasında Vakit gazetesinde eleştiriler ve tanıtma yazıları yazmıştır.O swoich wizytach w latach trzydziestych, czterdziestych i w czasie okupacji pisze w swoich Dziennikach.
Rabbimin tayin ettiği vakit gelince, bunu yerle bir eder.Men när det som min Herre har lovat blir verklighet, skall Han jämna det med marken.
Hizmet ettiği eli sevmeyecek; sana uzun vakit de tahammül etmeyecek.Den kommer inte älska handen den tjänar, inte heller kommer den att stå fast vid dig länge.
William’ın astronomiye olan ilgisi, geceleri vakit geçirmek için yaptığı bir hobi olarak başlamıştır.Williams intresse för astronomi började som en hobby för att fördriva tiden under sömnlösa nätter.
Vakili Rad, Aralık 1994'te hapis cezasına çarptırıldı ancak Sarhadi beraat etti.Vakili Rad dömdes till livstids fängelse i december 1994, men Sarhadi frikändes.
Ailesiyle daha fazla vakit geçirmek istediğini söyledi.Anledningen var att han ville tillbringa mer tid med sin familj.
Vakit öğlen olmuştur.Det är mitt på dagen.
Ticaret o vakitlerde kadınların büyük çoğunluğunun mesleğiydi.Fabriken var under sin tid en stor kvinnoarbetsplats.
Bu vakitlerde uyunulması uygun görülmezdi.Hon var vid denna tidpunkt sängliggande.
Nero vakit kaybetmeden Gnaeus Domitius Corbulo komutasındaki orduyu bölgeye gönderdi.Nero reagerade genom att omedelbart skicka militär till området under ledning av Gnaeus Domitius Corbulo.
O vakitte yedi bin yıldan daha yaşlıdır.Den är drygt 3 000 år gammal.
Claudius, Sulpicius Flavus ve filozof Athenodorus ile bol vakit geçirdi.Claudius tillbringade mycket tid med dessa lärare och med filosofen Athenodoros.
Yeterince vakit yoktu.Men tiden var ännu ej mogen.
Ayarlarla vakit kaybetmeyin.Ej att förväxla med Kalender.
"Allahım vakit yetecek mi?"Kan du hålla tiden?"
Geleneksel Sünni fıkıhçılara göre Müslümanlar'a günlük olarak beş vakit namaz farzdır.Med ursprung i Iran är han en hängiven muslim och ber fem gånger om dagen.
Küçük kervanlar, Temmuz ve Ağustos aylarının dışında muayyen vakit ve zamanlarda mal götürüp getirirlerdi.Han spelade så dåligt att han bänkades till och från under juli och början av augusti.
Ana madde: Namaz Geleneksel Sünni islam anlayışında bir günlük süre içinde beş vakit namaz kılınır.Salah är ritualbönen (tidebönen) inom islam, vilken skall förrättas fem gånger om dagen.
“Beş vakit namazını kılar, fakat çok cimrice davranırdı.У подружжя народилося п'ятеро дітей: Катерина (нар.
Böylece vakit kazanılacaktı.Це дозволило виграти час.
Bu açıdan, çok geç vakitte gösterilmesi gayet uygun.І шкода, що просвітлення приходить так пізно!
Uyudukları sırada da vakizaşi yastığın altında bulunurdu.Спав на надувній гумовій подушці.
Yeterince vakit yoktu.Однак часу не залишилося.
Ayarlarla vakit kaybetmeyin.Не терпить штучних просік.
“Bir vakit, vakitler ve yarım vakit.Життя, доля, епоха.
O vakitte yedi bin yıldan daha yaşlıdır.Живе 7 тисяч років.
Resmî site Discogs'ta Vakif MustafazadeCome closer to Vagif Mustafazadeh Сайт Азізи Мустафазаде
Peki Tite Kubo boş vakitlerini nasıl değerlendiriyor?Хіба ж ти, Кубане мила, Таке горе заслужила?
Uzun bir vakit Arap Alfabesi kullanılmıştır.Також іноді використовується арабський алфавіт.
Craze, boş vakitlerinde balık tutmaktan hoşlanmaktaydı.У вільний час любив порибалити.
Bu vakitlere kerahat vakti denir.На парафії є до цього часу.
Bu yüzden bu vakitler tehlikeli sayılır.У сутінках вони дуже небезпечні.
Bir süre eğlenceli vakit geçirirler.Після цього продовжують веселитися.
Bu nedenle Acar'la vakit geçirmek zorunda kalıyor.Він досі сумує за Акарі.
Çalışmayı seviyorum, fakat aynı zamanda iyi vakit geçirmeyi de seviyorum."Це роль дається мені складніше, але мені вона дуже подобається » {{cite web|url= Колісник}
Largeman, babasından uzak dururken eski arkadaşları ile vakit geçirir.Бресліну нічого не залишається, окрім як підключити своїх старих друзів.
Bunun üzerine vakit kaybetmeden radyoterapiye başlanır.До початку радіоефіру залишаються лічені хвилини.
Vakit nakittir.Час — це гроші.
(O vakit) kişi mü'min olarak sabaha erer de kâfir olarak akşama kavuşur.Obyvatelé jsou hluboce věřící a pravidelně navštěvují nedělní mše.
Temizlendikleri vakit, Allah’ın size gösterdiği yerden onlara varın..."A když provádíte běh z Arafátu, vzpomínejte Boha poblíže místa posvátného!
Oruç ^ VakitleriLípy v Číhané
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod