Ana içeriğe geç
Sözlük

vaki ile cümle

vaki kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
"Allahım vakit yetecek mi?«Você tem Tempo?».
Ve yine de onu seyretmek isterdiniz, onunla vakit geçirmek isterdiniz."No entanto, se ele fosse humano gostaria de sair com ele."
On beş yıl boyunca öğrencileri ile vakit geçirmeye devam etti.Passou 15 anos estudando com seus filhos em casa.
Charlie, geç vakitte eve gelen bir sarhoştur.Um homem chega em sua casa de madrugada, depois de ter bebido muito.
Vakit öğlen olmuştur.É meio-dia.
Bir süre eğlenceli vakit geçirirler.Você se divertirá muito nessa fase.
Yeterince vakit yoktu.Mas não teve tempo.
Claudius Nero ve senato tarafından hiç vakit kaybedilmeden tanrılaştırıldı.Foi deificado por Nero e pelo senado pouco depois.
Craze, boş vakitlerinde balık tutmaktan hoşlanmaktaydı.Durante as férias, Davis gosta de pescar robalo.
Biz ekip olarak stüdyoda fazla vakit geçirmeyi seviyoruz.Eu gosto de trabalhar rápido no estúdio.
Uzun bir vakit Arap Alfabesi kullanılmıştır.O alfabeto árabe também tem sido usado.
Kurulun üyesi dokuz kişi hiçbir vakit bir araya gelip birlikte çalışmadı.O grupo nunca ensaiou junto ou fez muita coisa juntos.
Çocuklar oyuncaklarla vakit geçirir ve birdirbir gibi oyunlar oynarlardı.As crianças entretinham-se com brinquedos e jogos.
Bu vakit, takvimlerde imsak vakti olarak gösterilmektedir.Atualmente vem recebendo chances no time titular.
Ama böyle bir durum vaki olmamıştır.Tal estória parece não existir.
Gözlem yapılan gezegene yaklaştığı vakit ise yörüngesinin belirgin bir yön değişikliği gösterdiği görülür.Quando o objeto sendo observado aproxima-se da Terra, sua direção aparente muda.
Esenç o vakitler 81 yaşında.Nas temporadas antigas, ele tinha 81 anos.
Çalışmayı seviyorum, fakat aynı zamanda iyi vakit geçirmeyi de seviyorum."Eu amo trabalhar, mas no final do dia você tem que tomar conta de si mesma".
1993 da Vakit gazetesine köşe yazıları hazırlamaya başladı.Em 1993, passou a publicar também seu próprio jornal, o Jornal Tudo Bem.
Denizlerde tüccar olarak çalıştı ve yurtdışında biraz vakit geçirdi.Viajou pelo mundo por trabalhar na marinha mercante e ficou contaminado pela tuberculose no exterior.
Zihnin hasta olduğu vakit tedavisi için neden acele etmezsin?Como nunca mais adoecer Porque é que as pessoas engordam?
İlk yazıları Vakit Gazetesi’nde “Hatice Süreyya” takma adı ile yayımlandı.A uma hora da manhã, o jornal era impresso com o seu "Bragelonne".
Bir kaza nedeniyle otoyol trafiği sıkışmıştır ve bu yüzden vakit kaybetmektedir.Porém, sofre um aparatoso acidente de viação, acabando por morrer.
Vakit geldi.É chegado o momento.
Hizmet ettiği eli sevmeyecek; sana uzun vakit de tahammül etmeyecek.Het zwaard zou niet houden van de hand die het dient, noch zou het lang bij hem blijven.
Ayrıca köyde vakit namazlarının kılındığı bir cami daha mevcuttur.In sommige gemeenten wordt dit vergezeld van samenzang (de voorzang) Stil gebed.
Fakat ısıtmaya vakit yoktu.Er was geen verwarming.
“Beş vakit namazını kılar, fakat çok cimrice davranırdı.Toen is de later gebouwde vijfde geleding gesloopt en er werd een tentdak als spits aangebracht.
Bir süre eğlenceli vakit geçirirler.Het was een heerlijk tijdsvermaak.
(O vakit) kişi mü'min olarak sabaha erer de kâfir olarak akşama kavuşur.Ook de dag erna werden de gelovigen lastig gevallen.
İş gezilerinden dolayı eve çok uğramamış ve ailesine çok vakit ayıramamıştır.Naar eigen zeggen omdat hij te weinig tijd kon doorbrengen met zijn gezin.
Böylece vakit kazanılacaktı.Dat leverde tijdswinst op.
Geleneksel Sünni fıkıhçılara göre Müslümanlar'a günlük olarak beş vakit namaz farzdır.Vanaf dat moment zouden moslims verplicht zijn vijfmaal per dag de salat te verrichten.
Yeterince vakit yoktu.Tijd bestaat niet.
Bu sırada tekrar ortaya çıkan Jasmine'in babası, onunla vakit geçirmek ister.Bovendien zit de vader van Jasper alweer boven te wachten.
Ailesiyle daha fazla vakit geçirmek istediğini söyledi.Hij wilde meer tijd doorbrengen met zijn gezin.
Diğer bir hikâyeye göre; Artemis Orion'a aşık olur ve birlikte vakit geçirmeye başlarlar.Het meest voorkomende verhaal vertelt dat Artemis en Orion elkaar liefhadden.
Oruç ^ VakitleriVerzilveren Vergulden
O vakitte yedi bin yıldan daha yaşlıdır.Ze kunnen meer dan 700 jaar oud worden.
“Hatipler halkın karşısında söz söyledikleri vakit, etki etmezler mi?”“Men moet het publiek zijn zin geven, nietwaar?”
Yazmayı, okumayı, fotoğraf çekmeyi, film izlemeyi seviyor ve ailesiyle vakit geçirmekten hoşlanıyor.Ze hield van lezen, schilderen, gedichten schrijven en had een goede relatie met haar vader.
Vakit öğlen olmuştur.Het is al in de namiddag.
Bu cinayet ortaya çıktığı vakit, Daidalus Girit kralı Minos'a sığınır.Op Kreta kwam Daedalus in dienst van koning Minos.
Eğer kılınmazsa vakit geçmiş olur.Is dat nog niet doorslaggevend, dan zal er worden geloot.
Âşıklar, seher vakitlerinde uyku yerine zikri tercih etmelidir.Sommige patiënten brengen de tijd liever slapend door.
Diğerleri için vakit ayırırım.De tijd deed de rest.
1934 yılında Vakit'te gazeteciliğe başladı ve kısa zamanda gazetenin yazı işleri müdürü oldu.Vanaf 1900 wordt hij hoofdredacteur en enige tijd later eigenaar van de krant.
Bunlar nasıl, ne vakit yapıldı, edildi?Waar en wanneer is het geschrift ontstaan?
Bektaşi inançlı Dadaliler, camiye gider, vakit namazlarını kılar, oruç tutarlar.Gelovigen kunnen hun geloof aanroepen, en hiermee wonderen verrichten in tijd van nood.
Esenç o vakitler 81 yaşında.Hij werd 81 jaar oud.
İnsan her zaman vakit bulabilir.Men kan altijd wel tijd vinden.
Vakit nakittir.Tijd is geld.
Bir tane içmek için tam yeterli vakit var.Er is precies genoeg tijd om er eentje te drinken.
“Beş vakit namazını kılar, fakat çok cimrice davranırdı.Niektórzy fonetycy wyróżniają pięć: /eɪə aɪə ɒɪə aʊə əʊə/.
Yeterince vakit yoktu.Czasu było niewiele.
Bir süre eğlenceli vakit geçirirler.Tam spędzają czas na zabawie.
Hizmet ettiği eli sevmeyecek; sana uzun vakit de tahammül etmeyecek.Nie pokocha ręki, która nim będzie władała, i niedługo pozostanie w jej służbie.
Geleneksel Sünni fıkıhçılara göre Müslümanlar'a günlük olarak beş vakit namaz farzdır.Każdy muzułmanin ma obowiązek modlić się pięć razy dziennie.
Ailesiyle daha fazla vakit geçirmek istediğini söyledi.Tłumaczył, że chce spędzać więcej czasu z rodziną.
Yanmayanlar, vakit bulup da yakamadıkları, yaşayanlar fırsat bulup da öldüremedikleri idi.Został on jednak zdobyty, a ukrywający się, którzy nie zdołali uciec, zamordowani.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod