Gerçekten her vakada, fakir çiftçilere garantili bir pazar verildiğinde - "Bundan 300 metrik ton alacağız.Doslova v každém případě kdy mají farmáři zaručený odbyt -- pokud řekenete:
Gerçekten her vakada, fakir çiftçilere garantili bir pazar verildiğinde - "Bundan 300 metrik ton alacağız.Praktycznie w każdym przypadku, gdy biedni rolnicy mają zagwarantowany rynek zbytu, jeśli powie im się:
Gerçekten her vakada, fakir çiftçilere garantili bir pazar verildiğinde -In praktisch jedem Fallm in dem armen Landwirten ein garantierter Markt versprochen wird-- wenn sie sagen:
Gerçekten her vakada, fakir çiftçilere garantili bir pazar verildiğinde -거의 모든 경우, 가난한 농부에게 확실한 시장이 제공되면
Gerçekten her vakada, fakir çiftçilere garantili bir pazar verildiğinde -Prácticamente, en todos los casos en que a los granjeros se les asegura un mercado; si se les dice:
Gerçekten her vakada, fakir çiftçilere garantili bir pazar verildiğinde -В абсолютно всеки случай, когато се гарантира на бедния фермер, че ще има пазар -- ако му кажете:
Gerçekten her vakada, fakir çiftçilere garantili bir pazar verildiğinde -למעשה בכל מקום שבו איכרים ענייים מקבלים שוק מובטח
Gerçekten her vakada, fakir çiftçilere garantili bir pazar verildiğinde -تقريباً في كل الحالات، عندما تعطي المزارعين الفقراء سوقاً مضمون المكاسب --
Gerçekten her vakada, fakir çiftçilere garantili bir pazar verildiğinde -貧しい農民も市場が保証されれば つまり「これを300トン買い
Gittiğim vakaların büyük çoğunluğu kendi istekleriyle gelmemişti.A legtöbb eset, amihez kimentem, önkéntelen volt.
Gittiğim vakaların büyük çoğunluğu kendi istekleriyle gelmemişti.De meeste gevallen waar ik achteraan ging werden gedwongen genoemd.
Gittiğim vakaların büyük çoğunluğu kendi istekleriyle gelmemişti.Die meisten Fälle, um die ich mich gekümmert hatte, wurden als erzwungen betrachtet.
Gittiğim vakaların büyük çoğunluğu kendi istekleriyle gelmemişti.제가 참여했던 대부분의 재교육은 강제적으로 이루어졌습니다.
Gittiğim vakaların büyük çoğunluğu kendi istekleriyle gelmemişti.La mayoría de los casos que tuve fueron llamados involuntarios.
Gittiğim vakaların büyük çoğunluğu kendi istekleriyle gelmemişti.La plupart des dossiers sur lesquels je travaillais était des dossiers "involontaires".
Gittiğim vakaların büyük çoğunluğu kendi istekleriyle gelmemişti.Majoritatea cazurilor la care am lucrat erau numite involuntare.
Gittiğim vakaların büyük çoğunluğu kendi istekleriyle gelmemişti.Nhiều trường hợp tôi cải tạo được xem là vô tình.
Gittiğim vakaların büyük çoğunluğu kendi istekleriyle gelmemişti.Per la maggior parte, i casi che trattavo erano chiamati involontari.
Gittiğim vakaların büyük çoğunluğu kendi istekleriyle gelmemişti.Sebagian besar kasus yang saya tangani disebut non-sukarela.
Gittiğim vakaların büyük çoğunluğu kendi istekleriyle gelmemişti.Většina případů, na kterých jsem pracovala se nazývaly nedobrovolnické.
Gittiğim vakaların büyük çoğunluğu kendi istekleriyle gelmemişti.Większość przypadków, do których jeździłam, była nazywana bezwolnymi.
Gittiğim vakaların büyük çoğunluğu kendi istekleriyle gelmemişti.Στις περισσότερες περιπτώσεις οι επεμβάσεις μου γίνονταν χωρίς τη θέληση των ατόμων που απομάκρυνα.
Gittiğim vakaların büyük çoğunluğu kendi istekleriyle gelmemişti.Більшість випадків, в яких я брала участь, були примусовими.
Gittiğim vakaların büyük çoğunluğu kendi istekleriyle gelmemişti.Большинство случаев, в которых я участвовала, назывались принудительными.
Gittiğim vakaların büyük çoğunluğu kendi istekleriyle gelmemişti.Повечето от случаите, по които работех, бяха наречени принудителни.
Gittiğim vakaların büyük çoğunluğu kendi istekleriyle gelmemişti.רוב המקרים שיצאתי לטפל בהם נקראו 'ללא-הסכמה'.
Gittiğim vakaların büyük çoğunluğu kendi istekleriyle gelmemişti.معظم الحالات التي راعيتها سُميّت بغير التطوعية.
Gittiğim vakaların büyük çoğunluğu kendi istekleriyle gelmemişti.望まぬ行為と見なされました 1 週間程話をするために
Güney Afrika'da neler yaşandığını, ülkesinde virüsün en fazla yayılma vakalarının yaşandığı ülkesinde?대통령의 모국인 남아공에서 무슨 일이 일어나고 있는지 알고 있을까요? 바로 그곳이 HIV 바이러스의 전염도가 세계에서 가장 높은
Güney Afrika'da neler yaşandığını, ülkesinde virüsün en fazla yayılma vakalarının yaşandığı ülkesinde?le pays qui a eu l'un des taux les plus élevés de transmission du virus ?
Güney Afrika'da neler yaşandığını, ülkesinde virüsün en fazla yayılma vakalarının yaşandığı ülkesinde?lo sucedido en Sudáfrica, su país, el país con una de las tasas más altas de transmisión del virus?
Güney Afrika'da neler yaşandığını, ülkesinde virüsün en fazla yayılma vakalarının yaşandığı ülkesinde?Mandela hazájában, az országban, ahol a vírus terjedése a legnagyobb számban fordul elő?
Güney Afrika'da neler yaşandığını, ülkesinde virüsün en fazla yayılma vakalarının yaşandığı ülkesinde?V krajine s jedným z najväčších počtov prípadov prenosu HIV?
Güney Afrika'da neler yaşandığını, ülkesinde virüsün en fazla yayılma vakalarının yaşandığı ülkesinde?V zemi, kde je jedna z nejvyšších četností přenosů viru HIV?
Güney Afrika'da neler yaşandığını, ülkesinde virüsün en fazla yayılma vakalarının yaşandığı ülkesinde?מה קורה בדרום אפריקה הארץ שלו הארץ עם מספר מקרי ההדבקות
Güney Afrika'da neler yaşandığını, ülkesinde virüsün en fazla yayılma vakalarının yaşandığı ülkesinde?مالذي يحدث في دولته في جنوب أفريقيا الدولة التي تملك النسبة الاكبر .. والاصابات الاكثر في العالم
Güney Afrika'da neler yaşandığını, ülkesinde virüsün en fazla yayılma vakalarının yaşandığı ülkesinde?マンデラ氏の国は 世界で最も ウィルス感染が発生している国の一つだと。
Halüsinojenik mantarlar: ortaya çıkmakta olan bir eôilimin vaka analizi125 tredjedele af amfetaminklienterne stoffet ved injektion (
Halüsinojenik mantarlar: ortaya çıkmakta olan bir eôilimin vaka analiziChampignons hallucinogènes: étude de cas d’une nouvelle tendance
Halüsinojenik mantarlar: ortaya çıkmakta olan bir eôilimin vaka analiziCiupercile halucinogene: un studiu de caz privind o nou≤ tendin†≤
Halüsinojenik mantarlar: ortaya çıkmakta olan bir eôilimin vaka analiziCogumelos alucinogénios: estudo de caso de uma tendência emergente
Halüsinojenik mantarlar: ortaya çıkmakta olan bir eôilimin vaka analiziHallusinogeeniset sienet: tapaustutkimus uudesta suuntauksesta
Halüsinojenik mantarlar: ortaya çıkmakta olan bir eôilimin vaka analiziUživanje metamfetamina in s tem povezani problemi
Heidi Rozen vakasını alıyor ve ismini Howard Roizen olarak değiştiriyor.이 사례를 지켜보고 논문을 발표했죠.
Heidi Rozen vakasını alıyor ve ismini Howard Roizen olarak değiştiriyor.לקח את המקרה והפך אותו להיידי רויזן.
Heidi Rozen vakasını alıyor ve ismini Howard Roizen olarak değiştiriyor.اخذ تلك الحالة وجعل منها هايدي رويزن.
Heidi Rozen vakasını alıyor ve ismini Howard Roizen olarak değiştiriyor.彼はこの事例を2つの
Her iki vakada da, operasyonlarını yaptılar ve hastalar düzeldi.Ambii pacienți au fost operați și s-au însănătoșit.
Her iki vakada da, operasyonlarını yaptılar ve hastalar düzeldi.Ambos fueron operados y se recuperaron bien
Her iki vakada da, operasyonlarını yaptılar ve hastalar düzeldi.Dans les deux cas, ils ont été opérés et s'en sont bien sortis.
Her iki vakada da, operasyonlarını yaptılar ve hastalar düzeldi.Em ambos os casos, eles fizeram as suas operações e ficaram bem.
Her iki vakada da, operasyonlarını yaptılar ve hastalar düzeldi.Így mindkét esetben megműtötték őket és rendbe jöttek.
Her iki vakada da, operasyonlarını yaptılar ve hastalar düzeldi.In beide gevallen werden ze geopereerd en ging het goed.
Her iki vakada da, operasyonlarını yaptılar ve hastalar düzeldi.In beiden Fällen wurde operierte und es ging ihnen gut.
Her iki vakada da, operasyonlarını yaptılar ve hastalar düzeldi.In entrambi i casi, sono intervenuti chirurgicamente e tutto è andato bene.
Her iki vakada da, operasyonlarını yaptılar ve hastalar düzeldi.두 경우 모두 그들은 모두 수술을 받았고 아무 문제가 없었습니다.
Her iki vakada da, operasyonlarını yaptılar ve hastalar düzeldi.Trong cả hai trường hợp, bệnh nhân đều được phẫu thuật và ổn cả.
Her iki vakada da, operasyonlarını yaptılar ve hastalar düzeldi.V oboch prípadoch sa im dostalo operácie a boli v poriadku.
Her iki vakada da, operasyonlarını yaptılar ve hastalar düzeldi.V obou případech, byli operováni a operace dopadly dobře.
Her iki vakada da, operasyonlarını yaptılar ve hastalar düzeldi.W obu przypadkach, wykonano operację i pacjenci mieli się dobrze.