vaiz ile cümle
vaiz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
1875'te Manchester'da yeni kurulan Sefarad Sinagogunun hazanı ve vaizi oldu.Na jej miejscu w 1875 wybudowano nową, murowaną synagogę.
Gençliğinin ve hayatının büyük bir bölümünü vaizlik görevine adadı.Dess barn- och ungdomsavdelning blev hon trogen hela sitt yrkesverksamma liv.
Gerçek İsa Kilisesi uluslararası topluluğunun şu andaki seçilmiş lideri, vaiz Yung-Ji Lin 'dir.Současným zvoleným předsedou mezinárodního synodu Pravé církve Ježíšovy je kazatel Jung-Ťi Lin (林永基傳道).
Annesi ise protestan bir vaizin iyi eğitimli bir kızıydı.Stejně tak jeho matka, která byla nábožensky nepraktikující protestantka.
4 yıllık devir İncil'i yazan 4 vaizle ilişkilendirilmiştir.El le cere să lucreze timp de patru ani la ilustrarea unei Biblii.
Pek çoğu seküler vaizler oldular.Majoritatea scorpionilor se reproduc sexual.
Casy aynı zamanda Tom'u vaftiz eden din adamıdır ancak inancını kaybettiği için vaizliği bırakmıştır.Casy régen Tomot is megkeresztelte, de most elvesztette hitét.
Gayet yetenekli bir kişi olan genç keşiş iyi bir vaiz olarak isim yapmıştı.Az egyszerű életmódhoz szokott szerzetes rendkívül jó ember volt.
1943 yılında vaizlik yetkisi elinden alındı.1943-ban nyilvánították védetté.
İngiltere'ye döndükten sonra Manchester'daki bir Sefarad cemiyetinde vaiz olarak çalışmaya başladı.Palattuaan Etelä-Afrikkaan hän toimi jonkin aikaa Nederduitse Gereformeerde Kerkin pappina.
Bu vaiz MS 560’ ta doğal nedenlerle huzur içinde öldü.Το 159 π.Χ. ο βασιλιάς Ευμένης Β΄ απεβίωσε από φυσικά αίτια.
John Donne (22 Ocak 1572, Londra - 31 Mart 1631, Londra), İngiliz şair ve vaizdir.John Donne (født 1572, død 31. marts 1631) var engelsk digter og præst.
İyi bir vaiz ve saygı duyulan bir öğretmen olarak saygı gördü.Ia mendapatkan reputasi sebagai seorang pengkhotbah yang baik dan pendeta setia.
1502'de Canterbury Başpiskoposu Henry Deane'in Vaizi oldu, Başpiskopos bir sonraki yıl öldü.Năm 1502, ông trở thành giáo sĩ của Henry Deane, Tổng giám mục Canterbury, người đã chết vào năm sau.
Indiana’da beraber çalıştığı vaizler Tapınağın o yokken biteceğini söyleyince, Jones geri dönmeye karar verdi.インディアナに残してきた准牧師が、ジョーンズ無しでは人民寺院が崩壊してしまうと語ったため、ジョーンズはアメリカに戻っている。
1952 yılında Jones, Sommerset Southside Metodist Kilisesi’nde öğrenci vaizi oldu.1952年にジョーンズは学生牧師として、ソマーセット・サウスサイド・メソジスト教会(英語: Sommerset Southside Methodist Church)に所属するようになる。
Tunahan, öğretmenliği bırakıp İstanbul vaizliğine atandı.自分を責め、進学も夢も諦めたチャーリー。
Ama bu vaiz insanlığı gözeten Tanrı'nın yollarını anlamada güçlük çekti.사람들은 인류에 대한 하나님의 사랑을 이해하지 못하게 되었다.
Bu arada vaizlik görevinde de bulundu.그러나 실제로는 군사적인 임무 내용도 포함되어 있었다.
Gerçek İsa Kilisesi uluslararası topluluğunun şu andaki seçilmiş lideri, vaiz Yung-Ji Lin 'dir.יושב ראש הנוכחי הנבחר של האספה הבינלאומית של הכנסייה הוא המטיף יונג ג'י לין.
Diğer iki rütbe ise sırasıyla papazlık (vaizlik) ve piskoposluktur.שתי המשרות האחרות הן הכומר והבישוף (או הארכיבישוף).
Gerçek İsa Kilisesi uluslararası topluluğunun şu andaki seçilmiş lideri, vaiz Yung-Ji Lin 'dir.Súčasným zvoleným predsedom medzinárodnej synody tejto cirkvi je kazateľ Jung-Ťi Lin (林永基傳道).
Bütün batı Avrupa'yi dolaşarak Haçlı Seferlerini savunan vaizler verdi.Do tohto boja sa prostredníctvom križiackych výprav dostal celý európsky Západ.
İyi bir vaiz ve saygı duyulan bir öğretmen olarak saygı gördü.Bol výborným a uznávaným kazateľom.
İyi bir vaiz ve saygı duyulan bir öğretmen olarak saygı gördü.Bil je zelo spoštovan kot pridigar in spovednik.
Carlyle'nin eğitimi sonunda bir Protestan papaz veya vaiz olmasını beklemekteydiler.Premišljeval sem v kočiji, ali bode prihodnji župnik ali pastor tudi tako postrežljiv!
Pek çoğu seküler vaizler oldular.Daugelis vedėjų tapo garsenybėmis.
Böylece mescit ve camilerde vaiz ve hatiplerin beyaz renkli cübbeler giymeleri şartı konuldu.Anksčiau per Vėlines ir pamaldose už mirusiuosius kunigai galėjo vilktis gedulingos juodos spalvos drabužius.
18. yüzyılda İngiltere'deki en büyük vaiz John Wesley adındaki bir adamdı.18세기 영국에 존 웨슬리라는 위대한 선교자가 있었는데
18. yüzyılda İngiltere'deki en büyük vaiz John Wesley adındaki bir adamdı.Víte, v 18. století žil v Británii nejslavnější náboženský kazatel jménem John Wesley.
18. yüzyılda İngiltere'deki en büyük vaiz John Wesley adındaki bir adamdı.Vous savez, au 18ème siècle au Royaume-Uni,
18. yüzyılda İngiltere'deki en büyük vaiz John Wesley adındaki bir adamdı.W XVIII-wiecznej Wielkiej Brytanii
18. yüzyılda İngiltere'deki en büyük vaiz John Wesley adındaki bir adamdı.אתם יודעים, במאה ה- 18 בממלכה המאוחדת, המטיף הגדול ביותר, מטיף הדת הגדול ביותר, היה אדם בשם ג'ון ווסלי,
18. yüzyılda İngiltere'deki en büyük vaiz John Wesley adındaki bir adamdı.تعرفون انه في القرن الثامن عشر في المملكة المتحدة, ان اعظم واعظ, اعظم واعظ ديني , كان رجلا يدعى جون ويسلي
18. yüzyılda İngiltere'deki en büyük vaiz John Wesley adındaki bir adamdı.説教者であるション・ウェスレーは 国中をまわり歩いて説教をし 人々に—
Babam baptist bir vaizdi, ve mucizelere inanırdı, ve bu da tanrının sorunumuzla ilgileneceğiydi.Apám baptista lelkész volt, és hitt a csodákban, hitt benne, hogy Isten elrendezi az egészet.
Babam baptist bir vaizdi, ve mucizelere inanırdı, ve bu da tanrının sorunumuzla ilgileneceğiydi.저의 아버지는 침례교 목사였고 , 그는 기적과, 하나님이 그 뇌종양을 돌볼것이라고 믿었죠.
Babam baptist bir vaizdi, ve mucizelere inanırdı, ve bu da tanrının sorunumuzla ilgileneceğiydi.Mein Vater, ein Baptistenpriester, glaubte an Wunder und daran, dass Gottes Wille sich seiner annehmen würde.
Babam baptist bir vaizdi, ve mucizelere inanırdı, ve bu da tanrının sorunumuzla ilgileneceğiydi.Mi padre era un pastor Baptista, y creía en los milagros, y que la voluntad de Dios se ocuparía de ello.
Babam baptist bir vaizdi, ve mucizelere inanırdı, ve bu da tanrının sorunumuzla ilgileneceğiydi.Mój ojciec był pastorem Kościoła Baptystów i wierzył w cuda, i w to, że wola Boża się tym zajmie.
Babam baptist bir vaizdi, ve mucizelere inanırdı, ve bu da tanrının sorunumuzla ilgileneceğiydi.Mon père était un prêtre baptiste, et il croyait aux miracles, et que la volonté de Dieu allait s'en occuper.
Babam baptist bir vaizdi, ve mucizelere inanırdı, ve bu da tanrının sorunumuzla ilgileneceğiydi.O meu pai era um pastor batista e acreditava em milagres, e que Deus trataria disso.
Babam baptist bir vaizdi, ve mucizelere inanırdı, ve bu da tanrının sorunumuzla ilgileneceğiydi.Мій батько був баптистським священиком, він вірив в дива і покладався на волю Божу.
Babam baptist bir vaizdi, ve mucizelere inanırdı, ve bu da tanrının sorunumuzla ilgileneceğiydi.Мой отец был баптистским священником, он верил в чудеса, и что Бог обо всем позаботится.
Babam baptist bir vaizdi, ve mucizelere inanırdı, ve bu da tanrının sorunumuzla ilgileneceğiydi.אבא שלי היה כומר בפטיסטי, והוא האמין בניסים, ושבעזרת השם הכל יבוא על מקומו בשלום.
Babam baptist bir vaizdi, ve mucizelere inanırdı, ve bu da tanrının sorunumuzla ilgileneceğiydi.والدي كان كاهن وكان يؤمن بالمعجزات وان الله سيتولي امره
Babam baptist bir vaizdi, ve mucizelere inanırdı, ve bu da tanrının sorunumuzla ilgileneceğiydi.そして、神の意思で全てがうまくいくと。 しかし勿論、それから6か月後に二人とも結局死んでしまいました。
Ben Vaiz, Yeruşalimde İsrail kralıykenAku, Sang Pemikir, memerintah di Yerusalem sebagai raja atas Israel
Ben Vaiz, Yeruşalimde İsrail kralıykenÉn prédikátor, királya voltam Izráelnek Jeruzsálemben.
Ben Vaiz, Yeruşalimde İsrail kralıykenEu, Eclesiastul, am fost împărat peste Israel, în Ierusalim.
Ben Vaiz, Yeruşalimde İsrail kralıykenEu, o pregador, fui rei sobre Israel em Jerusalém.
Ben Vaiz, Yeruşalimde İsrail kralıykenIch, der Prediger, war König zu Jerusalem
Ben Vaiz, Yeruşalimde İsrail kralıykenIk, Prediker, was koning van Israël en regeerde vanuit Jeruzalem.
Ben Vaiz, Yeruşalimde İsrail kralıykenIo, Qoèlet, sono stato re d'Israele in Gerusalemme
Ben Vaiz, Yeruşalimde İsrail kralıykenJag, Predikaren, var konung över Israel i Jerusalem.
Ben Vaiz, Yeruşalimde İsrail kralıykenJá kazatel byl jsem králem nad Izraelem v Jeruzalémě,
Ben Vaiz, Yeruşalimde İsrail kralıykenJa, kazateľ, som bol kráľom nad Izraelom v Jeruzaleme
Ben Vaiz, Yeruşalimde İsrail kralıykenJa kaznodzieja byłem królem Izraelskim w Jeruzalemie;
Ben Vaiz, Yeruşalimde İsrail kralıykenJaz, Propovednik, sem bil kralj nad Izraelom v Jeruzalemu.
Ben Vaiz, Yeruşalimde İsrail kralıykenJeg, Prædikeren, var Konge over Israel i Jerusalem.