Aniston'nın vaftiz babası, kendi babasının en yakın arkadaşı olan Telly Savalas'tır.Njen boter je bil igralec Telly Savalas, najboljši prijatelj njenega očeta.
Vaftiz babası Michael Jackson'dır.Njen boter je Michael Jackson.
Ancak 1996'dan sonra sadece vaftiz edilen kimseler bu kiliseye üye olmaya başladı.Nuo 1996 m. tik pakrikštyti vaikai tampa bažnyčios nariais.
Allan ailesi 1812'de Poe'yu Episkopal Kilise'de vaftiz ettirdi.Alanų šeima pakrikštijo Po episkopalinėje bažnyčioje 1812 metais.
Vaftizci Yahya'nın yaşadığı mağara.Yra Palaimintojo Jurgio Matulaičio koplyčia.
4 Temmuz 1712'de vaftiz edilmiştir.Bažnyčia buvo pašventinta 1847 m. liepos 12 dieną.
Monet, Notre-Dame-de-Lorette kilisesinde Oscar-Claude olarak vaftiz edildi.Ta ristiti Notre-Dame-de-Lorette'i kirikus Oscar-Claude'iks.
Onları Baba, Oğul ve Kutsal Ruh'un adıyla vaftiz edin.(Ma ristin sind Isa ja Poja ja Püha Vaimu nimel.)
Edward Remus "Teddy" Lupin, Remus Lupin ve Nymphadora Tonks'un tek oğulları ve Harry Potter'ın vaftiz oğlu.Teddy Lupin – Remus Lupini ja Nymphadora Tonksi poeg, Harry Potteri ristipoeg.
Vaftiz olan her kişinin ayağı da yıkanmalıdır.Iga inimene, kes on veega ristitud, peab laskma oma jalgu Jeesuse Kristuse nimel pesta.
Vaftiz: Hristiyanlığın kabulünün ikrarı.Kujundus: Kristjan Mändmaa.
Bazı vergi görevlileri de vaftiz olmaya gelerek, ‹‹Öğretmenimiz, biz ne yapalım?›› dediler.A prišli aj colní dať sa pokrstiť a povedali mu: Učiteľu, čo budeme robiť?
Bazı vergi görevlileri de vaftiz olmaya gelerek, ‹‹Öğretmenimiz, biz ne yapalım?›› dediler.Au venit şi nişte vameşi să fie botezaţi, şi i-au zis: ,,Învăţătorului, noi ce trebuie să facem?``
Bazı vergi görevlileri de vaftiz olmaya gelerek, ‹‹Öğretmenimiz, biz ne yapalım?›› dediler.Chegaram também uns publicanos para serem batizados, e perguntaram-lhe: Mestre, que havemos nós de fazer?
Bazı vergi görevlileri de vaftiz olmaya gelerek, ‹‹Öğretmenimiz, biz ne yapalım?›› dediler.Cũng có những người thâu thuế đến để chịu phép báp-tem; họ hỏi rằng: Thưa thầy, chúng tôi phải làm gì?
Bazı vergi görevlileri de vaftiz olmaya gelerek, ‹‹Öğretmenimiz, biz ne yapalım?›› dediler.Cũng có những người thâu thuế đến để chịu_phép báp - tem ; họ hỏi rằng : Thưa thầy , chúng_tôi phải làm_gì ?
Bazı vergi görevlileri de vaftiz olmaya gelerek, ‹‹Öğretmenimiz, biz ne yapalım?›› dediler.És eljövének a vámszedõk is, hogy megkeresztelkedjenek, és mondának néki: Mester, mit cselekedjünk?
Bazı vergi görevlileri de vaftiz olmaya gelerek, ‹‹Öğretmenimiz, biz ne yapalım?›› dediler.Es kamen auch die Zöllner, daß sie sich taufen ließen, und sprachen zu ihm: Meister, was sollen denn wir tun?
Bazı vergi görevlileri de vaftiz olmaya gelerek, ‹‹Öğretmenimiz, biz ne yapalım?›› dediler.Il vint aussi des publicains pour être baptisés, et ils lui dirent: Maître, que devons-nous faire?
Bazı vergi görevlileri de vaftiz olmaya gelerek, ‹‹Öğretmenimiz, biz ne yapalım?›› dediler.세리들도 세례를 받고자 하여 와서 가로되 선생이여 우리는 무엇을 하리이까 하매
Bazı vergi görevlileri de vaftiz olmaya gelerek, ‹‹Öğretmenimiz, biz ne yapalım?›› dediler.Men også toldere kom for å døpes, og de sa til ham: Mester! hvad skal vi gjøre?
Bazı vergi görevlileri de vaftiz olmaya gelerek, ‹‹Öğretmenimiz, biz ne yapalım?›› dediler.Men også Toldere kom for at døbes, og de sagde til ham: "Mester! hvad skulle vi gøre?"
Bazı vergi görevlileri de vaftiz olmaya gelerek, ‹‹Öğretmenimiz, biz ne yapalım?›› dediler.Niin tuli myös publikaaneja kastettaviksi, ja he sanoivat hänelle: "Opettaja, mitä meidän pitää tekemän?"
Bazı vergi görevlileri de vaftiz olmaya gelerek, ‹‹Öğretmenimiz, biz ne yapalım?›› dediler.Pridejo pa tudi cestninarji, da bi jih krstil, in mu reko: Učenik, kaj naj storimo mi?
Bazı vergi görevlileri de vaftiz olmaya gelerek, ‹‹Öğretmenimiz, biz ne yapalım?›› dediler.Přišli pak i celní křtíti se, i řekli jemu: Mistře, co budeme činiti?
Bazı vergi görevlileri de vaftiz olmaya gelerek, ‹‹Öğretmenimiz, biz ne yapalım?›› dediler.Przyszli też i celnicy, aby byli chrzczeni, i rzekli do niego: Nauczycielu! a my cóż czynić będziemy?
Bazı vergi görevlileri de vaftiz olmaya gelerek, ‹‹Öğretmenimiz, biz ne yapalım?›› dediler.Så kommo ock publikaner för att låta döpa sig, och de sade till honom: »Mästare, vad skola vi göra?»
Bazı vergi görevlileri de vaftiz olmaya gelerek, ‹‹Öğretmenimiz, biz ne yapalım?›› dediler.También fueron unos publicanos para ser bautizados y le preguntaron: --Maestro, ¿qué haremos
Bazı vergi görevlileri de vaftiz olmaya gelerek, ‹‹Öğretmenimiz, biz ne yapalım?›› dediler.Vennero anche dei pubblicani a farsi battezzare, e gli chiesero: «Maestro, che dobbiamo fare?»
Bazı vergi görevlileri de vaftiz olmaya gelerek, ‹‹Öğretmenimiz, biz ne yapalım?›› dediler.Ηλθον δε και τελωναι δια να βαπτισθωσι, και ειπον προς αυτον Διδασκαλε, τι θελομεν καμει;
Bazı vergi görevlileri de vaftiz olmaya gelerek, ‹‹Öğretmenimiz, biz ne yapalım?›› dediler.Дойдоха и бирниците да се кръстят, и му рекоха: Учителю, ние какво да правим?
Bazı vergi görevlileri de vaftiz olmaya gelerek, ‹‹Öğretmenimiz, biz ne yapalım?›› dediler.Прийшли ж і митники хреститись, і промовили до него: Учителю, що нам робити?
Bazı vergi görevlileri de vaftiz olmaya gelerek, ‹‹Öğretmenimiz, biz ne yapalım?›› dediler.Пришли и мытари креститься, и сказали ему: учитель! что нам делать?
Bazı vergi görevlileri de vaftiz olmaya gelerek, ‹‹Öğretmenimiz, biz ne yapalım?›› dediler.ויבאו גם מוכסים להטבל ויאמרו אליו רבי מה נעשה׃
Bazı vergi görevlileri de vaftiz olmaya gelerek, ‹‹Öğretmenimiz, biz ne yapalım?›› dediler.وجاء عشارون ايضا ليعتمدوا فقالوا له يا معلّم ماذا نفعل.
Bazı vergi görevlileri de vaftiz olmaya gelerek, ‹‹Öğretmenimiz, biz ne yapalım?›› dediler.又 有 稅 吏 來 要 受 洗 、 問 他 說 、 夫 子 、 我 們 當 作 甚 麼 呢
Bazı vergi görevlileri de vaftiz olmaya gelerek, ‹‹Öğretmenimiz, biz ne yapalım?›› dediler.又 有 稅吏來 要 受洗 、 問 他 說 、 夫子 、 我們當 作 甚 麼呢
Ben Onu tanımıyordum, ama İsrailin Onu tanıması için ben suyla vaftiz ederek geldim.››A já jsem ho neznal, ale aby zjeven byl lidu Izraelskému, proto jsem já přišel, křtě vodou.
Ben Onu tanımıyordum, ama İsrailin Onu tanıması için ben suyla vaftiz ederek geldim.››A jam go nie znał; ale aby był objawiony Izraelowi, dlategom ja przyszedł, chrzcząc wodą.
Ben Onu tanımıyordum, ama İsrailin Onu tanıması için ben suyla vaftiz ederek geldim.››A ja som ho neznal, ale aby bol zjavený Izraelovi, preto som ja prišiel krstiac vodou.
Ben Onu tanımıyordum, ama İsrailin Onu tanıması için ben suyla vaftiz ederek geldim.››És én nem ismertem õt; de hogy megjelentessék Izráelnek, azért jöttem én, a ki vízzel keresztelek.
Ben Onu tanımıyordum, ama İsrailin Onu tanıması için ben suyla vaftiz ederek geldim.››Eu não o conhecia; mas, para que ele fosse manifestado a Israel, é que vim batizando em água.
Ben Onu tanımıyordum, ama İsrailin Onu tanıması için ben suyla vaftiz ederek geldim.››Ik kende Hem nog niet, maar ik ben gekomen om de mensen met water te dopen om Hem aan Israël bekend te maken.
Ben Onu tanımıyordum, ama İsrailin Onu tanıması için ben suyla vaftiz ederek geldim.››In jaz ga nisem poznal; ali da se razodene Izraelu, zato sem prišel krščevat z vodo.
Ben Onu tanımıyordum, ama İsrailin Onu tanıması için ben suyla vaftiz ederek geldim.››Io non lo conoscevo, ma sono venuto a battezzare con acqua perché egli fosse fatto conoscere a Israele»
Ben Onu tanımıyordum, ama İsrailin Onu tanıması için ben suyla vaftiz ederek geldim.››Je ne le connaissais pas, mais c`est afin qu`il fût manifesté à Israël que je suis venu baptiser d`eau.
Ben Onu tanımıyordum, ama İsrailin Onu tanıması için ben suyla vaftiz ederek geldim.››나도 그를 알지 못하였으나 내가 와서 물로 세례를 주는 것은 그를 이스라엘에게 나타내려 함이라 하니라
Ben Onu tanımıyordum, ama İsrailin Onu tanıması için ben suyla vaftiz ederek geldim.››Og jeg kendte ham ikke; men for at han skulde åbenbares for Israel, derfor er jeg kommen og døber med Vand."
Ben Onu tanımıyordum, ama İsrailin Onu tanıması için ben suyla vaftiz ederek geldim.››Og jeg kjente ham ikke; men forat han skulde åpenbares for Israel, derfor er jeg kommet og døper med vann.
Ben Onu tanımıyordum, ama İsrailin Onu tanıması için ben suyla vaftiz ederek geldim.››Yo no le conocía; pero para que él fuese manifestado a Israel, por eso vine yo bautizando en agua
Ben Onu tanımıyordum, ama İsrailin Onu tanıması için ben suyla vaftiz ederek geldim.››Και εγω δεν εγνωριζον αυτον, αλλα δια να φανερωθη εις τον Ισραηλ, δια τουτο ηλθον εγω βαπτιζων εν τω υδατι.
Ben Onu tanımıyordum, ama İsrailin Onu tanıması için ben suyla vaftiz ederek geldim.››И Иоан свидетелствува, казвайки: Видях Духът да слиза като гълъб от небето и да почива върху Него.
Ben Onu tanımıyordum, ama İsrailin Onu tanıması için ben suyla vaftiz ederek geldim.››І я не знав Його, та, щоб явив ся Ізраїлеві, для того прийшов я, хрестячи водою.
Ben Onu tanımıyordum, ama İsrailin Onu tanıması için ben suyla vaftiz ederek geldim.››Я не знал Его; но для того пришелкрестить в воде, чтобы Он явлен был Израилю.
Ben Onu tanımıyordum, ama İsrailin Onu tanıması için ben suyla vaftiz ederek geldim.››ואני לא ידעתיו כי אם בעבור יגלה בישראל באתי אני לטבל במים׃
Ben Onu tanımıyordum, ama İsrailin Onu tanıması için ben suyla vaftiz ederek geldim.››وانا لم اكن اعرفه. لكن ليظهر لاسرائيل لذلك جئت اعمد بالماء.
Ben Onu tanımıyordum, ama İsrailin Onu tanıması için ben suyla vaftiz ederek geldim.››我 先 前 不 認 識 他 . 如 今 我 來 用 水 施 洗 、 為 要 叫 他 顯 明 給 以 色 列 人
Ben Onu tanımıyordum, ama İsrailin Onu tanıması için ben suyla vaftiz ederek geldim.››我 先前 不 認識 他 . 如今 我 來 用水 施洗 、 為 要 叫 他顯明給 以色列人
Ben sizi suyla vaftiz ettim, ama O sizi Kutsal Ruhla vaftiz edecektir.››Én vízzel kereszteltelek titeket, de õ Szent Lélekkel keresztel titeket.
Ben sizi suyla vaftiz ettim, ama O sizi Kutsal Ruhla vaftiz edecektir.››Eu, da, v'am botezat cu apă; dar El vă va boteza cu Duhul Sfînt.``