Fotoğrafçı arkadaşım Susan Meiselas ile beraberdim, Mathare Vadisi kenar mahallelerinde.A barátommal, Susan Meiselas-sza a fényképésszel voltam a Mathare Valley nyomornegyedben.
Fotoğrafçı arkadaşım Susan Meiselas ile beraberdim, Mathare Vadisi kenar mahallelerinde.Bola som so svojou priateľkou, Susan Meiselas, fotografkou, v slamoch v Mathare Valley.
Fotoğrafçı arkadaşım Susan Meiselas ile beraberdim, Mathare Vadisi kenar mahallelerinde.Byłam z koleżanką, fotografką Susan Meiselas, w slumsach Mathare Valley.
Fotoğrafçı arkadaşım Susan Meiselas ile beraberdim, Mathare Vadisi kenar mahallelerinde.Eram cu prietena mea Susan Meiselas, de profesie fotograf, în mahalalele "Valea Mathare".
Fotoğrafçı arkadaşım Susan Meiselas ile beraberdim, Mathare Vadisi kenar mahallelerinde.Ich war mit meiner Freundin Susan Meiselas, der Fotografin, in den Mathare Valley Slums unterwegs.
Fotoğrafçı arkadaşım Susan Meiselas ile beraberdim, Mathare Vadisi kenar mahallelerinde.Ik was met mijn vriendin Susan Meiselas, de fotografe, in de Mathare Valley sloppenwijken.
Fotoğrafçı arkadaşım Susan Meiselas ile beraberdim, Mathare Vadisi kenar mahallelerinde.Jeg var med min ven Susan Meiselas, fotografen, i Mathare Valleys slum.
Fotoğrafçı arkadaşım Susan Meiselas ile beraberdim, Mathare Vadisi kenar mahallelerinde.J'étais avec mon amie, Susan Meiselas, la photographe, dans les bidonvilles de "Mathare Valley".
Fotoğrafçı arkadaşım Susan Meiselas ile beraberdim, Mathare Vadisi kenar mahallelerinde.Saya sedang dengan teman saya Susan Meiselas, sang fotografer, di pemukiman kumuh Lembah Mathare.
Fotoğrafçı arkadaşım Susan Meiselas ile beraberdim, Mathare Vadisi kenar mahallelerinde. Şimdi.Eu estava com a minha amiga Susan Meiselas, fotógrafa, nas favelas de Mathare Valley.
Fotoğrafçı arkadaşım Susan Meiselas ile beraberdim, Mathare Vadisi kenar mahallelerinde. Şimdi.Jag var med min vän Susan Meiselas, fotografen, i slummen i Mathare Valley.
Fotoğrafçı arkadaşım Susan Meiselas ile beraberdim, Mathare Vadisi kenar mahallelerinde.Βρισκόμουν με τη φίλη μου, Susan Meiselas, φωτογράφο, στις παραγκουπόλεις του Μαθάρε.
Fotoğrafçı arkadaşım Susan Meiselas ile beraberdim, Mathare Vadisi kenar mahallelerinde.Бях с приятелката си Сюзън Майзелас, фотографката, в бедняшките предградия в долината Матхаре.
Fotoğrafçı arkadaşım Susan Meiselas ile beraberdim, Mathare Vadisi kenar mahallelerinde.Я була з подругою, Сьюзен Мейселас, фотографом, в нетрях долини Матаре.
Fotoğrafçı arkadaşım Susan Meiselas ile beraberdim, Mathare Vadisi kenar mahallelerinde.Я была там со своей подругой, Сюзан Мейселас, известный фотограф, в трущобах Долины Мафаре.
Gaaş vadilerinden Huray, Arvalı Aviel,Chúrai od potokov Gáša, Abiel Arbátsky,
Gaaş vadilerinden Huray, Arvalı Aviel,Churai od potoku Gás, Abiel Arbatský,
Gaaş vadilerinden Huray, Arvalı Aviel,Curai di Nacale-Gaas, Abiel di Arbot
Gaaş vadilerinden Huray, Arvalı Aviel,Húrai, a Gaás völgyébõl való; Arbátbeli Abiel;
Gaaş vadilerinden Huray, Arvalı Aviel,Hurai, de los arroyos de Gaas; Abiel, de Arabá
Gaaş vadilerinden Huray, Arvalı Aviel,Huraï, de Nachalé Gaasch. Abiel, d`Araba.
Gaaş vadilerinden Huray, Arvalı Aviel,Hurai, din Nahale-Gaaş. Abiel, din Araba.
Gaaş vadilerinden Huray, Arvalı Aviel,Hurai, dos ribeiros de Gaás; Abiel, o arbatita;
Gaaş vadilerinden Huray, Arvalı Aviel,Hurai fra Ga'as-dalene; arbatitten Abiel;
Gaaş vadilerinden Huray, Arvalı Aviel,Hurai från Gaas' dalar; arabatiten Abiel;
Gaaş vadilerinden Huray, Arvalı Aviel,Hu-rai ở Na-ha-lê-Ga-ách ; A-bi-ên ở A-ra-ba ;
Gaaş vadilerinden Huray, Arvalı Aviel,Hu-rai ở Na-ha-lê-Ga-ách; A-bi-ên ở A-ra-ba;
Gaaş vadilerinden Huray, Arvalı Aviel,Hurai uit de dalen van Gaäs; Abiël uit Arbath;
Gaaş vadilerinden Huray, Arvalı Aviel,Hurai, von Nahale-Gaas; Abiel, der Arbathiter;
Gaaş vadilerinden Huray, Arvalı Aviel,Huraj fra Nahale-Ga'asj; Abiel fra Araba;
Gaaş vadilerinden Huray, Arvalı Aviel,Huraj od potokov v Gaasu, Abiel Arbatski,
Gaaş vadilerinden Huray, Arvalı Aviel,Hutaj od potoku Gaas; Abiel Arbatczyk;
Gaaş vadilerinden Huray, Arvalı Aviel,Huurai Nahale-Gaasista; arabalainen Abiel;
Gaaş vadilerinden Huray, Arvalı Aviel,가아스 시냇가에 사는 후래와 아르바 사람 아비엘과
Gaaş vadilerinden Huray, Arvalı Aviel,Ουραι εκ των κοιλαδων Γαας, Αβιηλ ο Αρβαθιτης,
Gaaş vadilerinden Huray, Arvalı Aviel,Урай от долините Гаас, Авиил арватецът,
Gaaş vadilerinden Huray, Arvalı Aviel,Хурай из Нагале-Гааша; Авиел из Аравы;
Gaaş vadilerinden Huray, Arvalı Aviel,חורי מנחלי געש אביאל הערבתי׃
Gaaş vadilerinden Huray, Arvalı Aviel,حوراي من اودية جاعش ابيئيل العرباتي
Gaaş vadilerinden Huray, Arvalı Aviel,迦 實 溪 人 戶 萊 、 亞 拉 巴 人 亞 比
Gaaş vadilerinden Huray, Arvalı Aviel,迦實溪 人戶萊 、 亞拉巴人 亞比
Gerçekten, onun gizlendiğini düşündüğü o vadiye gömülmeyi istedi.De hecho, pidió ser enterrado en ese barranco donde pensó que estaba oculto.
Gerçekten, onun gizlendiğini düşündüğü o vadiye gömülmeyi istedi.Hij vroeg zelfs om te worden begraven in die ravijn, waar hij dacht dat hij verborgen was.
Gerçekten, onun gizlendiğini düşündüğü o vadiye gömülmeyi istedi.Il demanda même qu'on l'enterrât dans ce ravin où il pensait que le bâton était caché.
Gerçekten, onun gizlendiğini düşündüğü o vadiye gömülmeyi istedi.사실 그는 그 막대가 숨겨져 있다고 생각한 그 계곡에 묻어달라고 요청했었습니다.
Gerçekten, onun gizlendiğini düşündüğü o vadiye gömülmeyi istedi.Nyatanya, dia meminta untuk dikuburkan pada ngarai itu di mana dia pikir tongkat itu disembunyikan.
Gerçekten, onun gizlendiğini düşündüğü o vadiye gömülmeyi istedi.Poprosił, aby go pochowano w tym jarze.
Gerçekten, onun gizlendiğini düşündüğü o vadiye gömülmeyi istedi.Sự thật là, ông ấy đã yêu cầu được chôn ở khe núi ông nghĩ đang giấu cây gậy.
Gerçekten, onun gizlendiğini düşündüğü o vadiye gömülmeyi istedi.Tant'è vero che chiese di essere seppellito nella gola dove pensava fosse nascosto.
Gerçekten, onun gizlendiğini düşündüğü o vadiye gömülmeyi istedi.Tatsächlich verlangte er, in der Schlucht, wo er ihn vermutete, begraben zu werden.
Gerçekten, onun gizlendiğini düşündüğü o vadiye gömülmeyi istedi.Végül az volt a kívánsága, hogy a pálcát rejtő szakadékban temessék el.
Gerçekten, onun gizlendiğini düşündüğü o vadiye gömülmeyi istedi.Ζήτησε μάλιστα να ταφεί στη ρεματιά όπου νόμιζε ότι ήταν κρυμμένο.
Gerçekten, onun gizlendiğini düşündüğü o vadiye gömülmeyi istedi.В действителност той пожелал да бъде погребан в същото това дере.
Gerçekten, onun gizlendiğini düşündüğü o vadiye gömülmeyi istedi.Він заповів, щоб його поховали у тому яру, де нібито була закопана ця таємниця.
Gerçekten, onun gizlendiğini düşündüğü o vadiye gömülmeyi istedi.Он даже попросил, чтобы его похоронили в том овраге, где она, как он думал, была спрятана.
Gerçekten, onun gizlendiğini düşündüğü o vadiye gömülmeyi istedi.למעשה הוא ביקש להיקבר בגיא שבו סבר שהוא מוסתר.
Gerçekten, onun gizlendiğini düşündüğü o vadiye gömülmeyi istedi.في الواقع، طلب أن يُدفن في ذاك الوادي أين اعتقد أنها كانت مخفية.
Gerçekten, onun gizlendiğini düşündüğü o vadiye gömülmeyi istedi.彼は今もそこに眠っています 緑の草に覆われて
Great Rift Vadisi'nin üzerindeki Arava bölgesi, gerçekten en üst nokta --Gegend um Arava im Jordantal, das in Israels führender
Great Rift Vadisi'nin üzerindeki Arava bölgesi, gerçekten en üst nokta --그레이트 리프트 밸리 상에 있는 아라바 지역에는 그야말로 이스라엘 농업의