Katı bir öğretmen gibi... yargılıyor ve vaaz veriyorsun!Jij bent zoals een oude onderwijzer, je veroordeelt en preekt ! Doe dit !
Katı bir öğretmen gibi... yargılıyor ve vaaz veriyorsun!Είσαι σαν αυστηρός δάσκαλος, κρίνοντας και κηρρρύσωντας! Κάνε αυτό!
Katı bir öğretmen gibi... yargılıyor ve vaaz veriyorsun!Като някой даскал сте!
Koro-erkek bir emme yakalandığı zaman biz herhangi bir heyecan olsun sadece zaman vaaz sırasında çikolata.Ainoa kerta, kun saamme mitään jännitystä, kun yksi kuoro-pojat on kiinni imee suklaa kesken saarnan.
Koro-erkek bir emme yakalandığı zaman biz herhangi bir heyecan olsun sadece zaman vaaz sırasında çikolata.Când acest lucru se întâmplă, vorbim despre o pentru de zile.
Koro-erkek bir emme yakalandığı zaman biz herhangi bir heyecan olsun sadece zaman vaaz sırasında çikolata.Den enda gången vi får någon spänning är när en av korgossar fångas sugande choklad under predikan.
Koro-erkek bir emme yakalandığı zaman biz herhangi bir heyecan olsun sadece zaman vaaz sırasında çikolata.Den eneste gang vi får en spænding er, når en af de kor-drengene er fanget suger chokolade under prædiken.
Koro-erkek bir emme yakalandığı zaman biz herhangi bir heyecan olsun sadece zaman vaaz sırasında çikolata.Khi điều đó xảy ra, chúng ta nói về nó cho ngày.
Koro-erkek bir emme yakalandığı zaman biz herhangi bir heyecan olsun sadece zaman vaaz sırasında çikolata.합창단 - 아이 중 하나가 빨아 잡힐 때 우리가 어떤 흥분을 얻을 유일한 시간은
Koro-erkek bir emme yakalandığı zaman biz herhangi bir heyecan olsun sadece zaman vaaz sırasında çikolata.Šele, ko smo dobili koli razburjenje, ko je eden od fantov zbor-ujeti sesanju čokolada med pridigo.
Koro-erkek bir emme yakalandığı zaman biz herhangi bir heyecan olsun sadece zaman vaaz sırasında çikolata.Коли це відбувається, ми говоримо про це днів.
Koro-erkek bir emme yakalandığı zaman biz herhangi bir heyecan olsun sadece zaman vaaz sırasında çikolata.الوقت الوحيد الذي تحصل على أي الإثارة عندما يتم اكتشاف واحد من الأولاد جوقة مص
Koro-erkek bir emme yakalandığı zaman biz herhangi bir heyecan olsun sadece zaman vaaz sırasında çikolata.説教duringチョコレート。これが起こると、我々は、それについて話す
"Neden Cuma vaazlarinde cihad kelimesini kullanıyordun?" "Amerikalılardan nefret ediyor musun?"¿Por qué continúa usando la palabra yihad en sus sermones?
"Neden Cuma vaazlarinde cihad kelimesini kullanıyordun?"De ce continui să folosești cuvântul jihad la slujbe?
"Neden Cuma vaazlarinde cihad kelimesini kullanıyordun?"Dlaczego wciąż powtarzasz to słowo na swoich piątkowych kazaniach?
"Neden Cuma vaazlarinde cihad kelimesini kullanıyordun?""왜 계속 설교에서 지하드라는 말을 하는 거지?"
"Neden Cuma vaazlarinde cihad kelimesini kullanıyordun?"Perché continui a parlare di Jihad nei tuoi sermoni?
"Neden Cuma vaazlarinde cihad kelimesini kullanıyordun?"Proč pokračuješ v užívání slova džihád během svého pátečního kázaní?
"Neden Cuma vaazlarinde cihad kelimesini kullanıyordun?"Tại sao ông luôn nói về jihad trong buổi lễ giảng đạo của mình?
"Neden Cuma vaazlarinde cihad kelimesini kullanıyordun?"Varför fortsätter du använda ordet jihad i din fredagspredikan?
"Neden Cuma vaazlarinde cihad kelimesini kullanıyordun?""Waarom gebruik je steeds het woord jihad in je vrijdagsgebed?"
"Neden Cuma vaazlarinde cihad kelimesini kullanıyordun?"Warum benutzt du das Wort 'Dschihad' in deinen Freitagspredigten?
"Neden Cuma vaazlarinde cihad kelimesini kullanıyordun?"Γιατί χρησιμοποιείς συνέχεια τη λέξη τζιχάντ στα κηρύγματά σου;
"Neden Cuma vaazlarinde cihad kelimesini kullanıyordun?"Защо използваш думата джихад в петъчните церемонии?
"Neden Cuma vaazlarinde cihad kelimesini kullanıyordun?"Почему ты постоянно используешь слово "джихад" в своих пятничных проповедях?
"Neden Cuma vaazlarinde cihad kelimesini kullanıyordun?"מדוע אתה ממשיך להשתמש במילה 'ג'יהאד' בדרשות יום השישי שלך?
"Neden Cuma vaazlarinde cihad kelimesini kullanıyordun?"لماذا تستعمل الكلمة جهاد في خطبة الجمعة؟
"Neden Cuma vaazlarinde cihad kelimesini kullanıyordun?"「アメリカ人を憎んでいるか」
"Neler oldu?" Dedi papaz onun gevşek sayfaya ammonit koyarak dedi. vaaz ileri geliyor."Apa yang terjadi?" Kata pendeta, menempatkan Amon pada lembaran lepas-nya khotbah yang akan datang.
"Neler oldu?" Dedi papaz onun gevşek sayfaya ammonit koyarak dedi. vaaz ileri geliyor."Ce qui s'est passé?" Dit le curé, en mettant l'ammonite sur les feuilles volantes de son à paraître sermon.
"Neler oldu?" Dedi papaz onun gevşek sayfaya ammonit koyarak dedi. vaaz ileri geliyor."Ce sa întîmplat?", A declarat parohul, punând Amonit pe foile de liber al lui mai departe-vine predică.
"Neler oldu?" Dedi papaz onun gevşek sayfaya ammonit koyarak dedi. vaaz ileri geliyor."Čo sa stalo?" Povedal farár, čím Ammonia na voľné listy jeho ďalej, prichádza kázanie.
"Neler oldu?" Dedi papaz onun gevşek sayfaya ammonit koyarak dedi. vaaz ileri geliyor."Co se stalo?" Řekl farář, uvedení ammonite na volné listy jeho dále, přichází kázání.
"Neler oldu?" Dedi papaz onun gevşek sayfaya ammonit koyarak dedi. vaaz ileri geliyor."Co się stało?", Powiedział wikariusz, kładąc amonitów na luźnych kartek jego dalej-coming kazanie.
"Neler oldu?" Dedi papaz onun gevşek sayfaya ammonit koyarak dedi. vaaz ileri geliyor."Kaj se je zgodilo?" Je rekel župnik, dajanje Amonac na prostosti listov svojih naprej-prihajajo pridigo.
"Neler oldu?" Dedi papaz onun gevşek sayfaya ammonit koyarak dedi. vaaz ileri geliyor."어떻게 된거야?"비카 자신의 느슨한 시트에있는 암모 나이트를 투입했다
"Neler oldu?" Dedi papaz onun gevşek sayfaya ammonit koyarak dedi. vaaz ileri geliyor."Mi történhetett?" Mondta a pap, amivel az ammonita a laza lapok az ő oda-jön prédikáció.
"Neler oldu?" Dedi papaz onun gevşek sayfaya ammonit koyarak dedi. vaaz ileri geliyor."O que aconteceu?", Disse o vigário, colocando o ammonite nas folhas soltas de sua diante-vindo sermão.
"Neler oldu?" Dedi papaz onun gevşek sayfaya ammonit koyarak dedi. vaaz ileri geliyor."Vad har hänt?", Sade kyrkoherden, på lösa ark av hans sätta ammonit genast kommande predikan.
"Neler oldu?" Dedi papaz onun gevşek sayfaya ammonit koyarak dedi. vaaz ileri geliyor."Wat is er gebeurd?", Zei de dominee, waardoor de ammoniet op de losse vellen van zijn voort-komende preek.
"Neler oldu?" Dedi papaz onun gevşek sayfaya ammonit koyarak dedi. vaaz ileri geliyor."Τι έγινε;", είπε ο εφημέριος, Βάζοντας το ΑΜΜΩΝΙΤΗΣ στο χαλαρό φύλλα του επικείμενη κήρυγμα.
"Neler oldu?" Dedi papaz onun gevşek sayfaya ammonit koyarak dedi. vaaz ileri geliyor."Какво се е случило?", Каза викарият, пускането на амонит на свобода листа си напред-следващите проповед.
"Neler oldu?" Dedi papaz onun gevşek sayfaya ammonit koyarak dedi. vaaz ileri geliyor."Что случилось?" Сказал викарий, положив аммонит на отдельные листы из его предстоящую проповедь.
"Neler oldu?" Dedi papaz onun gevşek sayfaya ammonit koyarak dedi. vaaz ileri geliyor."Що трапилося?" Сказав вікарій, поклавши амоніт на окремі аркуші з його майбутню проповідь.
"Neler oldu?" Dedi papaz onun gevşek sayfaya ammonit koyarak dedi. vaaz ileri geliyor."ماذا حدث؟" وقال النائب ، واضعين على صحائف العموني فضفاض له
"Neler oldu?" Dedi papaz onun gevşek sayfaya ammonit koyarak dedi. vaaz ileri geliyor.説教など、来て。 "それは旅館にCHAP - "
O kadar ki bu vaazları verirken 62 yıldır konuştuğu cemaatin gözlerinin içine bakmakta zorlanırdı.설교를 하실때는 더욱 더 그랬어요, 62년동안 설교를 들은 똑같은 신자들에게도
O kadar ki bu vaazları verirken 62 yıldır konuştuğu cemaatin gözlerinin içine bakmakta zorlanırdı.עד כדי כך שכאשר נשא את דרשותיו, היה מתקשה ליצור קשר-עין עם קהל המתפללים שלו
O kadar ki bu vaazları verirken 62 yıldır konuştuğu cemaatin gözlerinin içine bakmakta zorlanırdı.لدرجة أنه حين كان يلقي خطبه الدينية، كان يتجنب التواصل البصري مع نفس الأبرشية
O kadar ki bu vaazları verirken 62 yıldır konuştuğu cemaatin gözlerinin içine bakmakta zorlanırdı.難しいほどでした 62年間説教してきた まさにその— 聴衆が相手であるのに関わらずです
Pekâlâ. Vaazımı kısaltacağım.Добре, я скорочу свої виступи.
Pekâlâ. Vaazımı kısaltacağım.حسناً. سوف أجعل خطبي .أقصر
Şimdi ateizm hakkında vaaz verecekmişim gibi gelebilir; ama sizi temin ederim ki yapacağım şey bu değildir.Ahora, podría sonar como si yo fuera a predicar ateísmo, Y les quiero asegurar que no es eso lo que haré.
Şimdi ateizm hakkında vaaz verecekmişim gibi gelebilir; ama sizi temin ederim ki yapacağım şey bu değildir.Być może to brzmi jakbym chciał propagować ateizm, ale chcę was zapewnić, że nie o to mi chodzi.
Şimdi ateizm hakkında vaaz verecekmişim gibi gelebilir; ama sizi temin ederim ki yapacağım şey bu değildir.Ei, s-ar putea să sune ca și când ar urma să propovăduiesc ateismul și vreau să vă asigur că nu voi face asta.
Şimdi ateizm hakkında vaaz verecekmişim gibi gelebilir; ama sizi temin ederim ki yapacağım şey bu değildir.Il peut vous sembler que je m'apprête à prêcher l'athéisme, et je tiens à vous rassurer, ce n'est pas le cas.
Şimdi ateizm hakkında vaaz verecekmişim gibi gelebilir; ama sizi temin ederim ki yapacağım şey bu değildir.지금 제가 마치 무신론을 설교하려는 것처럼 들리겠지만 안심하십시요. 그건 아닙니다.
Şimdi ateizm hakkında vaaz verecekmişim gibi gelebilir; ama sizi temin ederim ki yapacağım şey bu değildir.Nou lijkt het misschien alsof ik atheïsme ga preken, en ik wil u verzekeren dat ik dat niet zal doen.
Şimdi ateizm hakkında vaaz verecekmişim gibi gelebilir; ama sizi temin ederim ki yapacağım şey bu değildir.Nu kanske det låter på mig som om jag skall predika ateism, och jag vill försäkra er om att så inte är fallet.