Ana içeriğe geç
Sözlük

vaaz ile cümle

vaaz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bu kadar kültürlü dinleyicilerle birlikteyken bu, "kilise korosuna vaaz vermek" gibi olacaktır.Con una audiencia tan sofisticada como esa -como esta- sería como darle una misa al Papa.
Bu kadar kültürlü dinleyicilerle birlikteyken bu, "kilise korosuna vaaz vermek" gibi olacaktır.Devant un public aussi éclairé que cela... que celui-la ce serait prêcher un converti.
Bu kadar kültürlü dinleyicilerle birlikteyken bu, "kilise korosuna vaaz vermek" gibi olacaktır.Egy ilyen pallérozott hallgatóság előtt csak nyílt kapukat döngetnék.
Bu kadar kültürlü dinleyicilerle birlikteyken bu, "kilise korosuna vaaz vermek" gibi olacaktır.För en så pass sofistikerad publik som denna vore det som att predika för de redan frälsta.
Bu kadar kültürlü dinleyicilerle birlikteyken bu, "kilise korosuna vaaz vermek" gibi olacaktır.For et publikum så sofistikeret som denne - som dette - ville det være at prædike til de omvendte.
Bu kadar kültürlü dinleyicilerle birlikteyken bu, "kilise korosuna vaaz vermek" gibi olacaktır.În fața unui public atât de sofisticat -- ca acesta -- aş bate la porţi deschise.
Bu kadar kültürlü dinleyicilerle birlikteyken bu, "kilise korosuna vaaz vermek" gibi olacaktır.In un pubblico sofisticato come questo, sarebbe come predicare al coro.
Bu kadar kültürlü dinleyicilerle birlikteyken bu, "kilise korosuna vaaz vermek" gibi olacaktır.이처럼 수준 높은 청중 앞에서 그런 설교를 한다면 성가대에게 전도하는 셈이겠죠.
Bu kadar kültürlü dinleyicilerle birlikteyken bu, "kilise korosuna vaaz vermek" gibi olacaktır.Kun yleisö on näin sivistynyttä -- se olisi saarnaamista samanmielisille.
Bu kadar kültürlü dinleyicilerle birlikteyken bu, "kilise korosuna vaaz vermek" gibi olacaktır.Numa audiência tão sofisticada como esta isso seria como fazer um sermão ao papa.
Bu kadar kültürlü dinleyicilerle birlikteyken bu, "kilise korosuna vaaz vermek" gibi olacaktır.Pred tako prefinjenim občinstvom bi bilo, kot bi hotel prepričati že prepričane.
Bu kadar kültürlü dinleyicilerle birlikteyken bu, "kilise korosuna vaaz vermek" gibi olacaktır.Przy widowni tak wyrobionej, jak ta tutaj, byłoby to nawracanie wiernych.
Bu kadar kültürlü dinleyicilerle birlikteyken bu, "kilise korosuna vaaz vermek" gibi olacaktır.S tak sofistikovaným publikem by to bylo jako kázat kostelnímu sboru.
Bu kadar kültürlü dinleyicilerle birlikteyken bu, "kilise korosuna vaaz vermek" gibi olacaktır.Terhadap audiens yang cerdas seperti Anda semua itu sama saja dengan mengkhotbahi pengikut setia.
Bu kadar kültürlü dinleyicilerle birlikteyken bu, "kilise korosuna vaaz vermek" gibi olacaktır.V obecenstve tak sofistikovanom ako tamto -- ako toto -- by to bolo nosenie dreva do lesa.
Bu kadar kültürlü dinleyicilerle birlikteyken bu, "kilise korosuna vaaz vermek" gibi olacaktır.Voor een gesofisticeerd publiek zoals jullie zou ik preken voor de eigen parochie.
Bu kadar kültürlü dinleyicilerle birlikteyken bu, "kilise korosuna vaaz vermek" gibi olacaktır.Voor een ontwikkeld publiek zoals jullie zou ik preken voor eigen parochie.
Bu kadar kültürlü dinleyicilerle birlikteyken bu, "kilise korosuna vaaz vermek" gibi olacaktır.Σε ένα τόσο εκλεπτυσμένο κοινό όπως αυτό θα ήταν σαν να κάνω θρησκευτικό κήρυγμα σε εκκλησιαστική χορωδία.
Bu kadar kültürlü dinleyicilerle birlikteyken bu, "kilise korosuna vaaz vermek" gibi olacaktır.Для такої освіченої аудиторії — як ця — це було б як проповідувати перед церковним хором.
Bu kadar kültürlü dinleyicilerle birlikteyken bu, "kilise korosuna vaaz vermek" gibi olacaktır.Пред една просветена публика -- като вас -- това би значило да покръствам вече покръстените.
Bu kadar kültürlü dinleyicilerle birlikteyken bu, "kilise korosuna vaaz vermek" gibi olacaktır.וברצוני להבטיח לכם שאיני עומד לעשות זאת. בקהל מתוחכם כמוכם,
Bu kadar kültürlü dinleyicilerle birlikteyken bu, "kilise korosuna vaaz vermek" gibi olacaktır.וברצוני להבטיח לכם שאינני עומד לעשות זאת. בקהל מתוחכם כמוכם,
Bu kadar kültürlü dinleyicilerle birlikteyken bu, "kilise korosuna vaaz vermek" gibi olacaktır.أمام مشاهدين بقدر كبير من المعرفة...مثلكم.. سأكون كالذي يبشر الواعظين.
Bu kadar kültürlü dinleyicilerle birlikteyken bu, "kilise korosuna vaaz vermek" gibi olacaktır.それは釈迦に説法というものでしょう 私が皆さんに説教したいのはそんなことではなく
Bu kilise, papazın uzun vaazlarıyla ünlü.Esa iglesia es conocida por los largos sermones del pastor.
Bu kilise, papazın uzun vaazlarıyla ünlü.Essa igreja é conhecida pelos longos sermões do pastor.
Bu kilise, papazın uzun vaazlarıyla ünlü.Gereja itu dikenal dengan khotbah pastor yang sangat panjang
Bu kilise, papazın uzun vaazlarıyla ünlü.그 교회는 설교가 길기로 소문난 곳이에요
Bu kilise, papazın uzun vaazlarıyla ünlü.Церква славиться нескінченними проповідями пастора.
Bu kilise, papazın uzun vaazlarıyla ünlü.تلك الكنسية معروف عنها بأن قسيسها يُلقي محاضرات طويلة
Bununla ilgili sadece vaazlar vermezler.Ampak oni o tem ne le pridigajo.
Bununla ilgili sadece vaazlar vermezler.De förlitar sig inte bara på predikningar när det gäller det här.
Bununla ilgili sadece vaazlar vermezler.De prædiker ikke bare om dette.
Bununla ilgili sadece vaazlar vermezler.Eles não nos dão apenas sermões sobre isto.
Bununla ilgili sadece vaazlar vermezler.Họ không chỉ truyền tải thuyết pháp về điều này cho chúng ta.
Bununla ilgili sadece vaazlar vermezler.Ils ne se contentent pas de nous faire des sermons pour ça.
Bununla ilgili sadece vaazlar vermezler.그러나 그들은 설교만 하지 않지요.
Bununla ilgili sadece vaazlar vermezler.Mereka tidak hanya menyampaikan khotbah tentang permaafan.
Bununla ilgili sadece vaazlar vermezler.Nem csupán prédikálnak nekünk erről.
Bununla ilgili sadece vaazlar vermezler.Nie tylko głoszą kazania na ten temat.
Bununla ilgili sadece vaazlar vermezler.Non ci fanno solo sermoni.
Bununla ilgili sadece vaazlar vermezler.No nos dan sólo sermones sobre eso.
Bununla ilgili sadece vaazlar vermezler.Nu ne ţin doar predici despre asta.
Bununla ilgili sadece vaazlar vermezler. Sadece kitaplar ya da sözler vermezler.Nejen, že o tom káží a píšou knihy, a obracejí se na nás slovy.
Bununla ilgili sadece vaazlar vermezler.Sie predigen nicht einfach nur darüber.
Bununla ilgili sadece vaazlar vermezler.Ze geven ons niet alleen preken hierover.
Bununla ilgili sadece vaazlar vermezler.Δεν μας κάνουν απλά κήρυγμα γι' αυτό.
Bununla ilgili sadece vaazlar vermezler.Вони не просто виголошують проповіді на цю тему.
Bununla ilgili sadece vaazlar vermezler.Они не только проповедуют об этом.
Bununla ilgili sadece vaazlar vermezler.Те не ни изнасят само проповеди по този въпрос.
Bununla ilgili sadece vaazlar vermezler.הם לא מסתפקים רק בהטפת דרשות על כך.
Bununla ilgili sadece vaazlar vermezler.هم فقط لا يعطونا مواعظ عن ذلك
Bununla ilgili sadece vaazlar vermezler.本や言葉を与えるだけでなく
Bu ülkeyi adım adım dolaşıp vaazlar verdi, insanlar nasıl yaşayabileceklerini öğütledi.Jezdil po celé zemi a kázal, radil lidem, jak žít.
Bu ülkeyi adım adım dolaşıp vaazlar verdi, insanlar nasıl yaşayabileceklerini öğütledi.그는 사람들이 어떻게 하면 더 잘 살 수 있는가를 말해주려고 전 영국을 훑고 다녔지요.
Bu ülkeyi adım adım dolaşıp vaazlar verdi, insanlar nasıl yaşayabileceklerini öğütledi.אשר טייל לאורכה ורוחבה של המדינה והעביר דרשות, ייעץ לאנשים כיצד הם יכולים לחיות.
Bu ülkeyi adım adım dolaşıp vaazlar verdi, insanlar nasıl yaşayabileceklerini öğütledi.والذي جاب البلاد يلقي المواعظ ينصح الناس كيف يمكنهم العيش.
Bu ülkeyi adım adım dolaşıp vaazlar verdi, insanlar nasıl yaşayabileceklerini öğütledi.どう生きるべきか諭していました 親の子に対する
Catherine ve ben evlenirken rahip çok güzel bir vaaz vermişti ve çok önemli bir şey söylemişti.그리고 저희가 결혼 할 때, 신부님이 굉장히 좋은 설교를 하셨는데 되게 중요한 말씀을 하셨죠.
Catherine ve ben evlenirken rahip çok güzel bir vaaz vermişti ve çok önemli bir şey söylemişti.Спомних си как, когато се оженихме с Катрин, пасторът прочете много хубава проповед и каза нещо много важно.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod