Ana içeriğe geç
Sözlük

vaaz ile cümle

vaaz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
1529'da eski bir Dominik manastırı olan Paulinerkirche'de ilk Protestan vaazı verildi.1529. aastal toimus esimene protestantlik jutlus endises dominiiklaste kloostri kirikus Paulinenkirches.
Tanrı'nın ona yeni bir kilise kurması gerektiğini söylediğini vaaz etmiştir.Ta oli andnud tõotuse, et ehitab sellise kiriku.
Ayrıca Papa kendisini vaazlar vermekten men etti.Isegi paavst soovis maali näha.
15 yaşındayken klisenin Baptist vaazcısı olmuştur.13-aastasena ristiti ta baptisti kirikus.
Vaaz verdiği kiliseler dolup taşıyordu.Ta jutlustas rahvast täis kirikutes.
Açıklamalar yapmak, vaaz vermek veya teoloji için uygun zaman olmazdı. bu gözyaşları için uygun bir zaman...Ce n'est pas le moment de l'explication, des prêches, ou de la théologie; c'est le temps des larmes.
Açıklamalar yapmak, vaaz vermek veya teoloji için uygun zaman olmazdı. bu gözyaşları için uygun bir zaman...Es ist nicht die Zeit für Erklärungen oder Predigten oder Theologie; es ist eine Zeit für Tränen.
Açıklamalar yapmak, vaaz vermek veya teoloji için uygun zaman olmazdı. bu gözyaşları için uygun bir zaman...Het is geen moment voor uitleg, of preken, of theologie; het is een moment voor tranen.
Açıklamalar yapmak, vaaz vermek veya teoloji için uygun zaman olmazdı. bu gözyaşları için uygun bir zaman...그건 설명, 설교, 또는 신학을 들먹을 때가 아니라 그것은 눈물을 보여야 할 순간입니다.
Açıklamalar yapmak, vaaz vermek veya teoloji için uygun zaman olmazdı. bu gözyaşları için uygun bir zaman...No es tiempo para explicaciones, prédicas, o teología; es tiempo de lágrimas.
Açıklamalar yapmak, vaaz vermek veya teoloji için uygun zaman olmazdı. bu gözyaşları için uygun bir zaman...Non é un tempo per la predica o per la teologia, ma per le lacrime."
Açıklamalar yapmak, vaaz vermek veya teoloji için uygun zaman olmazdı. bu gözyaşları için uygun bir zaman...Nu este timpul potrivit pentru explicații, predici sau teologie; este un timp al lacrimilor.
Açıklamalar yapmak, vaaz vermek veya teoloji için uygun zaman olmazdı. bu gözyaşları için uygun bir zaman...To nie czas na wyjaśnienia, prawienie kazań czy teologię; to czas na łzy.
Açıklamalar yapmak, vaaz vermek veya teoloji için uygun zaman olmazdı. bu gözyaşları için uygun bir zaman...V takové chvíli není čas na vysvětlování, kázání či teologii, je to čas pro slzy.
Açıklamalar yapmak, vaaz vermek veya teoloji için uygun zaman olmazdı. bu gözyaşları için uygun bir zaman...Δεν είναι ώρα για εξηγήσεις, ή κηρύγματα, ή θεολογία. Είναι ώρα για δάκρυα.
Açıklamalar yapmak, vaaz vermek veya teoloji için uygun zaman olmazdı. bu gözyaşları için uygun bir zaman...Сейчас — не время объяснений, молитв, или богословских споров; сейчас — время слез. Это действительно так.
Açıklamalar yapmak, vaaz vermek veya teoloji için uygun zaman olmazdı. bu gözyaşları için uygun bir zaman...Това не е време за обяснения, проповеди или теории. Това е време за сълзи.
Açıklamalar yapmak, vaaz vermek veya teoloji için uygun zaman olmazdı. bu gözyaşları için uygun bir zaman...אין זה זמן להסברים, הטפות או תאולוגיה. זהו זמן לדמעות.
Açıklamalar yapmak, vaaz vermek veya teoloji için uygun zaman olmazdı. bu gözyaşları için uygun bir zaman...لن يكون هذا وقت للتفسير أو الوعظ أو للحديث في علم اللاهوت, إنه وقت للدموع
Açıklamalar yapmak, vaaz vermek veya teoloji için uygun zaman olmazdı. bu gözyaşları için uygun bir zaman...共に涙する時間なのです
Al-Libi, 2007'de akabinde Libya mücahitlerine katılmak için bir galeyan yaratan bir vaaz vermişti.2007년 3월, 그의 연설이 있었고, 이후에 리비아 외국 용병들의 참여가 급격이 늘어 났습니다
Al-Libi, 2007'de akabinde Libya mücahitlerine katılmak için bir galeyan yaratan bir vaaz vermişti.In maart 2007 gaf hij een toespraak, waarna de participatie van Libische buitenlandse strijders toenam.
Al-Libi, 2007'de akabinde Libya mücahitlerine katılmak için bir galeyan yaratan bir vaaz vermişti.W marcu 2007, wygłosił on przemówienie, po którym gwałtownie wzrosła liczba libijskich bojowników
Al-Libi, 2007'de akabinde Libya mücahitlerine katılmak için bir galeyan yaratan bir vaaz vermişti.במרץ 2007, הוא נשא נאום, שלאחריו היה פרץ ההשתתפות בקרב לוחמים זרים לובים.
Al-Libi, 2007'de akabinde Libya mücahitlerine katılmak için bir galeyan yaratan bir vaaz vermişti.في مارس 2007، ألقى خطابا، ارتفعت بعده مشاركة الليبيين ضمن المقاتلين الأجانب.
Al-Libi, 2007'de akabinde Libya mücahitlerine katılmak için bir galeyan yaratan bir vaaz vermişti.リビア出身の兵士が急増していたのです さらに 最もずる賢く 全く目立たないものでしたが
Ama vaazlarınız...목사님께서 설교를 좀...
Ama vaazlarınız...Mas seus sermões são...
Ama vaazlarınız...Pero sus sermones son muy...
Ama vaazlarınız...Tapi khotbahmu...
Ama vaazlarınız...- Але ваші проповіді...
Ama vaazlarınız......و لكن خطبك
Bana kalırsa bu vaaz geleneğine geri dönmeliyiz.Dan saya pikir kita butuh kembali pada tradisi khotbah.
Bana kalırsa bu vaaz geleneğine geri dönmeliyiz.E credo che abbiamo bisogno di tornare alla tradizione dei sermoni.
Bana kalırsa bu vaaz geleneğine geri dönmeliyiz.E penso que precisamos de voltar à tradição do sermão.
Bana kalırsa bu vaaz geleneğine geri dönmeliyiz.Ich halte es für nötig, zur Tradition der Predigt zurückzukehren.
Bana kalırsa bu vaaz geleneğine geri dönmeliyiz.Ik vind dat we terug moeten naar de traditie van de preek.
Bana kalırsa bu vaaz geleneğine geri dönmeliyiz.In mislim, da bi se morali vrniti k tradiciji pridig.
Bana kalırsa bu vaaz geleneğine geri dönmeliyiz.Jag tror att vi behöver gå tillbaka till den gamla predikningstraditionen.
Bana kalırsa bu vaaz geleneğine geri dönmeliyiz.Je pense que nous devons revenir à cette tradition du sermon.
Bana kalırsa bu vaaz geleneğine geri dönmeliyiz.그런데 저는 우리가 설교의 전통으로 돌아가야 한다고 생각합니다.
Bana kalırsa bu vaaz geleneğine geri dönmeliyiz.Myslím, že musíme zpátky k tradici kázání.
Bana kalırsa bu vaaz geleneğine geri dönmeliyiz.Myslím, že sa potrebujeme vrátiť k tradícii kázní.
Bana kalırsa bu vaaz geleneğine geri dönmeliyiz.Og jeg tror, at vi har brug for at vende tilbage til prædike traditionen.
Bana kalırsa bu vaaz geleneğine geri dönmeliyiz.Pienso que tenemos que recuperar esa tradición del sermón.
Bana kalırsa bu vaaz geleneğine geri dönmeliyiz.Szerintem vissza kell mennünk a szentbeszéd hagyományához.
Bana kalırsa bu vaaz geleneğine geri dönmeliyiz.Trebuie să recuperăm tradiţia predicilor.
Bana kalırsa bu vaaz geleneğine geri dönmeliyiz.Và tôi nghĩ chúng ta cần quay lại với truyền thống sử dụng thuyết pháp đó.
Bana kalırsa bu vaaz geleneğine geri dönmeliyiz.Πιστεύω πως πρέπει να γυρίσουμε πίσω, στο παραδοσιακό κήρυγμα.
Bana kalırsa bu vaaz geleneğine geri dönmeliyiz.И аз мисля, че трябва да се върнем към тази традиция на проповедта.
Bana kalırsa bu vaaz geleneğine geri dönmeliyiz.И мне кажется, нам нужно вернуться к идее проповеди.
Bana kalırsa bu vaaz geleneğine geri dönmeliyiz.Я гадаю, нам слід повернутися до традиційної проповіді.
Bana kalırsa bu vaaz geleneğine geri dönmeliyiz.ואני חושב שאנחנו צריכים לחזור לאותה מסורת של דרשות.
Bana kalırsa bu vaaz geleneğine geri dönmeliyiz.واعتقد انه يجب علينا ان نعود الى تقليد المواعظ
Bana kalırsa bu vaaz geleneğine geri dönmeliyiz.説教の伝統は非常に価値があります
"Bir vaaza ne dersin?" derseniz "Hayır, hayır. Buna ihtiyacım yok."Ce-ai zice de-o predică?" ţi-ar răspunde, "Nu, nu, n-am nevoie.
"Bir vaaza ne dersin?" derseniz "Hayır, hayır. Buna ihtiyacım yok."Čo tak kázeň?" povie vám, "Nie, nie.
"Bir vaaza ne dersin?" derseniz "Hayır, hayır. Buna ihtiyacım yok."Ehi, cosa ne dici di un sermone?" vi risponderebbe, "No, no.
"Bir vaaza ne dersin?" derseniz "Hayır, hayır. Buna ihtiyacım yok."Ei, que tal um sermão?" ele diria, "Não, não.
"Bir vaaza ne dersin?" derseniz "Hayır, hayır. Buna ihtiyacım yok." Hé, un petit sermon ? " il vous dira : " Non, non.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod