Ana içeriğe geç
Sözlük

vaaz ile cümle

vaaz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
383, Roma); Luka İncilindeki 39 vaaz (çev. yk.383); e trinta e nove sobre o Evangelho de Lucas (ca.
Din görevlisi sınıfından ve dışından yüzlerce kişi mesajın vaazına katıldı.Binnen en buiten de kathedraal namen drieduizend personen deel aan de uitvaartplechtigheid.
Luther hakkındaki yasaklamalar kaldırıldı ve o da Wittenberg'e dönerek kilisede vaaz vermeye başladı.In de predella is Luther afgebeeld terwijl hij preekt voor de gemeente van Wittenberg.
Bir yıl süreyle ders, vaaz ve fetva verdi.Gedurende jaren gaf hij onderricht, ondersteuning, troost.
Kore ve Çin’de Müslümanlara vaazlar verdi.Zij maken toespraken voor imams in China.
Katolik Kilisesi'nin reform edilmesi ile ilgili vaazlarına burada başlamıştır.W rzeczywistości zawarta została w nich myśl reformacji kościoła katolickiego.
On dört yaşında vaaz verecek kadar dini bilgiye ulaştı.W wieku 14 lat przyjął chrzest na wyznanie wiary.
Ayrıca Papa kendisini vaazlar vermekten men etti.Papież nie polecił też spalić jego dzieł.
Vaaz verdiği kiliseler dolup taşıyordu.Jak wspominają, kościół był pełen.
Billy Graham, yaşamı boyunca 185 ülke ve bölgede 215 milyona yakın insana vaaz vermiştir.Billy Graham głosił w 185 krajach, zaś liczba osób, do których przemawiał, przekroczyła 210 milionów.
1955 yılından itibaren İstanbul'un büyük camilerinde vaazlar vermektedir.Do 1955 roku grał w nim w rozgrywkach Istanbul Lig.
Ayrıca Papa kendisini vaazlar vermekten men etti.Преподобний любив молитися на самоті.
Amos, Yehuda Krallığı'nda yaşadı fakat vaazlarını kuzeydeki İsrail Krallığı'nda verdi.Amos a trăit în regatul Iuda, dar a predicat în regatul de nord al Israelului.
İlk ziyaretlerini misyonerlik görevi ve vaaz vermek için yapmışlardır.Ei își fac apostolatul prin predicare și reconciliere.
Vaazların metinleri sonradan yayınlanmıştır.Datele de desfășurare a partidelor au fost anunțate ulterior.
İsa üzerinde yoğunlaşan bu vaazların amacı Hristiyan olmayanları bu dine davet etmektir.Tăgăduitorii lui Hristos sunt oamenii care încerc să găsească fericirea în sfinți.
Hem vaaz veriyor hem de yetişkinlere de eğitim veriyordu.Apoi le-a dat ucenicilor, iar ucenicii mulțimilor.
Vaazlarındaki iddialarına göre Haile Selassie dünyaya geri dönmüş olan Mesih idi.Tanításaiban azt bizonygatta, hogy Hailé Szelasszié a „földre visszatért messiás”.
Kuvâ-yi Milliye lehindeki vaazlarını sürdürdü.Ezernél is több petéjét a talajba rakja.
Papa, Bernard Clairvaux'luyu İkinci Haçlı Seferi'ne katılma hakkında vaazlar vermekle memur etti.A pápa felkérte Bernátot, hogy hirdesse meg a második keresztes hadjáratot.
Gine halkı birliğinin vaazını veriyor, Afrika çağırıyor.Guinean kansa, saarnatessaan ykseyttä, kutsuu Afrikkaa.
Her vaaz dinleyişinden ve İncil okuyuşundan sonra ağlıyordu.Paljon painoa pantiin rukoukselle ja Raamatun säännölliselle lukemiselle.
Kadın imamlar sadece kadın cemaatin namazını yönetip onlara vaaz verebilirler.Muiden rabbien mukaan naisilla on velvollisuus rukoilla vain kerran päivässä.
Madde Dört. -Arılık vaazı, kamusal açıdan doğaya aykırılığa kışkırtmadır.Kaukinen, Miika: Rahamies kumartaa keskeneräisyydelle luonnostaan.
Gine halkı birliğinin vaazını veriyor, Afrika çağırıyor.Ο λαός της Γουινέας που κηρύσσει την Ενότητα καλεί την Αφρική.
Hem vaaz veriyor hem de yetişkinlere de eğitim veriyordu.Ετοιμάζει και άλλους και τους οδηγεί στην ιερωσύνη.
Bunun zararları hakkında sağda solda vaaz verecek değilim.Der er ingen magisk forsvar mod denne forbandelse.
Vaazda, Müntzer kendini prenslerin rüyalarını tabir eden yeni Daniel olarak tanıtır.I sin prædiken fremstiller Müntzer sig selv som en ny Daniel, der skal tolke fyrsternes drømme.
İlk ziyaretlerini misyonerlik görevi ve vaaz vermek için yapmışlardır.Han opfattede det som sin opgave at prædike.
Ayrıca Papa kendisini vaazlar vermekten men etti.Desuden blev de bandlyste af paven for udåden.
Her vaaz dinleyişinden ve İncil okuyuşundan sonra ağlıyordu.Han havde sat sig ned og startet på at læse Bibelen og bede.
Amos, Yehuda Krallığı'nda yaşadı fakat vaazlarını kuzeydeki İsrail Krallığı'nda verdi.Amos bodde i det sørlige kongedømmet Judea, men prekte i det nordlige kongedømmet Israel.
Vaazda, Müntzer kendini prenslerin rüyalarını tabir eden yeni Daniel olarak tanıtır.I sin preken fremstiller Müntzer seg selv som en ny Daniel, som skal tolke fyrstenes drømmer.
Katolik Kilisesi'nin reform edilmesi ile ilgili vaazlarına burada başlamıştır.Han fortsatte forsøkene på å reformere Den katolske kirke.
Ayrıca Papa kendisini vaazlar vermekten men etti.Selv paven skal ha vært med å utdele disse hjelpepakker.
Vaaz verdiği kiliseler dolup taşıyordu.Rutene ga kirkerommet et dunkelt preg.
Her vaaz dinleyişinden ve İncil okuyuşundan sonra ağlıyordu.Ia melewatkan masa akhir hayatnya dengan berdoa terus menerus dan mendengarkan pembacaan Alkitab.
Ondan sonraki halifeler Cuma namazlarından sonra vaaz vermez oldular.Khalifah sebelumnya mengharapkan makamnya dirahasiakan agar tidak disembah-sembah.
Sabah namazını müteakiben vaaz dinlenilir.Pagi-pagi buta kelompok itu akan kembali, juga sambil berbunyi-bunyi saling memanggil.
Mağaraların duvarlarındaki tasvirlere şeytan Mara'nın ve Buddha'nın ilk vaazı tasvirleri de dahildir.Miêu tả trên các bức tường của hang động bao gồm sự cám dỗ của quỷ Mara, và bài giảng đầu tiên của Đức Phật.
Bunun zararları hakkında sağda solda vaaz verecek değilim.その呪いを打ち破るには奈落を滅する他ない。
15 yaşındayken klisenin Baptist vaazcısı olmuştur.19歳で洗礼を受けキリスト教徒となる。
On dört yaşında vaaz verecek kadar dini bilgiye ulaştı.17歳で高司祭となったほどの強い信仰心と神聖魔法の実力の持ち主。
Buda'nın bu Dört Yüce Gerçek üzerine ilk vaazı Dhammacakkappavattana Sutta adıyla anılır.この4つの王朝を南朝と呼ぶ。
Öğretimini sürdürürken yaptığı vaazlarla dikkat çekti.私は敢えてこの教えに従って行動した。
Tanrı'nın ona yeni bir kilise kurması gerektiğini söylediğini vaaz etmiştir.彼女はここに教会を建てるよう彼に命じた。
15 yaşındayken klisenin Baptist vaazcısı olmuştur.在位15年去世,谥为哀王。
Sabah namazını müteakiben vaaz dinlenilir.帝下輿涕泣,其夕幸於穎軍。
Ahura Mazda tarafından kendisine vahyedilmiş ve O da halka vaazlarda bulunmuştur.伊奘諾尊下黃泉尋找伊奘冉尊,但最後仍是絕裂。
13 Ağustos 1553'de Cenevre'de Calvin tarafından yürütülen bir vaaza katılmıştır.ב-13 באוגוסט 1553 נכח סרווטוס בדרשה שנשא קלווין בז'נבה.
Kadın imamlar sadece kadın cemaatin namazını yönetip onlara vaaz verebilirler.לדעת רוב הפוסקים, נשים חייבות בתפילה.
Katolik Kilisesi'nin reform edilmesi ile ilgili vaazlarına burada başlamıştır.Zalagao se za reforme u Katoličkoj crkvi.
Vaaz verdiği kiliseler dolup taşıyordu.Zbirka propovijedi koju je napisao izgubljena je.
Her vaaz dinleyişinden ve İncil okuyuşundan sonra ağlıyordu.V prevažnej časti je zložená z modlitby žalmov a čítaní biblických textov.
Papa, Bernard Clairvaux'luyu İkinci Haçlı Seferi'ne katılma hakkında vaazlar vermekle memur etti.Papež je Bernarda iz Clairvauxa pooblastil, da pridiga o drugem križarskem pohodu in podeljuje odpustke.
Ayrıca Papa kendisini vaazlar vermekten men etti.Papež jim je dejal, da se počuti zelo slabo.
Vaaz işlemi her rahip için zorunlu tutulmuştur.Velja za zavetnika vseh duhovnikov.
Bu olaydan sonra Utrecht piskoposu rahip olmayanların vaaz vermesini yasakladı.Po objavi mu je škof Jeglič prepovedal maševati.
Tanrı'nın ona yeni bir kilise kurması gerektiğini söylediğini vaaz etmiştir.Venuoliai paprašė jo sukurti naująją bažnyčią.
Vaaz işlemi her rahip için zorunlu tutulmuştur.Dabar kiekvienas skiriamas kardinolu kunigu turi būti įšvęstas kunigu.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod