Ana içeriğe geç
Sözlük

vaat ile cümle

vaat kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Sıfır Riskli Vaatler (Mizah hikâyeleri.)Якісний аналіз ризиків (Qualitative Risk Analysis).
Ya da ABD, Karaciç'in yargıdan muaf olacağına dair vaatlerde bulunuyordu.)Младич відмовився дати свідчення на процесі Караджича (укр.)
Hiçbir şey vaat etmedim.Мені нічого не обіцяли.
Komünistler ayrıca eşitlik ve toplumsal adaletin iyileştirilmesi üzerine vaatte bulundular.A kommunisták egyenlőséget és társadalmi igazságosságot ígértek.
İkisinde de vaatlerde bulundu.Mindketten támogatásukat ígérték.
Bugünün nikah yüzüklerinde eşin adı ve vaat tarihi sık sık okunur.Sormukseen kaiverretaan usein myös kihlatun nimi ja kihlauspäivämäärä.
1917'deki Balfour Deklarasyonu ise bölgeye ilişkin Yahudilere verilmiş bir diğer vaat olmuştur.Vuonna 1917 annettu Balfourin julistus tuki aikeita perustaa alueelle juutalaisvaltio.
Fakat Basiliscus bu iki generale yaptığı vaatleri tutmadı.Ο Μόντελ αγνόησε και τις δύο αυτές διαταγές.
Karaciç de, Carter'in vaatlerine inandı.Ο Καραγιώργης έδειχνε εμπιστοσύνη στο πρόσωπο του.
Fakat İmparator Basiliscus bu iki generale ettiği vaatleri tutmadı.Ο Βασιλίσκος, ωστόσο, δεν τήρησε τις υποσχέσεις που έδωσε στους δύο στρατηγούς.
Oradan Vaat Edilmiş Topraklar’a son bir kez bakar ve ölür.Εκεί βλέπει τα τελευταία ζωντανά πράγματα μίας γης που πεθαίνει.
Sana hiçbir şeyi vaat edemem.Δεν μπορώ να σου υποσχεθώ τίποτα.
Bu vaat gerçekleşti ve Tarquinius, Latinlerden ve Romalılardan müteşekkil bir ordu meydana getirdi.Dette ble utført, og Tarquin opprettet kombinerte enheter av romerske og latinske tropper.
Komünistler ayrıca eşitlik ve toplumsal adaletin iyileştirilmesi üzerine vaatte bulundular.De lovte også likhet og sosial rettferdighet.
Yalanın aslı sözdedir; geçmişte olsun ve gelecekte, vaat olsun ve başka bir şey.Dette omfatter henholdsvis: fortid, nåtid og fremtid.
Hâlbuki Şeytan onlara aldatmadan başka bir şey vaat etmez."Sesungguhnya setan tidak dapat menjelma menyerupaiku."
Karaciç de, Carter'in vaatlerine inandı.Tompson juga setuju dengan pendapat Carr.
Ancak İngilizler ona, savaş sonunda vaatlerini yerine getireceklerine dair güvence vermeye devam ediyorlardı.Tuy cuối cùng, Hoàng Thái Cực cũng thuyết phục họ tán thành thực hiện chiến dịch.
Komünistler ayrıca eşitlik ve toplumsal adaletin iyileştirilmesi üzerine vaatte bulundular.共産主義者は平等と社会的公正を約束した。
İkisinde de vaatlerde bulundu.2人ともに納付した。
Müslüman tebaa zorla ve çeşitli vaatlerle Hristiyan olmaya zorlandı.彼女がクリスチャンになる前にムスリムだったという事への嫉妬に悩まされた。
Yalanın aslı sözdedir; geçmişte olsun ve gelecekte, vaat olsun ve başka bir şey.莫言有咎,是故有過去、未來,真實,有種有相。
Bellek sayesinde insan, vaatte bulunabilmektedir.人知其一,莫知其他。
1917'deki Balfour Deklarasyonu ise bölgeye ilişkin Yahudilere verilmiş bir diğer vaat olmuştur.而1917年的貝爾福宣言又承諾會促成一個猶太人的國度。
Bu vaatler Pardus topluluğu tarafından şüphe ile karşılandı.然而這樣的觀點一定會被台獨團體質疑其立場。
2011 Best Model of Turkey'de "Gelecek Vaat Eden"; 2012 Best Model of Turkey'de ise birinci seçildi.Носител е на титлата „Най-добър модел на Турция“ за 2011 и 2012.
Komünistler ayrıca eşitlik ve toplumsal adaletin iyileştirilmesi üzerine vaatte bulundular.Obećali su također jednakost i socijalnu pravdu.
Yalanın aslı sözdedir; geçmişte olsun ve gelecekte, vaat olsun ve başka bir şey.Spominju se tri: Urd ili Prošlost, Verdandi ili Sadašnjost i Skuld ili Budućnost.
Yalanın aslı sözdedir; geçmişte olsun ve gelecekte, vaat olsun ve başka bir şey.Te vsebine so pogovor s preteklostjo, minulim časom in napoved prihodnosti, novega in neznanega.
Komünistler ayrıca eşitlik ve toplumsal adaletin iyileştirilmesi üzerine vaatte bulundular.Be to, komunistai žadėjo lygybę ir socialinį teisingumą.
Açıkça benimsediğimiz umuda sımsıkı tutunalım. Çünkü vaat eden Tanrı güvenilirdir.a telo umyté čistou vodou držme vyznanie nádeje neochvejne, lebo je verný ten, ktorý zasľúbil.
Açıkça benimsediğimiz umuda sımsıkı tutunalım. Çünkü vaat eden Tanrı güvenilirdir.A umyté tělo vodou čistou, držmež nepochybné vyznání naděje; (nebo věrnýť jest ten, kterýž zaslíbil.)
Açıkça benimsediğimiz umuda sımsıkı tutunalım. Çünkü vaat eden Tanrı güvenilirdir.I omyte ciało wodą czystą, trzymajmy wyznanie nadziei niechwiejące się; (boć wierny jest ten, który obiecał;)
Açıkça benimsediğimiz umuda sımsıkı tutunalım. Çünkü vaat eden Tanrı güvenilirdir.또 약속하신 이는 미쁘시니 우리가 믿는 도리의 소망을 움직이지 말고 굳게 잡아
Açıkça benimsediğimiz umuda sımsıkı tutunalım. Çünkü vaat eden Tanrı güvenilirdir.lader os fastholde Håbets Bekendelse urokket; thi trofast er han, som gav Forjættelsen;
Açıkça benimsediğimiz umuda sımsıkı tutunalım. Çünkü vaat eden Tanrı güvenilirdir.la oss holde uryggelig fast ved bekjennelsen av vårt håp - for han er trofast som gav løftet -
Açıkça benimsediğimiz umuda sımsıkı tutunalım. Çünkü vaat eden Tanrı güvenilirdir.Låtom oss oryggligt hålla fast vid hoppets bekännelse, ty den som har givit oss löftet, han är trofast.
Açıkça benimsediğimiz umuda sımsıkı tutunalım. Çünkü vaat eden Tanrı güvenilirdir.Manteniamo senza vacillare la professione della nostra speranza, perché è fedele colui che ha promesso
Açıkça benimsediğimiz umuda sımsıkı tutunalım. Çünkü vaat eden Tanrı güvenilirdir.pysykäämme järkähtämättä toivon tunnustuksessa, sillä hän, joka antoi lupauksen, on uskollinen;
Açıkça benimsediğimiz umuda sımsıkı tutunalım. Çünkü vaat eden Tanrı güvenilirdir.Retengamos firme la confesión de la esperanza sin vacilación, porque fiel es el que lo ha prometido
Açıkça benimsediğimiz umuda sımsıkı tutunalım. Çünkü vaat eden Tanrı güvenilirdir.retenhamos inabalável a confissão da nossa esperança, porque fiel é aquele que fez a promessa;
Açıkça benimsediğimiz umuda sımsıkı tutunalım. Çünkü vaat eden Tanrı güvenilirdir.Retenons fermement la profession de notre espérance, car celui qui a fait la promesse est fidèle.
Açıkça benimsediğimiz umuda sımsıkı tutunalım. Çünkü vaat eden Tanrı güvenilirdir.Să ţinem fără şovăire la mărturisirea nădejdii noastre, căci credincios este Cel ce a făcut făgăduinţa.
Açıkça benimsediğimiz umuda sımsıkı tutunalım. Çünkü vaat eden Tanrı güvenilirdir.ας κρατωμεν την ομολογιαν της ελπιδος ασαλευτον διοτι πιστος ο υποσχεθεις
Açıkça benimsediğimiz umuda sımsıkı tutunalım. Çünkü vaat eden Tanrı güvenilirdir.будем держаться исповедания упования неуклонно, ибо верен Обещавший.
Açıkça benimsediğimiz umuda sımsıkı tutunalım. Çünkü vaat eden Tanrı güvenilirdir.держімо непохибне визнаннє надії (вірен бо Той, хто обіцяв)
Açıkça benimsediğimiz umuda sımsıkı tutunalım. Çünkü vaat eden Tanrı güvenilirdir.Припомняйте си още за първите дни, когато, откак се просветихте, претърпяхте голяма борба от страдания,
Açıkça benimsediğimiz umuda sımsıkı tutunalım. Çünkü vaat eden Tanrı güvenilirdir.נחזיקה בהודית התקוה בל נמוט כי נאמן המבטיח׃
Açıkça benimsediğimiz umuda sımsıkı tutunalım. Çünkü vaat eden Tanrı güvenilirdir.لنتمسك باقرار الرجاء راسخا لان الذي وعد هو امين.
Açıkça benimsediğimiz umuda sımsıkı tutunalım. Çünkü vaat eden Tanrı güvenilirdir.也 要 堅 守 我 們 所 承 認 的 指 望 、 不 至 搖 動 . 因 為 那 應 許 我 們 的 是 信 實 的
Açıkça benimsediğimiz umuda sımsıkı tutunalım. Çünkü vaat eden Tanrı güvenilirdir.也 要 堅守 我 們所 承認 的 指望 、 不至 搖動 . 因為 那 應許 我 們 的 是 信 實的
Adamın biri beni tuttu ve para vaat etti.Jeden človek ma o to požiadal, a sľúbil mi za to peniaze.
Adamın biri beni tuttu ve para vaat etti.Jeden člověk mě o to požádal, a slíbil mi za to peníze.
Adamın biri beni tuttu ve para vaat etti.Skąd przyszedłeś, synku? Co się stało? Nic.
Adamın biri beni tuttu ve para vaat etti.Un uomo voleva che lo facessi e mi ha promesso del denaro.
Adamın biri beni tuttu ve para vaat etti.Един човек поиска да го направя и ми обеща пари.
Aslına bakıldığında vaat ettiklerini de yerine getirmez.De vlag dekt de lading niet.
Aslına bakıldığında vaat ettiklerini de yerine getirmez.Ele não faz o que promete na embalagem.
Aslına bakıldığında vaat ettiklerini de yerine getirmez.Er tut nicht das, was auf der Dose draufsteht.
Aslına bakıldığında vaat ettiklerini de yerine getirmez.Il ne fait pas vraiment ce qui est sur le papier.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod