vaat ile cümle

vaat kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Tembel olmamanızı, vaat edilenleri iman ve sabır aracılığıyla miras alanların örneğine uymanızı istiyoruz.aby ste nezleniveli, ale aby ste nasledovali tých, ktorí vierou a zhovievavosťou dedia zasľúbenia.
Tembel olmamanızı, vaat edilenleri iman ve sabır aracılığıyla miras alanların örneğine uymanızı istiyoruz.a fin de que no seáis perezosos, sino imitadores de los que por la fe y la paciencia heredan las promesas
Tembel olmamanızı, vaat edilenleri iman ve sabır aracılığıyla miras alanların örneğine uymanızı istiyoruz.da se ne polenite, temuč postanete posnemalci njih, ki so po veri in stanovitnosti podedovali obljube.
Tembel olmamanızı, vaat edilenleri iman ve sabır aracılığıyla miras alanların örneğine uymanızı istiyoruz.daß ihr nicht träge werdet, sondern Nachfolger derer, die durch Glauben und Geduld ererben die Verheißungen.
Tembel olmamanızı, vaat edilenleri iman ve sabır aracılığıyla miras alanların örneğine uymanızı istiyoruz.đến nỗi anh em không trễ nải, nhưng cứ học đòi những kẻ bởi đức tin và lòng nhịn nhục mà được hưởng lời hứa.
Tembel olmamanızı, vaat edilenleri iman ve sabır aracılığıyla miras alanların örneğine uymanızı istiyoruz.đến_nỗi anh_em không trễ_nải , nhưng cứ học_đòi những kẻ bởi đức_tin và lòng nhịn_nhục mà được hưởng lời hứa .
Tembel olmamanızı, vaat edilenleri iman ve sabır aracılığıyla miras alanların örneğine uymanızı istiyoruz.forat I ikke skal bli trege, men efterfølge dem som ved tro og tålmod arver løftene.
Tembel olmamanızı, vaat edilenleri iman ve sabır aracılığıyla miras alanların örneğine uymanızı istiyoruz.for at I ikke skulle blive sløve, men efterfølge dem, som ved Tro og Tålmodighed arve Forjættelserne.
Tembel olmamanızı, vaat edilenleri iman ve sabır aracılığıyla miras alanların örneğine uymanızı istiyoruz.Hogy ne legyetek restek, hanem követõi azoknak, a kik hit és békességes tûrés által öröklik az ígéreteket.
Tembel olmamanızı, vaat edilenleri iman ve sabır aracılığıyla miras alanların örneğine uymanızı istiyoruz.게으르지 아니하고 믿음과 오래 참음으로 말미암아 약속들을 기업으로 받는 자들을 본받는 자 되게 하려는 것이니라
Tembel olmamanızı, vaat edilenleri iman ve sabır aracılığıyla miras alanların örneğine uymanızı istiyoruz.para que não vos torneis indolentes, mas sejais imitadores dos que pela fé e paciência herdam as promessas.
Tembel olmamanızı, vaat edilenleri iman ve sabır aracılığıyla miras alanların örneğine uymanızı istiyoruz.Tak abyste nebyli líní, ale následovníci těch, kteříž skrze víru a snášelivost obdrželi dědictví zaslíbené.
Tembel olmamanızı, vaat edilenleri iman ve sabır aracılığıyla miras alanların örneğine uymanızı istiyoruz.δια να μη γεινητε νωθροι, αλλα μιμηται των δια πιστεως και μακροθυμιας κληρονομουντων τας επαγγελιας.
Tembel olmamanızı, vaat edilenleri iman ve sabır aracılığıyla miras alanların örneğine uymanızı istiyoruz.дабы вы не обленились, но подражали тем, которые верою и долготерпением наследуют обетования.
Tembel olmamanızı, vaat edilenleri iman ve sabır aracılığıyla miras alanların örneğine uymanızı istiyoruz.щоб не були ви лїниві, а послїдователї тих, що наслїдують обітниці вірою і довготерпіннєм.
Tembel olmamanızı, vaat edilenleri iman ve sabır aracılığıyla miras alanların örneğine uymanızı istiyoruz.שלא תעצלו כי אם תלכו בעקבות היורשים באמונה וארך רוח את ההבטחות׃
Tembel olmamanızı, vaat edilenleri iman ve sabır aracılığıyla miras alanların örneğine uymanızı istiyoruz.لكي لا تكونوا متباطئين بل متمثلين بالذين بالايمان والاناة يرثون المواعيد
Tembel olmamanızı, vaat edilenleri iman ve sabır aracılığıyla miras alanların örneğine uymanızı istiyoruz.並 且 不 懈 怠 . 總 要 效 法 那 些 憑 信 心 和 忍 耐 承 受 應 許 的 人
Tembel olmamanızı, vaat edilenleri iman ve sabır aracılığıyla miras alanların örneğine uymanızı istiyoruz.並且 不 懈怠 . 總要 效法 那些 憑信心 和 忍耐 承受 應許 的 人
Tüm iyi hikayelerin başlangıçta bunu yapması gerekir, vaatte bulunmaları gerekir.A tak by měly na začátku působit všechny příběhy, měly by vám něco slíbit.
Tüm iyi hikayelerin başlangıçta bunu yapması gerekir, vaatte bulunmaları gerekir.A to je to, čo by mali všetky dobré príbehy robiť na začiatku - dať vám prísľub.
Tüm iyi hikayelerin başlangıçta bunu yapması gerekir, vaatte bulunmaları gerekir.Das sollten alle guten Geschichten am Anfang tun:
Tüm iyi hikayelerin başlangıçta bunu yapması gerekir, vaatte bulunmaları gerekir.Ed è quello che tutte le storie valide dovrebbero fare all'inizio, farvi una promessa.
Tüm iyi hikayelerin başlangıçta bunu yapması gerekir, vaatte bulunmaları gerekir.E é isso o que todas as boas histórias deveriam fazer no início, elas dever-nos-iam fazer uma promessa.
Tüm iyi hikayelerin başlangıçta bunu yapması gerekir, vaatte bulunmaları gerekir.És ezt kell, hogy tegye minden sztori az elején, egy ígéretet tenni.
Tüm iyi hikayelerin başlangıçta bunu yapması gerekir, vaatte bulunmaları gerekir.Et c'est ce que toutes les bonnes histoires devraient faire au début, vous faire une promesse.
Tüm iyi hikayelerin başlangıçta bunu yapması gerekir, vaatte bulunmaları gerekir.Itulah yang harus dilakukan semua cerita bagus di awal, memberikan sebuah janji.
Tüm iyi hikayelerin başlangıçta bunu yapması gerekir, vaatte bulunmaları gerekir.좋은 이야기라면 그 시작에서 해야하는 것은 바로, 여러분에게 약속해야한다는 것이죠.
Tüm iyi hikayelerin başlangıçta bunu yapması gerekir, vaatte bulunmaları gerekir.Những câu chuyện hay nên cho bạn một lời hứa ở phần mở đầu,
Tüm iyi hikayelerin başlangıçta bunu yapması gerekir, vaatte bulunmaları gerekir.Och det är vad alla goda historier skall göra i början, de skall lova något.
Tüm iyi hikayelerin başlangıçta bunu yapması gerekir, vaatte bulunmaları gerekir.Og det er, hvad alle gode historier bør gøre i starten, de bør give én et løfte.
Tüm iyi hikayelerin başlangıçta bunu yapması gerekir, vaatte bulunmaları gerekir.Şi aşa ar trebui să înceapă orice poveste de calitate, adică să vă facă o promisiune.
Tüm iyi hikayelerin başlangıçta bunu yapması gerekir, vaatte bulunmaları gerekir.Tak powinno się robić na początku każdej historii.
Tüm iyi hikayelerin başlangıçta bunu yapması gerekir, vaatte bulunmaları gerekir.Toda buena historia en el principio debe hacernos una promesa.
Tüm iyi hikayelerin başlangıçta bunu yapması gerekir, vaatte bulunmaları gerekir.Wat alle goeie verhalen in het begin moeten doen, is een belofte maken.
Tüm iyi hikayelerin başlangıçta bunu yapması gerekir, vaatte bulunmaları gerekir.Κι αυτό θα έπρεπε να κάνουν όλες οι καλές ιστορίες στην αρχή, να σου δίνουν μια υπόσχεση.
Tüm iyi hikayelerin başlangıçta bunu yapması gerekir, vaatte bulunmaları gerekir.Задача всех хороших рассказов — дать вам обещание.
Tüm iyi hikayelerin başlangıçta bunu yapması gerekir, vaatte bulunmaları gerekir.Това трябва да направят всички хубави истории в началото, да направят обещание.
Tüm iyi hikayelerin başlangıçta bunu yapması gerekir, vaatte bulunmaları gerekir.וכל סיפור טוב צריך לעשות זאת בהתחלה: להבטיח לכם משהו.
Tüm iyi hikayelerin başlangıçta bunu yapması gerekir, vaatte bulunmaları gerekir.وهذا ما يجب أن تقوم به كل القصص الجيدة في البداية، يجب أن تعطيك وعدا.
Tüm iyi hikayelerin başlangıçta bunu yapması gerekir, vaatte bulunmaları gerekir.期待を持たす方法は無数にあります
Umursamiyorum. Daglarin tepesine ciktim ve Vaat Edilmis Topraklari gordum."He estado en la cima de la montaña, y he visto la Tierra Prometida".
Umursamiyorum. Daglarin tepesine ciktim ve Vaat Edilmis Topraklari gordum."Jag har varit till bergstoppen, och jag har sett det förlovade landet".
Vaat Edilen Gün... başladı.Den Lovede Dag ... er kommet.
Vaat Edilen Gün... başladı.Den Utlovade Dagen...har kommit.
Vaat Edilen Gün... başladı.El Día Prometido... ha empezado.
Vaat Edilen Gün... başladı.Il Giorno della Promessa... è iniziato.
Vaat Edilen Gün... başladı.Luvattu päivä on alkanut.
Vaat Edilen Gün... başladı.Obiecany Dzień... nadszedł.
Vaat Edilen Gün... başladı.O Dia Prometido... começou.
Vaat Edilen Gün... başladı.Η Επικείμενη Μέρα αρχίζει.
Vaat Edilen Gün... başladı.Обещанный день... наступил.
Vaat edilen gün çok yakın olduğu için birini göndermelerini bekliyordum, ama...Arvasin, että he lähettäisivät jonkun- -koska luvattu päivä on niin lähellä, mutta...
Vaat edilen gün çok yakın olduğu için birini göndermelerini bekliyordum, ama...Byłem przygotowany, że kogoś przyślą, skoro Obiecany Dzień jest tak blisko, ale...
Vaat edilen gün çok yakın olduğu için birini göndermelerini bekliyordum, ama...Eu esperava que mandassem alguém observar-nos, estando o dia prometido tão perto, mas...
Vaat edilen gün çok yakın olduğu için birini göndermelerini bekliyordum, ama...Jag förstod att de skulle skicka nån eftersom dagen är nära, men...
Vaat edilen gün çok yakın olduğu için birini göndermelerini bekliyordum, ama...Jeg regnede med, at der kom en, eftersom dagen er nær, men ...
Vaat edilen gün çok yakın olduğu için birini göndermelerini bekliyordum, ama...Mi aspettavo che mandassero qualcuno a tenerci d'occhio, visto che il giorno della promessa si avvicina, ma...
Vaat edilen gün çok yakın olduğu için birini göndermelerini bekliyordum, ama...Ya imaginaba que enviarían a alguien para vigilarnos porque se acerca el día prometido, pero...
Vaat edilen gün çok yakın olduğu için birini göndermelerini bekliyordum, ama...Περίμενα να στείλουν κάποιον να παρακολουθεί. Πλησιάζει και η επικείμενη Μέρα.

İlgili Sayfalar