Daha sonra bunu hücrelerine parçalarız, ve bu hücreleri vücut dışında çoğaltırız.Apoi defibrăm aceste celule, și creştem celulele în afara corpului.
Daha sonra bunu hücrelerine parçalarız, ve bu hücreleri vücut dışında çoğaltırız.A seguir separamos as células, cultivamos as células fora do corpo.
Daha sonra bunu hücrelerine parçalarız, ve bu hücreleri vücut dışında çoğaltırız.Chúng tôi sẽ trích xuất các tế bào, và nuôi cấy chúng bên ngoài cơ thể.
Daha sonra bunu hücrelerine parçalarız, ve bu hücreleri vücut dışında çoğaltırız.그리곤 세포들을 분리해 내고 몸 밖에서 키우는 겁니다.
Daha sonra bunu hücrelerine parçalarız, ve bu hücreleri vücut dışında çoğaltırız.Luego ponemos las células aparte, cultivamos las células fuera del cuerpo.
Daha sonra bunu hücrelerine parçalarız, ve bu hücreleri vücut dışında çoğaltırız.Następnie wyodrębnimy komórki, i namnożymy je poza ciałem.
Daha sonra bunu hücrelerine parçalarız, ve bu hücreleri vücut dışında çoğaltırız.Nous séparons ensuite les cellules, et nous les cultivons à l'extérieur du corps du patient.
Daha sonra bunu hücrelerine parçalarız, ve bu hücreleri vücut dışında çoğaltırız.Pak buňku rozpůlíme, a vyprodukujeme buňku mimo lidské tělo.
Daha sonra bunu hücrelerine parçalarız, ve bu hücreleri vücut dışında çoğaltırız.Quindi separiamo le cellule e le facciamo crescere al di fuori del corpo.
Daha sonra bunu hücrelerine parçalarız, ve bu hücreleri vücut dışında çoğaltırız.We trekken de cellen zachtjes van elkaar en kweken ze buiten het lichaam.
Daha sonra bunu hücrelerine parçalarız, ve bu hücreleri vücut dışında çoğaltırız.Wir klauben das Gewebe auseinander, züchten die Zellen außerhalb des Körpers.
Daha sonra bunu hücrelerine parçalarız, ve bu hücreleri vücut dışında çoğaltırız.Στη συνέχεια διαχωρίζουμε τα κύτταρα, καλλιεργούμε τα κύτταρα έξω από το σώμα.
Daha sonra bunu hücrelerine parçalarız, ve bu hücreleri vücut dışında çoğaltırız.След това разделяме клетките, Отглеждаме ги извън тялото.
Daha sonra bunu hücrelerine parçalarız, ve bu hücreleri vücut dışında çoğaltırız.מפרידים בין התאים ומגדלים אותם מחוץ לגוף.
Daha sonra bunu hücrelerine parçalarız, ve bu hücreleri vücut dışında çoğaltırız.ثم نقوم بفصل هذه الخلايا عن بعضها البعض، ونقوم بزراعتها خارج الجسم.
Daha sonra bunu hücrelerine parçalarız, ve bu hücreleri vücut dışında çoğaltırız.体外で培養します それから型や 生体材料を用意します
Dediler ki: "Vücutlar muhteşemdir.De sade "kroppar är fantastiska, alla sorter"
Demek ki oyunun sinyal sisteminin bir kısmı ses, yüz, vücut ve jestlerle ilgili.A játékra való felhívás része ez, amit megtehetünk hanggal, mimikával, testbeszéddel.
Demek ki oyunun sinyal sisteminin bir kısmı ses, yüz, vücut ve jestlerle ilgili.Část signálního systému pro hru je založena na hlase, tváři, těle, gestech.
Demek ki oyunun sinyal sisteminin bir kısmı ses, yüz, vücut ve jestlerle ilgili.Donc une partie du système qui signale le jeu concerne la voix, le visage, le corps, les gestes.
Demek ki oyunun sinyal sisteminin bir kısmı ses, yüz, vücut ve jestlerle ilgili.Een deel van het signaalsysteem van spel heeft te maken met de stem, gezicht, lichaam, gebaren.
Demek ki oyunun sinyal sisteminin bir kısmı ses, yüz, vücut ve jestlerle ilgili.Ein Teil des Spielsignalsystems hat also mit Stimme, Mimik, Körpersprache und Gestik zu tun.
Demek ki oyunun sinyal sisteminin bir kısmı ses, yüz, vücut ve jestlerle ilgili.En del af signalsystemet hos leg har at gøre med stemme, ansigt, krop, gestik.
Demek ki oyunun sinyal sisteminin bir kısmı ses, yüz, vücut ve jestlerle ilgili.놀이의 신호 체계는 이렇게 목소리로, 몸으로, 몸짓으로 이루어집니다.
Demek ki oyunun sinyal sisteminin bir kısmı ses, yüz, vücut ve jestlerle ilgili.Một phần của hệ thống tín hiệu của trò chơi phải làm với âm thanh, với nét mặt, với cơ thể với động tác.
Demek ki oyunun sinyal sisteminin bir kısmı ses, yüz, vücut ve jestlerle ilgili.Parte do sistema de sinais da brincadeira tem a ver com vocalizações, expressões, postura, gestos.
Demek ki oyunun sinyal sisteminin bir kısmı ses, yüz, vücut ve jestlerle ilgili.Quindi parte del sistema di segnali di gioco riguarda la voce, il viso, il corpo, i gesti.
Demek ki oyunun sinyal sisteminin bir kısmı ses, yüz, vücut ve jestlerle ilgili.Sygnalizowanie zabawy opiera się o głos, mimikę, ciało, gesty.
Demek ki oyunun sinyal sisteminin bir kısmı ses, yüz, vücut ve jestlerle ilgili.Οπότε μέρος από το σύστημα σινιάλων του παιχνιδιού έχει να κάνει με φωνή, πρόσωπο, σώμα, χειρονομίες.
Demek ki oyunun sinyal sisteminin bir kısmı ses, yüz, vücut ve jestlerle ilgili.Итак, часть игровой сигнальной системы связана с голосом, часть — с лицом, с жестами, с телом.
Demek ki oyunun sinyal sisteminin bir kısmı ses, yüz, vücut ve jestlerle ilgili.Отож, частина системи ігрових сигналів пов'язана з голосом, обличчям, тілом, жестами.
Demek ki oyunun sinyal sisteminin bir kısmı ses, yüz, vücut ve jestlerle ilgili.Та част от сигналите за игра идват чрез гласа, лицето, тялото, жестовете.
Demek ki oyunun sinyal sisteminin bir kısmı ses, yüz, vücut ve jestlerle ilgili.אז חלק ממערכת הסימנים של משחק קשורה לקול, פנים, גוף, מחוות.
Demek ki oyunun sinyal sisteminin bir kısmı ses, yüz, vücut ve jestlerle ilgili.لذا فجزء من نظام الإشارة في اللعب ينبغي أن يكون بالصوت، الوجه، الجسم والإيماء.
Demek ki oyunun sinyal sisteminin bir kısmı ses, yüz, vücut ve jestlerle ilgili.声 顔 身体 ジェスチャー等です 分かるでしょう 集団の遊びが始まると
Dikleşen kıllar daha fazla hava tutar, bu da sonuçta yalıtımlı bir bariyer sağlayarak vücut ısısını düzenler.A felálló szőrzetben bennragad a levegő, így szigeteléssel szabályozva a hőmérsékletet.
Dikleşen kıllar daha fazla hava tutar, bu da sonuçta yalıtımlı bir bariyer sağlayarak vücut ısısını düzenler.우리 몸을 보온시켜줍니다. 이것이 결국 보온벽같은 역할을 하는 것이죠. 이외에도
Dikleşen kıllar daha fazla hava tutar, bu da sonuçta yalıtımlı bir bariyer sağlayarak vücut ısısını düzenler.הטמפרטורה שלו באופן אופטימלי כדי לספק מחסום מבודד. חוץ מזה
Dikleşen kıllar daha fazla hava tutar, bu da sonuçta yalıtımlı bir bariyer sağlayarak vücut ısısını düzenler.وتوفير تنظيمه في نهاية المطاف عائقا معزول. وبصرف النظر عن هذا
Dikleşen kıllar daha fazla hava tutar, bu da sonuçta yalıtımlı bir bariyer sağlayarak vücut ısısını düzenler."闘争・逃走反応"が引き起こせまして、ストレスフルな状況(たとえば怖いとき)で アドレナリンも製造されます。猫はとても良い例です:
Dinlerin iyi bildiği başka bir şey de, sadece beyinden oluşmadığımız, vücutlarımız da var.A outra coisa que as religiões sabem é que nós não somos apenas cérebros, somos também corpos.
Dinlerin iyi bildiği başka bir şey de, sadece beyinden oluşmadığımız, vücutlarımız da var.Ďalšia vec, ktorú náboženstvá vedia, je, že nie sme iba mozgy, máme aj telá.
Dinlerin iyi bildiği başka bir şey de, sadece beyinden oluşmadığımız, vücutlarımız da var.Den anden ting som religion ved er, at vi ikke bare er hjerner, vi er også kroppe.
Dinlerin iyi bildiği başka bir şey de, sadece beyinden oluşmadığımız, vücutlarımız da var.Den andra saken som religion vet är att vi inte bara är hjärnor, vi är också kroppar.
Dinlerin iyi bildiği başka bir şey de, sadece beyinden oluşmadığımız, vücutlarımız da var.Die andere Sache, die Religionen wissen, ist dass wir nicht nur Gehirn sind, sondern wir sind auch Körper.
Dinlerin iyi bildiği başka bir şey de, sadece beyinden oluşmadığımız, vücutlarımız da var.Điều khác nữa mà tôn giáo biết đó là chúng ta không chỉ là những bộ não chúng ta còn là những cơ thể.
Dinlerin iyi bildiği başka bir şey de, sadece beyinden oluşmadığımız, vücutlarımız da var.Egy másik dolog, amit a vallások tudnak, hogy nem csak agyunk van, hanem testünk is.
Dinlerin iyi bildiği başka bir şey de, sadece beyinden oluşmadığımız, vücutlarımız da var.Hal lain yang agama-agama ketahui adalah; kita bukan sekedar otak, tapi juga tubuh.
Dinlerin iyi bildiği başka bir şey de, sadece beyinden oluşmadığımız, vücutlarımız da var.종교는 또한 우리에게는 단순히 두뇌만 있는게 아니고 몸도 있다는 사실을 압니다.
Dinlerin iyi bildiği başka bir şey de, sadece beyinden oluşmadığımız, vücutlarımız da var.L'altra cosa che le religioni sanno è che non siamo solo cervello, siamo anche corpo.
Dinlerin iyi bildiği başka bir şey de, sadece beyinden oluşmadığımız, vücutlarımız da var.Nejsme jen mozky, jsme také těla.
Dinlerin iyi bildiği başka bir şey de, sadece beyinden oluşmadığımız, vücutlarımız da var.Otra cosa que saben las religiones es que no sólo somos mente, también somos cuerpo.
Dinlerin iyi bildiği başka bir şey de, sadece beyinden oluşmadığımız, vücutlarımız da var.Religie są też świadome, że nie jesteśmy samymi umysłami, mamy również ciała.
Dinlerin iyi bildiği başka bir şey de, sadece beyinden oluşmadığımız, vücutlarımız da var.Religiile mai știu că suntem nu doar raţiune, ci suntem şi trupuri.
Dinlerin iyi bildiği başka bir şey de, sadece beyinden oluşmadığımız, vücutlarımız da var.Še nekaj, kar religije vedo, je, da nismo samo možgani, da smo tudi telesa.
Dinlerin iyi bildiği başka bir şey de, sadece beyinden oluşmadığımız, vücutlarımız da var.Wat religies ook weten is dat we niet slechts hersenen zijn; we hebben ook lichamen.
Dinlerin iyi bildiği başka bir şey de, sadece beyinden oluşmadığımız, vücutlarımız da var.Κάτι άλλο που ξέρουν οι θρησκείες είναι πως δεν είμαστε μόνο μυαλό, είμαστε και σώμα.
Dinlerin iyi bildiği başka bir şey de, sadece beyinden oluşmadığımız, vücutlarımız da var.Другото нещо, което религиите знаят, е, че не сме само мозък, ние сме и тяло.
Dinlerin iyi bildiği başka bir şey de, sadece beyinden oluşmadığımız, vücutlarımız da var.Еще один аспект, который религии понимают, это то, что мы - не только наш мозг, но и наше тело.
Dinlerin iyi bildiği başka bir şey de, sadece beyinden oluşmadığımız, vücutlarımız da var.Ідемо далі. Релігії знають, що ми -- не тільки розум, а й тіло.