Sıçan kangurusugillerin vücut yapısı Kangurugiller'e benzer.Os rooeys são criaturas semelhantes a cangurus.
Epanşman, vücuttaki herhangi bir bölgede sıvı birikimidir.Urticárias Angioedema (inchaço) em qualquer parte do corpo.
Vücut ısısı normalin çok altına düşer.Como resultado, a temperatura é normalmente mantida abaixo do nível inferior desta escala.
Vücut ısısı beynin hipotalamus bölgesindeki ısı düzenleme merkezi tarafından kontrol edilir.Este valor é controlado pelo centro termorregulador do corpo no hipotálamo.
Vücutta bulunan en büyük foramendir.O corpo é a primeira coisa possuída.
Bir süre sonra Baxter Stockman yenilenen vücut planıyla ona yardıma gelişiyle aldatıldı.Ele voltou a treinar com Shane Morton após seu ombro ter sido curado.
Ve Lucifer, vücuttaki şeytan benim.Lucifer - De Duivel.
35 ve üzeri bir vücut kitle indeksi bir erkeğin gut riskini üç katına çıkarır.Een body mass index van 35 of hoger betekent voor mannen een drie maal zo hoog risico op jicht.
Bunlardan başka, vücutta binlerce ortak sinir vardır.En al die miljoenen schepselen zullen gelukkig zijn, behalve de honderdduizenden die over hen zullen heersen.
(Quintilian) Mens sana in corpore sano Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur."Mens sana in corpore sano" = Een gezonde geest in een gezond lichaam.
Stetoskop (stethoscope), vücut içinde oluşan sesleri dinlemek için kullanılan tıbbi bir cihazdır.Een stethoscoop (Grieks stèthos = borst(kas)) is een instrument om naar geluiden in het lichaam te luisteren.
Anafilaksi aniden başlayan ve birçok vücut sistemini etkileyen ciddi bir alerjik reaksiyondur.Anafylaxie is een ernstige allergische reactie die plotseling begint en vele lichaamssystemen aantast.
Gece başlamasının sebebi o zamanki düşük vücut sıcaklığıdır.De oorzaak van het ontstaan 's nachts is dat de lichaamstemperatuur dan lager is.
Vücut ısının düşmesinin soğuk algınlığı için risk faktörü oluşturduğu fikri tartışmalı bir konudur.De rol van afkoeling als risicofactor voor verkoudheid is onderwerp van discussie.
Plakanın üstünde (altın harflerle) 'Eugen Sandow, 1867-1925 Vücut geliştirmenin babası' yazılıdır.In 2002 is er een nieuwe grafsteen geplaatst met daarop de tekst "Eugen Sandow, 1867 - 1925.
Kibar bir vücut yapısı ve yukarıya yönelik bir ağzı vardır.De soort heeft een hoge lichaamsbouw en een bovenstandige bek.
Çok dayanıklı bir vücut zırhı giyer.Draagt een sterk pantser.
Vücut, kitinden bir kabukla örtülüdür.Het lichaam werd vanaf de schouders door een doek bedekt.
Vücutları radial simetrilidir.De bloemen zijn radiaal symmetrisch.
Vücutlarının herhangi bir yerinde beyaz tüy bulunmamasına dikkat edilir.Ook zijn er op de rest van het lichaam heel weinig tot geen witte vlekjes te zien.
Apothecial, spor üreten ve vücutlarından salan anlamına gelmektedir.Dit is een sport waarbij je oefeningen uitvoert met je lichaamsgewicht.
14 yaşında Austin mayo, iç çamaşırı ve vücut modelliği konusunda uzmanlaşmaya başladı.Op haar achttiende begon Austin zich te specialiseren in lingerie, lichaamsfotografie en badkleding.
Vücut geliştirme sporuna 1983 yılında başlamıştır.Hij startte zijn sportloopbaan op in 1983.
Vücutları iri ve yuvarlağımsıdır.De oogkassen zijn groot en rond.
Vücut ölçüleri ve şekilleri de çok farklıdır.De lichaamsgrootte en vorm varieert sterk.
Atların vücutlarının ancak bir kısmı görülür, arkada kalan kısımları saklanmıştır.In een deel van de cabine werden de stoffelijke resten van enkele slachtoffers gevonden.
İntihardan sonra kocası ile beraber vücutları kısmen yanmış ve gömülü değildi.Na de moord werden de lijken onherkenbaar gemaakt en begraven.
Kaynak vücut civarında ya da deri yüzeyinde olabilir.Dit kan zowel binnen het lichaam zijn als op en vlak onder de huid.
Platz hala vücut geliştirmeyi tüm kalbiyle desteklemekte.De staart dient om het lichaam te ondersteunen tijdens de voortbeweging.
Tam temasla birlikte karşılaşmacılar vücutlarını koruyucu ekipmanlar giyerler.Ze dragen altijd hoeden om de organen op hun hoofd te beschermen.
Sıvı birikir ve artık vücut içinde dolaşmaz.De stof droogt snel en plakt niet aan het lichaam.
Vücut renkleri, bulundukları çevreye uyacak biçimde değişebilmektedir.De vis kan zijn kleur aanpassen aan zijn omgeving.
2009 yılında, vücut sprey hattı kesildi.In de loop van 2009 stopte de band.
Mısır metinleri tanrıların vücutlarını detaylı olarak betimler.In het Egyptisch dodenboek staat het een en ander over de goden.
Ayrıca harekâtçılarda gece görüş gözlükleri ve vücut zırhı vardı.Verder beschikten ze over nachtkijkers en een optische kijker.
Vücut çeperi 3 tabaka halindedir.Het orgel telt 70 toetsen.
Tamamen beyaz vücutları ve oldukça güçlü siyah gagaları vardır.Hij heeft een bolvormig wit lichaam met zwarte vlekken.
İlk birkaç haftada yavruların vücut ağırlığı hızla artar ve 45 gün içinde 3,4 kg'a ulaşır.Masa ciała piskląt wzrasta gwałtownie w ciągu pierwszych kilku tygodni i osiąga poziom około 3,4 kg w 45 dni.
Müfettişler evini aradığında, vücut parçaları ve cinayete dair video kaydı bulundu.Śledczy przeszukali jego dom i znaleźli fragmenty ludzkiego ciała i nagranie morderstwa.
Kyosuke ve Kazuya birbirlerine kafa attıkları zaman vücut değiştirebilirler.Kyōsuke i Kazuya potrafią także zamienić się ciałami, co kilkukrotnie w ciągu serii ma miejsce.
Vücut derisinin esnekliğinin korumasında etkilidir.Ich zadaniem jest ochrona grzbietowej części ciała.
Anafilaksi aniden başlayan ve birçok vücut sistemini etkileyen ciddi bir alerjik reaksiyondur.Anafilaksja to poważna i nagła reakcja alergiczna, która wpływa na wiele układów w organizmie.
Vücutlarına daha sonra benzin döküldü, ancak bedenleri sadece kısmen yakıldı ve gömülmediler.Ostatnich więźniów zamordowano tuż przed ucieczką, ich ciała spaliły się tylko częściowo i są pochowane wokół.
Vücut ihtiyaçlarını karşılamazlar (örneğin; çok az uyurlar.)Przebudzą się bez czucia, jak bez czucia spali (...)
Vücut sanatı yöntemleri içinde özel bir konu İnsan vücudunun namevcudiyetidir.Wstyd związany z ciałem jest w pewnej mierze wstydem ciała.
Roland Kickinger (30 Mart 1968, Viyana) Avusturyalı bir aktör ve vücut geliştirmecidir.Roland Kickinger (ur. 30 marca 1968 w Wiedniu) – austriacki kulturysta i aktor.
Levesque, 1987'de liseden mezun olduktan sonra çeşitli vücut geliştirme yarışmalarına katıldı.Po ukończeniu liceum w 1987, Levesque brał udział w wielu konkursach kulturystycznych.
Bu türün vücut yapısı biraz daha kibardır.Spód ciała jest nieco bardziej brudnobiały.
Filin büyük ve geniş kulakları vücut ısısını kontrol etmeye yarar.Ma bardzo duże uszy, pomocne przy regulacji ciepłoty ciała.
Vücut yapıları değişiktir.Ubarwienie ciała zmienne.
Fiziksel dünyada "gerçek" bir vücutları yoktur.W rzeczywistości to nie jest wielkie "tak" człowieka dla swojego ciała.
Sagawa iki gün boyunca çeşitli vücut parçalarını yemiş ve diğer parçaları buzdolabında saklamıştır.Ciało zjadał kawałek po kawałku przez następne miesiące, trzymając fragmenty w zamrażalniku.
Bazı türlerin vücut şekilleri tipik ahtapot şeklinden farklılık gösterir.Niektóre gatunki różnią się od typowego dla ośmiornic kształtu ciała.
Ömür ile vücut büyüklüğü arasında herhangi bir bağlantı bulunamamıştır.Długość życia nie ma związku z rozmiarami ciała.
Vücuttaki toplam kolesterolün %70'i LDL'de bulunmaktadır.Pęcherz pławny składa się w 70% z kolagenu.
Bazıları da vücutlarını sınırlarında kullanmaya çalışırlar.Część z nich używa również wtyczki w swoich produkcjach.
"Griffon" veya "Griffin", genellikle aslan vücutlu, kartal kanatlı ve kafalı mitolojik yaratıktır.Gryf – mityczne zwierzę przedstawiane najczęściej z ciałem lwa oraz z głową i skrzydłami orła.
Üzeri çeşitli vücut örtüleri ile kaplıdır.Pokryte są one różnokształtnymi cierniami.
Hormonlar vücuttaki farklı organ sistemlerinin davranışlarını etkileyen kimyasallardır.Kofeina wpływa na zachowanie różnych organizmów.
Hamilelik döneminde yaşanan vücut değişimi.Ruch społeczny w okresie przemian.