Vücutlarının bu aşırı büyüklüğü mücadelede büyük avantaj sağlar.Ein langer Hals ist dabei im Kampf vorteilhaft.
Kalp vücuttan çıkarılmazdı.Die Herz-OP überlebt sie nicht.
Yerliler, savaş danslarında vücutlarını bununla boyardı.Die Inder stellten Kriegselefanten für die Schlacht.
Burada vücut direnci için en düşük değer olarak 1000 ohm kabul edilmiştir.So müssen sie mindestens einen elektrischen Widerstand von 1.000 Ohm aufweisen.
Yetişkin bir insan günlük Treonin ihtiyacı vücut ağırlığının kg başına ortalaması 16 mg'dır.Der Tagesbedarf für Erwachsene wird mit etwa 16 mg pro kg Körpergewicht angenommen.
Çizgili olan kuyruğu kafa ve vücut uzunluğunun yarısı kadardır.Die Beine sind ungefähr halb so lang wie Körper und Kopf zusammen.
Vücutlarının üst kısmı yeşil, alt kısmı ise beyaz, göğüs ise sarımsıdır.Dessen Blätter sind halbimmergrün, ledrig und schwärzlich rot.
Bu türün vücut yapısı biraz daha kibardır.Die Körperunterseite ist dabei etwas gelblicher.
Cynelos cinsine ait olanları gibi bazıları daha zarif bir vücut yapısına sahiplerdi.Einige wie Cynelos waren aber auch schlanker gebaut.
Ömür ile vücut büyüklüğü arasında herhangi bir bağlantı bulunamamıştır.Zwischen Körperbautyp und Persönlichkeit besteht kein gesicherter Zusammenhang.
Bu ismi alma sebepleri vücutlarının gövde kısmının yeşil renkli olmasıdır.Seinen Namen verdankt der Blutsalmler der rötlichen Grundfarbe seines Körpers.
Simlerin vücut ve kilo yapısı ayarları önceki oyunlar gibidir.Die Strebewerke vor den Seiten- und Apsiswänden des Chors sind ähnlich denen des Langhauses konstruiert.
Vücut fonksiyonlarını da yavaşlatır.Für den Flug werden ihre Körperfunktionen verlangsamt.
Elinizde açık yara varsa vücut sıvıları ile temas etmemeye çalışınız.Wenn sie ausfallen, unterbrechen sie die Luftzufuhr nicht.
Vücut temizliğine önem vermezler.Er hat nichts mit dem Verschwinden des Leichnams zu tun.
Bu durumlarda vücuttan soğuk maddelere doğru bir ısı akışı olur.So könne der Körperkern auf diese Art direkt gekühlt worden sein.
Vücutlarının her iki yanında birer siyah leke bulunmaktadır.Hinter jedem der beiden aneinander genäherten Fühler sitzt ein schwarzes Auge.
Ayakta duran figürlerde, vücut ağırlığı iki bacağa eşit olarak dağıtılır.Das Körpergewicht ruht gleichmäßig auf beiden Füßen.
1969 yılında Türkiye'nin ilk vücut geliştirme yarışmasını organize etmiştir.Mit einigen Freunden organisierte er 1969 das erste Rennen.
Vücut üstten ve alttan yassılaşmıştır.Der Körper ist hoch und seitlich abgeflacht.
Vücuttan kolayca elimine olur.Sie können sehr eng an den Körper angelegt werden.
Üretilen enerji vücuda gönderildikten sonra, vücuttan yansıyan enerji alınarak görüntüleme sağlanır.Statt Energie aus dem Körper anzufordern, wird Energie in Form von Nahrungsaufnahme zugeführt.
Vücut ağırlığı ayaklara verilerek, kalçalar ayakların iç kısmına konulur.Das Körpergewicht ist auf beide Beine verteilt.
2009 yılında, vücut sprey hattı kesildi.2009 löste sich die Band auf.
Vücut ısı değişimlerine hızlıca adapte olur.Le corps s'adapte rapidement aux changements de température.
Uyku sırasında, metabolizma hızı ve vücut ısısı düşer.Pendant le sommeil, le fonctionnement du métabolisme et la température du corps diminuent.
Vücutun diğer işlevlerini kontrol eder.Ils contrôlent le reste du corps.
O, vücuttaki bir atom yayılımıdır.Elle est une dispersion d’atomes dans le corps.
Ayakta duran figürlerde, vücut ağırlığı iki bacağa eşit olarak dağıtılır.Bien que le pied gauche soit avancé, le poids de la figure est réparti de manière égale sur les deux pieds.
Roland Kickinger (30 Mart 1968, Viyana) Avusturyalı bir aktör ve vücut geliştirmecidir.Roland Kickinger (né le 30 mars 1968 à Vienne, en Autriche) est un acteur et bodybuilder.
Vücut ince uzundur.Le corps est longiligne.
Bacağı bütün vücuttaki kanını çekmektedir.Sa peau est fine sur tout son corps.
Vücut iğ şeklindedir.L'âme est la forme du corps.
Fiziksel dünyada "gerçek" bir vücutları yoktur.Il n'a pas de "vrai" corps dans cette autre réalité.
Diyaliz ile vücuttan uzaklaştırılamaz.L'intellect ne peut donc pas être séparé du corps.
Ovovivipar, yumurtaları vücut içerisinde gelişen hayvanlardır.La femelle est ovovivipare, l'éclosion des œufs se produisant à l'intérieur du corps.
İdrar vücutta terk edilene kadar burada bekletilir.Il restera enchainé jusqu'à son départ aux galères.
Çok dayanıklı bir vücut zırhı giyer.Il porte un redoutable arsenal.
Bu cinayetin başka bir yerde işlendiği ve vücut parçalarının buraya atıldığı farz edilmiştir.Selon toutes apparences, le meurtre était survenu ailleurs et les membres du corps avaient été dispersés,.
Hemen hemen tüm bitkilerde ve birçok hayvanın vücut sıvısında bulunur.Elle supporte la concurrence d'arbres et de presque toutes les espèces.
Ve Lucifer, vücuttaki şeytan benim.C'est un des démons de Lucifer.
Ultimate, hakemsiz oynanan vücut temasının olmadığı bir spordur.Sport sans contact L'ultimate est un sport sans contact.
Dört gün sonra ormanda bir vücut bulundu, elleri ve ayakları yoktu.Le lendemain, un torse féminin partiel fut retrouvé dans les mêmes environs, sans mains ni pieds.
Vücut tarafından kolay sindirilen yemekler ilk önce yenir; ağır yemekler bunun ardından ağır ağır yenirdi.Les aliments facilement digérés étaient consommés en premier puis venaient des plats de plus en plus lourds.
Vücut yapısı geometrik şemaya uygundur, çok ince belle genç bir kızın nazik görünümü verilmektedir.Ce démon destructeur a l'apparence d'une fort belle jeune femme.
Tümör, vücuttaki tüm doku ve organlarda meydana gelebilir.L'artériographie peut concerner n'importe quelle artère du corps ou le corps entier.
O Avatarın şu anki vücut bulmuş hali ve evrenin insan şeklinde görünen ruhu.Elle est l'Avatar, l'esprit de la planète incarnée sous la forme d'un être humain.
Kuyruk hem vücut ısısını korumaya yarar hem de kamuflaj sağlar.La queue sert à la fois à conserver la chaleur du corps et de camouflage.
Çizgili olan kuyruğu kafa ve vücut uzunluğunun yarısı kadardır.La queue est longue comme la moitié du corps.
Vücut yüzeyleri ya çıplaktır ya da ince bir selüloz zarla örtülüdür.La surface corporelle semble rugueuse ou bosselée.
Sonunda dileği kabul olur ve ikisi de aynı vücutta can bulurlar.Elle décide de s'en prendre à lui, mais finalement leurs esprits retrouvent leurs corps respectifs.
Sızan kan vücut tarafından metabolize edilir.On parle d'adaptation métabolique du corps.
Çocukluğumdan beri vücutça rahatsız olduğumdan layikiyle tahsil edemedim.Je n'ai connu dans mon enfance que la tristesse.
Vücut boşluğu içinde serbest olarak sallanır.Les corps se sont décomposés en espace libre.
Vücut virüsten kurtulunca bu reaksiyonlar sona erer.Pour la plupart des secouristes, le travail sera alors fini.
Vücut ağırlığı ayaklara verilerek, kalçalar ayakların iç kısmına konulur.En effet, le poids du corps reposait exclusivement sur les jambes.
Kanat çırparak uçmanın vücut yağını süzülerek uçmaktan 23 kat daha hızlı yaktığı hesaplanmıştır.On estime que le vol battu métabolise en moyenne 23 fois plus de graisse corporelle que le vol ascensionnel.
Vücutlarında sölom, yalancısölom ve dolaşım sistemi yoktur.Il n'y a ni bouche, ni tractus digestif, ni systèmes circulatoires ou respiratoires.
On beş yaşındayken, vücut geliştirmeye başladı.À l'âge de 15 ans, il commence à militer.
Vücut yanlarındaki pullar az dikenlidir.Les marques sur le corps sont rares.