uzlaşma ile cümle

uzlaşma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bu toplantının amacı her iki taraf içinde tatminkar olabilecek bir uzlaşmaya varmaktı.Una Commissione venne incaricata di redigere un accordo accettabile per entrambe le parti.
Kendisini "uzlaşmaz bir ateist" olarak tanımlar.Egli si definisce «ateo fedele».
Antagonist çelişki, zıt olan farklı sosyal sınıflar arasında uzlaşmaz çelişkiyi ifade eden terim.La contraddizione antagonistica è l'impossibilità di compromesso tra classi sociali differenti.
Polonya konusunda uzlaşma sağlanamadı.Non riuscì però ad impadronirsi della Polonia.
Bu uzun oturum ve çok sayıda oylamadan sonra bir uzlaşma ortamı ortaya çıktı.Solo dopo lunghe discussioni e compromessi fu reso possibile raggiungere un accordo.
Daniel’in uzlaşma çabalarına rağmen babası bu kininden ölümüne dek vazgeçmemiştir.Ma, alle finali, il padre di Kelly non si presenta, nonostante lo avesse promesso.
Talepte uzlaşma sağlanamadı.Impegno che non fu mantenuto.
Uzlaşma kabul edildi.Компромисс был принят.
Senato ve Octavianus arasında "Birinci Uzlaşma" olarak bilinen bir anlaşma sağlandı.В результате был достигнут компромисс между Сенатом и Октавианом, известный как First Settlement.
Kendisini "uzlaşmaz bir ateist" olarak tanımlar.Он называет себя «бескомпромиссным атеистом».
Ancak bu uzlaşmanın olumsuz yönleri de vardı.Такие намёки делали в том числе недоброжелатели.
Yerine 1992 yılında Barış ve Uzlaşma Federasyonu kuruldu.В 1992 году преобразован в Федерацию мира и согласия.
Halkın hür iradesiyle yaptığı, tartışma ve uzlaşma yoluyla yapılması anlamındadır.Скрытен, к людям (кроме Абалкина) относится с высокомерием, любит спорить.
28 Mayıs 2010'da Kazakistan'ın başkenti Astana'daki Barış ve Uzlaşma Sarayı'nda Türk Akademisi oluşturuldu.25 мая 2010 года в столице Республики Казахстан Астана во Дворце Мира и Согласия открылась Тюркская академия.
Taraflar uzlaşmaya yanaşmaz.Стороны не пошли на примирение.
Polonya konusunda uzlaşma sağlanamadı.О вхождении в состав Польши не могло быть и речи.
Ayrıca, radikalleri dışlayan ılımlı liberallerle yeniden uzlaşma yolunda ilk adımları attı.Также он сделал первые шаги по воссоединению с обновленными либералами, но не с радикалами.
Başarısız uzlaşma görüşmelerinden sonra bombardıman başlar.После неудачи переговоров бомбардировки возобновились.
Arabuluculuk Yasası Ancien Rejimi ve Cumhuriyeti arasında Napolyon'un girişimi bir uzlaşma oldu.Закон о посредничестве стал компромиссом между старым режимом и республикой.
Resmi tarih Arapların uzlaşmazlığının barışı engellediğini belirtiyor.Согласно официальной версии, мир на Ближнем Востоке не достигнут из-за непримиримости арабов.
Sonunda her iki taraf da uzlaşmayı kabul eder ve İzvança Antlaşması imzalanır.После этого обе стороны сели за стол переговоров и подписали договор, зафиксировавший создавшееся положение.
Ama 1320'lerde, Edward'ın yeni gözdesi Despenser ailesine karşı uzlaşmaz bir tutum takındı.Однако в 1303 году Эдуард I начал искать другую невесту для сына.
Bu inanç uzlaşmacı yazgıcılığa çok benzer.هذا الاعتقاد مشابه جدا للإنهزامية.
Sulh, kelime olarak barış ve uzlaşma anlamına gelir.وتايغوك يمثل السلام وتوافق.
Kendisini "uzlaşmaz bir ateist" olarak tanımlar.و يصنف نفسه على أنه " مقاتل مستقل " .
1965'te Ulusal İş İhtilaflı Uzlaşmacı oldu ve görevini 1965-1970 ve 1979-1980 yılları arasında gerçekleştirdi.توفي في حادث سيارة، وقد أعماله التمثيلية بين أعوام 1905-1975.
Polonya konusunda uzlaşma sağlanamadı.لم ينجح حكم أغسطس على بولندا.
Bu koalisyon fiiliyata dönüşmemiş ama 1136 yılında erkek kardeşinin onun ile uzlaşmasına neden olmuştur.Esta coalizão não se materializou, no entanto, e ele foi forçado a buscar reconciliação com seu irmão em 1136.
Nihai uzlaşmanın sonucu, Doğu ve Batı Almanya'nın birleşmesinin önünü açtı.A conclusão da resolução final abriu o caminho para a reunificação da Alemanha Oriental e Ocidental.
Artabanes'in babası Sittas'ın halefi Bouzes ile uzlaşmaya varmaya çalıştı, ancak Bouzes tarafından öldürüldü.O pai de Artabanes tentou negociar um acordo com o sucessor de Sitas, Buzes, mas foi morto.
Biz uzlaşmayı seçtik".Ele venceu por decisão unânime]].
Türkler Vutumitis'in şehre girmesine izin verek uzlaşmaya vardılar.Os turcos entraram em negociações, permitindo Butumita entrar na cidade.
Arabuluculuk Yasası Ancien Rejimi ve Cumhuriyeti arasında Napolyon'un girişimi bir uzlaşma oldu.A Ata de Mediação foi a tentativa de Napoleão de um entendimento entre o Antigo Regime e uma República.
Thomas ve Memun bir barış anlaşması ve müttefiklik üzerine uzlaşmaya vardı.Tomás e Almamune assinaram um tratado de paz e de aliança mútua.
Talepte uzlaşma sağlanamadı.O compromisso estava fora de questão.
Fakat 1991 Alman uzlaşması sonrasında maddi borçlar nedeniyle çöktü.Em 2004, o clube faliu por conta da insolvência financeira.
Grupta anlaşmazlıkların artmasına rağmen Mart ayında uzlaşma sağladılar.Apesar da tensão, a The Shield se reconciliou em março.
Dil farklılığından uzlaşmazlık oluşursa Fransızca metin esas alınır.Se, em algum momento, houver discrepância entre as versões, a versão da língua francesa prevalece.
Halkın hür iradesiyle yaptığı, tartışma ve uzlaşma yoluyla yapılması anlamındadır.Al-Muqaddasi refere - se à disputa entre o povo de Susa e os de Tustar .
Kendisini "uzlaşmaz bir ateist" olarak tanımlar.Eles se identifica como um determinista do tipo incompatibilista.
Biz uzlaşmayı seçtik".Dit is een wederzijds besluit."
Yoksa anlamın daha sonraki uzlaşması eksilecektir.Zo niet, dan is hij zijn ante kwijt.
Uzlaşma ise pozitif yönün saat yönünün tersi olduğudur.Volgens afspraak is de positieve draairichting de richting tegen de klok in.
(Bu bir uzlaşmadır.Eene poging tot verzoening.
Quadrupel'in bir bira türü olduğu konusunda uzlaşma bulunmamaktadır.Er is weinig overeenstemming over de status van quadrupel als afzonderlijke biersoort.
Daniel’in uzlaşma çabalarına rağmen babası bu kininden ölümüne dek vazgeçmemiştir.Ondanks Daniels pogingen tot toenadering bleef de vader hardnekkig ieder contact afhouden tot aan zijn dood.
Eylül 1927'de İtalya'da tam olarak bir uzlaşma sağlanamasa da iki adet birim üzerinde karar verildi.In september 1926 kwam een speciale commissie met de conclusies.
İçlerinde Hamas’la uzlaşmayı da bulunduran bir çok önemli konu konuşuldu.Velen van hen zijn gekant tegen verzoening met Hamas.
1850 uzlaşması ABD tarihinde seri halinde kabul edilmiş 5 beyannamedir.De Amerikaanse 500 is op een aantal punten aangepast ten opzichte van de Europese versie.
ABD'de köleciliğin yayılması, 1820 Missouri Uzlaşması'yla durdurulmuştu.In het territorium was slavernij, onder de provisies van het Missouri-compromis uit 1820, verboden.
Onlarla uzlaşmaya çalıştık.We hebben geprobeerd een compromis met hen te sluiten.
Sulh, kelime olarak barış ve uzlaşma anlamına gelir.Biel oznacza pokój i harmonię.
Uzlaşma ve barış, sevgi ve yardımlaşma aracılığıyla olanaklı olabilir.Przyrzeknij być najlepszym przez miłość i jedność.
Ancak düzenle uzlaşmadığı için aç kalma noktasına gelmiştir.On jednak nie runął, bo na skale był utwierdzony” .
Böylece toplumdaki uzlaşmaz sınıflar (burjuvazi ve proletarya) arasındaki çatışma daha çok keskinleşti.Ale dlaczego sprzeczność tę ubrał w postać antagonizmu między proletariatem a burżuazją?.
Marie Antoinette, uzlaşma ihtimali konusunda devrimin başından beri şüpheciydi.José Revueltas od początku miał rewolucyjne poglądy.
Polonya konusunda uzlaşma sağlanamadı.Nie utrzymywał bliskich kontaktów z Polonią.
Bir uzlaşma göstergesi olarak, vergiler % 4,5'dan % 2,5'a düşürüldü.Som en kompromiss sänktes skatterna från 4,5 % till 2,5 %.
Avukatın Uzlaşma Sağlama Yetkisi.Ordna egen advokat om möjligt.
Brejnev uzlaşmaya karar verdi.Sovjetledaren Brezjnev bestämde sig för en kompromiss.
İlgili Sayfalar