uzaklaşma ile cümle

uzaklaşma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Bireysellikten uzaklaşma modeliDeindividuation model
1995'te İran'a döndü, ancak Ali Hamenei'den uzaklaşmaya devam ediyor.In 1995, she returned to Iran, but remains alienated from Ali Khamenei.
Yaklaşma, Uzaklaşma, Yan yana kayma.Nahe Ferne, ferne Nähe.
Utanç gösterisinin sürekli gösterilmesi için minnettar olmak yerine, uzaklaşmaya başlıyorum.Anstatt dankbar zu sein für die unaufhörliche Präsentation unserer Schande, fange ich an wegzuschauen.
Küslük gün geçtikçe katlanmakta, kardeşler birbirlerinden daha da fazla Uzaklaşmaktadır.Sie kommen zu spät; die Brüder haben sich gegenseitig getötet.
Bu alanda okyanus tabanında deniz tabanı yayılımının gerçekleştiği uzaklaşma sınırıdır.Im Alpenraum ist diese Begrenzung der Verbreitung hinsichtlich der Meereshöhe so nicht vorhanden.
Bir süre ülkeden uzaklaşmakla kendisi ve komite arasına bir mesafe koymayı planlamıştı.Schonungslos rechnete er nun mit sich selbst und der Welt ab.
Albüm, Morbid Angel'ın klasik tarzından uzaklaşma izleri taşımaktadır.Es sind Parallelen zum Schriftzug von Morbid Angel zu finden.
Oradan uzaklaşmak zorundaydım.Ich musste da eh noch hin.
Ancak bu durum eşler arasında uzaklaşmaya yol açmıştır.Dies führte zu einer Entfremdung unter den Ehegatten.
Bununla birlikte zaman geçtikçe grup içinde uzaklaşmalar başladı.Im Laufe der Zeit beginnt es in der Gruppe zu kriseln.
Oradan uzaklaşmak zorundaydım.Donc je me suis éloigné.
Eğer yılan henüz kaçmamış ise, yavaşça ve dikkatlice ortamdan uzaklaşmak önemlidir.Si le serpent ne s'enfuit pas, il vaut mieux quitter les lieux précautionneusement et lentement.
Başlarda Shin'in kız arkadaşı iken Shin'in evlenme teklifini reddedince ondan uzaklaşmaya başlar.Au départ, elle est la petite amie de Shin, qui lui propose le mariage.
Resmi yaptığı dönemde, Picasso, komünist ideolojiden uzaklaşmaktaydı.Dans ces années-là, Pablo Picasso s'affranchit des idées communistes.
Gerilim ve yorgunluktan uzaklaşma sağlar.Elle lutte contre la fatigue et le stress.
(Tabi bunu anlamak için köyden uzaklaşmak gerekir.)(Il faut le lire pour comprendre.)
Tehlike anlarında hiçbir zaman çok uzaklaşmadıkları inlerine kaçarlar.Le danger n'est jamais bien loin des missions qui leur sont assignées.
Diğerleri hepsi kaçarlar ama uzaklaşmak için zamanları kalmamıştır.Beaucoup veulent partir, ne se sentant plus en sécurité.
Bu iki dünya arasındaki uzaklaşma da böylece gerçekleşmiş oldu.Mais alors que s'est-il passé entre ces deux périodes ?
Gürültüden uzaklaşmak istiyorum.Quiero alejarme del ruido.
Arkadaşlarımdan uzaklaşmaya başladım.Empecé a alejarme de mis amigos.
Eğer yılan henüz kaçmamış ise, yavaşça ve dikkatlice ortamdan uzaklaşmak önemlidir.Si la serpiente aún no ha huido, es importante alejarse lentamente y con precaución.
Phoenix de gençlik idolü görünümünden uzaklaşmak için rolü kabul eder.Phoenix también acepta el rol con la intención de alejarse de la apariencia del ídolo juvenil.
Oradan uzaklaşmak zorundaydım.Necesitaba salir de ahí.
Başka bir ifadeyle bir galaksi ne kadar uzaksa o kadar büyük bir süratle uzaklaşmaktadır.No consiste en que cuanto más lejos esté una galaxia más rápido se aleja de nosotros.
Doktor, TARDIS'te oturur ve diğer üçü, bir kara delikten uzaklaşmaya çalışan dev bir koloni gemisine varır.Llegan a través de la TARDIS a una nave de colonización gigante que intenta escapar de un agujero negro.
Sadece peşinden koşarak ondan uzaklaşmayı bırakın.A continuación, deja de ir tras él.
Parçalar birbirinden uzaklaşmaya başladılar.Las piezas simplemente cayeron en su lugar una por una.
1967'de Beatles'dan uzaklaşması Sgt.En 1967 nace la PBS.
Küslük gün geçtikçe katlanmakta, kardeşler birbirlerinden daha da fazla Uzaklaşmaktadır.En la primera temporada los hermanos son bastante lejanos el uno del otro.
Merkez bankası müdahalesiyle döviz kurunun gerçek değerinden uzaklaşması engellenir.Dado lo equilibrado de su postura evitan cuidadosamente hacer juicios de valor.
İbâdet Allah'ın emirlerini yerine getirmek, yasakladığı bütün haramlardan uzaklaşmak mânâsındadır.Quindi esso trasgredisce i limiti impostigli da Allah e disobbedisce ai Suoi comandamenti.
Bu türün teknelere yakınlaşmaktan ziyade uzaklaşmaya meyillidir.La specie ha la tendenza di sfuggire alle imbarcazioni, piuttosto che avvicinarsi.
Yazın dünyasından yavaş yavaş uzaklaşmaya başladı, evlendi.Sventagliarsi lentamente: sono sposata.
Diğerleri hepsi kaçarlar ama uzaklaşmak için zamanları kalmamıştır.Recuperano tutti e scappano, ma dimenticano tutto.
Başaramayınca da ondan uzaklaşmak ister, ama artık onlar zoraki birer yol arkadaşı olmuşlardır.Но если бы они не пожелали разойтись, следовало применить против них силу.
Japonya bu ölçütlerin bazılarından yavaş yavaş uzaklaşmaya başlamıştır.В последнее время Япония несколько отошла от этих норм.
Yaklaşma, Uzaklaşma, Yan yana kayma.Не стойте столбом, отойдите подальше.
Tanecikler birbirinden uzaklaşmaya başlar.Они начинают отдаляться друг от друга.
Geri çekilen FNLC askerleri ve çatışmadan uzaklaşmaya çalışan bölge halkı Angola ve Zambiya’ya kaçarlar.Разбитые отряды FNLC отступили в Анголу и Замбию.
Sadece peşinden koşarak ondan uzaklaşmayı bırakın.Она побежала за ним, чтобы остановить его.
(Tabi bunu anlamak için köyden uzaklaşmak gerekir.)(Часть ротора удалена, так чтобы была видна ось.)
Tam oradan uzaklaşmak üzereyken hırsızlar onu fark eder.Узнав об отъезде хозяина, воры решились на ограбление.
Ayrıca “parole” kavramı aracısız gözlemlere ait "langue" kavramından uzaklaşmaktadır.Также предполагается, что сигнал «Стоп» отвлекает внимание от нежелательной мысли.
Bu olaylar sonrası Yahudiler bölgeden uzaklaşmaya başladı.С началом войны евреи стали уезжать из страны.
Gerçeklik duygusundan hiç uzaklaşmadık.Он никогда не поддавался давлению реалий.
Eğer yılan henüz kaçmamış ise, yavaşça ve dikkatlice ortamdan uzaklaşmak önemlidir.وإذا لم يهرب الثعبان فمن المهم الابتعاد ببطء وبحذر.
Arkasını dönüp oradan uzaklaşmasıyla oyun sonlanır.إن تقربت إليه قربك، وان تقربت إليه بك أبعدك.
Büyük gökada (NGC 6745A) geçtikten sonra daha küçük olan gökada (NCG 6745B) şimdi uzaklaşmaktadır.بعد مرورها عبر المجرة الأكبر (NGC 6745A)، وأصغرها (NGC 6745B).
Us'ın kayıtları sırasında ilk evliliğinin sona ermesi ve kızından uzaklaşması gibi zor bunalımları yaşıyordu.كان على أي حال في إكتئاب خلال هذه الفترة من خلال تفكك زواجه الأول وموت ابنه الأكبر.
Gerçeklik duygusundan hiç uzaklaşmadık.نحن لم نهرب من الواقع الغني المعقدة الحالي.
Sadece peşinden koşarak ondan uzaklaşmayı bırakın.فقبض عليه فهرب منه.
Japonya bu ölçütlerin bazılarından yavaş yavaş uzaklaşmaya başlamıştır.Recentemente, o Japão começou a gradativamente se distanciar de algumas dessas normas.
Burada amaç, sendikanın anarşist ilkelerden uzaklaşmamasının sağlanmasıydı.A intenção era de que o sindicato não se distanciasse dos valores anarquistas.
Samimi duygulardan uzaklaşma.Não se aproxime das ameixas dirigíveis.
Sullivan oradan uzaklaşmata çalışırken, yaralı Maguire ona ateş eder ve onu kolundan yaralar.Porém, enquanto foge, Maguire consegue baleá-lo no braço.
Doktor, TARDIS'te oturur ve diğer üçü, bir kara delikten uzaklaşmaya çalışan dev bir koloni gemisine varır.Eles chegam na TARDIS em uma nave-colônia gigante que se está se afastando de um buraco negro.
Kasım 1842'de Darwin çifti, Londra'nın stresinden uzaklaşmak için şehrin dışındaki Down House'a geçti.Em 1842 a família se moveu para a sua casa no campo (Down House) para escapar da pressão de Londres.
Su ile beraber sabun veya deterjan ile el yıkamak deriden mikropların uzaklaşmasını kolaylaştırır.A simples lavagem de mãos com água e sabão é efetiva em remover o vírus das mãos.

İlgili Sayfalar