Boş vakitlerinde en çok uyumayı ve resim yapmayı sevdiğini söylemiştir.В свободное время любит рисовать и фотографировать.
Rivayete göre suikastçılar, gece Muhammed'in evini sararak, onu öldürmek için uyumasını beklediler.Занги пообещал убить слугу утром и заснул.
Krusty programı ile ilgili oyuncak ve malzemeyle dolu bir odada uyumaktadır.وينام في حجرة مليءة بالألعاب والمواد المرتبطة ببرنامج كروسيتى.
Onlar için uyumak veya uykuda kalmak genellikle zordur.وغالبًا ما يعانون من صعوبات في النوم أو الاستمرار في النوم.
Herkes uyumaya karar verir ama Jace gizlice Raphael'in motorunu alıp Valentine ile bir gemide buluşur.يقرر الجميع النوم, فيما يستعير جايس دراجة رافائيل ويذهب لمقابلة فالنتاين على متن سفينة.
Aşırı uyuma hali de gerçekleşebilir.ويمكن بسهولة كبيرة إيقاظ النائم.
Yemek yemeyi ve uyumayı çok sever.يحب أن يغفو كثيراً ويحب النوم.
Lemberg'te uyandıktan sonra bir daha asla uyumadı.ومع ذلك، عندما سقطت نائمة لم تستيقظ بعدها.
Yatarak uyumak atlar için daha sağlıklıdır.وهؤلاء المرضى قد ينامون بشكل أفضل خارج منازلهم.
Bebeklerde iştahsızlık, kusma, daha fazla uyuma veya sarılık belirtileri görülebilir.قد لا يتغذى الأطفال بشكل جيد أو يتقيؤون أو ينامون أكثر أو يظهرون علامات على اليرقان.
24 saat açık olan metrosu ve yoğun trafiğiyle "Hiç Uyumayan Şehir" adını almıştır.إذ يعرف غالباً بإسم "شارع الطعام" و "الشارع الذي لا ينام".
Oturmak, yemek, içmek, uyumak gibi...إذا وضعنا في الحُسبان الأكل والشرب والنوم.
Günde 1000 ft'ten (300 m) fazla tırmanıp orada uyumak tehlikelidir.وتقضي القاعدة العامة بعدم الصعود أكثر من 300 متر (1000 قدم) في اليوم الواحد حتى النوم.
Hamak; uyumak ve dinlenmek için kullanılan, ağ ya da kumaştan yapılan bir çeşit yataktır.السرير (الجمع: أَسِرَّة وسُرُر) هو قطعة من قطع الأثاث تستخدم للنوم أو للراحة.
Ama en çok da kokusunu...Bazı geceler yanıma gelip bana sarılmasını, birlikte uyumamızı.نقضي حوالي ثلث حياتنا نائمين؛ حيث إن معظم الأوقات نقضيها ونحن نشعر بالنعاس، ثم ننام في غرفة النوم.
Uyumam lazım.عليّ الذهاب إلى النوم.
Uyumak için hangi yatağı istersin?على أي سرير تريد أن تنام؟
Al-Saib sordu: Çöplükte uyumak ha? Kötü kokulu bir tecrübe olmalı.سأل الصائب: "النوم في القمامة، هاه؟ لا بد أن تلك كانت تجربة كريهة الرائحة".
Şimdi uyumak istiyorum.أريد أن أنام الآن.
Geçen gece fazla uyumadım.ما نمت منيح مبارح
Kurtarılacaklarını anlamışlardı ve nehrin kenarında uyumak için yerleştiler.Eles sabiam que neste ponto seriam salvos, e se estabeleceram para dormir junto ao rio.
O gece Rick ve Michonne, Son Durak hakkında konuşurlarken Carl yakınlardaki bir arabada uyumaktadır.Naquela noite, Rick e Michonne falam sobre Terminus, enquanto Carl dorme em um carro nas proximidades.
Uyku ihtiyacı yoktur ve uyumaz.Não precisa se alimentar nem dormir.
Oturmak, yemek, içmek, uyumak gibi...Queria apenas viver, comer, dormir.
Diğer vampirler gibi Edward da uyumaz.Como os outros vampiros, ele é incapaz de dormir.
Gün sırasında uyumamaya çalışın.Dorme durante o dia.
Uyumaya çalıştığı sırada rüya hakkında şarkı söyleyen bir lamba görür.Enquanto ele tenta dormir, uma lâmpada que canta sobre sonhos aparece.
Yatarak uyumak atlar için daha sağlıklıdır.Dormir com animais também piora a qualidade do sono.
Günde iki-üç saatten fazla uyumamaktadır.Aqui não podemos esperar mais de dois ou três dias.
Xander ise lambayı açar, susmalarını ve uyumak istediğini söyler.Garfield, assim, desliga a televisão e decide ir dormir.
Bunlar tam uyuma veya uyanma esnasında oluşurlar.Ocorrem mais frequentemente antes de dormir ou ao acordar.
Tekrar saraya dönünce, yemek sonrası uyumak üzere istirahata çekildiler.Entrando em casa, recolheu-se para descansar.
İnanca göre gençler ölmez, yüzyıllar boyunca uyumaya devam ederler.Caso não consigam até a noite seguinte ela passará a ficar dormindo por 100 anos.
Uyumak istiyorum.Quero dormir.
Elindeki tüfeği ile hedefini günlerce yemek yemeden ve uyumadan bekleyebilir.Pode esperar pelo seu alvo durante semanas, na mesma posição, sem comer nem beber.
Bu sırada, iki çocuğu yan odada uyumaktaydı.Durante esta altura ambas as suas filhas estavam sempre ao seu lado, junto à cama.
Evde uyuması gerekir.Dormiu no apartamento.
Kurtarılacaklarını anlamışlardı ve nehrin kenarında uyumak için yerleştiler.Op dat moment beseften ze dat ze zouden worden gered en gingen slapen bij de rivier.
Marcello Rodolfo'nun orada bulunduğunu ve içeride uyumakta olduğunu bildirir.Marcello zegt dat Rodolfo net is aangekomen en in de herberg slaapt.
Yatarak uyumak atlar için daha sağlıklıdır.Daardoor is de slaapstand beter voor het milieu.
İnanca göre gençler ölmez, yüzyıllar boyunca uyumaya devam ederler.De prinses zal niet sterven, maar honderd jaar slapen.
Vampirler hiçbir zaman uyumazlar.Moge de lafaards nooit slapen.
İnsomnia doğal uyuma dengesini bozar ve tamiri oldukça zor olabilir.Slapeloosheid verstoort het natuurlijke slaapritme, dat moeilijk te herstellen is.
Diğer vampirler gibi Edward da uyumaz.Ook mag Martin even ergens anders gaan slapen.
Gretel önce uykudan uyanır ve uyumakta olan Hansel'i uyandırır.Gretel wordt als eerste wakker, en wekt de slaperige Hänsel.
Tekrar saraya dönünce, yemek sonrası uyumak üzere istirahata çekildiler.In de ontspanningskamer trok men zich na het diner terug om te praten.
Oturmak, yemek, içmek, uyumak gibi...Dit zijn dingen als eten, drinken en slapen.
Uyku ihtiyacı yoktur ve uyumaz.Hij heeft geen bed omdat hij nooit slaapt.
Beşik sete yaklaştığında sudan çıkarılmış ve içinde uyumakta olan bir bebek göze çarpmış.Er bleek een baby in te liggen die rustig en droog lag te slapen.
Gün sırasında uyumamaya çalışın.Een gat in de dag slapen.
Diğer yatakta ise Michael uyumaktadır.Ondertussen geeft Michael zijn vrouw ontbijt op bed.
"Ölü sevgilinin kollarında uyumaya devam et."Hij sterft in de armen van zijn vriendin.
Uyumakta olan birinin 6 saatlik uykusunu görüntülüyordu.Een vierde persoon lijkt te slapen.
Çok yorgunum, erken uyumak istiyorum.Ik ben heel moe, ik wil vroeger naar bed.
Ödevimi bitirdim ve uyumak istiyorum ama şimdi tekrar okula gitme zamanı.Ik heb mijn lessen af en ik wil slapen, maar het is alweer tijd om naar school te gaan...
Benimle uyumak ister misin?Wil je met mij slapen?
İstirahat etmek, bütün gün uyumak demek değildir.Rusten betekent niet de hele dag slapen.
Dinlenmek, tüm gün uyumak anlamına gelmez.Rusten betekent niet de hele dag slapen.
Çok uyumak istiyorum.Ik wil veel slapen.
Marcello Rodolfo'nun orada bulunduğunu ve içeride uyumakta olduğunu bildirir.Marcello mówi Mimì, że Rodolfo śpi w środku.