Hikâyenin başlarında Tanrı cehenneme (Gehenna) karşı verdiği savaşta güç toplamak için uyumaya geçer.Sie wirft ihnen Unglauben vor und droht ihnen mit dem Feuer der Hölle als Strafe Gottes.
Hayvanlar yeraltında uyumaktaydı.Die Tiere schlafen im Untergrund.
Vampirler hiçbir zaman uyumazlar.Vampire schlafen fest.
Geceleri uyumak için mercan resiflerinin arasına çekilir.Er schläft nachts zwischen den Korallen.
Yatarak uyumak atlar için daha sağlıklıdır.Fohlen schlafen wesentlich mehr als adulte Pferde.
Bunlar tam uyuma veya uyanma esnasında oluşurlar.Dies kann entweder beim Einschlafen oder beim Erwachen geschehen.
Hupasiyas, tanrıçanın kendisiyle uyumayı (yatmayı) kabul etmesi koşuluyla yardımcı olmayı kabul eder.Ḫupašiya verspricht der Göttin ihr zu helfen, wenn er nur mit ihr schlafen dürfe.
Aşırı uyuma hali de gerçekleşebilir.Auch das Einschlafen kann erschwert sein.
Yatak, üzerinde uyumak ya da dinlenmek için kullanılan mobilya.Der Begriff Bett bezeichnet ein Möbelstück, das dem Schlafen, Liegen oder Ruhen dient.
Zor bir yürüşün ardından esirler gece açık havada veya sığır çiftliklerinde kalabalık olarak uyumaya zorlandı.Bei einer überstürzten Geburt wird das Kind häufig im Bett oder Rettungswagen geboren.
Fakat hiçbir gece Krallık Sarayında uyumadı.Die Königsfamilie konnte sich jedoch nie im Palast niederlassen.
Onlar için uyumak veya uykuda kalmak genellikle zordur.Sie lassen sich meist ohne großen Aufwand zum Schlafen hinlegen.
Gündüz öğle sıcağında sık otların veya bir ağacın dalında uyumayı tercih ederler.Während der heißen Mittagsstunden ruhen sie meist im Schatten von Büschen oder Bäumen.
Vali ve Lilly birlikte uyumaktadır.Elijah und Hayley schlafen miteinander.
Poppea bahçesinde uzanmıştır ve hizmetlisi Arnalta onun uyumasını sağlamak için bir şarkı söylemektedir.Poppea ruht auf ihrem Lager und Arnalta singt für sie ein Schlaflied.
Pek ziyade bitap olduğumdan uyumamak üzere yattım.Ich ging erst sehr spät in Bett.
İglonun içinde, uyumak ve oturmak üzere yapılan yüksekçe bir yer de bulunur.Im Inneren befanden sich niedrige Plattformen zum Sitzen und Schlafen.
İnanca göre gençler ölmez, yüzyıllar boyunca uyumaya devam ederler.Sie erheben sich, erkennen aber nicht, dass sie ungefähr 200 Jahre geschlafen haben.
Televizyon karşısında uyumak hoşuna gidiyor.Er trat gern in TV-Shows auf.
Uyumak istiyorum.Je veux dormir.
Günlerdir uyumadım.Je n'ai pas dormi depuis des jours.
Uyumadan önce televizyonu kapatmayı unuttum.J'ai oublié d'éteindre la télé avant de dormir.
Hemen uyumaya gitsen daha iyi olurdu.Tu ferais mieux d'aller dormir immédiatement.
Benimle uyumak ister misin?Voudrais-tu dormir avec moi ?
Yorgunum. Uyumalıyım.Je suis fatigué. Il faut que j'aille dormir.
Uyumadan önce şarkı dinlerim.Avant de dormir, j'écoute de la musique.
Bütün gece uyumadım.Je n'ai pas dormi de toute la nuit.
Her zaman uyumak istiyorum çünkü hamileyim.J'ai tout le temps envie de dormir parce que je suis enceinte.
Biraz daha uyumak ister miydin?Aimerais-tu dormir un peu plus longtemps ?
Biraz daha uyumak ister miydiniz?Aimeriez-vous dormir un peu plus longtemps ?
Bu otelde uyumadım.Je ne dormais pas dans cet hôtel.
Diğer vampirler gibi Edward da uyumaz.Aussi, comme les autres vampires, Edward ne dort pas.
Marcello Rodolfo'nun orada bulunduğunu ve içeride uyumakta olduğunu bildirir.Marcello lui révèle que Rodolfo est endormi à l'intérieur.
Uyumaya çalıştığı sırada rüya hakkında şarkı söyleyen bir lamba görür.Alors qu'il essaye de dormir, une lampe chantant à propos des rêves apparaît.
Uyku ihtiyacı yoktur ve uyumaz.Elle ne mange pas, elle de dort pas.
Günde iki-üç saatten fazla uyumamaktadır.Il ne dort jamais plus de trois à quatre heures par jour.
Hayvanlar yeraltında uyumaktaydı.Les chiens dormaient sous la roulotte.
Vali ve Lilly birlikte uyumaktadır.Liam et Annie couchent ensemble.
Uyumaya gidelim.Vámonos a dormir.
Uyuma yasağı: Bir ağacın altında ejderhayı bekleyen yiğidin uyumaması gerekir.C'est pourquoi il est conseillé de ne pas faire la sieste sous l'arbre.
Yatarak uyumak atlar için daha sağlıklıdır.Dormir nous donne la santé.
Gün sırasında uyumamaya çalışın.Protège pendant le sommeil.
Evde durduğu zaman ise yatıp uyumayı tercih eder.Elle regarde ensuite la télé avant d'aller se coucher.
Örtünmeden uyumak mümkün olmaz.C’est impossible de dormir.
Pek ziyade bitap olduğumdan uyumamak üzere yattım.J'étais si excité que je ne pouvais songer à dormir.
İnsomnia, bir uyuma sorunudur.La conscience est la possibilité de dormir.
Tüm bir diyarı gezdi ve yorulduğunda kıvrılıp uyumaya başladı.Il fabrique une barque et étant fatigué, s'endort.
Henüz şafak sökmektedir ve onun dışındaki herkes uyumaktadır.Il s'avère plus puissant que prévu et tout le monde s'endort.
Oturmak, yemek, içmek, uyumak gibi...On la fait entrer, manger, boire.
Sabah olmuştur ve Marion arabada uyumaktadır.James est mort dans la nuit, et Lucinda le lendemain matin.
Bu sırada, iki çocuğu yan odada uyumaktaydı.Mais ils ne virent pas deux autres garçons, qui dormaient dans une autre chambre.
Uyumak istiyorum.Quiero dormir.
Uyumaya gidiyorum.Me voy a dormir.
Uyanmak uyumanın zıt anlamlısıdır.Despertar significa lo contrario de dormir.
Uyumalıyım! Yarın derslerim var.Debería dormir, mañana tengo clase.
Uyumadan önce televizyonu kapatmayı unuttum.Me olvidé de apagar la televisión antes de ir a dormir.
Biraz daha uzun uyumak istiyorum.Quiero dormir un poco más.
Adının söylendiğini duyduğunda uyumak üzereydi.Estaba a punto de dormirse cuando oyó que alguien decía su nombre.
Canım bütün gün uyumak istiyor.Tengo ganas de dormir todo el día.
Konuşması o kadar uzun zaman sürdü ki bazı insanlar uyumaya başladı.Su discurso duró tanto que algunas personas empezaron a quedarse dormidas.