Bununla birlikte, uyumlu donanım yıllar sonra üretilmeye devam etti.Motsvarande baryoner observerades inte förrän många år senare.
OpenArena'nın bir kısım Quake 3 modlarıyla uyumlu olup olmadığı test edilmektedir.OpenArena har testats för att se hur pass väl det fungerar med vissa Quake 3-modifikationer.
Dominique de Villepin Hükümeti'nde ise toplumsal uyum ve pariteden sorumlu bakan olarak yer almıştır.Chirac kallade Dominique de Villepin att ta över ansvaret för regeringsarbetet.
Henüz şafak sökmektedir ve onun dışındaki herkes uyumaktadır.Sent på natten lägger sig alla studenterna utom vakten och sover.
Örneğin, "hiçbir zaman uyumayan kent" deyişi New York'u anımsatmaktadır.Jag kommer ju från Stockholm, "staden som aldrig sover".
Bu yüzden kendini tanıma yeniden uyumsal olabilir.På så vis kunde de även i fortsättningen kännas igen.
Uyumam Sensiz'de giriş vokali Yıldız Tilbe'ye aittir.Den befinner sig troligen inte inom stjärnans beboeliga zon.
Yıldızlararası uzayı doldurur ve galaksiler arası uzaya iyi bir şekilde uyum sağlar.Det uppfyller interstellära rymden och bildar en jämn övergång till den omgivande intergalaktiska rymden.
Bu gibi durumlarda biyodizelle uyumlu Viton B tipi elastomerik malzemelerin kullanımı önerilmektedir.Antag att personen B i förra exemplet använder ett polärt koordinatsystem.
Daha genel olarak, yeni bir bilşen eğer eski bileşenin tüm fonksiyonel özelliklerine sahipse geriye uyumludur.Mer allmänt sägs den nya komponenten vara bakåtkompatibel om den stöder all funktionalitet i den gamla delen.
Bu uyum ise özellikle 1794 yılından 1805’e kadar olan dönemde Goethe ve Schiller arasında sağlanmıştır.Ofta begränsas begreppet till Schillers och Goethes samverkan mellan 1794 och 1805.
Xbox 360, yazılım emülatörleri aracılığıyla bazı Xbox oyunlarıyla geriye uyumludur.Xbox 360 är bakåtkompatibel med några Xbox-spel via mjukvaruemulering.
Bu dinler kültürel etkilenme ile Hristiyanlık ve İslam ile uyumlu hâle gelmiştir.Den andra anledningen är att den polemiserar mot kristendomen och islam.
O anda ciddi bir politik uyum düşünülmemiştir.Den var för sin tid knappast politiskt korrekt.
Yüksek Uyum Salonu en genişidir.Det är den största hallen.
Familya üyeleri soğuk yerlere uyum yapmışlardır.Arterna inom familjen lever uteslutande på varmare platser.
Nintendo 3DS, Nintendo DS ve Nintendo DSi yazılımlarıyla geriye uyumludur.Nintendo 3DS är bakåtkompatibel med Nintendo DS och Nintendo DSi-programvara.
Büyük gruplar yiyecek arayışı için daha küçük gruplara bölünür ve uyumak için tekrar bir araya gelir.I en del arter delar sig flocken i mindre grupper vid letandet efter föda och förenar sig före natten igen.
İleriye uyumluluk ve genişletilebilme benzer olmalarına rağmen, aynı şey değildirler.Trots att de liknar varandra utseende- och beteendemässigt, är de inte släkt.
Uyumak için toprakta sığ bir çukur kazarlar.Det är dumt att ligga i jorden.
Bir sonraki dönem ise Romalıların ülkeyi ele geçirmesiyle başlayan uyum dönemidir.Avliden då romanens egentliga handling tar sin början.
VT-100 uyumlu değildir.Z8000 är inte kompatibel med Z80.
Hamak; uyumak ve dinlenmek için kullanılan, ağ ya da kumaştan yapılan bir çeşit yataktır.Hängmatta är ett upphängt segelduksstycke eller nät avsett att ligga och vila eller sova på.
Bunun bir sonucu olarak yeni OS eski Windows Mobile uygulamalarıyla uyumlu çalışamıyordu.Ett resultat av detta var att det inte gick att köra Windows Mobile applikationer.
Bu versiyon SSH-1 ile uyumlu değildi.Ця версія несумісна з SSH-1.
Karada geçen iki ile üç ay boyunca bir erkek neredeyse hiç uyumaz ve beslenmez.Під час перебування на суші, а це від двох до трьох місяців, самець майже не їсть і не спить.
Adayların hiçbiri birleşme olayının% 90 güven alanı ile uyumlu idi.Жоден з кандидатів не був сумісним з 90% площі достовірності простору події злиття.
Cassio uyumaktaydı".)('Маріо спав у будинку. ")
Şirketin simgesi faltaşı gibi açık bir göz, şiarı da “Biz hiç uyumayız!”dır.Логотипом компанії стало відкрите людське око зі слоганом — «Ми ніколи не спимо».
Uyku ihtiyacı yoktur ve uyumaz.Не має глибокого сну або сплячки.
Gece herkes uyumuş.Вночі не спали.
Geriye dönük uyumluluk Palm-boyutlu PC uygulamaları ile elde edilmiştir.Зворотна сумісність збережена з застосунками Palm-Size PC.
Avrupa Kredi Puanlama Sistemi (ECTS) ile uyumludur.Запровадження системи кредитів на основі Європейської системи трансферу оцінок (ECTS).
Arkasında Taihedian (yüksek uyum salonu) alanı.Над ним розташоване просторе приміщення.
Deniz kuşları, deniz ortamına uyum sağlayarak yaşayan kuşlardır.Морські птахи — птахи, пристосовані до життя в морському середовищі.
Evde durduğu zaman ise yatıp uyumayı tercih eder.Прийшовши додому, він ліг спати.
Gün sırasında uyumamaya çalışın.Спати протягом цього часу.
Messenger, AIM, iChat) ile uyumlu olacaktır.У посланнях св.
Fakat bu konuda mevcut arkeolojik kanıtlarla uyumlu farklı açıklamalar vardır.Про це свідчать різні археологічні знахідки.
Ayrıca, empedans uyumu sağlar.Тематично вона доповнює попередню.
PGP'nin güncel sürümleri GPG ve diğer OpenPGP uyumlu sistemlerle uyumluluk göstermektedir.Поточні версії PGP сумісні з GPG та іншими системами що втілюють стандарт OpenPGP.
Mayall II’den gelen x-ışını ve radyo emisyonlarının orta kütleli bir kara delik için uyumlu olduğu görülüyor.Рентгенівське і радіовипромінювання з Mayall II відповідають чорній дірі проміжної маси.
Uluslararası standartları uyumludur.Обов'язкова відповідність нормам міжнародного права.
Sabah olmuştur ve Marion arabada uyumaktadır.Настає ранок, і Марта веде Ніка в свою спальню.
Bu politikalar ve programlar uyumlu olmak zorundadır.Моделі та політики мають бути адаптованими.
Uygulamalar Microsoft Office dosya biçimleriyle uyumludur.Додатки сумісні з форматами Microsoft Officе.
Uyumak için toprakta sığ bir çukur kazarlar.На підлозі розстеляли сіно для спання.
Ne var ki bu ölçüt, günümüzün değişken ekonomik yapısıyla pek uyumlu değildir.Цей рівень безробіття не пов'язаний з динамікою економічного зростання.
Merkezî Uyum Konağı en büyük olandır ve meydandan 30 m yükseltilmiştir.Зала Верховної гармонії є найбільшою, і піднімається приблизно на 30 метрів над рівнем навколишньої площі.
Bilgi ile gerçeğin uyumu bilginin doğruluğunu sağlar.Достовірність інформації означає відповідність її дійсності.
Bilişsel uyumsuzluk Sosyal psikoloji National Academy of Sciences Biographical MemoirA Biographical Memoir (National Academy of Sciences) (англ.)
Apartman yaşantısına kolay uyum gösterir.Добре переносить життя в квартирі.
Molok, yaşayabilmek için çöle çok iyi uyum sağlamıştır.Кулан дуже витривала тварина, пристосуватися жити в суворих умовах пустелі.
Uyumluluk seviyeleri çeşitlidir.Розміри плям бувають різні.
Haswell mimarisini kullanan işlemciler, Intel 8 ve 9 serisi yongasetine sahip anakartlarla uyumludur.Haswell процесори використовуються в поєднанні з чипсетами Intel 8-ї серії чипсетів Intel і 9 серії.
İglonun içinde, uyumak ve oturmak üzere yapılan yüksekçe bir yer de bulunur.Bankbettel) — лавка-ліжко, яка розсувається для спання та складається для сидіння.
25 yıldan fazla, Barron Rutgers Üniversitesi New Jersey'de piyano ve keyboard uyumu dersleri verdi.Протягом більше 25 років, Баррон викладав гармонію фортепіано у Рутгерському університеті в Нью-Джерсі.
Ayrıca uyumsuzluk sorunları da kullanıcıların canını sıkmaktadır.Потрібно підлаштувати труднощі або неприємність користувачеві.
Bir yazılım paketi kullanmanın en büyük yararı aralarındaki uyumluluk ve entegrasyondur.Головна перевага такого ліжка — його мобільність та компактність.
İleriye uyumluluk ve genişletilebilme benzer olmalarına rağmen, aynı şey değildirler.Хоча визначення зіверта і грея видаються однаковими, оскільки стосуються однакових величин, це не так.