Bunların ofis paketinin masaüstü sürümleriyle uyumlu olması amaçlanmıştır.Ze zijn bedoeld om compatibel te zijn met de desktopversies van het kantoorpakket.
İnsomnia doğal uyuma dengesini bozar ve tamiri oldukça zor olabilir.Slapeloosheid verstoort het natuurlijke slaapritme, dat moeilijk te herstellen is.
Ayrıca uyumsuzluk sorunları da kullanıcıların canını sıkmaktadır.Ook heeft het de neiging zijn gebruiker te verwonden.
Gece herkes uyumuş.Alles slaapt. ...
Diğer vampirler gibi Edward da uyumaz.Ook mag Martin even ergens anders gaan slapen.
Gretel önce uykudan uyanır ve uyumakta olan Hansel'i uyandırır.Gretel wordt als eerste wakker, en wekt de slaperige Hänsel.
Tekrar saraya dönünce, yemek sonrası uyumak üzere istirahata çekildiler.In de ontspanningskamer trok men zich na het diner terug om te praten.
PlayStation 2, çoğu orijinal PlayStation kütüphanesiyle geriye uyumludur.PlayStation 2 is achterwaarts compatibel met de softwarebibliotheek van de originele PlayStation.
Bunlardan ötürü ceza gören, aşağılanan ya da dışlanan çocuk toplum içinde uyumsuz hale gelir.De armen kunnen of in de zij gehouden worden of met de vuisten naast de zij gehouden worden.
Her bir halka yedi farklı özelleşmiş proteine uyum sağlamak üzere bulunmaktadır.Iedere ring is opgebouwd uit zeven aparte eiwitten.
Microsoft Excel ile uyumludur.Het is vergelijkbaar met Excel van Microsoft.
En çok besledikleri hayvan, çöle uyum sağlamış develerdir.Het zijn de grootste zoogdieren die zijn aangepast aan het leven in de woestijn.
Oturmak, yemek, içmek, uyumak gibi...Dit zijn dingen als eten, drinken en slapen.
Program, diğer yazılımlarla da uyum sağlayabilmektedir.De auteur kan zich echter ook baseren op andere artikelen.
Uyku ihtiyacı yoktur ve uyumaz.Hij heeft geen bed omdat hij nooit slaapt.
Bunlardan biri standartlara uyumdur.Twee hiervan zijn voor standaard aanvallen.
Vergi affı Vergiden kaçınma Vergi uyumsuzluğuInkomstenbelasting Belasting Fiscaal recht Belastingdienst Handhaving van belastingen
Dünya üzerinde çok değişik yaşam yerlerine uyum sağlamışlardır.Verschillende soorten waren zeer aangepast voor het leven op het land.
PGP'nin güncel sürümleri GPG ve diğer OpenPGP uyumlu sistemlerle uyumluluk göstermektedir.Het concept wordt toegepast in PGP, GnuPG en andere OpenPGP-compatibele systemen.
Partisiyle pek uyumsuzdu ve kısa sürede senatodan ayrıldı.Zijn stijl was echter onconventioneel en spoedig verliet hij de school.
Çiçeklerin tazelik ve zerafeti fosillerin sürekliliğine ve yaşı ile uyum sağlar.De betrouwbaarheid en de stabiliteit van de scores nemen met de leeftijd toe.
Beşik sete yaklaştığında sudan çıkarılmış ve içinde uyumakta olan bir bebek göze çarpmış.Er bleek een baby in te liggen die rustig en droog lag te slapen.
Bu nedenle uyumluluğun standart ölçümü (dalganın direk ölçülebildiği alanlarda bile) çoğunlukla dolaylıdır.Bovendien was de kwaliteit van bewoonbare woningen (naar huidige maatstaven) soms erg laag.
Gün sırasında uyumamaya çalışın.Een gat in de dag slapen.
VT-100 uyumlu değildir.RAID-0 biedt geen foutcorrectie.
Teklik-çokluk uyumu çoğul ekleri ve 3. çoğul şahıs eki ile sağlanır.Ya'kulun is de vervoeging van de 3e persoon meervoud, mannelijk.
Bu açıklama Herodot'unkilerle tamamen uyumludur.Dit komt overeen met Herodotus' bevindingen.
Bu uyumsuzluklar belki milyonlarca ya da on milyonlarca yılık uzun jeolojik zaman dönemlerini kaplar.Het lijkt er op dat deze moleculen soms tientallen of honderden relevante configuratietoestanden hebben.
Atari 2600 kontrolcüleriyle uyumludur.Het is ook een verkleinde Atari 2600 video computer system.
Uluslararası standartları uyumludur.De afmetingen zijn volgens een internationale standaard.
Diğer yatakta ise Michael uyumaktadır.Ondertussen geeft Michael zijn vrouw ontbijt op bed.
Bu uyumluluk sorunları ve beklenmedik sonuçlara yol açabilir.Het systeem bevat fouten, wat kan resulteren in onverwachte problemen.
İleriye uyumluluk ve genişletilebilme benzer olmalarına rağmen, aynı şey değildirler.Een concessie en een vergunning zijn weliswaar verwant maar niet hetzelfde.
"Ölü sevgilinin kollarında uyumaya devam et."Hij sterft in de armen van zijn vriendin.
Uyumakta olan birinin 6 saatlik uykusunu görüntülüyordu.Een vierde persoon lijkt te slapen.
Kuantum mekaniğiyle uyum bunu gerektiriyor.Dit is met kwantummechanica uit te rekenen.
Uyumlu bireyler insan doğası hakkında iyimser bir görüşe sahiptirler.De humanistische psychologie heeft een positieve blik op de menselijke aard.
Molok, yaşayabilmek için çöle çok iyi uyum sağlamıştır.Oryxen zijn goed aangepast aan het leven in de woestijn.
Amin" şeklindeki sözler karolenj döneminin Litürji kitapları ile uyum gösterir.De wapenspreuk is ontleend aan geschriften uit de Karolingische periode.
Sistem her öğrenciye uyum sağlayacak nitelikte olmalıdır.Verder geldt er ook nog een minimumtempo waar iedere leerling aan moet voldoen.
Çok yorgunum, erken uyumak istiyorum.Ik ben heel moe, ik wil vroeger naar bed.
Ödevimi bitirdim ve uyumak istiyorum ama şimdi tekrar okula gitme zamanı.Ik heb mijn lessen af en ik wil slapen, maar het is alweer tijd om naar school te gaan...
Benimle uyumak ister misin?Wil je met mij slapen?
İstirahat etmek, bütün gün uyumak demek değildir.Rusten betekent niet de hele dag slapen.
Dinlenmek, tüm gün uyumak anlamına gelmez.Rusten betekent niet de hele dag slapen.
Çok uyumak istiyorum.Ik wil veel slapen.
Bu versiyon SSH-1 ile uyumlu değildi.Ta wersja jest niekompatybilna z SSH-1.
Marcello Rodolfo'nun orada bulunduğunu ve içeride uyumakta olduğunu bildirir.Marcello mówi Mimì, że Rodolfo śpi w środku.
Uyku ihtiyacı yoktur ve uyumaz.Nie ma apetytu, nie może spać.
Ayrıca GPL ile uyumludur.Jest zgodna z GPL .
Bunlar tam uyuma veya uyanma esnasında oluşurlar.Odpoczywają, stojąc lub leżąc.
Messenger, AIM, iChat) ile uyumlu olacaktır.The Messengers - Harvest (ang.).
Sık sık karşılaşılan ışık alanı Roy J. Glauber tarafından 1963’te tanıtılan uyumlu haldir.Jak stwierdził w roku 1963 Roy J. Glauber, często spotykanym stanem pola świetlnego jest stan koherentny.
(JVC HR-S7000) 1990 Dünyanın ilk VHS/VHS-C uyumlu video kaydedicisini tanıttı.1990 HR-SC1000, pierwszy na świecie magnetowid VHS/VHS-C.
Şirketin simgesi faltaşı gibi açık bir göz, şiarı da “Biz hiç uyumayız!”dır.Znakiem firmowym tej firmy było szeroko otwarte oko z napisem „my nigdy nie śpimy” (we never sleep).
Ünsüz Uyumu (Consonant harmony) Birleşimli Biçim (Sandhi) a.Harmonix (ang. harmony – „harmonia”).
Odalar genellikle uyumak ve eşya veya malları saklamak üzere kullanılırdı.Na miejscu zazwyczaj zmuszano ich do zdjęcia ubrań oraz oddania dokumentów i przedmiotów osobistych.
İki standardın uyumluluğu üzerine çalışınılmıştır.Przy czym dwa razy korzysta się tu z metody zgodności.
Böylelikle "herkes" kişiliğine daha uyumlu hale gelmiştir.Stał się „wzorem” dla wszystkich kolejnych.
İnanca göre gençler ölmez, yüzyıllar boyunca uyumaya devam ederler.Królewna nie umrze, ale zaśnie na sto lat.