Ana içeriğe geç
Sözlük

uyuşturucu ile cümle

uyuşturucu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
5
HECE
8
ORT. KELİME
Uyuşturucu kullanır.Hij neemt drugs.
Hong Kong'da etorfin, "Hong Kong Tehlikeli Uyuşturucular Yönetmeliği" 134. bölümde liste I'de düzenlenmiştir.Hongkong In Hongkong valt cathine onder Groep 1 van Chapter 134: Dangerous Drugs Ordinance.
Jeff evi tanıtıp gezdirirken Hayley, Jeff'in içkisine uyuşturucu koyar ve Jeff bayılır.Bij Jeff thuis luistert Hayley naar muziek, terwijl Jeff drinken voor haar inschenkt.
Bu dönemde uyuşturucu kullanmaya başladı.Tijdens deze periode begon hij ook drugs te gebruiken.
Patlayıcı ve uyuşturucu arama köpeklerinden sorumludurlar.Voor drugs- en veiligheidscontroles worden speurhonden drugs en speurhonden explosieven gebruikt.
Uyuşturucu dolu uçağın gerçek yüzünü öğreniriz.Je wordt opgeschept in de watertank van een vliegtuig.
Alabama ve Clarence uyuşturucunun satışından kazanıkları parayla Cancún’a taşınmaktan bahsetmektedirler.Clarence en Alabama rijden nietsvermoedend naar Californië om de drugs te verkopen.
Boy George uzun dönem uyuşturucu bağımlılığı ile mücadele etmiştir.Boy George raakte in deze periode verslaafd aan heroïne.
Festivalde iki kişi aşırı doz uyuşturucu kullanımı nedeniyle hayatını kaybetmiştir.Tijdens het evenement overleden op verschillende locaties drie personen als gevolg van het gebruik van drugs.
Uyuşturucu kullanımı nedeniyle evinde ölü bulunmuştur.Tijdens zijn diensttijd werd hij veroordeeld wegens drugsgebruik.
Örnek : "Uyuşturucu kullanmak yasalara aykırıdır.Francesco: “Nee, het heeft niets met drugs te maken.
Yapılan otopsi sonucu kanında uyuşturucu maddeye rastlanmadı.Bij een autopsie werden geen drugs gevonden.
Uyuşturucu ve silah kaçakçılığı suçundan Bayrampaşa cezaevinde 6 ay yattı.Hij werd tot zes jaar gevangenisstraf veroordeeld wegens drugs- en wapenhandel.
Ayrıca uyuşturucuya ve uyuşturucu kullanımına karşıdır.Ze is tegenstander van het toestaan van abortus en drugsgebruik.
Alkol ve uyuşturucu sorunları onu gittikçe yıpratıyordu.Daarna ging het door een alcohol- en drugsverslaving steeds slechter met hem.
1993 - Kolombiya'lı uyuşturucu taciri Pablo Escobar, Medellín'de güvenlik güçlerince öldürüldü.1993 - Drugsbaron Pablo Escobar wordt doodgeschoten in Medellín (Colombia).
Hem de arabaları tamamen uyuşturucu doluyken.In beslag genomen wagen vol met drugs!"
Uyuşturucuya karşı mücadeleyi destekledi.Hij zette zijn strijd tegen de drostendiensten voort.
Çünkü uyuşturucu ile ilgili bir mikrofilmi vardır.Hij had allerlei microfilms bij zich.
Yapılan otopsi yüksek dozda uyuşturucu ve alkol nedeni ile hayatını kaybettiği açıklandı.Hij was blijkens de autopsie overleden aan een dodelijke combinatie van alcohol en drugs.
Çocuklara sürekli alkol, uyuşturucu ve AIDS hakkında bilgi verir.Voorlichting geven over psychische problemen en over alcohol en drugs.
Uyuşturucu kaçakçılığı, fuhuş.Merkproducten, tegen vervalsing.
Açıkça ifade ettiği eşcinsel eğilimleriyle tanınırdı ve sıklıkla uyuşturucularla ilgili deneyimlerini yazardı.Hij is vooral bekend door zijn tangofilms, die dikwijls seksueel getint waren.
Bu uyuşturucu, yutularak, çiğnenerek veya sigara ile içilerek kullanılır.Hij vloekt, drinkt, rookt sigaren en gokt.
Aşırı derecede uyuşturucu ve alkol kullanmakta idi.Overmatig gebruik van alcohol of drugs.
"Yıllarca uyuşturucu bağımlısı olmakla suçlandım.Gernandt heeft jarenlang een drugsverslaving gehad.
Otopsi sonucu aşırı kilolardan veya aşırı dozda uyuşturucudan öldüğü biliniyor.Hij blijkt te zijn gestorven door een overdosis drugs of medicijnen.
Uyuşturucu ve alkol bağımlısı olan Childers ve bir motosiklet çetesine katıldı.Childers was een alcohol- en drugsverslaafde motorrijder uit Pennsylvania.
Uyuşturucu kaçakçılığı.Legalisering van drugs.
Silah ve uyuşturucu ticareti yapmaktadır.Ze kwamen in het bezit van wapens en handelsgoederen.
Orijinal hareket fazlasıyla uyuşturucu ve alkol kullanımı içerir.Een eerste risicofactor is het gebruik van drugs en alcohol.
Ciddi bir uyuşturucu bağımlısıydı.Hij was een ernstige drugsverslaafde.
Örneğin Poe'nun uyuşturucu bağımlısı olmadığı günümüzde bilinmektedir.Na przykład jest dzisiaj oczywiste, że Poe nie był uzależniony od narkotyków.
1993 - Kolombiya'lı uyuşturucu taciri Pablo Escobar, Medellín'de güvenlik güçlerince öldürüldü.1993 W strzelaninie z siłami bezpieczeństwa w Medellín zginął kolumbijski baron narkotykowy Pablo Escobar.
Uyuşturucu kullanır.Zażywa narkotyki.
Uyuşturucuya karşı mücadeleyi destekledi.Promował też walkę z narkotykami.
Lance kardeşi Victor ile birlikte uyuşturucu ticareti yapmaktadır.W 1986 roku Lance handlował narkotykami ze swoim bratem, Victorem.
Şarkıda, uyuşturucu ticaretinin üzerinde durulmaktadır.Piosenka zajmuje się tematem zażywania narkotyków.
25 Haziran 2001'de aşırı dozda uyuşturucudan 35 yaşında ölmüştür.Zmarł nieoczekiwanie 25 czerwca 2001 r. w wieku 35 lat, przedawkowując heroinę.
Uyuşturucu bağımlısıdır.Jest uzależniony od narkotyków.
Dominic Monaghan, eski bir rock yıldızı ve uyuşturucu bağımlısı Charlie Pace olarak dizide yer aldı.Dominic Monaghan jako Charlie Pace, uzależniona od narkotyków gwiazda rocka.
Uyuşturucu korkum... bağımlılık korkum.Cierpiał na uzależnienie od narkotyków.
"Yıllarca uyuşturucu bağımlısı olmakla suçlandım.Była przez parę lat uzależniona się od narkotyków.
Burada uyuşturucu satarak geçimini sağlamaya başladı.Tam zaczął zajmować się handlem narkotykami.
Öldüğü sırada vücudunda uyuşturucu ağrı kesici vardı.W czasie ucieczki zjadł ciało innego zbiega.
Birleşmiş Milletler'e göre, Mansur, uyuşturucu ticaretinde önemli bir role sahipti.Według ONZ był zaangażowany w przemyt narkotyków.
Bu arada uyuşturucu ilaçlarla tanışıp, kendi üzerinde denemeler yapar.A jednak chodzicie bocznymi drogami próbując coś znaleźć.
Çocuklara sürekli alkol, uyuşturucu ve sigaranın kötü olduğunu söyler.Uczy dzieci, że narkotyki i alkohol są bardzo złe.
Sonny‘nin zamanla uyuşturucu işine girme isteği artmıştır.W czasie nowicjatu dokuczał Sonei.
Tedavi görüp bir hafta sonra sete döner ve bir daha uyuşturucu almayacağına yemin eder.Obiecał Davidowi, że za 2 tygodnie wróci i nie będzie pił.
Charlie uyuşturucuya bakar ve onu gülümseyerek ateşe atar.Peter daje mu strzykawkę z narkotykiem, a on sam ją sobie wstrzykuje.
Patlayıcı ve uyuşturucu arama köpeklerinden sorumludurlar.Są to psy ratowniczo-poszukiwawcze.
Bu işlerden sonra 1970'li yıllarda uyuşturucu kaçakçılığına ve satışına başladı.Pod koniec lat 70. rozpoczęła proceder porwań handlarzy narkotyków i ich dzieci.
Dolayısıyla uyuşturucu ile gelen ölümleri bilinçsizlik ile ilişkilendirmiştir.Istnieją podejrzenia, że jej zniknięcie ma związek z aferą narkotykową.
Bir yandan da alkol ve uyuşturucu kullanıyordu.Miał także problemy z alkoholem i narkotykami.
Şarkıda özellikle uyuşturucu bağımlılığına değinilmektedir.Piosenka nawiązuje do uzależnienia od narkotyków.
Bir süre uyuşturucu kullandı.Z czasem uzależnia się od narkotyków.
Bununla birlikte, Aralık 2007'de Eminem, aşırı dozda uyuşturucu kullanımı nedeniyle hastaneye kaldırıldı.W marcu 1980 roku był hospitalizowany z powodu przedawkowania narkotyków.
Pakistan, aşırıcılık, uyuşturucu ve silahların geri tepmeleriyle karşı karşıya kaldı." demekteydi.Przywitamy was bronią, krwią i samobójczymi zamachami!".
Uyuşturucu kaçakçılığı 1933 yılında ABD'deki alkol yasağı sona erdiğinde başladı.W 1934 roku, po zakończeniu prohibicji, rozpoczęto eksport wódki do USA.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod