Ana içeriğe geç
Sözlük

uymak ile cümle

uymak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
SRc'ler yaklaşık olarak bir dönem-parlaklık bağıntısına uymaktadırlar.Maka mereka harus didekati secara bertahap: mengikuti sambil memengaruhi.
Bu yöntem uluslararası posta ücretlerine uymak için yapıldı.Trong trường hợp này, giá cước bưu điện quốc tế được áp dụng.
Formula tüm katılımcıların ve arabaların uymak zorunda oldukları kurallar bütünüdür."Công thức" là một tập các quy định mà tất cả những người và xe tham gia phải tuân thủ.
Mahkeme de bu talebe uymak zorunda kalacak.Tòa án sẽ xét xử chớp nhoáng.
Grup uymak zorundadır.Làm việc theo nhóm.
Kanunlara uymak, onların test edilemeyeceği anlamına gelmez.Đừng phát minh lại quy luật nếu bạn không nghiên cứu thực hiện.
2. Yasa, Bir robot insanların verdikleri emirlere uymak zorundadır.第二条 ロボットは人間にあたえられた命令に服従しなければならない。
UEFA'nın kriterlerine uymaktadır.UCIの基準を満たしている。
İşlem kara delik mekanikleri yasalarına uymaktadır.黒マスの配置は黒マスルールの慣例に従う。
Bir Yahudi buna uymak zorundadır; aksi takdirde bir Müslüman'a yüklenmek hayatından fazlasına mal olur."そんな女のために死ぬ男が一人くらい居てもよい」と、より一層の決意を持ってユダに立ち向かう。
Cinayet mahalinde tespit edilmiş olan ayak izleri de Jesse'nin ayak izlerine uymaktaydı.殺害現場に残っていた血の靴跡がシンプソンの足のサイズと一致。
Ancak müşteri, Geyşa Birliği'nin koymuş olduğu kurallara uymak zorundadır.ジオキャッシングをプレーする上で、ジオキャッシャーが遵守しなければならないルールがいくつかある。
Dinleyiciler ve konuşmacılar forumun kurallarına uymak zorundadır.競技者は大会主催者の指示に従わなければならない。
Dizi de Trafik Kurallarına uymak için hazırlanmıştır.道路交通法施行規則に基づき定められたものである。
Gazlar bulundukları kabın şekline uymak zorunda değillerdir.これによりチェーンに油を注すメンテナンスが必要でない。
Bu yöntem uluslararası posta ücretlerine uymak için yapıldı.各國應保留國際郵資收款。
Formula tüm katılımcıların ve arabaların uymak zorunda oldukları kurallar bütünüdür.名稱中的“方程式”是指所有參賽車手和車輛都必須遵守的規則。
Aynı zamanda alanın etik kurallarına uymak gerekmektedir.選出相國時,也要採用禮為道德標準。
Nitekim John bu anlaşmaya uymak niyetinde değildi.可是,約翰對做生意實在沒有什麼興趣。
SRc'ler yaklaşık olarak bir dönem-parlaklık bağıntısına uymaktadırlar.秧秧感動之餘,仍是堅持手頭充裕之後一併還清。
Grup uymak zorundadır.請厚集兵守之。
2. Yasa, Bir robot insanların verdikleri emirlere uymak zorundadır.제2법칙:로봇은 인간의 명령에 반드시 복종해야만 한다.
Bir programa uymaktır: İşleri zamanında yapmaktır.I Immediate & Involved: 계획은 빠른 시간내에 수행될 수 있어야 한다.
İtaat, prensip olarak emir veyâ yasaklara uymaktır.첫 번째 명령은 순종하거나 무시해야 하는 직접 명령이다.
Dinleyiciler ve konuşmacılar forumun kurallarına uymak zorundadır.경기 및 심판규정은 대한한궁협회의 경기 규칙을 적용한다.
Tüm üyeler yüzde yüz bu kurallara uymakla yükümlüdür.액면주의 가액은 상법상 최소 100원으로 규정하고 있다.
Tüm üyeler yüzde yüz bu kurallara uymakla yükümlüdür.מוסדות אלה מחויבים בקיום של 100% מהתוכנית.
Tutuklu düzenli aralarla bir gözetimciye rapor vermek ve bazı koşullara uymak kaydıyla erken salıverilir.החכם באשי, הורה על מעצרו ליום אחד, בתנאים נוחים.
1068 tarihi gerçeklere de uymaktadır.ילידי 1068 נפטרים ב-1068 מדיה וקבצים בנושא 1068 בוויקישיתוף
Nitekim John bu anlaşmaya uymak niyetinde değildi.והוא (ג'ונסון) היה נחוש בדעתו למנוע זאת.
Mahkeme de bu talebe uymak zorunda kalacak.הפורום יעקוב אחר יישום החקיקה.
Kurallara uymak zorundayız.אנו חייבים לציית לחוקים.
Mahkemede kaybından kısa bir süre sonra, Napster mahkeme kararına uymak için kapatıldı.Малко след загубата в съда Napster е изключен, за да се изпълни присъдата.
Bu yöntem uluslararası posta ücretlerine uymak için yapıldı.Всеки участник се съгласява същите условия за провеждане на международни пощенски разноски.
Dizi de Trafik Kurallarına uymak için hazırlanmıştır.Схемата също трябва да отговаря на правилата за безопасност.
UEFA'nın kriterlerine uymaktadır.Покрива изискванията на УЕФА.
Olayların çoğu Atlantis'in batış tarihine uymaktadır.Чиснъдие преживява повечето от събитията в бурната история на Трансилвания.
Önce Kitbuğa, Laçın'in tavsiyelerine uymaktan kaçındı.Първоначално той отказваше ремача, за да не опетни завещанието на Гробаря.
Hükü­met de halk tarafından seçilmiş bir millet meclisinin kararlarına uymak zorundadır.Изпълнителната власт се осъществява от губернатор, избиран от населението.
NATO üyesi ülkeler ürettiği bütün askeri malzemeler de bu standartlara uymak zorundadır.Kasnije su sve grane američke vojske prihvatile ovaj standard kao i NATO.
Mahkeme de bu talebe uymak zorunda kalacak.Vrhovni sud mora sada djelovati.
Yeni şartlara uymakta zorluk çekmektedir.Stoga je od velike važnosti pridržavati se sljedećih pravila.
Kimi çocuklar yaşadıkları ortama uymakta güçlük çekerler.Kolike su patnje morala podnijeti ova moja djeca!
Formula tüm katılımcıların ve arabaların uymak zorunda oldukları kurallar bütünüdür.Slovo "formula" predstavuje súbor pravidiel, ktoré musia všetci účastníci a autá spĺňať.
Profesyonel oyuncular genelde etik kurallara uymakla yükümlüdürler.Preto obvykle spisovatelia dbajú na dodržiavanie gramatických pravidiel.
Grup uymak zorundadır.Partner by mal pasovať.
Anlatım Amenemhat'ın öğretisine de uymaktadır.Njegov naslov je Amenemhetova navodila.
Formula tüm katılımcıların ve arabaların uymak zorunda oldukları kurallar bütünüdür.Človeški faktor vključuje vse možnosti povezane z vozniki in drugimi udeleženci v prometu.
(Sünnîlere göre bu, Ehli Sünnet ve Cemaat'in itikat ve icraatlarına uymak demektir.)(Ta podoba je ostala v narodovem spominu kot sinonim krutosti in zlobe.)
İşlem kara delik mekanikleri yasalarına uymaktadır.Za črne luknje velja razširjeni entropijski zakon.
Sırplar ültimatomun şartlara uymak zorunda kaldı.Tarpukariu vykdavo retos proginės pamaldos.
Tanrının da uymak zorunda olduğu bazı ahlak kuralları vardır.Taip pat joje yra papildomų nurodymų, kaip turi gyventi Dievo tauta.
Nitekim John bu anlaşmaya uymak niyetinde değildi.Helen ei olnud mingil juhul nõus tagasi minema.
"10 Emir", komsunu sev, verimli ol ve ure. Amacim butun bu kaidelere uymakti.los Diez Mandamientos, amarás al prójimo, creced y multiplicaos y quise obedecerlas.
Ama ayni zamanda Incil'deki gizemli ve anlasilmasi guc yuzlerce kaideye uymak istedim.Ale mimo to jsem chtěl následovat i ty stovky tajemných a nejasných zákonů, které jsou v Bibli.
Ama ayni zamanda Incil'deki gizemli ve anlasilmasi guc yuzlerce kaideye uymak istedim.Dar de asemenea am dorit să urmez și sutele de legi tainice și obscure care sunt în Biblie.
Ama ayni zamanda Incil'deki gizemli ve anlasilmasi guc yuzlerce kaideye uymak istedim.De követni akartam a több száz misztikus és zavaros törvényt is a Bibliában.
Ama ayni zamanda Incil'deki gizemli ve anlasilmasi guc yuzlerce kaideye uymak istedim.Halusin kuitenkin noudattaa myös satoja vanhanaikaisia ja outoja lakeja, joita Raamatussa on.
Ama ayni zamanda Incil'deki gizemli ve anlasilmasi guc yuzlerce kaideye uymak istedim.또 성경에 기록되어 있지만 희한하고 잘 알려지지 않은 수백 개의 계율들도 지켜 보고 싶었습니다.
Ama ayni zamanda Incil'deki gizemli ve anlasilmasi guc yuzlerce kaideye uymak istedim.Lecz również chciałem się trzymać setek dziwnych i ponurych reguł, które znajdują się w Biblii.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod