Bu tanım Halkapınar'a uymaktadır.È il seguito di Dèmoni.
Yeni şartlara uymakta zorluk çekmektedir.Трудно приспосабливалась к новым условиям.
2) Vukûf-ı Adedî Anlamı; zikir sayısına dikkat etmek ve uymaktır.Его многоликость поражает и удивляет, а зачастую и восхищает.
SRc'ler yaklaşık olarak bir dönem-parlaklık bağıntısına uymaktadırlar.У Зосимы они с Алёшей встречаются после некоторого перерыва.
Her biri o renkte olan anahtar deliklerine uymakta ve kilitli kapıyı açmaktadır.Каждый ключ имеет свой цвет и открывает соответствующую пещеру.
Nitekim John bu anlaşmaya uymak niyetinde değildi.Мартин не стремился совершать какие-либо подвиги.
Dizi de Trafik Kurallarına uymak için hazırlanmıştır.А также, как важно придерживаться правил дорожного движения.
Bir Yahudi buna uymak zorundadır; aksi takdirde bir Müslüman'a yüklenmek hayatından fazlasına mal olur."وأن يبصق حرفياً على اليهودي، كل هذا ويجب على اليهودي أن يستلم؛ حيث أن حياته يستحق أكثر من ضرب محمدي".
Yeni şartlara uymakta zorluk çekmektedir.المساعدة على تقبل الأوضاع الجديدة.
Bu hususta zanna uymak dışında hiçbir bilgileri yoktur ve kesin olarak onu öldürmediler.فالعباد لابد لهم من مدبر حكيم وسايس عليم لأنهم لا يملكون لأنفسهم ضرا ولا نفعا ولا موتا ولا حياة ولا نشورا.
Artık hepsi modern yaşamın kurallarına uymak zorunda.لا تستطيع التفاعل مع متطلبات الحياة العصرية.
İşlem kara delik mekanikleri yasalarına uymaktadır.O processo obedece a leis da mecânica de buraco negro.
Bir Yahudi buna uymak zorundadır; aksi takdirde bir Müslüman'a yüklenmek hayatından fazlasına mal olur."A tudo isso, o judeu é obrigado a submeter-se, seria mais do que sua vida valia atacar um maometano."
Anlatım Amenemhat'ın öğretisine de uymaktadır.O outro ensinamento real é as Instruções de Amenemhat.
Artık hepsi modern yaşamın kurallarına uymak zorunda.Todos adaptam-se a novos modos de vida.
Formula tüm katılımcıların ve arabaların uymak zorunda oldukları kurallar bütünüdür.De "formule" in de naam verwijst naar een pakket regels waar alle deelnemers en auto's aan moeten voldoen.
Ancak müşteri, Geyşa Birliği'nin koymuş olduğu kurallara uymak zorundadır.Gerstengrund laat zijn bestuurstaken uitvoeren door de stad Geisa.
Kanunlara uymak, onların test edilemeyeceği anlamına gelmez.Wordt de wet niet toegepast, dan kan het verhoor geen enkel bewijs opleveren.
Tanrının da uymak zorunda olduğu bazı ahlak kuralları vardır.Er zijn echter wel religieuze voorschriften waaraan de vorst zich moet houden.
Mahkemede kaybından kısa bir süre sonra, Napster mahkeme kararına uymak için kapatıldı.Hierdoor was het makkelijk om Napster stop te zetten na een rechtszaak.
Mahkeme de bu talebe uymak zorunda kalacak.De rechtbank wijst deze vordering af.
Nitekim John bu anlaşmaya uymak niyetinde değildi.John nie miał wyboru.
Bu hususta zanna uymak dışında hiçbir bilgileri yoktur ve kesin olarak onu öldürmediler.Lecz nie byli oni przy tym pewni, co świadczy po ich zastrzeżeniach, że nic nie wiedzą o jego pogrzebie.
Artık hepsi modern yaşamın kurallarına uymak zorunda.W jego życiu wszystko jest zgodne z regułami panującymi we współczesnym świecie.
İtaat, prensip olarak emir veyâ yasaklara uymaktır.Wbrew zasadzie, ale zgodnie ze zwyczajem.
Yeni şartlara uymakta zorluk çekmektedir.Łatwo przystosowuje się do nowych warunków.
Sürüye uymak.Man väntar herden.
Kolejdeki birinci yılında, okuldaki ödevleri yapmakta ve kurallara uymakta oldukça zorlanmıştır.Under sitt första år på college upplevde han studierna och reglerna som alltför betungande.
Kanunlara uymak, onların test edilemeyeceği anlamına gelmez.Om denna modell inte uppfylls, kan lagarna inte tillämpas.
Dizi de Trafik Kurallarına uymak için hazırlanmıştır.Diskussioner har förts om att den bör vara en trafikregel.
Yeni şartlara uymakta zorluk çekmektedir.Їм було важко пристосуватися до нової ситуації.
Bu durum Helmholtz karşılıklığına prensibine uymaktadır.Як таке воно підпорядковується принципу взаємності Гельмольца.
Nitekim John bu anlaşmaya uymak niyetinde değildi.Джон дотримав свою обіцянку.
Bir programa uymaktır: İşleri zamanında yapmaktır.В даному разі програма задана в часі.
Aldığı kararlara Yürütme uymak zorundadır.Вам потрібно дотримуватись плану, який ви обрали.
Grup uymak zorundadır.Тримається групою.
Grup uymak zorundadır.Skupina se musí schovat.
Nitekim John bu anlaşmaya uymak niyetinde değildi.John proto neváhá zasáhnout.
Sırplar ültimatomun şartlara uymak zorunda kaldı.Proto museli psi zůstat v krutých místních podmínkách.
Önce Kitbuğa, Laçın'in tavsiyelerine uymaktan kaçındı.Dokonce i po Libbině smrti se snaží dodržovat rady, které mu dala.
Yehova'ya olan sadakat, Tesniye kanunlarına uymakla ölçülmekteydi.Prin devotament față de Yahweh se înțelegea respectarea legii deuteronomice.
Artık hepsi modern yaşamın kurallarına uymak zorunda.Toți se adaptă la noi moduri de viață.
Yasalara uymak zorundasın.Trebuie să te supui legilor.
Yasalara uymak zorundasın.Trebuie să te conformezi legilor.
Bu sezon ilk kez katılımcılar UEFA Finansal Fair Play Yönetmeliği'ne uymak zorundadırlar.Ez volt az első olyan szezon, amikor az UEFA pénzügyi fair play szabályait is figyelembe vették.
Bir programa uymaktır: İşleri zamanında yapmaktır.Egy másik alak: A munkát a rendelkezésre álló idő alatt végzik el.
Tüm üyeler yüzde yüz bu kurallara uymakla yükümlüdür.Ebben minden tagunk 100 százalékosan egyetért.
Grup uymak zorundadır.A társaság fellélegzik.
Sırplar ültimatomun şartlara uymak zorunda kaldı.A gombák a szárazföldi körülményekhez alkalmazkodtak.
Dizi de Trafik Kurallarına uymak için hazırlanmıştır.Felügyelői vigyáztak a vízi közlekedés szabályainak betartására.
Gollum şartlara uymak istemez ve yüzüğünü takarak görünmez olup onu yemek ister ama yüzüğünü bulamaz.Ekkor megérkezik Gollam, és megpróbálja megszerezni a Gyűrűt, de nem jár sikerrel.
Yeni şartlara uymakta zorluk çekmektedir.Mindenekelőtt hozzá kell szoknia az új körülményekhez.
Dinleyiciler ve konuşmacılar forumun kurallarına uymak zorundadır.Σύμφωνα με όσα αναφέρθηκαν παραπάνω, οι ομομορφισμοί οφείλουν να τηρούν τις δομές της ομάδας.
Bu hususta zanna uymak dışında hiçbir bilgileri yoktur ve kesin olarak onu öldürmediler.De har ingen (sikker) viden, men følger (kun) en formodning, og de dræbte ham visselig ikke."
Formula tüm katılımcıların ve arabaların uymak zorunda oldukları kurallar bütünüdür.Ordet «Formel» i tittelen betyr at det finnes et sett regler alle deltakende biler og førere må følge.
Nitekim John bu anlaşmaya uymak niyetinde değildi.Kimon hadde i realiteten ingenting å gjøre med denne avtalen.
Mahkemede kaybından kısa bir süre sonra, Napster mahkeme kararına uymak için kapatıldı.Tak lama setelah kalah di pengadilan, Napster ditutup untuk mematuhi perintah pengadilan.
İşlem kara delik mekanikleri yasalarına uymaktadır.Proses ini mematuhi hukum mekanika lubang hitam.
Bu sezon ilk kez katılımcılar UEFA Finansal Fair Play Yönetmeliği'ne uymak zorundadırlar.Musim ini pertama kalinya klub peserta harus memenuhi peraturan UEFA Fnancial Fair Play.
Dördüncü filmde Dumbledore'un odasındaki Düşünseli romandaki tanımlara uymaktadır.Dalam film keempat, Pensieve di ruangan Dumbledore sesuai dengan deskripsi yang diberikan dalam novel.