Ana içeriğe geç
Sözlük

uyku ile cümle

uyku kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Bu duayı üç kez ettikten sonra diğer duacıları kontrol ettiğinde onları uykuya dalmış buldu.Dat deed hij door drie keer aan de paus, bij zijn doopnaam, te vragen of hij sliep.
Daha sonra özellikle trypanosomalar ve uyku hastalığı üzerinde çalıştı.Ook onderzocht hij trypanosomen en in het bijzonder de parasiet die slaapziekte veroorzaakt.
Siper hayatında uykunun yeri yoktu.More had niet veel slaap nodig.
Video Lucky'nin ağlayarak uykuya dalmasıyla sona erer.Aan het einde van de video zien we hoe Lucky zichzelf tot slapen huilt, met haar make-up nog steeds op.
Uyku ihtiyacı yoktur ve uyumaz.Hij heeft geen bed omdat hij nooit slaapt.
Kış uykusuSchuur Winteraanzicht
Uyku modundan uyanmanın güvenilirliğini artırılması.Beïnvloeding van de kwaliteit van de slaap.
Uyku esnasında veya beslenme yetersizliklerinde bazal metabolizma normalden düşüktür.Een tekort aan vocht tijdens en na de menopauze is normaal.
Uyku felciyse uyanma esnasında geçici bir konuşamama ya da hareket edememe durumudur.Slaapverlamming: een tijdelijk onvermogen te kunnen bewegen bij het in slaap vallen of ontwaken.
Uyku bozukluğu, gerginlik gibi depresif sorunların giderilmesine katkı sağlar.Onthouding van slaap is echter ook toegepast als behandeling van depressies.
3. ayda ise uykusu günde 15 saate düşer.Dit dier slaapt tot 15 uur per etmaal.
Lâkin Harp sesi onu sürekli yatıştırır ve uykuya daldırır.Elke nacht bedwelmt zij hem echter en pleegt overspel tijdens zijn slaap.
6. sezonun finalinde ise uyku lanetine maruz kalır, Bonnie öldüğü zaman Elena uyanacaktır.Dat betekent dat Elena in een diepe slaap valt en ze weer wakker zal worden zodra Bonnie sterft.
Öğlen uykusuna yatmak için gölgeli köşe bulabilmak imkânsizdir.De schildpad kan urenlang onderwater blijven tijdens de slaap.
Âşıklar, seher vakitlerinde uyku yerine zikri tercih etmelidir.Sommige patiënten brengen de tijd liever slapend door.
Çok az uykuya ihtiyacı olduğu bilinmektedir.Slapen vond hij slechts een noodzakelijk kwaad.
Sonunda çingene kadın uykuya dalar.Gretta valt uiteindelijk in slaap.
Uyumakta olan birinin 6 saatlik uykusunu görüntülüyordu.Een vierde persoon lijkt te slapen.
Bu, uykuya dalmakta olan bir kişinin karşılaştığı durumdur.Daar valt haar een man op die in slaap is gevallen.
Polen ve uyku tozu saldırıları vardır.Er bestaat monofasische slaap en polyfasische slaap.
Bununla beraber gece uykusu esnasında sık sık uyanma durumları görülür.Sommigen zijn in periodes de gehele nacht wakker.
İyi uykular. Tatlı rüyalar.Slaapwel. Droom zoet.
Uykuya dalmak uzun zamanımı aldı.Het duurde lang tot ik in slaap viel.
Kaç saat uykuya ihtiyacın var?Hoeveel uur slaap heb jij nodig?
Uykum gelmişti, o yüzden yatağa gittim.Ik had slaap, daarom ging ik naar bed.
Gözlerinden uyku akıyordu.Zij stond te tollen van de slaap.
Bu akşam tüm gece uykusuz kalacağım gibi görünüyor.Het ziet er naar uit dat ik vanavond de hele nacht wakker blijf.
Uyku en iyi meditasyondur.Slaap is de beste meditatie.
Kurban yatağına yatar ve sağlıklı bir şekilde uykuya dalar.Ofiara choroby kładzie się spać i śpi w dobrym zdrowiu.
Uyku döneminde (kışın) soğuğa oldukça dayanıklıdır.Podczas snu (i odpoczynku) następuje inkubacja.
Yine uykuya daldı, bu kez başka bir düş gördü.A kiedy znów zasnął, miał drugi sen.
1978 yılında aşırı dozda uyku ilacıyla intihar etti.W 1978 popełniła samobójstwo, zażywając środki nasenne.
Uyku ihtiyacı yoktur ve uyumaz.Nie ma apetytu, nie może spać.
Gel, beni gaflet uykusundan uyandır.Wybudza go ze snu wołanie Staśka.
(Kardeşin uykuya dalması önce, annenin gelmesi sonra.)(‘Czyż wasza matka szybko przyjdzie?’).
Bu teknolojiler uykuda bile beynin bütün bölgelerinin bir şekilde etkinlik gösterdiğini ortaya çıkarmaktadır.Ukazują, że nawet w trakcie snu wszystkie części mózgu wykazują pewien poziom aktywności.
Kan UykusuRozmaz krwi
Ayrıca uykuya çok düşkündür ve içmeyi sever.Ma problemy z depresją a ponadto uwielbia pić.
Uyku eksikliği de tip 2 diyabetle ilişkilendirilmiştir.Brak snu również jest łączony z cukrzycą typu 2.
Kış uykusuna yatarlar.Zimą zapadają w sen zimowy.
Çoğu uyku sırasında uyananınca gerçekleşir.U połowy ludzi dokonuje się to w czasie snu.
O sabah ise uykuya dalmış ve ancak son vakitte uyanabilmişti.Powrócili więc do swoich domów i noc spędzili w strachu i przygnębieniu.
Ey fakir Uygur uyan, uykun yeter.Nie budź śpiących psów, Lubimyczytać.pl (pol.).
Uyku öncesi açlık.Wieczny głodomór i śpioch.
Onlar da uykudadır.Pochodzi ze Spały.
Herkes salonun geniş bir bölümünde uykuya dalar.Na piętrze obszerna sala przez całą szerokość budynku.
12 yaşından beri kronik uykusuzluk sorunu var.W wieku 12 lat zdiagnozowano u niej nerwicę natręctw.
Kış uykusuna yatmazlar.Zimą nie zapadają w sen zimowy.
Orada mucizevî bir uykuya dalarlar.Śpi z pluszowym misiem.
Yapılan incelemede, uykusunda kalp krizi geçirerek öldüğü anlaşıldı.Oficjalna wersja brzmiała, iż zmarł on na udar mózgu w trakcie snu.
Bu olayın ardından, Weber artarak uyku problemine ve sinirliliğe düçar oldu.Po tym wydarzeniu Weber zaczął miewać nastroje depresyjne, stał się nerwowy i cierpiał na bezsenność.
Normalde insanlar uykularına NREM ile başlarlar.Zespoły K zwykle występują wspólnie z wrzecionami snu.
Sonra yatağına girip hemen uykuya dalar.Po powrocie do domu natychmiast zasnął.
Kaşıntı, uyku problemlerine neden olabilir.Powoduje problemy z zaśnięciem.
Uyku apnesi acil tedavi gerektiren hayati bir hastalıktır.Słowotok jest podstawowym symptomem choroby, która powinna być bezzwłocznie leczona.
1935'teyse uyku haplarıyla intihara kalkıştı.W 1940 popełnił samobójstwo zażywając śmiertelną dawkę tabletek nasennych.
Tom içki içer ve yeniden uykusuna dalar.George upija się i wymiotuje przed wejściem do klubu, a następnie zasypia.
16 saat tır sürdükten sonra 8 saat uyku, sizi tam olarak dinlenik yapabilir.Proces klucia trwa około 28 godzin, przez kolejne 8 godzin pisklę śpi, po obudzeniu zaczyna żebrać o pokarm.
İçinde yavaş tesir gösterecek zehir bulunan şarabi içtikten sonra uykuya çekilir.Aby skrócić jej cierpienia Mindowe podaje jej napój zawierający truciznę.
Damon, Elena'nın uykuya dalmasına çok üzülmüştür.Burke jest obrażony na Cristinę, ze zasnęła w czasie seksu.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod