Kış uykusuna yatmazlar ancak soğuk havalarda birkaç gün süren uyuşukluk dönemleri olur.Non effettua migrazioni, tuttavia entra in uno stato di torpore diurno durante le giornate più fredde.
Öğlen uykusuna yatmak için gölgeli köşe bulabilmak imkânsizdir.L'assunzione del farmaco alla sera può determinare un ritardo nell'addormentarsi.
Bu, uykuya dalmakta olan bir kişinin karşılaştığı durumdur.Quello che vedono è un dormiente.
Aang yüzyıllık bir uyku yaşantısından Katara ve Sokka tarafından kurtarılmıştır.Aang salverà Sokka e Katara in tempo?
Uyku esnasında ağrı algılama duygusu kaybolmaz.Addormentatasi, al risveglio non sentì alcun dolore.
Onlar da uykudadır.Morti di sonno.
Uyku, yeni anıları güçlendirmede önemli bir rol oynar.Si ritiene che il sonno abbia un ruolo attivo nel consolidamento della memoria dichiarativa.
Normal insanların yarısında uyku esnasında bu içe çekmeler olur.La metà delle persone normali hanno queste piccole aspirazioni durante il sonno.
İşte bu noktada uyku tulumu fikri ortaya atıldı.Fu così che venne accantonata l'idea del live.
Julia uyku kapsüllerindeki astronotlardan biridir.Dawkins è un asteroide della fascia principale.
Tom içki içer ve yeniden uykusuna dalar.Il bimbo accetta e ritorna a dormire.
Uyku, vücut zindeliğinin yenilenmesi amacını taşır.Usando i fiammiferi puoi fermare la rigenerazione delle teste.
3. ayda ise uykusu günde 15 saate düşer.Durante le sue nuotate, dorme 5 ore al giorno.
Kış uykusuna yatan gelengilerle beraber keneler de bütün evreleriyle kışı yuvada geçirir.Le cronache del tempo narrano che alcune dame passarono l'intero inverno a letto.
Kan UykusuCoagulazione del sangue
1978 yılında aşırı dozda uyku ilacıyla intihar etti.Nel 1933, si suicidò con un'overdose di sonniferi.
Kış uykusuna yatmazlar.Durante l'inverno non entra in letargo.
Roussimoff, 27 Ocak 1993 gecesi Paris'te, otel odasında, kalp yetmezliği nedeniyle uykusunda öldü.André morì il 27 gennaio 1993, stroncato da un infarto nel sonno in un hotel parigino.
Bu düşünceler sırasında kendinden geçip derince bir uykuya dalar.E con questi pensieri si addormentò.
Kış uykusu yoktur.Non dispone di locale invernale.
Çim üzerine uzandı ve uykuya daldı.Он лег на траву и заснул.
Tom uykusunda öldü.Том умер во сне.
Gürültü, benim uykumu rahatsız etti.Шум нарушил мой сон.
Bebek derhal uykuya daldı.Ребёнок моментально заснул.
Tüm dostlarım uykuda.Все мои товарищи спали.
Kısa bir uykuya ihtiyacım var.Мне нужно вздремнуть.
Tom uykusu gelmiş gibi gözüküyor.Фома выглядит так, будто он хочет спать.
Uykuda bir rüya gördüğümüz zaman uyanmaya yakınız demektir.Когда нам во сне снится сон — мы близки к пробуждению.
Bahse girerim ki kimsenin uykusu yok.Готов поспорить, что никто не спит.
Biz uykudayken nefes alıp verişimiz rahatlar.Когда мы спим, наше дыхание успокаивается.
Şimdi gerçekten uyku vakti geldi.Сейчас самое время пойти спать.
Uyku, uykusuzluğun en iyi ilacıdır.Сон — лучшее средство от бессонницы.
Eğer bir bebek uykuda gülümsüyorsa, rüyasında bir melek görüyor demektir.Если малыш улыбается во сне, значит, ему снится ангел.
Bu düşünce yüzünden geceleri uykunun bize haram olduğu Allah’ın mâlûmudur.В ночь Бараат желательно читать мольбу: «О, Аллах!
Allah, Âdem’e derin bir uyku verdi.Аллах поселил Адама в раю (джаннат).
Butterfly uykuya dalmış olan oğlunu arka odaya götürür.Баттерфляй уносит спящего сына в другую комнату.
Afrika tripanosomiyazisi veya uyku hastalığı insan ve hayvanlarda gӧrülen parazitsel bir hastalıktır.Африканский трипаносомоз, или сонная болезнь — паразитическое заболевание людей и животных.
12 yaşından beri kronik uykusuzluk sorunu var.До 12 лет он страдал хроническим энурезом.
Yıllar sonra uykusunda huzur içinde öldü.Три года спустя он мирно умер во сне.
O sabah ise uykuya dalmış ve ancak son vakitte uyanabilmişti.И был вечер, и было утро: день шестой».
Uyku ihtiyacı yoktur ve uyumaz.Нет, он не спит // Воздух.
Kollarında Fındıkkıran ile uykuya dalar.Теперь он хочет уснуть в её объятиях.
Tom içki içer ve yeniden uykusuna dalar.Она выпивает сок и засыпает.
Görünüşe göre uyku haplarının aşırı dozda alındığı bir ilaçla intihar etmişti.Покончила с собой, приняв избыточную дозу снотворного.
İyi uykular.Добрых снов.
O gece Kristi uykusundan uyanır ve kameraların görüş alanında olmayan biriyle konuşur.Этой же ночью Кристи просыпается и начинает разговаривать с кем-то за камерой.
Prenses ve tüm saray uykuya dalar.С принцессой пробуждается и весь замок.
Çok az uykuya ihtiyacı olduğu bilinmektedir.Поэтому Вика очень мало спала.
Düş zamanı hikâyelerinden bir parça: Tüm dünya uykudaydı.Ему казалось, «что весь остальной мир спит».
1935'teyse uyku haplarıyla intihara kalkıştı.В 1935 году она покончила жизнь самоубийством, приняв смертельную дозу снотворного.
Sonunda çingene kadın uykuya dalar.Наконец, настойчивость цыгана заставляет её выйти.
Şofar’ı üflemenin amacı, uyuyanları uykularından uyandırıp, yaklaşan yargı gününden haberdar etmektir .Он уговаривает её бежать с ним, и ночью они совершают побег.
Bu, uykuya dalmakta olan bir kişinin karşılaştığı durumdur.Это делается в качестве шалости по отношению к спящему человеку.
Karakteristik olarak, kişi çok erken uyanmakta ve uykuya geri dönememektedir.Однако, отдышавшись, человек приходит в себя и может дальше спокойно спать.
Bu taburların üçte birindeki erat, üç günlük kesintisiz muharebelerden yorgun ve uykusuzdur.А сражались три дня без сна неотступно.
İşte bu noktada uyku tulumu fikri ortaya atıldı.Тогда была выдвинута идея спального мешка.
Sonra yatağına girip hemen uykuya dalar.Зайдя внутрь, он сразу же пошёл спать.
Rakun köpegi köpekgiller familyasının tek kış uykusuna yatan üyesidir.Енотовидная собака — единственный представитель семейства псовых, залегающий на зиму в спячку.
Gel, beni gaflet uykusundan uyandır.Это помогает пробуждению и выходу из состояния «сна наяву».
Uykuya dalmadan önceki uyku-uyanıklık arası hal.Совершается перед отходом ко сну.