Kişi uykuya daldığındaysa beyin dalgaları yavaşlar ve daha az düzenli olur.Cuando una persona duerme, éstas se vuelven más lentas y menos regulares.
Burada uykuya dalar ve tekrar kâbus görmeye başlar.Tom regresa a dormir pero empieza a sentir culpa.
Uyku 5 evreden oluşmuştur.Quiero Despertar 5.
Uykuya dalar gibi ölüyorlardı.Murió mientras dormía.
3. ayda ise uykusu günde 15 saate düşer.Dormían hasta quince horas diarias.
Bu başlık altındaki öneriler uyku süresi ve uykunun zamanlaması ile ilgilidir.El sencillo que le sigue es La Hora de Dormir.
Güne erken saatlerde başlarlar ve çok sıcak günlerde öğle uykusuna yatabilirler.Se levanta temprano, se duerme a buena hora.
Ölümden kısa süre önce hasta artık yerinden hiç kalkamaz ve sürekli uyku halinde komaya girer.Con el tiempo los enfermos ya no pueden moverse ni hablar y caen en coma.
Bu yoğun tempo zaman zaman uykusuzluk sorunlarına neden olurdu.En esta etapa del embarazo es muy corriente tener dificultades para dormir.
Uyku, yeni anıları güçlendirmede önemli bir rol oynar.Esta fase es importante para la consolidación de nuevas memorias.
Yine uykuya daldı, bu kez başka bir düş gördü.Nuevamente vuelve a dormirse y tiene un último sueño.
Uyku kapsülüne Julia'yı yatırır ve küçük araçla yörüngedeki Tet'e doğru havalanır.Jack introduce a Julia en la cápsula de hibernación y pone rumbo al Tet en la órbita terrestre.
Cadi Hansel'i yapmacik uykusundan uyandirir ve ondan parmagini kendine göstermesini talep eder.La Bruja despierta a Hansel y hace que él le muestre un dedo.
Damon, Elena'nın uykuya dalmasına çok üzülmüştür.Le estoy muy agradecido a Damon por llevarme allá.
Kendisi narkoleptik (gündüz aşırı uyku eğilimli) olduğunu açıklamıştır. ^ KimmelKimmel ha hablado en repetidas ocasiones sobre la condición de narcolepsia que sufre desde niño. Kimmel
İçlerinden sadece Surridge'i uykusunda, zehir enjekte ederek acısız şekilde öldürür.Sólo demostró piedad por Surridge, a quien mató con un veneno que no le causó dolor.
Çok az uykuya ihtiyacı olduğu bilinmektedir.Menor necesidad de dormir.
Çocuğun anne karnındaki duruşu ve uyku sırasındaki yatış pozisyonu ile hiçbir ilgisi yoktur.Además es recomendable no dormirse con el bebé en el sillón o el sofá.
Uyku ve uyku vakti ile özdeştirilir.Descansar y dormir solo lo necesario.
Rick üst kattaki yatak odasına çıkar ve uykuya dalır.Rick se va a la cama en una habitación del segundo piso cuando se van.
Bu düşünceler sırasında kendinden geçip derince bir uykuya dalar.A partir de este planteamiento, se dedica a meditar sobre una serie de interrogantes hasta que cae dormido.
Uykusuz'un çıkışıyla birlikte dişçiliği bırakmıştır.Este queda dormido después de saciar su apetito.
Bütün uyuyanlar uykularından uyanır.Algunas personas dormidas se despiertan.
İyi uykular.Adiós al sueño.
Marge ve Homer, çocuklarına "iyi uykular" diler fakat çocuklar, plâna ayak uydurmaz.Marge y Homer les dan las buenas noches a sus hijos pero todo no está planeado.
Uykuya dalmadan önceki uyku-uyanıklık arası hal.Libro de lecturas para antes de acostar.
Spartalıların bir Uyku ve Ölüm kültü mevcuttu; bu ikisi ikiz kardeş olarak algılanıyor ve kabul ediliyordu.Los espartanos rendían culto al Sueño y a la Muerte, concebidos como gemelos: sin duda la Noche era su madre.
Öldürülen askerler ya uyurken ya da yarı uykulu bir şekilde kaçarken vurularak öldürüldü.Aquellos que intentaban huir morían por un disparo en la espalda o decapitados.
Yapılan incelemede, uykusunda kalp krizi geçirerek öldüğü anlaşıldı.Los informes sugieren que sufrió un ataque al corazón mientras dormía.
Evre I- Uyku basması.F. Alvárez.
Yazıhaneci, otobüs şoförlerinin uykusuz olup olmadığını da denetler.Eso nos permite descartar que el conductor se haya quedado dormido.
Endimion uykusunda iken Diana'yi kucaklar.Con el tiempo van Diemen sorprende y captura a Keremea mientas duerme.
Kış uykusuna yatarlar.En invierno duermen en dormideros comunales.
Streste artabilir ve uykuda kaybolabilir.Ella sólo quiere dormir y desaparecer.
Uyumakta olan birinin 6 saatlik uykusunu görüntülüyordu.Mi asistente me tenía que levantarme después de dormir dos horas.
Kış uykusu yoktur.No conocen el sueño invernal.
Babam sıklıkla televizyon izlerken uykuya düşer.Mio padre s'addormenta spesso mentre guarda la televisione.
Tom derin uykudaydı.Tom dormiva profondamente.
Uykum var!Ho sonno!
Kitap okuyorken, uykum geldi.Mi sono addormentato mentre leggevo.
O, çok uykulu görünüyor.Sembra molto assonnato.
Tom, çok uykulu görünüyorsun.Tom, sembri molto assonnato.
Tom çok uykulu görünüyordu.Tom sembrava molto assonnato.
Hâlâ biraz daha uykuya ihtiyacın var, değil mi?Hai bisogno di dormire ancora un po', non è vero?
Tom uykulu görünüyor, değil mi?Tom sembra assonnato, non è vero?
Saat dokuzda yatmaya gittim ama saat onda uykuya daldım.Sono andato a letto alle nove ma mi sono addormentato alle dieci.
İyi uykular.Dormi bene, tesoro.
Çok az uykuya ihtiyacı olduğu bilinmektedir.Ma il piccolo non ne vuole sapere di addormentarsi.
Ama onun yerine bir uyku kapsülü bulurlar.In primo luogo, lo addormentano con un altro sonnifero.
Uyku ihtiyacı yoktur ve uyumaz.Sono incapaci di dormire e non hanno bisogno di riposo.
Bazı antidepresan ilaçlar da, uyarıcı etkisinden ötürü uyku yitimine yol açabilmektedir.Alcuni farmaci antidepressivi possono causare insonnia per loro effetto psicostimolante.
Ancak bazı kaynaklar bunun aksi yönde hiçbir uykusuzluk sorununa ginsengin neden olmadığını belirtmektedir.Tuttavia altre fonti affermano che il ginseng non causa disturbi del sonno.
Ferit ise yaşadığı bu olayı uyku halimi yoksa kâbus mu olduğunu bir türlü çözemez.Willy però si accorge che per fortuna è un incubo, o forse no...
Uyku eksikliği de tip 2 diyabetle ilişkilendirilmiştir.La mancanza di sonno è stata associata allo sviluppo di diabete di tipo 2.
Bütün uyuyanlar uykularından uyanır.Risveglio generale di coloro che dormono.
Sonunda çingene kadın uykuya dalar.Alla fine, la donna si addormenta sfinita.
Uygulamada dört ana kategori bulunur: Aktivite, Uyku, Farkındalık ve Beslenme.L'applicazione, appena aperta, mostra 4 sezioni: Attività, Mindfulness, Alimentazione e Sonno.
12 yaşından beri kronik uykusuzluk sorunu var.Dall'età di dodici anni soffre di Paralisi nel sonno.
Özellikle çocuk uykudan 1,5 saat sonra uyandırılmalıdır.Il bambino deve essere valutato per 1-5 minuti se è sveglio, per più tempo se sta dormendo.
Ey fakir Uygur uyan, uykun yeter.Sleeper, ragazzo pigro che si addormenta sempre.